<?xml version='1.0' encoding='UTF-8'?><?xml-stylesheet href="http://www.blogger.com/styles/atom.css" type="text/css"?><feed xmlns='http://www.w3.org/2005/Atom' xmlns:openSearch='http://a9.com/-/spec/opensearchrss/1.0/' xmlns:georss='http://www.georss.org/georss' xmlns:gd='http://schemas.google.com/g/2005' xmlns:thr='http://purl.org/syndication/thread/1.0'><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982</id><updated>2012-02-02T02:18:49.826+02:00</updated><category term='pink side of the blog..'/><category term='dark side of the blog..'/><title type='text'>just a paper doll..</title><subtitle type='html'>easy to wet, easy to tear.. just a paper doll!</subtitle><link rel='http://schemas.google.com/g/2005#feed' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/posts/default'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default?max-results=100'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/'/><link rel='hub' href='http://pubsubhubbub.appspot.com/'/><link rel='next' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default?start-index=101&amp;max-results=100'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><generator version='7.00' uri='http://www.blogger.com'>Blogger</generator><openSearch:totalResults>229</openSearch:totalResults><openSearch:startIndex>1</openSearch:startIndex><openSearch:itemsPerPage>100</openSearch:itemsPerPage><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-2842617746255234143</id><published>2012-01-31T10:15:00.002+02:00</published><updated>2012-01-31T10:24:37.251+02:00</updated><title type='text'>farewell</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-U98aIOS135I/Tyeit_oS5jI/AAAAAAAAAuY/BMiYWva6BbU/s1600/welcome_to_thestrangestcircus__by_m0thyyku-d2l86pm.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="273" src="http://1.bp.blogspot.com/-U98aIOS135I/Tyeit_oS5jI/AAAAAAAAAuY/BMiYWva6BbU/s320/welcome_to_thestrangestcircus__by_m0thyyku-d2l86pm.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;merhaba!&lt;br /&gt;yaklaşık 4-5 aydır blogum kapalıydı, hiç yazmak gelmedi içimden.&lt;br /&gt;sanırım fazla deşifre olmuş olmak, blogum yüzünden başıma birsürü iş açılması, bikaç iyi insan kaybetmek, bikaç kötü insanla tanışmak sinirimi bozdu biraz.&lt;br /&gt;madem artık bilmeyen kalmadı bari kendi adımla yazayım da geride bıraktığım bişeyim olsun dedim, adım soyadımla bi site açmaya karar verdim. o süre zarfında da eskiden yazdıklarım didik didik edilmesin diye blogumu kapalı tuttum. tabi iş güç, okul derken, e biraz da tembellikten erteledikçe erteledim.&lt;br /&gt;şu anda tasarımıyla uğraşıyorum, ama şubat sonunda master için yurtdışına gitmeden açmış olcam sanırım -ki orda da anılarımı yazabileyim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;son zamanlarda bikaç mail aldım, formspringten, about.me'den soranlar oldu, o yüzden blogumu bi süreliğine tekrar açıp bi açıklama yapma gereği duydum.&lt;br /&gt;çok yakında yazmaya devam edicem.&lt;br /&gt;yeni sitemin linkini burada paylaşırım, o zamana kadar beni buralardan da takip edebilirsiniz;&lt;br /&gt;&lt;a href="https://twitter.com/#!/ominidicarta"&gt;https://twitter.com/#!/ominidicarta&lt;/a&gt; &lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.formspring.me/paperdll"&gt;http://www.formspring.me/paperdll&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://www.honestr.com/ominidicarta"&gt;http://www.honestr.com/ominidicarta&lt;/a&gt;  &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;görüşmek üzere!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-2842617746255234143?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/2842617746255234143/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=2842617746255234143&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/2842617746255234143'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/2842617746255234143'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2012/01/farewell.html' title='farewell'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-U98aIOS135I/Tyeit_oS5jI/AAAAAAAAAuY/BMiYWva6BbU/s72-c/welcome_to_thestrangestcircus__by_m0thyyku-d2l86pm.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-1345904538468784621</id><published>2011-08-05T01:02:00.003+03:00</published><updated>2011-08-05T01:13:16.049+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>yüzük ve damat!</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-WVBYzDtv2rQ/TjsWBI-bKcI/AAAAAAAAAuU/COZV4EJil44/s1600/you_can_be_happy_by_tuncaycetin-d2xyylw.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="272" src="http://1.bp.blogspot.com/-WVBYzDtv2rQ/TjsWBI-bKcI/AAAAAAAAAuU/COZV4EJil44/s400/you_can_be_happy_by_tuncaycetin-d2xyylw.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;bu akşam kızlar gecesi düzenledim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;umm.. ama evde yalnızım.&lt;br /&gt;dolayısıyla bu bir "kız gecesi".&lt;br /&gt;hatta bu "1 kız gecesi".&lt;br /&gt;odamda çalan birbirinden gaz şarkılar. nil'in seviyorum sevmiyorum'undan tut, gökçe'nin tuttu fırlattı kalbimiiiii ezdiii üstünüüüü çiğnediiiii'sine kadar..&lt;br /&gt;önümde meyveli pasta, cipsler, komşumuz süheyla teyzeden aşırdığım menekşeli şekerler (çok garipler!), ölçüsünü kaçırmadan hazırladığım vişne-soda, anneye yakalanmadan içilmeyi bekleyen sigara, yarım yarım açılmış dergiler, hangisini sürsem diye ortaya döktüğüm renk renk ojeler veeee ben!&lt;br /&gt;arada kalkıp iki bilek ve kalça hareketiyle kıvırtıp yerime oturuyorum.&lt;br /&gt;sonra oynarken yan yan kendime bakıyorum aynadan.&lt;br /&gt;gerçekten güzel olup olmadığımı düşünüyorum.&lt;br /&gt;sonra güzel olduğuma karar verip, daha da kıvırtıyorum.&lt;br /&gt;en azından bu akşam için, güzelim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçen gün sahilde eve dönmek için toparlanırken kumda elime bişi çarptı. parlak parlak bişey. bi alyans! gümüş mü beyaz altın mı, bu konularda tam bi cahil olduğumdan ayırt edemedim ama güzel bişeydi. içine baktım el yazısıyla "hakan" yazıyodu. bi de bi tarih. bilmemkaç bilmemkaç 2007.&lt;br /&gt;samanlıkta iğne bulmak gibi bişey bu! hatta daha da uçuğu değil mi? çöl gibi devasa kumsalda gittim elimle koymuş gibi alyans buldum!&lt;br /&gt;bu bi işaret olmalı dedim. alyansı bulduğuma göre damadı da bulurum herhalde yakında.&lt;br /&gt;annemler yakındaydı onlara gösterdim, "acaba alıp saklasam mı, bu kadar şans olamaz, belki gerçekten şans getirir" dedim.&lt;br /&gt;sonra vicdan yaptım ya kız geri gelir ararsa bulamazsa diye..&lt;br /&gt;ama kumsalda rastgele düşürmüşse gelip bulması imkansız yani. bi de ya benim bulmam için düşmüşse, ya bu bi işaretse diye düşündüm. "hadi ben gidiyorum" dedi, 1-2 adım attım döndüm.&lt;br /&gt;"yaa ama alamam başkasının şeyini. ya şans değil uğursuzluk getirirse?" dedim, "belki kızla çocuk burda kavga ettiler akşam, kız yüzüğü çıkarıp fırlattı, ayrıldılar??" dedi biri. "o zaman bana da uğursuz gelir, en iyisi denize atmak" dedim. filmlerde öyle olur çünkü! tam atcaktım, kıyamadım. "eaaah bulan bulsun burda o zaman" dedim, bulduğum yere doğru bikaç metre öteye fırlattım gittim.&lt;br /&gt;tam sitenin içine girdim ki, panikle üzerime doğru koşan damla'yı gördüm.&lt;br /&gt;-merve!!! söz yüzüğümü düşürmüşüm! sahilde parmağımdaydı, eve geldim yok!&lt;br /&gt;-ummm... sevgilinin adı hakan değil dimi??&lt;br /&gt;-hakan!&lt;br /&gt;-o zaman şey ben senin yüzüğünü buldum.&lt;br /&gt;-hah süpersin!&lt;br /&gt;-ama sonra geri fırlattım.&lt;br /&gt;-neeea!!&lt;br /&gt;koşa koşa sahile gittik tekrar. fırlatmış olduğum yeri bulmaya çalışıyorum ben de deli gibi. panikle aranırken annemler seslendi napıyosunuz diye.&lt;br /&gt;-yaa o bulduğum yüzük damlanınmış! nereye fırlatmıştım ben onu görmüş müydün sen anne?&lt;br /&gt;-aaa ben onu gömdüm??&lt;br /&gt;-neeea!!&lt;br /&gt;benim canım annem üşenmemiş ben eve gittikten sonra yerinden kalkmış, fırlattığım yüzüğü arayıp bulmuş, "bu genç kızdır, şimdi uğursuzluk getirmesin, kısmetini kapamasın" diye şahane bi batıl inançla almış yüzüğü gömmüş!!&lt;br /&gt;bikaç saniyelik bi dumur anından sonra damlayla aynı anda yere kapaklanıp, eşele eşele survivor yarışmacıları gibi yüzük aradık.&lt;br /&gt;neyse ki bulduk.&lt;br /&gt;damla yüzüğüne kavuştu, ben de eeee..hiçbişeye. demek ki işaret falan değilmiş.&lt;br /&gt;yüzüğü de bulamadım damadı da.&lt;br /&gt;meeeeh!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://fizy.com/#s/3964df"&gt;&lt;b&gt;bu&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; da şarkı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-1345904538468784621?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/1345904538468784621/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=1345904538468784621&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1345904538468784621'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1345904538468784621'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2011/08/yuzuk-ve-damat.html' title='yüzük ve damat!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-WVBYzDtv2rQ/TjsWBI-bKcI/AAAAAAAAAuU/COZV4EJil44/s72-c/you_can_be_happy_by_tuncaycetin-d2xyylw.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-4186425194087109265</id><published>2011-07-28T19:00:00.001+03:00</published><updated>2011-09-29T22:15:23.639+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>temmuz sonu.</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/-7ZG5stki7Jo/TjGHrdnXHsI/AAAAAAAAAuQ/nFKPE-WTNfU/s1600/the_girl_with_the_red_balloon_by_garrit.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="277" src="http://2.bp.blogspot.com/-7ZG5stki7Jo/TjGHrdnXHsI/AAAAAAAAAuQ/nFKPE-WTNfU/s400/the_girl_with_the_red_balloon_by_garrit.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;benim bi de blogum vardı dimi?&lt;br /&gt;unutuyorum çünkü bazen.&lt;br /&gt;sonra arada hatırlayıp girip bakıyorum, online insan görünce çok şaşırıyorum. benim bile okumadığım blogta niye geziniyo insanlar diyorum, sonra gerilip ev sahibi gibi onlar gidene kadar ben de online kalıyorum.&lt;br /&gt;boş bırakılmaz çünkü.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sefer gerçekten çemkiren bi yazı yazmycam. çünkü hayatım şikayet kabul etmeyecek kadar mükemmele yakın şu an.&lt;br /&gt;tüm o tedirginliklerim, stresim, karabasanlarım, kabuslarım bit-ti.&amp;nbsp;üniversite bitti.&amp;nbsp;projeler, stajlar bitti.&amp;nbsp;mezunum, mimar oldum. bi de üstüne uluslararası bi master programına kabul aldım, şubat ayında 1 yıla yakın bi süreliğine yurt dışındayım, onun öncesi ve sonrası da burda. tabi önce toefl ya da ielts vermem gerek.&lt;br /&gt;ama oldu yani. yoluna girdi herşey.&lt;br /&gt;bi tek aşk hayatımda bir canlılık belirtisi eksik o kadar.&lt;br /&gt;hani yaprak kımıldamıyo diyemem ama bi esinti bi rüzgar eksik yani.&lt;br /&gt;yine de çok canımı sıktığını söyleyemem çünkü hayatta bişeyleri başarmak o kadar güzel bi tatmin duygusu veriyomuş ki insana, bi an için diğer hiçbişeyin önemi kalmıyo onun dışında. evlenmeyi, çoluk çocuk yapmayı bi kenara atıp kariyer yapan çılgın kadınları daha iyi anlıyorum şimdi. olabiliyomuş demek ki.&lt;br /&gt;zaten bu aralar aşkla ilgili tam olarak öyle hissediyorum. nasıl bişeydi unuttum sanki. sevgili olmak ne demekti, insan sevdiğinin elini tutunca ne hissederdi.. hepsini unuttum. ne nankör şu insan beyni!.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bikaç haftadır yazlıktayım, medeniyetten uzak bi yaşam sürüyorum. bi nevi inziva benimkisi! aslında yapmam gereken çoook şey var ama erteleyip duruyorum. bu yaz sonu araba almak istiyodum mesela, ama gaz ve freni ayırt edemez durumdayım hala! birinden araba kullanmayı öğretmesini istemem gerekti, üşendiğim için kimseye sormadım. sonra yemek yapmasını da öğrenmek istiyodum, yurt dışında yaşarken en çok yemek sıkıntısı çekicem biliyorum çünkü. ama geçenlerde giriştiğim domates çorbasını komşunun köpeği paşa dışında -ben dahil- kimse yemeyince hevesim kırıldı biraz. annem domates çorbasında kekiğin ne işi var dediğinde dinlemeliydim! biraz doğaçlamadan kimseye zarar gelmez diye düşünmüştüm ne biliim. ratatouille style!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ağustos sonunda hollanda'dan çoook sevimli bi misafirim geliyo. ona istanbulu gezdirmem gerek. tabi önce kalacak güzel bi yer ayarlamam ve 7/24 onunla olamayacağıma göre ben yokken onu emanet edebileceğim birini bulmam. tercihen çocuğu çapkınlığa götürmeyecek, şöyle felsefi tarihi konuşmalarla ben yokken içini bayacak birini. :çakalsmiley: şimdilik uygun bi aday bulamadım, düşünüyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;umm.. bu kadar. hayatımda üzerinde konuşmaya değecek başka bişey yok sanırım. olsa da konuşmaktan çok sıkıldığımdan olsa gerek, susmayı tercih ediyorum.&lt;br /&gt;see ya!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-4186425194087109265?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/4186425194087109265/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=4186425194087109265&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4186425194087109265'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4186425194087109265'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2011/07/temmuz-sonu.html' title='temmuz sonu.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/-7ZG5stki7Jo/TjGHrdnXHsI/AAAAAAAAAuQ/nFKPE-WTNfU/s72-c/the_girl_with_the_red_balloon_by_garrit.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-1355493058636021270</id><published>2011-06-18T21:10:00.003+03:00</published><updated>2011-06-18T21:33:01.527+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>hayır huysuz değilim. kim demiş? yoo değilim??</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/-CyGUCzMftlM/TfzrC8hFdzI/AAAAAAAAAuM/BgMlsdL98nc/s1600/Shopping_and_Feet_by_Artistic_Feet.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://4.bp.blogspot.com/-CyGUCzMftlM/TfzrC8hFdzI/AAAAAAAAAuM/BgMlsdL98nc/s400/Shopping_and_Feet_by_Artistic_Feet.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;- çook uzun süredir adam gibi blog yazamıyorum. şu yasaklar masaklar iyice soğuttu beni yazmaktan, bi türlü toparlayamadım. ayrıca hayatım fena halde rutine bağladı ve yazmaya değecek şeyler yaşamıyorum.&lt;br /&gt;eeh..&lt;br /&gt;en azından kötü şeyler de gelmiyor başıma. bu bi teselli sayılabilir.&lt;br /&gt;geçen yazımda saçmaladığım şeyler hariç herhangi bi acı çekmiyorum, buna da şükür.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- şu kozmetik mağazalarındaki kadınların, ellerinde olmayan bir ürünü sorduğumda bana uzaylı gibi bakmalarından nefret ediyorum! "hayır bizde o yok" demiyolar açık açık da sanki öyle bi ürün hiç var olmamış, ben uyduruyomuşum gibi davranmıyolar mu sinir oluyorum!! daha bugün başıma geldi yine. yardımcı olabilir miyim diye başıma üşüştü çalışanların biri -ki bundan da nefret ederim- sonra da yardımcı olmayı bırak bana şizofren muamelesi yaptı. raflara baktım baktım, göremeyince kalıp ya da tablet ağda satıp satmadıklarını sordum. şunu mu sordunuz diye bana bildiğin klasik el ağdası verdi. hayır bu değil dedim, tarif ettim. ömründe ilk defa duyuyomuş gibi boş boş yüzüme baktı. ama nasıl inandırıcı bi ifade! ya hani kuaförlerde kullandıkları dedim, daha detaylı tarif ettim, bana hazır ağda bantlarını gösterip bunu kullanıyo onlar dedi. deli midir nedir! ömründe kuaföre gitmemiş herhalde. dişlerimi sıka sıka hayır bu değil dedim biiiiiiiir kere daha tarif ettim, boooooş boooş suratıma baka baka öyle bi ürün yok dedi. o an hayatında hiç ağda yapmamış ya da kuaföre gitmemiş olabileceğinden şüphelendim. tek bi hamleyle yere yatırıp pantolunun paçasını kaldırıp "ahaaaa!" diye kendisini enselemek istedim ama yine de insanlık bende kalsın dedim.&lt;br /&gt;deli midir nedir! keşke o hızla telefonu çıkarıp, google'da aratıp, kanıtlasaydım! çok içimde kaldı. gidip başka bi yerden alıp ona götürüp "bu ne bu? bak bakiim var mıymış yok muymuş!" desem mi acaba???&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ama şu satıcılardan çektiğim kadar hiçbişeyden çekmedim ben ya. geçenlerde yine bi kozmetik mağazasına girdim, çok tatlı renkte bi kalem far beğendim. şansıma sadece bi tanecik vardı ve o da korkunç haldeydi. üzerinde bi ton tırnak izi, bi kısmı çoktan açılmış, kullanılmış falan. aslında öyle bi ürünü asla almamam gerekirdi ama çok çok beğenmiştim o yüzden aldım. alırken de kasadaki kadına "lütfen bi daha ürünlerden birer tanesini tester olarak ayırın da insanlar satılacak olanları bunun gibi kullanmasınlar" dedim. "siz zaten tester'ı almışsınız" dedi bön bön. hani neresinde tester yazıyo bunun dedim, uzuuun uzuun inceledi, yazmıyo ama bu tester kullanılmış çünkü dedi. evet kullanılmış olduğunun ben de farkındayım ama ilgilenen arkadaşınız bunun tester olmadığını söyledi ki ben de şu anda kendisini satın alıyorum dedim. bana inanmadı herhalde ki o ilgilenen satıcıyı çağırdı, o da beni doğrulayınca "evet bu tester değil, ama almak zorunda değilsiniz" dedi. sanki ben almak zorunda olmadığımı bilmiyorum! sen kasada fiş keserken içerde benim boğazıma bıçak dayadılar ve almazsam buradan çıkamayacağımı söylediler!! te allam!!&lt;br /&gt;yalnız gerçekten bahsettiğim şey çok sinir bi durum! hiçbi ürünün testerı bulunmuyo orda ve her gelen bikaçını açıp kafasına göre deniyo. hatta ben bizzat ordaki çalışanlardan şüpheleniyorum! hepsi sabahtan hayalet gibi makyajsız gelip sonra ordan ellerine ne geçerse alıp yüzlerine sürüyolar çünkü. palyaço gibiler! sürüp sürüp satılıkmış gibi yerine koyma bari allahsız!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bi de hani şu "o yok ama yerine bu var. bu da aynı. hatta çok daha iyi." deme huyları var hani. ayak yapma kadın. sırf satış yapmak için söylüyosun ikimiz de biliyoruz. gerçi ben her seferinde bi kafa karışıklığına düşüp, kararsız kalıyorum ama neyse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ayrıca bu konuda gelinen son nokta, 90lı yılların sonunda rastladığım kasetçi amcadır.&lt;br /&gt;b: merhaba haluk levent'in kaseti var mı acaba? (ne var! o zaman çok popülerdi)&lt;br /&gt;k: yok.. levent yüksel var? onu al?&lt;br /&gt;b: hayır onu istemiyorum.&lt;br /&gt;k: sertap erener var? eski karısı??&lt;br /&gt;höh.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ha bi de şey vardı.. ergenlik çağlarındayım sanırım, hem anneme hem kendime kontör almam gerekiyodu.&lt;br /&gt;b: 2 tane 100 kontör alabilir miyim?&lt;br /&gt;m: 250lik veriyim? daha ucuza gelir?&lt;br /&gt;b: hayır 2 tane 100 istiyorum.&lt;br /&gt;m: tamam işte şey yap.. 250 al, sonra 50 50 başkasına gönder??&lt;br /&gt;evet zekice.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ıssız adaya düşcek olsam yanıma french ojeyi alabilirim. herşeye yeteneği var çünkü &amp;nbsp;hatunun. her işini iki dakikada hallediyo. mesela geçenlerde nişantaşında bi adres arıyoduk beraber, dolmuştayız, ben bikaç dakikalığına telefonuma dalmıştım, bi baktım yanımızda oturan kokoş teyzeyle muhabbete dalmış, o arada şoförle de kanka olmuş, çoktan adresi öğrenmiş falan.. inince de elimizle koymuş gibi bulduk yeri. sonra ordan taksime geçtik, pasajlardan birine de uğradık. kaşla göz arası ilgilenen adamı kafalayıverdi, bize bi ilgi bi alaka, görmeniz lazım! baya da indirim yaptırdı, ben de sebeplenmiş oldum. son olarak da limonlu bahçede otururken &amp;nbsp;canım sigara istemişti ama normalde içmediğim için yanımda paket de yok haliyle. hop garsonu çağırdı, çizmeli kedi bakışlarıyla çocuktan bi tane istedi. hemen sigaram uzatıldı, yakıldı. böyle bi rahatlık yok yani. yanımda french varken vip üyesi gibiyim. gak deyince su, guk deyince yemek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bu arada ben sonunda 4yıllık kabus gibi lisans hayatımı bitirdim, artık öğrenci değil mimarım. çok garip.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- tabi mezun olabilmem için önce 2 yıl öncesinden kalma staj defterimi imzalatmam gerekiyodu. en son ofisten "hadi o zaman yarın görüşürüz" diye çıkıp, 2 yıl boyunca bi daha uğramadığım için tek başıma gitmeye tırstım. o yüzden yanıma aynı yerde staj yapmış olan oğuzu da aldım.&lt;br /&gt;b: oğuz yaa, ben adamlara zaten çok mahcubum, giderken bi çikolata pasta falan alalım bence.&lt;br /&gt;o: tamam, sen kız olduğun için çikolata seçimini sana bırakıyorum.&lt;br /&gt;b: benceeeeeeeeee... böyle kocaman kalp şeklinde bi çikolata olsun! üzeri kırmızı fiyonklu! çok şeker. onlardan olsun.&lt;br /&gt;o: hmm o zaman çikolata seçimini bi erkek olarak bana bırakıyosun, anlaştık.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;meeeh.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-1355493058636021270?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/1355493058636021270/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=1355493058636021270&amp;isPopup=true' title='18 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1355493058636021270'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1355493058636021270'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2011/06/hayr-huysuz-degilim-kim-demis-yoo.html' title='hayır huysuz değilim. kim demiş? yoo değilim??'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/-CyGUCzMftlM/TfzrC8hFdzI/AAAAAAAAAuM/BgMlsdL98nc/s72-c/Shopping_and_Feet_by_Artistic_Feet.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>18</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-4121817125570965679</id><published>2011-05-09T20:53:00.000+03:00</published><updated>2011-05-09T20:53:39.139+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>meeeeh.</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-VlO1ra8w5JM/TcgqEQPvGAI/AAAAAAAAAuE/SyZVFEZEv_A/s1600/confused_by_leminton-d34ko50.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="266" src="http://1.bp.blogspot.com/-VlO1ra8w5JM/TcgqEQPvGAI/AAAAAAAAAuE/SyZVFEZEv_A/s400/confused_by_leminton-d34ko50.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;umm.. başlamadan önce bu yazının hiçbir yere varmayacağını belirtmem gerek. çünkü kuracak 3 tane bile anlamlı cümlem yok. öyle boş beleş yaşıyorum bu aralar.&lt;br /&gt;sanırım bunalımdan çıktım. dün akşam saatlerine tekabül ediyo olsa gerek. tek gözüm dolu dolu (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;ben hem üzülüp hem hırsımdan ağlamamak için inat ettiğimde hep tek gözümden yaş gelir&lt;/span&gt;) yastığımı göğüs kafesime sokacak kadar sıkıştırmış, ezile büzüle oturur ve bi yandan da tıkınırken bi an içinde bulunduğum ruh hali ölümüne saçma gelmeye başladı. kalktım, bi silkindim, kendime geldim. neye sıkıntı yaptığımı, neye üzüldüğümü düşündüm, bulamadım. sürünerek yaşamamın, çoktan stokları zorlamış enerjimi tüketmekten başka bi halta yaramadığını farkettim. dünden kalan babanne topuzu saçımı açtım, yüzümü yıkadım, belki başka biri olurum diye bekledim, olmadım. olsun. yine de daha iyiydim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;düşünüyorum da hayatımın son 1 yılı çok gereksizdi bence. 1 yıl içinde beni gerçekten mutlu eden teeeeek bir şey olmadı. aksine çoğu şey için pişman oldum. ve ne yazık ki hepsi benim aptallığımdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ara sıra üşenmeyip eski yazılarımı okuyorum da ne kadar mutlu bi kızmışım eskiden. en bunalım anlarımda bile içimde bi umut varmış en azından. şimdi yok. çok bozdum.&amp;nbsp;öyle böyle değil.&amp;nbsp;inanılmaz bozdum. bozdum, bozdum bozdum, bi yerden sonra bozmam dedim daha da bozdum. önünü alamadım öyle kötü bozdum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ve tabi ki her genç kızın bu anlarda yaptığı klasik hamleyi ben de yaptım. gidip eski sevgilime mesaj attım. hayatımda en çok sevdiğim adam, &lt;a href="http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/11/aylar-sonra-batman.html"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;batman&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;. üstelik alkollü falan da değildim, kanımda dolanıp duran passiflorayı saymazsak %100 ayıktım. haliyle durumu açıklayacak bi bahanem yok ve evet utanıyorum. birini hayatımdan çıkarıp 13ay sonra hiçbişey olmamış gibi davranamam. birazcık konuştuk, bi ara bi kahve içelim dedi, unutmazsan içeriz tabi dedim. aşkolsun unutur muyum hiç dedi, ama unuttu tabi ki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;zaten ne bekliyodum bilmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;meeeh. neyse. sonuç olarak hayatımda hiçbir şey yoluna girmiş değil. tek iyi olan şey kısmetse 1buçuk 2ay sonra mezun oluyor oluşum. ondan sonra ne yapacağım tamamen meçhul. yurtdışına gitme işinden vazgeçtim. 2 yılımı burdan ayrı geçirmeyi yemedi gözüm. yine de belli olmaz. hiç net kararlar veremiyorum bu aralar. aslında ben hayatımda hiç net bi karar veremedim sanırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonuç olarak;&lt;br /&gt;berbat ruh halim yüzünden deli gibi tıkınıp durmama rağmen resmen 34 bedene düştüm, acilen kilo almam gerek.&lt;br /&gt;tekrar birini sevebilme ihtimalimin çok çok düşük olduğunu kabullenip, bu duruma üzülmekten vazgeçmem gerek. (çok klasik ama sorun gerçekten onlarda değil bende!)&lt;br /&gt;daha önce hiç yapmamış olduğum back-up planları üretip, hayata geçirmem gerek.&lt;br /&gt;daha az romantik kitaplar okuyup, daha çok kişisel gelişim (güç içinizde! tek başına mutlu olmanın 1001 yolu!) tarzı kitaplar okumam gerek.&lt;br /&gt;daha az sinirlenip, daha çok görmezden gelmem gerek.&lt;br /&gt;ya da bilemedim belki yeri gelmişken herkesi bi ipe dizmem, teker teker hesap sormam gerek.&lt;br /&gt;ama en önemlisi artık kendime bu kadar kötü davranmayı bırakmam gerek. düşünüyorum da herkese kendime davrandığım gibi muamele etsem, yanımda biiiiiiiir allahın kulu kalmazdı. yine iyi tahammül ediyorum yani bence kendime.&lt;br /&gt;evet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-4121817125570965679?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/4121817125570965679/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=4121817125570965679&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4121817125570965679'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4121817125570965679'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2011/05/meeeeh.html' title='meeeeh.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-VlO1ra8w5JM/TcgqEQPvGAI/AAAAAAAAAuE/SyZVFEZEv_A/s72-c/confused_by_leminton-d34ko50.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-8481996295631472551</id><published>2011-04-23T01:09:00.001+03:00</published><updated>2011-05-09T19:40:32.426+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>üstü kapalı.</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/-kR-Q2mO2HTs/TbH8L5ah8iI/AAAAAAAAAuA/8MiBdB_7e8c/s1600/The_beach_at_night_III__by_rowingboy.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="266" src="http://1.bp.blogspot.com/-kR-Q2mO2HTs/TbH8L5ah8iI/AAAAAAAAAuA/8MiBdB_7e8c/s400/The_beach_at_night_III__by_rowingboy.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;23 yaşındayım..&lt;br /&gt;şu ana kadar 2 kere çok aşık oldum, çok sevdim  ve harika giden ilişkim oldu. bikaç kişiyi de tanımaya çalıştım,  bişeyler yolunda gitmedi, çok geçmeden ayrıldık.&lt;br /&gt;23 yıldır çok insan tanıdım.&lt;br /&gt;hümanist değilim ama çoğunu sevdim.&lt;br /&gt;çok azına kin duydum, çok çok azını düşman belledim.&lt;br /&gt;bile bile kimseye kötülük yapmadım,&lt;br /&gt;kimsenin kötülüğünü istemedim.&lt;br /&gt;aslında insanlar beni ilgilendirmedi bile pek..&lt;br /&gt;kendi dünyamda büyüdüm ben hep.&lt;br /&gt;kendime yetecek kadarını soludum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim  canımı acıtmak zordur.. sinirlendirmek, ağlatmak çok zor.. beni  gerçekten kızdırmak ve kendine düşman etmekse gerçekten her yiğidin  harcı değil.&lt;br /&gt;hümanist değilim,&lt;br /&gt;ama bazen insanlara -pişman olacağımı bile bile- şans veririm.&lt;br /&gt;insanlar da beni hiç yanıltmaz.&lt;br /&gt;günün birinde mutlaka pişman ederler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu yazıyı blog kayıtlarımın ücra bi köşesinde buldum. neden devamını getirmemişim, neden yayınlamamışım bilmem..&lt;br /&gt;insanlarla alıp veremediğim ne bilmiyorum. belki çok azının gerçekten iyi niyetli olduğunu gördüğüm içindir. belki çoğunun aslında ne mal olduğunu bildiğim için. &lt;br /&gt;belki de sıfırdan başlamalıyım herşeye.&lt;br /&gt;sıfırdan ama.&lt;br /&gt;kimse olmadan.&lt;br /&gt;tek başıma.&lt;br /&gt;ne yaptığımı, nereye gittiğimi bi daha düşünerek, gözden geçirerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hani hayatın belli dönüm noktaları olur. ben o noktalardan birindeyim. şimdi herşeyi durdurdum, düşünüyorum. neydim, ne oldum, kimler vardı, kimler yok oldu, ne değişti, ne hala aynı.. ne istiyorum, ne hayal ediyorum, neyden kaçıyorum, neyi kovalıyorum.. herşeyi ama herşeyi düşünüyorum..&lt;br /&gt;henüz bi yere varamadım. sadece garip bi bunalımdayım. geçmesini bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;edit: yazarken &lt;b&gt;&lt;a href="http://fizy.com/#s/1k8ufe"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;bu&lt;/span&gt;&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; şarkı çalıyodu, ben hayalimde parmak arası terliklerimi elime alıp sahile indim, etraf zifiri karanlık.. kimse yok.. soğuk kumların üzerinde yürüdüm, yürüdüm. iskelenin en ucuna oturdum. limonlu sodamı açtım, sigaramı yaktım, dalga seslerini dinledim, üşüdüm, ürperdim.. şimdi biraz daha iyiyim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;‎&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-8481996295631472551?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/8481996295631472551/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=8481996295631472551&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8481996295631472551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8481996295631472551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2011/04/ustu-kapal.html' title='üstü kapalı.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/-kR-Q2mO2HTs/TbH8L5ah8iI/AAAAAAAAAuA/8MiBdB_7e8c/s72-c/The_beach_at_night_III__by_rowingboy.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-3243972722165783642</id><published>2011-04-08T21:07:00.000+03:00</published><updated>2011-04-08T21:07:12.035+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>bu da mı gol değil pd'nin hazin sonu.</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-boYOSzYAu4c/TZ9OZa7Fv0I/AAAAAAAAAt8/nhixRUjM2ic/s1600/Stupid_Cat_by_jollyjack.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="257" src="http://3.bp.blogspot.com/-boYOSzYAu4c/TZ9OZa7Fv0I/AAAAAAAAAt8/nhixRUjM2ic/s400/Stupid_Cat_by_jollyjack.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;doğum gününden önce uzun zamandır gözüne kestirdiği saat markafonide indirime girince, abisine hediye olarak aldıran paperdoll, her zamanki gibi hayal kırıklığına uğrar ve saat istediği gibi çıkmaz. bunu gören abi üzülür, doğum gününde elinde poşetlerle çıkagelir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; awwww abiiiiiiii!!! inanmıyorum sanaa, ne gerek vardı ki! o saati de takardım ben, nolcak ki o kadar büyük durmuyo bence.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;abi:&lt;/b&gt; ...&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;(poşetleri eline alır sallar) annneeeaaa, ya abime bakar mısın, bi de kıyafet almış bana!!!&lt;br /&gt;&lt;b&gt;abi:&lt;/b&gt; hea kıyafet aldım, aç bakalım beğencek misin?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;sonuç: &lt;/b&gt;hediye pakedi yapılmamış olmasından biiir an bile şüphelenmeyen merve kalbi ağzında ata ata poşetlere saldırır, birinden abinin artık forma haline gelen öpücük desenli pijaması, birinden de annesinin paçası yapılsın diye terziye verdiği kotu çıkar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;aynı gün pd'nin telefonu çalar, arayan her doğum günü hiç sektirmeden arayıp kutlayan teyzedir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;aloooooooooo, teyzeciiiim??:)) (bu noktada iyi ki doğdun şarkıları, sevinç gösterileri ve coşku beklenmektedir)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;t: &lt;/b&gt;mervişim, ablamı versene telefona, o kabaklı yemeğin tarifini sorcaktım telefonu kapalı herhalde.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;sonuç:&lt;/b&gt; bu sefer unuttu! :O&lt;br /&gt;&lt;b&gt; &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt; tez canlı kahramanımız paperdoll, kendine şahanee besteleri olan bi arkadaş edinir. içten pazarlıklı bi çakal olduğundan, sıranın kendisine gelmesini ve adına bi şarkı yazılmasını hevesle bekler. derken bir gün;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;b:&lt;/b&gt; sana bi şarkı sözümü yazcam :)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; awwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwwww&lt;br /&gt;gerçekten miiiiiii!!!!&lt;br /&gt;gerçekten miiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii&lt;br /&gt;ger-çek-ten miiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiiii&lt;br /&gt;&lt;b&gt;b:&lt;/b&gt; haha niye sevindin ya bu kadar :)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; kim sevinmez!!!&lt;br /&gt;&lt;b&gt;b:&lt;/b&gt; hayııııııır öyle değil&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; ben yazsam sevinmez miydin&lt;br /&gt;&lt;b&gt;b:&lt;/b&gt; bi dakka öyle değil&lt;br /&gt;aww&lt;br /&gt;yanlış anlaşılma oldu :(&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; hühüm&lt;br /&gt;evet&lt;br /&gt;sus&lt;br /&gt;yanlış okumuşum &lt;br /&gt;ok bye&lt;br /&gt;&lt;b&gt;b: &lt;/b&gt;ya şimdi yazmayayım öyleyse :|&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; .....&lt;br /&gt;&lt;b&gt;b:&lt;/b&gt; awkward silence&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; hühühüühm&lt;br /&gt;&lt;b&gt;b: &lt;/b&gt;ama ne güzel sevindi ya :)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;sonuç: &lt;/b&gt;anlık bir telaş ve sevinç kaplaması, 3-4 saniye sonra aslında eskiden yazdığı bi şarkı sözünü okutmak istediğini farketme ve ardından çöken hüzün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;jüriden sonra bir türlü projeye odaklanamamış paper, oturup çalışmayı türlü türlü bahanelerle erteler, proje derslerine gelir ama hocadan kritik almadan sıvışıp durur. sonunda yine bi proje dersi çıkışı telefonu çalar, arayan arkadaşı yiğitcandır.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;y:&lt;/b&gt; ha merve naber yaaa, napıyosun, geliyosun gidiyosun hiç gözükmüyosun ortalıkta.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; ayyyyy canım yaa, merak ettin dimi öyle sınıfta gezinip gezinip erkenden kaçınca. ya ben işte bi türlü adapte olamadım projeye jüriden sonra, artık kat planlarımı oturtmam lazımdı akslarıydı bilmem nesiydi derken fena patladım, hocaya da göstercek pek bişeyim yoktu elimde konuşmadım hiç.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;y:&lt;/b&gt; ....&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; alo?? öyle işte ya, geliyorum aslında da kritik almadım sadece, artık haftasonu adam gibi çalışırım, salı gününe gösteririm ama kesin hocaya. sen napıyosun?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;y:&lt;/b&gt; ben yanlış merve'yi aradım.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; hahaha hayır yaaa, şapşal doğru aradın, merve ben hehehe.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;y: &lt;/b&gt;yok biliyorum mervesin de ben yanlış merveyi aradım. merve nur'u arycaktım ben. sen şimdi kapat da konuşuruz sonra.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; hm. ok. bye.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;sonuç: &lt;/b&gt;evet bu da gol değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ulan insan çaktırmaz, evet seni aradım merak ettim der beeee..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-3243972722165783642?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/3243972722165783642/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=3243972722165783642&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/3243972722165783642'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/3243972722165783642'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2011/04/bu-da-m-gol-degil-pdnin-hazin-sonu.html' title='bu da mı gol değil pd&apos;nin hazin sonu.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-boYOSzYAu4c/TZ9OZa7Fv0I/AAAAAAAAAt8/nhixRUjM2ic/s72-c/Stupid_Cat_by_jollyjack.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-7402456684004262839</id><published>2011-03-14T14:31:00.001+02:00</published><updated>2011-03-14T14:36:30.387+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>adeta bir beyin fırtınası.</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="https://lh4.googleusercontent.com/-MR-IXZOXhjo/TX4JnT0Q5jI/AAAAAAAAAt4/fgwkUdWzb2Y/s1600/calm_down_by_sugarock99-d1ncc5f.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="266" src="https://lh4.googleusercontent.com/-MR-IXZOXhjo/TX4JnT0Q5jI/AAAAAAAAAt4/fgwkUdWzb2Y/s400/calm_down_by_sugarock99-d1ncc5f.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;bu aralar hafızamda bi sorun var.. yaptığım şeylerin belli kısımları kafamda yok, eksik. ne yapsam hatırlayamıyorum ve bu durum fena halde sinirlerimi bozuyo. mesela dün birine mesaj yollamak istemiştim. yolladım ve saatlerce cevap bekledim. sonra herhangi bi cevap gelmeyince, kaçta gönderdiğime bakmak için giden kutusuna bi baktım. yok. öyle bi mesaj hiç gitmemiş. düşündüm, mesajı yazdığımı ve yollamadan önce tekrar okuduğumu hatırlıyorum. ama send'e basıp basmadığım?? onu hatırlamıyorum işte. ya da basmadıysam noldu da vazgeçtim, onu da hatırlamıyorum.&lt;br /&gt;sonra evdeki takı malzemelerinden siyah bi zinciri beğendim ve bileklik yapmak için bi parçasını kestim diye hatırlıyorum. sabah onu bulmak için odamı talan ediyorum ama yok. düşünüyorum, evet zinciri beğendim, koluma geçirip ölçüsünü aldım, keski elimdeydi ama bi parça kestim mi yoksa öylesine bıraktım mı ha-tır-la-mı-yo-rum. bu şekilde delirebilirim çok geçmeden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birbirimize hiç alınmadan, küsmeden, saatlerce tartışabildiğim insanları çok ama çok seviyorum. çünkü benim kafam hep muhalefet çalışır. bi fikrin doğruluğunu kabul etmem için önce karşıt fikri düşünüp çürütmem gerekir. haliyle ortam gerilmeden düşüncelerimi paylaşabildiğim insan sayısı çok az. o yüzden geri kalan insanlara ihtiyacım var. milagro öyledir mesela.. onun görüşleri, benim görüşlerim çok yakın arkadaş olmamıza rağmen uymaz bazen. ama işin güzel kısmı, ne o beni yargılar ne ben onu kınarım. uzun uzun konuşur, neden doğrusunun kendi bildiğimiz olduğunu tartışırız. genelde sonuca bağlanmaz ve herkes kendi bildiğini okur ama kimse alınganlık yapmaz. ya da bazen o "naaaledolsun yaa tamam senin dediğin gibi olsun" der sıyrılır, ama sırf çenemi kapatayım diye biliyorum:P&lt;br /&gt;french oje de öyledir mesela. o da benim kafamdadır. bi fikri varsa sırf karşısındaki başka türlü düşünüyo diye ondan hemen vazgeçmez, uzun uzun tartışır, anlatır. ters düştüğümüz anlarda rahatça tartışabiliriz, ama sonuç değişmiyosa orda bırakırız ve bu bizim aramızdaki arkadaşlığı etkilemez. bu çok güzel bişey bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok hümanist bi insan olmadığımı her fırsatta söylerim. ama iyi niyetime inanan insanlara da ihtiyacım var. seviyorum onları. kötü biri olmadığıma yürekten inanıyorum ve çevremdekilerin beni değerlendirirken bunu göz önüne almalarını istiyorum. bazen tepkilerim ya da konuşma şeklim kırıcı olabilir. bu tamamen çok çok açık sözlü ve hiçbişeyi içinde tutmayan biri olmamdan kaynaklanıyo. hal böyleyken karşımdaki alınıp kırılırsa ya da onu incitmek için böyle davrandığımı düşünürse çok üzülüyorum. çünkü öyle değil. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kötü biri değilim dedim ama bazen şiddete eğilimli biri olduğumdan şüpheleniyorum. hayır, kimseye şiddet uygulamadım, karşıyım da bu fikre. sadece çok sinirlendiğim zamanlar, rüyamda birilerini fena halde dövüyorum. mesela dün hiç tanımadığım bi kızı gördüm rüyamda. daha önce suratını hiç görmedim, bilmiyorum. ama rüyama girdi, beni küçük düşürmeye çalışan bişey söyledi, asansördeydik ve boğazından tutup kapıya çarptım onu:| sonra asansörden indim, gerçekte tanıdığım ve beni üzen birini gördüm, içimden "heeeah dur seeeen" dedim, yanına gittim. bi masanın önünde duruyodu, masaya oturup bacak bacak üzerine attım ve onun kızmasını bekleyerek kışkırtıcı bişey söyledim. beklediğim gibi suratını şekilden şekle sokarak abuk subuk bi cevap verdi ve ben de popomun üzerinde dönmek ve sağ bacağımı 110 derece döndürmek suretiyle ağzının ortasına vuruverdim! (bu hareketi bi jackie chan filminde görmüştüm. bilinçaltı sen nelere kadirsin.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bunun dışında bi insana fiziksel acı verecek herhangi bi şeye sebep olduğumu düşünemiyorum bile. aslında sadece fiziksel değil, duygusal açıdan acı vermeyi de kaldıramam. bu tabi ki benim kimseyi üzmediğim anlamına gelmez, ne yazık ki herkesi mutlu etmek mümkün değil. ama en azından bunu kasten ve mutlu olarak yapmadığımı bilsinler isterim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;havaların güzelleşmesi beni herşeyden çok ama çok mutlu ediyo. sadece güneş açması bile bütün modumu değiştirebilir. şu an deli gibi mutluyum mesela. gerçi evdeyim ve proje çalışmam gerek ama olsun. dün gaza gelip yazlık babet alışverişine giriştim. beğendiğim ve gerçekten rahat olan modelleri bulmak çok zor o yüzden görünce kaçırmadım ve iki tanesini kaptım geldim. eteklerime, şortlarıma, basic atletlerime ve babetlerime kavuşacağım için benden mutlusu yok şu anda. havalar tekrar bozup keyfimi kaçırmazsa iyi olur. (kızım sana söylüyorum, mikail sen anla.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ellerimin güzel olup olmadığına hala karar veremedim. çok ince ve uzun parmaklarım var, bazen gözüme çok zarif gözüküyolar, bazen hiç hoşlanmıyorum. bu yüzden çarpıcı renklerde oje sürmekten çekiniyorum hep. ama havalar o kadar güzel ki, en cart en bahar renklerini sürüp sokağa çıkasım var şu an.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi de turkcell'e söyleyin lütfen bana olur olmadık zamanlarda mesaj atıp durmasın. hayır birinden mesaj beklediğimden değil ama sinirimi bozuyo. çok artist ve hevesli bi insan olduğumdan telefonumu italyanca yapmıştım, "1 nuovo messaggio" yazısını görünce seviniyorum, turkcell ve anlamsız nar pakedi mesajı olduğunu görünce hayal kırıklığına uğruyorum. işin kötüsü bu duruma gıcık olduğunu keşfeden annem de kendince takılmaya başladı bana. bikaç gün önce telefonuma mesaj geldi, koşarak baktım, annem! "merve yemek yemeyecek misin" diye soruyo. ben odamdayım, o da mutfakta. yaptığı pisliği düşünebiliyo musunuz? sonra kimse bana kime çektin diye sormasın, anasının kızıyım işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi mimarın ya da mimarlık öğrencisinin başına gelebilecek en kötü şey, projesinin çakmasını başkasında görmektir. ya da projenin değil ama kullanılan görselleştirme tekniğinin. daha da kötüsü, o kişinin herhangi bi esinlenme söz konusu olduğunu bile söylemiyo oluşudur. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi doktor kızı olmama rağmen, doktorlardan ve hastanelerden feci korkuyorum. iğne fobim olabilir. ona rağmen geçenlerde hastaneye gidip kan tahlili yaptırdım. bilmem ne indeksim normal değil. orta yaşlara geldiğimde şeker hastalığı riski taşıyomuşum. vücudum insüline karşı direnç göstermeye başlamış. ne demek olduğu hakkında hiçbir fikrim yok. &lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bilmiyorum... her şey çok güzel olabilir. olursa sevinirim. sanki olacak gibi bi his de var içimde. bekliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu arada bugün çok sevdiğim insan &lt;a href="http://bigidinlan.blogspot.com/"&gt;&lt;b&gt;vernon&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;'un doğum günü! birazdan kendisini arycam kutlamak için ama bi de burdan yazym sürpriz olsun dedim. iyi ki doğdun vernon! çok seviyorum seni.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-7402456684004262839?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/7402456684004262839/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=7402456684004262839&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/7402456684004262839'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/7402456684004262839'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2011/03/adeta-bir-beyin-frtnas.html' title='adeta bir beyin fırtınası.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='https://lh4.googleusercontent.com/-MR-IXZOXhjo/TX4JnT0Q5jI/AAAAAAAAAt4/fgwkUdWzb2Y/s72-c/calm_down_by_sugarock99-d1ncc5f.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-1623329544251193544</id><published>2011-03-02T16:43:00.001+02:00</published><updated>2011-03-02T16:48:48.139+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>blogger olmak zor zanaat..</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;a href="http://tinypic.com/?ref=66it10" target="_blank"&gt;&lt;img alt="Image and video hosting by TinyPic" border="0" src="http://i52.tinypic.com/66it10.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;aklımdaki her şeyi yazıp, ortalığa dökmek ve rahatlamak yerine içime atabilirim..&lt;br /&gt;&lt;div&gt;susarım, tek kelime etmem mesela..&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;burnumdan solurum sık sık, dişlerimi sıkarım, alnımı kırıştırırım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;oturup kara kara düşünürüm, bütün gün mahkeme duvarı suratımla gezerim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;çözemediğim, dillendiremediğim sorunlarımı başka türlü dışa vururum ben de.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;insanlara bok gibi davranırım mesela.. her şeyin acısını başkasından çıkarırım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ya da ona da cesaret edemem, kendime yüklenirim sık sık..&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;her şey gözümde büyür, büyür, altından kalkamam.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;muhtemelen ya hasta olurum, ya psikopat..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ama bu sizin umrunuzda değil.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ya da yazmak yerine, çenemi hiç tutamam, konuşurum mesela..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kime güveneceğimi hala keşfedemediğim şu yaşımda, her tanıştığım insana çaresizce kendimi anlatmaya çalışırım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;saatlerce konuşurum, o beni dinler gözükür, ben anlatırım.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;laflarımı neresinden anlar, nasıl yorumlar, beni ne kadar kınar bilemem..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;muhtemelen bu şansla dert anlatılacak en son insanı seçmiş olurum, yine sırtımdan vurulurum, kendi anlattıklarımı başkalarından duyarım, alay konusu olurum..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kendi hayatına bakmadan, o pis egosuyla beni yargılar mesela..&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kendi ellerinin pisliğine bakmadan, beni işaret eder, güler..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ama bu da benim umrumda değil..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ben yazmayı seçiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;içime atmıyorum, her şey yolundaymış gibi rol yapmıyorum, kuyruğumun acısını başka insanlardan çıkarmıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sizin sosyallik olarak tanımladığınız şeyleri reddediyorum. birkaç yakınım hariç hayatımda olup bitenleri her önüme gelene, bana her gülen yüz gösterene anlatmıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;insanlara derdimi anlatmak, konuştuklarımı anlamasını beklemek, bana onay vermesini, haklı görmesini sağlamaya çalışmak istemiyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ben sadece yazıyorum..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;tanıdığım/tanımadığım insanlar okuyo, kendini yakın hisseden olumlu/olumsuz yorum yapıyo o kadar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;derdim ne çok okunmak, ne buralardan birilerine laf sokmak, ne yazar olma heveslerine kapılmak..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;tek derdim yazmak, beynimdekileri dökmek, rahatlamak ve bundan yıllar sonra geri dönüp bakabildiğim bi kayıt tutmak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;geri kalanı çok afedersiniz ama bi tarafımda bile değil.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;olsa ben de bilirdim kendime taraftar toplamayı, izleyicim artsın diye kasmayı.. fenomen triplerine girmeyi, fan page'ler açmayı..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;en olmadı tüm çevreme blogumun reklamını yapmayı..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;güvendiğim 5-10 kişi hariç bi blogum olduğunu kimselere söylememem bu yüzden. bi kısmı da çoktan keşfetti ama bana söylemeden gizli gizli okuyo biliyorum. aslında çoğu zaman nefeslerini ensemde hissediyorum ama bunu da umursamıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ben sadece yazıyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;çünkü siz, ben konuşunca lafı mütemadiyen kıçınızdan anlıyosunuz. açık açık yazdığım ve okuduğunuz şeyleri bile algılamaktan acizsiniz çoğu zaman.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yine de yazıyorum ve bunu bi kusur, kabahat olarak görmüyorum. blog yazdığımı bas bas ortalıkta duyurmamak beni sizden daha az cesur yapmıyo biliyorum. aksine sizden çok daha cesurum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;tamamen bana ait, her kelimesini inanarak yazdığım bi günlüğüm var ve tanımadığım insanların onu okumasından rahatsızlık duymuyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ben yaşadıklarıma da, hissettiklerime de güveniyorum.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;siz de bi kendinize bakın, sorgulayın derim..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;blogspot'a gelen sansürden bikaç hafta önce kapatmıştım ben blogumu.. şu anda silmiş olduğum bi yazıda anlatılan olaylar yüzünden biraz.. artık hayatımda olmasına tahammül bile edemediğim insanların iznim olmadan blogumu okuyup, bunu kullanmaları yüzünden.. pis burunlarını ota boka sokmaları ve özel hayatıma alenen tecavüz etmeleri yüzünden.. bi an için gözlerinin üzerimde olması o kadar midemi bulandırdı ki, hiç düşünmeden kapattım blogumu. yine de üç yıldır hayatımdaki her önemli/önemsiz ayrıntıyı yazdığım yer herşeyden önemli benim için. yenisini açarım/linkini değiştiririm/kapatırım deme lüksüm yok. burda geçen her kelimenin arkasındayım. ve kimin okuduğu, kimin ne düşündüğü umrumda bile değil. ben kaldığım yerden yazmaya devam ediyorum.. sıkıldığımda, üzüldüğümde, kızdığımda, mutlu olduğumda, aşık olduğumda, sevinçten havalara uçtuğumda, yeni bi hayat kurduğumda, evlendiğimde, çoluk çocuğa karıştığımda, yaşlandığımda ve hatta ölmeye yakınken bile yazıyor olucam..&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;belki vakit bulursam blogumu domaine taşırım.. ya da bundan sonra adım soyadımla yazarım.. bas bas blogumun olduğunu söylemem yine ama bulanların okumasına da kızmam.. bilemiyorum, düşünmem gereken önceliklerim bunlar değil şu an..&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;tek bildiğim ben ve blogum geri döndük.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- i - am - back - bitches -&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://ominidicarta.deviantart.com/"&gt;http://ominidicarta.deviantart.com/&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://twitter.com/#!/ominidicarta"&gt;http://twitter.com/#!/ominidicarta&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;a href="http://www.formspring.me/paperdll"&gt;http://www.formspring.me/paperdll&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://i52.tinypic.com/2heaj35.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="44" src="http://i52.tinypic.com/2heaj35.jpg" width="320" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-1623329544251193544?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/1623329544251193544/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=1623329544251193544&amp;isPopup=true' title='21 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1623329544251193544'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1623329544251193544'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2011/03/blogger-olmak-zor-zanaat.html' title='blogger olmak zor zanaat..'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i52.tinypic.com/66it10_th.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>21</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-4362196140732165456</id><published>2011-02-18T22:18:00.003+02:00</published><updated>2011-02-18T22:20:11.092+02:00</updated><title type='text'>blogum kısa bi süreliğine kapalı, poorpaperdoll@gmail.com</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;geri döneceğime söz vererek blogumu bi süreliğine kapatıyorum.. iletişim için, poorpaperdoll@gmail.com&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-4362196140732165456?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/4362196140732165456/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=4362196140732165456&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4362196140732165456'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4362196140732165456'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2011/02/blogum-bi-sureligine-kapal.html' title='blogum kısa bi süreliğine kapalı, poorpaperdoll@gmail.com'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-6425614371605399260</id><published>2011-02-10T02:37:00.001+02:00</published><updated>2011-02-10T02:41:32.679+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>içmeden sarhoş kafasına ulaşmak.</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/-iH8s7r_xHUk/TVMyrECF7zI/AAAAAAAAAtc/ZVkh4T_tQFs/s1600/drunk_by_fauteku.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="265" src="http://3.bp.blogspot.com/-iH8s7r_xHUk/TVMyrECF7zI/AAAAAAAAAtc/ZVkh4T_tQFs/s400/drunk_by_fauteku.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;bugün çok eski bi arkadaşımla buluştum, onun hikayeleri, benim hikayelerim derken saatlerce konuşmuşuz. anlatacak ne çok şeyim varmış meğerse. ve ben ne kadar çok susmuşum!&lt;br /&gt;neden yaptım, neden içimi dökmem gereken yerde sessiz kaldım, niye ısrarla kuyruğu dik tutan kediyi oynadım bilmiyorum.&lt;br /&gt;sanki madalya taktılar bana! sanki "aferin tatlım, sen çok güzel kotardın" dediler. ne gerek varsa! ne diye her bişeyi kendi kendime çözmeye kalktıysam. bugün dank etti kafama.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geldiğimden beri düşünüyorum.. onu, beni, tanıdıklarımı, tanımayıp uzaktan hikayesini bildiklerimi... &amp;nbsp;neyle, ne için uğraşıyoruz biz allah aşkına?&lt;br /&gt;bu yaşta kurtarılamaz hale gelmiş ilişkiler, hastalıklı ruha sahip insanlar, gerginlikler, şok üstüne şoklar, arkadan vurulmalar, aptal yerine konmalar, aldatılmalar, aldatmaktan da beter etmeler....&lt;br /&gt;neden?&lt;br /&gt;ne gerek var?&lt;br /&gt;niye vaktimizi bunlarla harcıyoruz ki biz?&lt;br /&gt;niye olmayacak aşkların peşinden koşup duruyoruz?&lt;br /&gt;şu harcadığım mesainin karşılığını kim verecek bana? adam etmeye çalıştığım çocuklar, akılları başlarına gelince teşekkür mü edecekler gelip?&lt;br /&gt;saçma sapan işler peşindeyim hep.&lt;br /&gt;saçma sapan işler peşindeyiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendime de kızıyorum, kendim gibilere de..&lt;br /&gt;hadi ben yine bi nebze tahammülsüzüm. pek kimseyi çekemiyorum.&amp;nbsp;ama iyi niyeti, sevgisi kullanılan insanları gördükçe dayanamıyorum.&amp;nbsp;resti çekemedikleri, durup bi an sadece kendilerini düşünemedikleri için&amp;nbsp;çok sinirleniyorum.&lt;br /&gt;gece gece niye gaza geldim böyle onu da bilmiyorum..&lt;br /&gt;meeeh..&lt;br /&gt;zaten feminizm bana pek yakışmaz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-6425614371605399260?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/6425614371605399260/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=6425614371605399260&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/6425614371605399260'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/6425614371605399260'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2011/02/icmeden-sarhos-kafasna-ulasmak.html' title='içmeden sarhoş kafasına ulaşmak.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/-iH8s7r_xHUk/TVMyrECF7zI/AAAAAAAAAtc/ZVkh4T_tQFs/s72-c/drunk_by_fauteku.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-3673467029633395009</id><published>2011-02-06T21:17:00.004+02:00</published><updated>2011-05-05T00:59:20.991+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>bir takım diyaloglar.</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TU7zxnYnfWI/AAAAAAAAAtY/DJzq_kXeeFw/s1600/grouchy_morning_by_livingyosuke-d34g8oe.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="266" src="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TU7zxnYnfWI/AAAAAAAAAtY/DJzq_kXeeFw/s400/grouchy_morning_by_livingyosuke-d34g8oe.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;annem kardeşimin facebook'unu belirli aralıklarla didikler, her yazdığını kendi üzerine alınır;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;anne:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;buraaak! o ne öyle, ne yazmışsın facebook'una, okulumdan nefret ediyorum bilmem ne.. ben mi zorla gönderdim seni oraya, sen kendin istedin!&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;burak:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;(kendisi bir ergen) öff ne alakası var be! sana mı yazdım sanki ben onu allahım yareppim.&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;a:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;bilemem artık. geçen de "yine burger king" yazmışsın, melek teyzen görmüş, ben yemek yapmıyo muyum oğlum?!&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;5 dakika sonra;&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;a:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;buraaaaaak?! niye sildin beni facebook'tan!&lt;/div&gt;&lt;div style="margin-bottom: 0px; margin-left: 0px; margin-right: 0px; margin-top: 0px;"&gt;&lt;b&gt;b:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;napiim herşeyime karışıyosun, her fotoğrafıma yorum yapıyosun, habire salak salak videolar paylaşıyosun&lt;b&gt;.&lt;/b&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;b&gt;a:&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&amp;nbsp;paylaşırım tabi, niye siliyosun&amp;nbsp;hide yapsaydın!?&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;arkadaş kişisiyle telefonda konuşulur, birinin dedikodusu yapılır;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-weight: normal;"&gt;&lt;/span&gt;a: &amp;nbsp;&lt;/b&gt;işte çok güzel değil ama sevimli.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;hm benim gibi yani?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;a: &lt;/b&gt;yok canım sen baya güzelsin.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;yaa şimdi öyle diyosun ama gçejehehe.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;a:&lt;/b&gt; ne dedin? anlamadım sonunu?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;hea çünkü şımardım da toparlayamadım ağzımı.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;milagro muhabbet kuşu almaya karar verir;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;beraber alalım!&lt;br /&gt;&lt;b&gt;milagro:&lt;/b&gt; aa o da olur. sen anlar mısın yavru ve yaşlı kuşları ayırt etmekten? şimdi bize kart bi kuş satcaklar kesin, onu alıştırması eğitmesi falan zor olcak.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;nerden anlycam beee.. hiç anlamam. ama renk seçiminde yardımcı olabilirim istersen?:P&amp;nbsp;+bence gidip o tas kafalı olanı alalım ya.. vardı ya kahküllü olan.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;milagro:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;yok muhabbet kuşu istiyoruz biz. onlar da tatlı oluyo ama insana alışamıyolar hiç. ben sarı istiyorum, adı da limon olsun. ama beril beyaz istiyo sanırım.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;muhabbet kuşu da insanın kafasından inmiyo ama hiç! çok sinir.&amp;nbsp;+"ay yok yaa beyaz da çok kir tutar" diyerek kuşlar hakkındaki engin bilgimi ortaya koymak istiyorum:P&amp;nbsp;bi beyaz kedi, bi de beyaz koltuk çok çabuk kirleniyo.. aynı mantık bence.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;milagro:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;yok canım onlar kendini temizler, banyo falan yapar merak etme.&lt;br /&gt;hem kuş bu. yerlerde sürüncek hali yok, uçuyo yani hayvan?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&amp;nbsp;&lt;/b&gt;hea.. ben onu atladım tabi, evet:)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;milagro, hala blog için bi isim bulamadığım adam, yine isim bulmadığım iki arkadaşımla beraber, isim bulamadığım arkadaşlarımdan birinin evine gideriz. (birazcık karışık anlattım sanki mehehehe:)) izlenmek için güzel bi film seçilir, ortaya çeşit çeşit kekler-sarmalar-kuru pastalar çıkarılır, çaylar konulur;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;ayy çok güzel görünüyo bunlar. ama şu tereyağlı olan ağır gelir bana biraz, sadece vişneli kekle sarma alcam ben. azcık da kuru pasta. (tabağıma alırım)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;adam: &lt;/b&gt;(oturduğu yerden bana seslenir) ben de aynısından istiyorum canım. ama sarma olmasın.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;evet ama bazı şeyler sadece istemekle olmuyo dimi? biraz da çaba sarfetmek gerek???? (anti-geyşa mode on)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;isim bulamadığım adam tatilin ilk haftası ailesinin yanına gitmeye karar verir, bana programını anlatır;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;a:&lt;/b&gt; bla bla bla... işte 2 gibi de evden çıkarım havaalanına giderim herhalde. daha doğrusu havaş'a işte.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;havaş mı? o ne alaka?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;a:&lt;/b&gt;&amp;nbsp;işte havaş varya hani havaalanına servisleri var?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;yaaaaaaaaa!!!! havaş öyle bişey miydi?! geçen gün dhl kargonun yerini sorarken de gözde söylemişti &lt;i&gt;havaşın orda&lt;/i&gt; diye. ben onu böyle dürümcü gibi bişey sandım, gezindim gezindim sırayla pizza hut-postane-starbucks, havaş yok, kapanmış herhalde dedim :SS&lt;br /&gt;&lt;b&gt;a:&lt;/b&gt; haha lavaştan çağrışım yapmış olmasın?:)) tatlım nasıl duymazsın ki havaşı?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;ne biliim ben, sanki servisle mi gittim havaalanına? annemlerle gittim hep. çok biliyosan söyle o zaman açılımı neymiş havaşın??&lt;br /&gt;&lt;b&gt;a: &lt;/b&gt;eaa...hava alanıııı... bişeyler.. şirketi. öyle bişeyler. öf bilmiyorum tamam.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;yaaaaaa, kalırsın işte öyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-3673467029633395009?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/3673467029633395009/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=3673467029633395009&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/3673467029633395009'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/3673467029633395009'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2011/02/bir-takm-diyaloglar.html' title='bir takım diyaloglar.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TU7zxnYnfWI/AAAAAAAAAtY/DJzq_kXeeFw/s72-c/grouchy_morning_by_livingyosuke-d34g8oe.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-7775819819240206300</id><published>2011-01-09T19:02:00.000+02:00</published><updated>2011-01-09T19:02:46.200+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>hurdacı..</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TRzw4J4DqJI/AAAAAAAAAtE/8sC6eTkavs8/s1600/charity_shop_junk__7_by_planetails.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="321" src="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TRzw4J4DqJI/AAAAAAAAAtE/8sC6eTkavs8/s400/charity_shop_junk__7_by_planetails.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;kalbimde çok şey var.&lt;br /&gt;kalbimde çok fazla işe yaramaz şey.&lt;br /&gt;kırık dökük,&lt;br /&gt;eski,&lt;br /&gt;yüzüne bile bakmadığım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;defalarca elden çıkarmaya,&lt;br /&gt;kurtulmaya çalıştım ama&lt;br /&gt;kimselerin uğramadığı hurdacıdan farkım yok.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-7775819819240206300?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/7775819819240206300/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=7775819819240206300&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/7775819819240206300'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/7775819819240206300'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2011/01/hurdac.html' title='hurdacı..'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TRzw4J4DqJI/AAAAAAAAAtE/8sC6eTkavs8/s72-c/charity_shop_junk__7_by_planetails.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-1938957162826471692</id><published>2010-12-19T15:32:00.001+02:00</published><updated>2010-12-19T15:53:31.820+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>ales hikayem..</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TQ4JTMWRFbI/AAAAAAAAAs8/WXguLT75LxU/s1600/a_happy_release_by_nickhole-d2osr58.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="267" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TQ4JTMWRFbI/AAAAAAAAAs8/WXguLT75LxU/s400/a_happy_release_by_nickhole-d2osr58.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;bu sabah 9buçukta ales sınavına girdim. (bilmeyenler için "ales" yüksek lisans eğitimine başvurabilmek için geçilmesi gereken aptal bi sınav.)&amp;nbsp;aslında ben yurtdışı yüksek lisans düşünüyorum ama ne olur ne olmaz, ordan kabul alamazsam açıkta kalmayayım diye burdakilere de başvurabilirim. o yüzden girmem gerekti yine de.&lt;br /&gt;sınava oturup çalışan var mıdır bilmiyorum ama ben çalışmadım yani. milagro'yla senenin başında aldığımız deneme kitapları olduğu gibi duruyo. tipik tembel öğrenci profiliyle son bi hafta panikle alıp 2-3 deneme çözdüm o kadar. zaten bu yaştan sonra oturup geometri sorusu çözmek çok garip geldi. aslında keyif aldığımı bile söyleyebilirim, sudoku çözmek gibiydi aynı -ki sudoku'yu çok severim!&lt;br /&gt;o yüzden bu yazımda sorulara çemkirmiyorum. gayet severek cevapladım hepsini. tabi sınav sisteminin yine değişmesi ve yine ilk defa benim girceğim dönemde uygulanması tamamen benim şanssızlığımdı! çözmem gereken 100 sayısal, 50 sözel sorusu olduğunu sınavdan 7-8 saat falan önce öğrenmiş olmam da benim sorumsuzluğum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;konu bunlar değil. benim ales hikayem sınavdan önce başladı. pazartesi olmuş, sınava bi haftadan az kalmış, herkesin giriş belgesi elinde, benimki yok! bekle bekle, ne gelen var ne giden. apartman kapısı ne zaman şaibeli bi şekilde çalsa ben aşağı koşturuyorum, asker yolu bekler gibi postacı gözlüyorum, yok yok yok. perşembe günü artık iyice paniklemeye başladım, "sınav belgesi &amp;nbsp;gelmediği için sınava giremeyen kız" olmak istemiyorum çünkü. annem arada şüpheli şüpheli bakıp "başvuruyu doğru yaptığından emin misin? yoksa adresi mi yanlış yazdın??" diyo kendimi iyice ezik hissediyorum. hayır yanlış yazmadım! herşeyi doğru yaptım! ama arada ben de kendimden şüpheye düşmedim değil.&lt;br /&gt;cuma günü oldu, pazar sınav var, belgem hala yok. gidip ösym bürolarından çıkarabiliyomuşum, ne hoş. ösym bürosu dedikleri şeyin koca istanbulda sadece 2yerde olduğunu söylemeyi unutuyolar tabi. üstelik biri üsküdarda, biri avcılarda! nasıl yakın (!) anlatamam!! böyle böyle içimden ösym'ye giydirirken apartman kapısındaki anormal gürültüden postacının geldiğini anlıyorum ve aşağıya koşup o hızla adama da çemkiriyorum. herkes işini düzgün yapsın canım! pazar günkü sınav için belge cuma günü mü gelir!!&lt;br /&gt;neyse sonunda geç de olsa giriş belgeme kavuşuyorum ve bi haftadır geyiği dönen (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;benim okuma fırsatım olmadığı için ehehe mehehe diye çaktırmadan sohbete dahil olmaya çalıştığım&lt;/span&gt;) arka kısımdaki sınav kurallarını okuyorum. telefon/çanta yasak. tamam. o bilinen bişey. peki bunun dışındaki saat, küpe, bileklik, metal aksesuarlar, demir paralar, yiyecek-içecek, kalem, silgi vb yasaklara ne demeli?&lt;br /&gt;tesettürlü arkadaşlarımız başörtüsüyle sınava girebiliyorken, benim kolumdaki bilekliğin kime ne zararı var??&lt;br /&gt;onlarınki inanç da benimki değil mi? ben de o bilekliğin bana uğur getirdiğine inanıyorum? aylardır çıkarmamışım onu ben. sadece zamanı geldiğinde çıkaracağıma söz vermişim. ayrıca bileklerimin boş olması feci şekilde rahatsız eder beni. neden sınava incecik bi bileklikle girmem bile sorun??&lt;br /&gt;söylene söylene bi gece önceden vedalaşıyorum bilekliğimle. hatta polemik çıkmasın diye bileğimdeki kırmızı ipi de makasla kesip çıkartıyorum :(&lt;br /&gt;okumaya devam ediyorum, üstümüzün elle ve dedektörle aranacağı bu yüzden herhangi bir metal eşya küpe/broş vb bulundurmamamız gerektiği....derkeeeeeeen.. aklıma bişey geliyo. hızmam! 4yıldır aralıksız taktığım için varlığını bile unutuyorum ben çoğu zaman. kpds'de millete alyanslarını çıkartıp çöpe attıran manyak ösym'nin benim hızmama vereceği tepkiyi merakla bekliyorum ve geriliyorum. bütüüüüüüüüün gece rüyamda güvenlikçilerle boğuşup "hayııır çıkaramam. gerçekten çıkaramıyorum" diye ağlandığımı tahmin edersiniz. okuyunca sınava girmekten bile vazgeçebilirdim. gerçekten benim onu çıkarmam imkansız, düşer bayılırım. ben yılda bi kere gider deldirdiğim yerde hızmamı çıkarttırıp, yenisini taktırırım olur biter. onun dışında kulağına küpe takan birini görünce bile bayılcak gibi hisseden bendenizin kendi kendine hızmasını çıkarması ve sınavdan sonra tekrar takması mümkün değil! işim farketmesinler diye dualara kalıyo o yüzden..&lt;br /&gt;bunun dışında koyu koyu yazıyla kocaman sınava dışarıdan yiyecek-içecek sokulması kesinlikle yasaktır yazısını görüyorum. tamam ben de geceden sarmalar börekler hazırlatıp sınava götürcek değildim ama soru çözerken şeker/sakız tıkınmayı severim yani ben.. napalım artık deyip ondan da vazgeçiyorum.. zaten bi de koyu koyu "&lt;b&gt;her türlü ihtiyacınız ösym tarafından karşılanacaktır&lt;/b&gt;" yazıyo, içine neler dahil merak ediyorum..&lt;br /&gt;sabah oluyo, telaşla evden çıkıyorum. üzerimde cep telefonu yok. anahtarlarım, cüzdanım, kalemlerim hiçbişeyim yok. daha da önemlisi çantam bile yok! elimi kolumu koyacak yer bulamıyorum, herkes bana bakıyomuş gibi geliyo. yanımdan geçenlerin "aaa çantasız mı çıkmış sokağa" dediklerini zannediyorum, iyice gerilip kendimi çıplak gibi hissediyorum ve psikolojime ilk darbe o zaman vuruluyo. 22 yıllık hayatımda sokağa hiç çantasız adım attığımı hatırlamıyorum. 4-5yaşlarındayken bile minik çantalarım vardı benim, onları alırdım. böyle sanki kolum bacağım eksik gibi, çok garip.&lt;br /&gt;neyse itü'nün dolambaçlı yollarında sınav binamı buluyorum, girişte güvenlik görevlilerinin hepimize kurbanlık koyun muamelesi yapmasını izliyorum. bi an gözümde öyle dramatikleşiyo ki, sanki biri köle alıyomuş gibi açıp dişlerime bakıcak sonra sertçe ittirip "bunu da alın!" dicek. neyse ki durum o kadar kötüleşmiyo, şirin bi kadın polise denk geliyorum, hızmamı da görmezden geliyo ve giriyorum.&lt;br /&gt;sınav salonuna girer girmez vaad ettikleri "her türlü ihtiyacımız"ı görüp, gülmemek için yanaklarımı ısırıyorum. fakire sadaka verir gibi şeffaf poşete sarılmış 2 kurşun kalem, 1 silgi, 1 boktan kalemtraş, 3 olips şeker, 1 de peçete.&lt;br /&gt;hani öyle iddialı bi laftan sonra insan daha farklı şeyler bekliyo tabi. 2 tane dandik kurşun kalem yerine neden adam gibi bi tane versatil kalem koymadıklarına anlam veremiyorum. neticede bu da soru hızını etkileyen bişey! ben uçlu kalemlerle daha hızlı ve kendime güvenerek çözüyorum soruları?? ayrıca lütfedip koydukları naneli olipslere de hüzünle bakıyorum. naneli olipsten nefret ederim! bari çeşit olsaydı diyorum şöyle limonlu portakallı falan. izin verilse ben öyle alırdım çünkü. son olarak koydukları buruş buruş peçeteye de neremle güleceğimi şaşırıyorum. peçete ulan. bildiğin peçete. kağıt mendil bile değil. farzedelim ki gribim, o 1 adet peçete 180dk boyunca neyime yeticek benim? ayrıca burnumu o zımpara gibi şeyle mi silmek zorundayım?? insan gibi bi yumuşak selpak mendil koysalar nolur oraya??&lt;br /&gt;getiren herkesten kendi selpak mendillerini topladıklarını görünce hızmanın verdiği suçluluk duygusuyla yerime sinip, sesimi çıkarmadan bekliyorum.&lt;br /&gt;o sırada sınıf yavaş yavaş dolmaya başlıyo ve benim arkamda oturması gereken çocuk da geliyo. en arızalı insanın mutlaka gelip beni bulacağını bildiğimden, defosunun ne olduğunu öğrenmek için sabırsızlanıyorum! neyse ki beni fazla bekletmiyo. yerine oturur oturmaz önündeki ösym pakedini açıp katur kutur seslerle şekerini yemeye başlıyo. görgüsüz müsün nesin çocuk! saat sabahın 9u! sınav daha başlamadı! yerine oturur oturmaz iştahla şekere mi saldırır insan?? sinirim bozuluyo biraz ama sınav başlayıp, soruları fısır fısır sesli okuduğunu duyunca geçirmek üzere olduğum cinnetin yanında hiç kalıyo!&lt;br /&gt;bunları düşünürken bize verdikleri şeyler arasında suyun olmadığını farkediyorum. sabah da aptal gibi şekerli şekerli fıstık ezmesi tıkındığım için ölümüne susamış durumdayım. sağıma soluma bakıyorum, çoğu kişinin masasında su var. bende yok??? isteyene veriyolar herhalde diye düşünüp, sınıf görevlisini çağırıp "pardon ben de bi su alabilir miyim acaba?" diyorum. görevli bikaç saniye suratıma anlamsızca bakıp, "daha vaktimiz var, kantin aşağıda. gidip alabilirsiniz" diyo. o an "dışarıdan yiyecek-içecek sokulması yasaktır" lafının, okul dışını kastettiğini anlıyorum. (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;en son ne zaman bu kadar utandım onu hatırlayamıyorum ama.&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;neyse suyumu alıp dönüyorum, görevlinin 9503583 kere "bakın sınavda dışarı çıkmak yasak, o yüzden zaruri ihtiyaçlarınızı şimdi giderin" uyarısını duydukça karnıma bakıp içimden mesanemle konuşuyorum. yok cevabını alınca, sakin sakin beklemeye devam ediyorum.&lt;br /&gt;kitapçıklar dağıtılıyo, sınav başlıyo ve çözmeye başlıyorum. iyi de geçiyo ama sınav salonuna saat sokulmadığından&amp;nbsp;koskoca amfideki küçücük saatin akreple yelkovanını gözlerimi kısa kısa takip etmeye çalışıyorum. pek de başarılı olamıyorum ki çözmem gereken 20ye yakın soruyu yetiştiremeyip sınavı bitiriyorum:/&lt;br /&gt;sınavdan dönüşüm de ayrı bi hikaye konusu ama blog hayatımın en uzun yazısını yazdığım için burada kesiyorum. sabırla okuyan biiiiiiiiir allahın kulu varsa, onları da şimdiden tebrik ediyorum!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-1938957162826471692?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/1938957162826471692/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=1938957162826471692&amp;isPopup=true' title='54 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1938957162826471692'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1938957162826471692'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/12/ales-hikayem.html' title='ales hikayem..'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TQ4JTMWRFbI/AAAAAAAAAs8/WXguLT75LxU/s72-c/a_happy_release_by_nickhole-d2osr58.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>54</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-1084971920410425322</id><published>2010-12-16T15:35:00.002+02:00</published><updated>2010-12-16T22:39:27.028+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>kadınları anlamak!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TQoVhQIQwjI/AAAAAAAAAs4/bX2p964N9ww/s1600/woman-tearing-hair-out.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="285" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TQoVhQIQwjI/AAAAAAAAAs4/bX2p964N9ww/s400/woman-tearing-hair-out.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;kadınları anlayamamaktan şikayet edip duruyosunuz ya, aslında hiç sandığınız kadar kompleks bi durum yok ortada. tembellik yapmayın, üzerinde kafa yorun, bizi anlayın pls.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;hala zorlananlar için üşenmedim adım adım kadınları anlama ders içeriği hazırladım. hem bence herkes yanında yöresindeki erkeğe yol gösterse, sorun tamamen ortadan kalkar. daha güzel bi toplum için, buyrunuz..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;b&gt;introduction to womankind I - lesson 1:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;1. hala bi sevgiliniz yoksa, bir adet edinin. o kadar zor olmasa gerek. gerçekten değil. hoşlandığınız biri yok mu? olmalı. etrafta ne güzel hatunlar var, ben bile dönüp bakıyorum bazen. şaka gibiler.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;2. var da açılamıyo musunuz? bunu çoktan geride bırakmış olmamız gerekirdi. bu yüzyılda hoşlandığı kıza açılamayan erkek görmek istemiyorum. zira hepimiz aynı dertten muzdaripsek, hepimiz birini sevmek ve aşık olmak istiyosak neden bekliyoruz? reddedilmekten korktuğunuzu duymak bile istemiyorum, kaybedecek hiçbişeyiniz yok. aradaki şey karşılıklı değilse bile herhalde oturup sizinle dalga geçecek değiliz. ortaokulda kaldı o. gerçekten. o yüzden birini kesip kesip, sonra herşeyi ortada bırakmayın. egonuza sahip çıkın, ukala olun, hatta size aşık olmamamızın mümkünatı yokmuş gibi davranın. dünyada yüksek özgüvene sahip erkek kadar çekici bişey yoktur.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;3. &amp;nbsp;burda bi püf nokta var, onu atlamayalım. eğer zaten tanışmışsak, arkadaşsak ve siz alenen yazıyosanız, çok da fazla zorlamayın. çünkü anlamamış olmamız mümkün değil. çok çakalız. anladık ve anlamamazlıktan geliyoruz kesin. biz de aynı şeyleri hissediyo olsaydık, zaten aramızdaki şey önlenememez bi yükselişe geçerdi. geçmediyse bize yazdığınızın farkındayız ama sevgili olmak istemiyoruz demektir.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;4. arayıp sormayınca çemkiriyo ve çok arayınca ilgiden mi bunalıyoruz? "ne yapsam yaranamıyorum yeaaa" diye şikayeti bırakın, zira şikayet etmenin tekeli bizim elimizde, size hiç yakışmıyo. ortasını bulun o zaman! bu kadar zor mu? sabah günaydın, gece iyi geceler, gün içinde bikaç "napıyosun, özledim" içerikli konuşmalar ve ilişkinin boyutuna göre ekstralar. fazlasını istemiyoruz, azına katlanamıyoruz. olay bu. son derece basit.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;5. bi de gece biz uyurken arada güzel bikaç şey yazın mesela.. seviyosanız, yapın yani bence. sabah uyandığımızda telefonda sizden gelen güzel bi mesaj olsa, mail olsa, en olmadı bi cevapsız çağrı falan.. güzel şeyler bunlar. cimrilik yapmayın, mesaj paketlerini hunharca harcayın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;6. her zaman çok konuşmamızdan şikayetçiyseniz ve aniden sessiz kaldıysak korkun. hiç hayra alamet değil. o yüzden "neyin var?" sorusuna ısrarla verilen "yok bişeyim" cevabına kanmayın. yapmayın bunu! kurcalayın biraz, kimbilir altından neler çıkcak.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;7. kendinizi bizim gözümüzde bi level atlatmak, yıllar sonra bile hatırlanmak istiyosanız yapacağınız şey o kadar basit ki!! ara sıra bize jest yapın mesela. durduk yere çok çok küçük bişey de olsa bi hediye alın. ölüyoruz o zaman sevincimizden. bana göre çok klişedir ama çiçek de sever çoğu kadın. cimrilik yapmayın, alın. (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;mesela ben çiçek sevmem, o yüzden batman bana çikolata alırdı sık sık. gerçi çikolata seviyorum dedim diye onlar bi süre sonra cepte taşınan crunch'lara dönüştü ama olsun. düşünmesi bile çok şekerdi, yerim&lt;/span&gt;.)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;8. hediye demişken.. bu çok önemli bi konu bence. kötü hediye seçimi sizden soğutabilir, yalan değil. ama iyi hediye demek, pahalı hediye demek de değil. (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;ihtiyaçlarını size aldırmaya kalkan maddiyaçı bi pislikle çıkmıyosanız tabi ki&lt;/span&gt;.) binlerce güzel seçenek varken, niye her seferinde abuk sabuk şeyler bulup alırsınız hiç anlamam. aslında çok kolay. zevkimizi henüz çözemediyseniz kıyafet almaktan kaçının, özel günler öncesi farkında değilmiş gibi ağzımızdan kaçırdığımız şeyleri aklınızda tutun, makyaj malzemeleri ve çantaları heeeer zaman sevdiğimizi bilin, hobilerimize dikkat edin ya da hiç olmadı ikiniz için anlamı olan bişey alın. (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;ben sevgilimin hediyesi küçük bi bileklik ya da zarif bi kolyeyi hep üstümde taşımayı çok isterdim mesela. o kadar da ima ettim, biiiiiiiiiiiiiir tanesi bile anlamadı. en sonunda açık açık söyledim, beraber aldık, öyle hallettik.&lt;/span&gt;)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;9. bi erkeği en klas yapan kriter, yaptığı seçimlerdir. sanırım en çok bu konuda size hayran olasımız var. bunu kullanın. her zaman aynı buluşmaları tekrarlamayın mesela, özel bi neden yokken çok farklı bi program yapın, bizi şaşırtın. (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;allahııııııım o kadar bekledim ki, bi sevgilim de gelsin "şşş.. bugün hiçbişeye kafanı yorma, ben herşeyi en ince ayrıntısına kadar planladım, sürpriz" desin!!&lt;/span&gt;)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- ee napıyoruz bugün?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-bilmem? napalım?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- farketmez sen söyle.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;-bana da farketmez. ne yiyelim?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;- bilmem sen ne istiyosun?&lt;/div&gt;&lt;div&gt;işte bu diyaloglar ilişkiyi güve gibi kemiriiiiiiiiir kemirir. şöyle kontrolü eline almayı seven, elimizden tutup "bugün seni şuraya götürüyorum, itiraz istemem" diyen bi adam... fazlasını istemedik, gerçekten!&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;10. aile bireylerimizi sevmek zorunda değilsiniz. evet. ama yine de seviyomuş ya da bi gün sevebilirmiş gibi yapın. bu önemli. belki biz de öyle yaparız ve sizi annenize karşı kışkırtmaktan vazgeçeriz, gül gibi geçinip gideriz, ne güzel..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;11. ısrarla "o sadece arkadaşım" dediğiniz hatundan uzak durmanızı söylüyosak, durun!! bizim algılarımız sizden 9640648 kat daha açık. hatunun hiç de arkadaşça olmayan bakışlarını ve pis rezil kıskançlıklarını yakaladık kesin. ama ortalığa dökmek, işi çirkinleştirmek istemiyoruz. o yüzden "o kız sana yazıyo, uzak dur" diyosak bizi dinleyin, gerçekten. aslında siz de farkında bile olabilirsiniz belki, kimi kandırıyosunuz!! çoğumuz "onunla bi daha görüşmeni istemiyorum" diyecek kadar çocuk değiliz, sadece çok fazla sıkı fıkı olmamaya çalışın yeter.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;12. buna karşılık bizim erkek kankalarımızı hoş görün. (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;burada bana fazla tepki verdiğinizi duyar gibiyim, haksızlık ediyosunuz.)&amp;nbsp;&lt;/span&gt;şimdi mantıklı düşünelim, sevgilisi olan kıza yazan erkek sayısı, sevgilisi olan adama yavşayan kaltak kız sayısından kat ve kat azdır. erkekler bu konuda çok daha duyarlı yaratıklar, gerçekten takdir ediyorum. o yüzden paniklemenize ve bizi boğmanıza gerek yok.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;13. gerçi arada kıskanılmak hoşumuza gider. çok hoşumuza gider. kıskanmayan erkek, sallamayan erkektir. ama bokunu çıkarmayın yani. onu diyorum..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;14. başkalarına bizden nasıl bahsettiğiniz bizim için çok çok önemlidir. yakın arkadaşlara nasıl anlatıldık, aile bireyleri bizden haberdar mı falan filan.. önemli şeyler bunlar. hm bi de bi konuşma sırasında bizden bahsettiyseniz ve "bla bla bla..sonra da işte seni anlattım ben de" dediyseniz, bi zahmet nasıl anlattığınızı da ballandıra ballandıra bize söyleyin. (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;ben çünkü zevkten dört köşe oluyorum birine benden bahsettiğini dinlerken. ama utanıp soramıyorum "ne dedin ne dedin! başka ne dedin! onlar ne dedi! sen ne dedin!!" diye. o yüzden bizi yormayın, siz anlatın.&lt;/span&gt;)&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;15. aşıksanız, bunu göstermekten çekinmeyin. çünkü hem size, hem sizin bize aşık olmanıza aşık oluyoruz biz. sanırım dünyadaki eeeeeeeeeeen sevdiğim erkek tipi sevgisini göstermekten çekinmeyen erkek tipidir. mesela geçenlerde sedat sevgilisi ferhan için bişeyler yazmıştı twitter'a. "benim balığım.. bla bla.." gibilerinden bişey. koskaca adam. karizmatik adam. çekinmeden sevgisini gösterebiliyo. ne kadar şahane bişey. cennete kesin o erkekler gidicek. söyliim de.. cehennemde karşılaşmayalım diyorum hani.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;16. yalan söylemeyin. yapmayın bunu, gerçekten. çünkü beceremiyosunuz, bi şekilde ortaya çıkıyo o. çok kızacağımız bişey yapmayın, yaptıklarınızı da açık açık söyleyin. en azından dürüst olduğunuz için yırtabilirsiniz, ama yalanınızla yakalanınca hiç kaçarınız yok.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;17. birazcık daha şevkatli olun. (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;en azından bana karşı öyle olun, yalvarıyorum!!&lt;/span&gt;) çünkü eririz biteriz bizi önemsediğinizi hissedersek. hastaysak ve bu sizi panikletiyosa, canımız çok sıkkınsa ve siz bizi güldürmek için çabalıyosanız, durduk yere bize dünyanın en kırılgan nesnesi gibi davranıyosanız... muhteşem şeyler bunlar bizim için. esirgemeyin. lütfen.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;18. her şeyin iyisini yapın. bence kilit nokta budur. kendine güvenen, tek başına herşeyi halledebilen, işini önemseyen, azla yetinmeyen bi adam. ooooooomg. dünyada daha çekici olabilecek bi karakter tanımıyorum. o yüzden önce kendiniz, sonra da bizim için ne yapıyosanız onda iyi olmaya bakın.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;şimdilik bu kadar. ikinci derste görüşmek üzere!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-1084971920410425322?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/1084971920410425322/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=1084971920410425322&amp;isPopup=true' title='35 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1084971920410425322'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1084971920410425322'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/12/kadnlar-anlamak.html' title='kadınları anlamak!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TQoVhQIQwjI/AAAAAAAAAs4/bX2p964N9ww/s72-c/woman-tearing-hair-out.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>35</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-5147970789359056574</id><published>2010-12-11T16:34:00.000+02:00</published><updated>2010-12-11T16:34:51.470+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>ben değil, çevrem garip.</title><content type='html'>&lt;b&gt;french'le çoğu zevkimiz benzerdir ama konu erkekler olunca hiç tutmaz. ben kimi göstersem o "öeeeh bu mu" der, o gösterse ben istisnasız bi kulp takarım.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;f:&lt;/b&gt; baaak bu.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; french bu gay!&lt;br /&gt;&lt;b&gt;f:&lt;/b&gt; ne! ne alakası var be! hiç de bile, yok öyle bişey.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; öyle tabi. incecik kaşlar, o saçlar, sigarayı tutuştaki zerafet.. daha sayayım mı?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;f:&lt;/b&gt; öfff tamam be. herkese de bişey bul zaten.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;bi gece yine milagro'dayım, o laptopta takılıyo ben masaüstünü işgal etmiş durumdayım.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; aaaa biri bana mail atmış, blogumda ürünlerini yayınlamamı istiyo, ne şeker. dur cevap yazıp kişisel blog olduğunu söyliim de sallamadı demesin.&lt;br /&gt;milagro bakınır bakınır, sonra o da gmail'i açar.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;m:&lt;/b&gt; aaa aynısını bana da atmış!&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; hadi be!&lt;br /&gt;&lt;b&gt;m:&lt;/b&gt; evet herkese atıyo demek ki. ben de cevap yaziim. sevgili bilmemkim.... ilginiz için çok teşekkür ederim ama.....&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; tamam ben de aynısını yaziim.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;m:&lt;/b&gt; ....&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; yolladım.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;m: &lt;/b&gt;merve?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; efendim?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;m:&lt;/b&gt; ......&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;hayır yapmış olamazsın! salak! yapmadın dimi! yapmadım de!!!&lt;br /&gt;sonra karnımıza kramplar girip, nefessiz kalana kadar güleriz. zira milagro kendi gmaili sanarak benimkini açmıştır, "aaa bana da gelmiş" dediği zaten benim mailimdir ve kendine gelmiş gibi cevaplamıştır. &amp;nbsp;ben de benzer bişey yazınca kadın beni şizofren sandı muhtemelen.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;restorasyon dersi için akaretlerin tarihini anlatan kısa film konusu bulmamız gerekmektedir, bikaç arkadaş aramızda tartışırız;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; hm ama o kadar gerilere gidersek dönem kıyafetleri bulmamız gerekcek, o kasabilir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;milagro: &lt;/b&gt;olsun buluruz nolcak. şemsiye, eldiven, mendil.. arka planda da "üsküdara gider iken" çalar.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;mehmet:&lt;/b&gt; iyi de orası beşiktaş.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;tamam işte, beşiktaştan üsküdara gideriken. &lt;i&gt;(kimse milagro'yu bozamaz, onu sadece ben yapabilirim, peh.)&lt;/i&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;proje hocam ihtiyar kurtla tatil köyü konseptini konuşuruz..&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; yani aslında sadece single insanlar için özelleşmiş bi yer olabilir. balayı otelleri varsa, neden bekar insanlar için de olmasın? insanlar tek başlarına da gelebilsinler, tatil yapsınlar, kafa dinlesinler, kurslara katılsınlar, kendileri gibi bekar insanlarla tanışsınlar.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ihtiyar kurt: &lt;/b&gt;evet!! işte bu! her zaman söylerim, "&lt;i&gt;sex sells&lt;/i&gt;!!!"&lt;br /&gt;akabinde benim son derece masum düşüncelerle başlayan projem, başka bişeye dönüşür. mimarlık mı yapıyorum pezevenklik mi belli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;jürideyim, konseptimi anlatırken hala utanıyorum;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; bu projenin en vurucu yeri, mümkün olduğunca insanları bi araya getirmek olduğu için, public mekanlardı. o yüzden en çok alanı onlara ayırdım. havuzun çevresini yapay göletle ayırarak, burada bi toplanma mekanı yarattım, etrafında açık hava partileri düzenlenebilir ve tanışan insanlar çevresindeki küçük patikalarda yürüyüşe çıkabilir.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ihtiyar kurt2:&lt;/b&gt; kızım, orda tanışan adam yürüyüşe gidip napsın, alır odasına çıkar. artık naparlar orasını da ben söylemiim.&lt;br /&gt;sınıftan yükselen sesleri ve benim ellerimi yüzüme kapayıp 5 dakika kıpkırmızı suratla konuştuğumu tahmin edersiniz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;jüri biter ihtiyar kurt yanıma gelir.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; hocam ama çok utandırdınız beni jüride.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ihtiyar kurt: &lt;/b&gt;utanma kızım ne var utancak çekinecek, bunları senin anlatman lazım. midilli adasına gitmiş miydin sen?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;hayır hocam gitmedim?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ihtiyar kurt:&lt;/b&gt; git git.. mutlaka git. lesvos var orda, sadece lezbiyenlere özel bi tatil köyü.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;hocam!!! ne işim var benim orda!&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ihtiyar kurt:&lt;/b&gt; keh keh.. hadi iyi çalışmalar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;otobüsteyiz, yine milagro'lara gidiyoruz, bi yandan da erkekleri çekiştiriyoruz;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd: &lt;/b&gt;neden böyle yaptığını hiç anlamıyorum, ne gerek varsa..&lt;br /&gt;&lt;b&gt;milagro:&lt;/b&gt; &lt;i&gt;(son derece yüksek sesle)&lt;/i&gt; bırak yaaaa.. bütün erkekler it!!&lt;br /&gt;akabinde otobüse deriiin bi sessizlik çöker ve o an çevremizde bizden başka kız olmadığını farkederiz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;kadınlar konusunda hiç yüzü gülmeyen bi arkadaşımız var, loser'lığın ileri safhasında. herkese yazar yazar, ama bi türlü karşılık göremez, sonra başından beri sallamıyomuş gibi yapar. ceviz diyelim ona..&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; hayırdır ceviz?? geçen gün biriyle kurlaşıyodun sanki feysbukta? var mı bişeyler?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;ceviz:&lt;/b&gt; yok yeaaa.. öylesine.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;kuzenim yeni eve çıkar, hep beraber ziyarete gideriz. sürekli bilgisayar başında asosyalliğin sınırını zorlayan kardeşim sorar;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;k: &lt;/b&gt;abla, doğukan abimin evi kaç megapiksel?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;french'in sevgi gösterileri her zaman sıradışıdır.&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;f: &lt;/b&gt;aptal! kafanı ısırırım senin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-5147970789359056574?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/5147970789359056574/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=5147970789359056574&amp;isPopup=true' title='32 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5147970789359056574'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5147970789359056574'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/12/ben-degil-cevrem-garip.html' title='ben değil, çevrem garip.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><thr:total>32</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-551367392271865567</id><published>2010-12-08T23:19:00.000+02:00</published><updated>2010-12-08T23:19:38.168+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>içmeden sarhoş olup, böyle şeyler yazabiliyorum.</title><content type='html'>şu an ağlamaya o kadar ihtiyacım var ki.. ama zoraki 2-3 damladan fazlası akmıyo gözlerimden. en son ne zaman içimi boşaltana kadar ağladığımı hatırlamıyorum bile. aylar öncesiydi belki. çok çok önce. halbuki çok ihtiyacım var. gerçekten çok ihtiyacım var. bunalıyorum, soluk boruma bişey tıkanmış gibi hissediyorum, sürekli dokunsalar ağlayacak vaziyetteyim ama ağlayamıyorum. akan bikaç damla belki, fazlası yok. bu da beni rahatlatmaya yetmiyo. erkekler nasıl ağlamadan hayatta kalabiliyolar bilmiyorum.&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;önümüzdeki 4 ayın sadece bi göz açıp kapamayla geçmesini çok isterdim. aradaki zamanı hiç yaşamamak ve sadece atlamak. uyusam, nisan ayı olsa, italyadaki okuldan kabul almış olsam, sonra bütün sıkıntılarım bitse ve bavulumu alıp burdan 2 yıllığına gitsem, dönmesem.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;orda güzel bi hayatın beni beklediğine inanmayı çok istiyorum. sadece bana ait ve yeni bi hayat. burdaki boktan çünkü. burda kafese tıkılmış gibiyim. üzerine kabuklu yemiş fırlatılan maymun gibiyim. millete şirinlik yapıp, onları güldürmeye çalışmaktan çok bıktım.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;hayatıma giren ya da girmeye çalışan bütün erkeklerden nefret ediyorum şu an. (tabi batman'i onlardan her zaman ayrı tutuyorum) ve özellikle belirtmek istiyorum, ben daha önce hiç böyle bi cümle kurmadım. her zaman iyi bahsederim eski sevgililerimden ya da sevgilim olmaya çalışanlardan. ama şu an, kelimenin tam anlamıyla hepsinden nefret ediyorum. neden bilmiyorum. çoğunun bana bi kötülüğü dokunmasa da hiç tanımamış olmayı dilerdim onları.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;özellikle de koray'ı. blogta bi ara sincap surat diye bahsettiğim insanı. şimdi yine hortladı. yine aynı sözler, aynı yalanlar, aynı "seni seviyorum"lar, aynı "hayatımı geçirmek istediğim insan sensin"ler. telefonlarına çıkmasam, her gün onlarca mesaj atıyo. hiçbi şey olmamış gibi, tüm olanlar yaşanmamış gibi, çoktan affetmişim ve sevgiliymişiz gibi, aramızda müthiş bi aşk varmış gibi.. aslında hiçbiri yok. ben onu sevmiyorum, o beni sevmiyo. neden aksini iddia ettiğini anlamıyorum. neden hastalıklı bi şekilde kendi kendine bi ilişki yaşıyomuş gibi yaptığını da.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;saçma sapan insanlarla karşılaşmaktan ve durduk yere olmayan bi aşkın varlığına inandırılmaya çalışmaktan da bıktım. gerçi bazılarının hakkını yiyemem. oldukça dürüstler. karşıma geçip "bak, iyi bi arkadaşlıkla sevgililik arasındaki tek fark seks. anladın? bence sevgili olabiliriz. seni sevdiğimi söylemiyorum, sana aşık da değilim. ama senden etkileniyorum." diyebiliyolar. iyi cesaret. ben olsam, o kadar sığ bi insan olsam, bu kadar cesur olamazdım.&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ama midemi bulandırıyolar. gerçekten. sanırım içimdeki herşey öldü. gözkapakları da açık üstelik. böyle konserve kutusu gibiyim aynı, içim bomboş. vurunca yankı yapıyorum, o kadar boş. açacak da yok üstelik. bıçakla vura vura, delik deşik ede ede açmaya çalışıyolar kapağımı, ama canım yanıyo işte sadece. anlamıyolar.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;aylardır kimseyi sevemediğimi ve ilişkilerden git gide soğuduğumu düşünürsek, aksi şekilde bi erkeğe gerçekten ihtiyaç duyuyo olmam da çok garip ayrıca. şu an bu yazıyı yazmak yerine gerçekten sevdiğim birinin yanında olmak ve ona sarılıp ağlamayı çok isterdim mesela. bana sımsıkı sarılınca kendimi tamamen bırakır ağlardım belki gerçekten. saatlerce ağlardım, uyurdum ve sabah kalktığımda hepsi geçmiş olurdu. ama gerçek öyle değil.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;gerçekten ağlamak istiyorum. ama böyle sesli ağlamak.. mendillerce ağlamak.. tek bi damlaya bile razıyım. neden kurudu benim gözlerim?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ağlamak için canımı bile acıtabilirim şu an. işe yarayacağını bilsem yaparım bunu. öyle pis bi ruh hali bendeki.. geçmedi gitti.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-551367392271865567?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/551367392271865567/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=551367392271865567&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/551367392271865567'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/551367392271865567'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/12/icmeden-sarhos-olup-boyle-seyler.html' title='içmeden sarhoş olup, böyle şeyler yazabiliyorum.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-8000268472201406334</id><published>2010-11-28T20:33:00.005+02:00</published><updated>2011-09-29T22:38:20.254+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>aylar sonra, batman..</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TPKgHRUgUcI/AAAAAAAAAsc/l0Vkhrl7g1c/s1600/Dealing-With-Loneliness_articleimage.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TPKgHRUgUcI/AAAAAAAAAsc/l0Vkhrl7g1c/s400/Dealing-With-Loneliness_articleimage.jpg" width="336" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;dün gece yakın bi arkadaşımın doğum günü vardı. gidip gitmemek arasında kararsızdım ama alınmasını istemediğimden üşenmeyi bırakıp, hazırlanıp gittim.&lt;br /&gt;kimleri çağıracağını daha önceden sormuştum. konuşmadığım bikaç insan var okuldan. varlıklarından bile rahatsız oluyorum, onların gelip gelmeyeceğini öğrenmek istemiştim. cevap vermeyip, geçiştirmişti.&lt;br /&gt;8 gibi evden çıktım, taksimde başka bi arkadaşımla buluştum, hediye mediye faslını halledip onların yanına geçtik. konuşmadığım insanlardan biri ordaydı. &lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;a href="http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2009/09/dost-dost-diye-nicesine-sarldm.html"&gt;şu&lt;/a&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt; yazıda biraz anlatmıştım onu.&amp;nbsp;&lt;/span&gt;milletle selamlaşırken, onu görmezlikten gelmek komik olcaktı, onu da öptüm. doğum günü sahibi işgüzar arkadaşım sağolsun, barıştırmak için yanına oturttu beni.&lt;br /&gt;bütün gece nasıl geçicek, yalandan konuşmak zorunda mı kalıcaz derken hiç beklemediğim biri içeri girdi.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&lt;a href="http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2009/11/batman-kimdir.html"&gt;batman&lt;/a&gt;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi kurbağayı alıp, 100derecede fokur fokur kaynar suya attığınızı düşünün. suya değmesiyle nasıl sıçradığını bi de.&lt;br /&gt;aynen öyle bi tepki verdim. öyle bi ayağa kalkışım vardı ki, tansiyonum düştü herhalde, etraf kapkara oldu.&lt;br /&gt;öpüp, "&lt;i&gt;senin geleceğini hiç bilmiyodum&lt;/i&gt;" dedim. gerçekten bilmiyodum çünkü doğum günü sahibi benim arkadaşım ve ikisini geçen seneki doğum gününde ben tanıştırmıştım. bi ortak arkadaşları var gerçi ama o günden sonra en fazla bi kere görüşmüşlerdir herhalde. ayrıca facebooktaki doğum günü event'inde de davetli değildi, çok şaşırdım o yüzden.&lt;br /&gt;"&lt;i&gt;ben senin geleceğini biliyodum&lt;/i&gt;" dedi, karşıma oturdu. o doğum günü sahibi işgüzar arkadaşım ve diğer ortak arkadaşıyla konuşurken ben onu süzdüm.&lt;br /&gt;aynen hatırladığım gibiydi. sadece daha da yakışıklı.&lt;br /&gt;gözleri daha parlak, saçları daha şekilli.&lt;br /&gt;ama kokusu aynı. aramızdaki 1metre mesafeye rağmen, onca kişi arasında ayırt edebiliyodum hala kokusunu.&lt;br /&gt;sonra bana döndü, nasıl olduğumu sordu. gülümseyip, havadan sudan konuştuk.&lt;br /&gt;birileri daha geldi, bahaneyle yerleri değiştik, batman'le yanyana oturduk.&lt;br /&gt;sayının artmasıyla beraber o kadar yakındık ki, vücudumun ona değen kısmındaki sıcaklık 40dereceye ulaştı sanırım.&lt;br /&gt;gece boyunca benimle ilgili hiç bi detayı unutmadığını vurguladı sık sık.&lt;br /&gt;sevdiğim bi şarkı çıktı, gülümsedi, "&lt;i&gt;geçenlerde bi yerde otururken güzel bi şarkı çıktı,&amp;nbsp;&lt;/i&gt;&lt;i&gt;merve duysa bunu çok severdi dedim&lt;/i&gt;" dedi.&lt;br /&gt;ya da benim onla konuşurken kullandığım kelimeleri taklit etti, o günlerden konuştuk.&lt;br /&gt;masadakileri gösterip, "&lt;i&gt;bu gecenin en güzeli sensin herhalde&lt;/i&gt;" diye iltifat etti, sevindim.&amp;nbsp;sanki en son dün görüşmüşüz gibiydi. sanki ayrılalı 8 ay olmamıştı.&lt;br /&gt;gece boyunca sadece ikimizdik sanki, sadece ikimiz konuştuk. bi ara&amp;nbsp;eli belimdeydi, benim elim onun bacağında. konuşurken burnu burnuma o kadar yakındı ki, uzanıp onu öpmemek için kendimle ne kadar savaş verdiğimi anlatmam mümkün değil. bişeyler anlatıp, anlattıklarına gülerken, aniden ağlamaya başlayıp "seni çok özledim" demem an meselesiydi. kaç kere dilimin ucuna geldi, kaç kere kendimi tutup başka bişeyden bahsettim sayamadım bile..&lt;br /&gt;bi ara bişey oldu, kolunu sıktım. "&lt;i&gt;bu seferki acımadı. genelde acıtına kadar sıkardın sen.&lt;/i&gt;" dedi "&lt;i&gt;çünkü&amp;nbsp;acıtmak için yapmadım, dokunmak istedim sadece. seni özlemişim." &lt;/i&gt;dedim. "&lt;i&gt;ben de seni özlemişim&lt;/i&gt;." dedi...&lt;br /&gt;kaçta eve döneceğimi sordu, ordan başka bi yere gideceğini söyledi.&lt;br /&gt;- sen gitmemi istemiyosun galiba?&lt;br /&gt;- ben sana ne zaman bi yere gitmeni istemediğini söyledim ki?&lt;br /&gt;- haklısın, hiç söylemedin.&lt;br /&gt;saat 11i geçti, o ve ortak arkadaşımız ayaklandı. ben de kalktım, beraber çıktık.. yürürken konuştuk, güldük..&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"nasıl gideceksin"&lt;/i&gt; diye sordu, ileriden bi taksiye binip gidebileceğimi söyledim.&lt;br /&gt;arkadaşı "&lt;i&gt;o zaman seni taksiye kadar geçirip öyle gidelim biz de"&lt;/i&gt; dedi.&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"gerek yok siz gidebilirsiniz"&lt;/i&gt;&amp;nbsp;dedim.&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"saat daha 12 bile olmadı, bu saatte beşiktaşta kaybolmazsın herhalde"&lt;/i&gt; dedi.&lt;br /&gt;&lt;i&gt;"kaybolmam"&lt;/i&gt; dedim.&lt;br /&gt;yanağımdan ve dudağımın kenarından öptü,&amp;nbsp;karşıya geçti.&lt;br /&gt;ben arkalarından baktım.&lt;br /&gt;kulağıma kulaklığı takıp, &lt;a href="http://fizy.com/#s/1ma9sh"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: large;"&gt;bu&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; şarkıyı dinlemeye başladım.&lt;br /&gt;ağladım.&lt;br /&gt;ne kadar yürüdüğümü hatırlamıyorum.&lt;br /&gt;sanırım aynı şarkıyı 5.6. dinleyişimden sonra bi taksinin kornasını duyup, kendime geldim, binip eve geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aramızdaki hiçbişeyin ölmediğini, sadece rafa kaldırdığımızı anladım.&lt;br /&gt;onu ne kadar özlediğimi, ve yanında ne kadar muhteşem hissettiğimi de.&lt;br /&gt;ama onda hep aradığım ve bulamadığım şeyi de hatırladım.&lt;br /&gt;hangisi daha çok canımı acıttı, hangisine ağladım bilmiyorum.&lt;br /&gt;herşeyi diri diri toprağa gömmüş ve havasızlıktan ölmelerini beklemem mi?&lt;br /&gt;yoksa onun hiç bi zaman beni merak edip, taksiye bile geçirmeyecek kadar üzerime titremeyecek oluşunu mu?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi psikiyatrist, insanların aşkta aradığı şeylerle ilgili teorisini anlatmıştı bana. "sadece kendi görüşüm, mesleki bi tespit değil, adımı vermeden anlatabilirsin"demişti.&lt;br /&gt;anladığım kadarıyla çok kısaca ve kendime uyarlayarak anlatıyorum.&lt;br /&gt;aradığım 3 şey var.&lt;br /&gt;1.si zeka. karşımdaki insana aşık olabilmem için bu şart. önce zeki olduğunu bilmem ve ona hayran olmam gerek. bu olmadan değer veremiyorum ben. küçük görüyorum, soğuyorum.&lt;br /&gt;2.si çekicilik. ten uyumu, cinsellik, beğenmek.. ne derseniz deyin buna. çok yakışıklı da olsa çekici gelmeyebilir bi insan. ben çekiciliği arıyorum. dokunduğumda parmak uçlarımı yakacak kadar.&lt;br /&gt;3.süyse şefkat. üzerime düşmesi, beni gözünden sakınması, merak etmesi, değer vermesi.. ne zaman ihtiyacım olsa yanımda olacağını bilmek, sarılıp güven bulmak.. sanırım en büyük açlığım buna.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şu ana kadar hep 3ünden en az birini barındıran insanlarla çıktım.&lt;br /&gt;ilk defa batman'de ikisi birden vardı. hem çok zeki, hem çok çekici..&lt;br /&gt;ama 3ün eksikliğini hep hissettim. hissettikçe canımı acıttı.&lt;br /&gt;ayrılmak istememin en büyük nedeni de buydu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;belki 3ünü hiç bi zaman aynı insanda bulamam. belki hiçbiri batman'in tırnağı bile olamayacak.&lt;br /&gt;belki ayrılmamız tamamen aptallıktı.&lt;br /&gt;belki geri dönüşü olmayan bi hata yaptım.&lt;br /&gt;diyorum ya, herşey hayallerimdeki gibi olsa çok güzel olurdu. aradığım herşeye sahip, beni tamamlayan bi insan.&lt;br /&gt;tek eksiğim bu..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-8000268472201406334?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/8000268472201406334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=8000268472201406334&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8000268472201406334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8000268472201406334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/11/aylar-sonra-batman.html' title='aylar sonra, batman..'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TPKgHRUgUcI/AAAAAAAAAsc/l0Vkhrl7g1c/s72-c/Dealing-With-Loneliness_articleimage.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-4758051921758387879</id><published>2010-11-28T01:37:00.000+02:00</published><updated>2010-11-28T01:37:25.835+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>pd in wonderland.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TPGTBzlBFyI/AAAAAAAAAsY/m2B2Cr0Zc6U/s1600/Alice-In-Wonderland-1972-Movie.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="303" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TPGTBzlBFyI/AAAAAAAAAsY/m2B2Cr0Zc6U/s400/Alice-In-Wonderland-1972-Movie.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;ben burda değil de, hayal dünyamda yaşasaydım çok güzel olurdu.&lt;br /&gt;kendim için eksiksiz bi dünya kurdum çünkü. herşey var orda. herşeyim tamam.&lt;br /&gt;eksiksizim.&amp;nbsp;planlıyım, programlıyım.&lt;br /&gt;ölümüne mutluyum.&lt;br /&gt;orda müthiş özgürüm, kimseyi düşünmek zorunda değilim.&lt;br /&gt;mükemmelim, kusursuzum.&lt;br /&gt;orda çok aşığım, çok seviliyorum.&lt;br /&gt;bi adam var, elimi sımsıkı tutuyo benim. hep hayallerimdeki gibi.&lt;br /&gt;tüm şarkılar bana yazılmış, her güzel şey benim için.&lt;br /&gt;kimseden bi kötülük görmüyorum, kimsenin canımı acıtmasına izin verilmiyo orda.&lt;br /&gt;yüzümün beş dakika düştüğü görülmemiş, etraf toz pembe.&lt;br /&gt;ordaki dünyam çok güzel benim.&lt;br /&gt;gerçek olması herkesi rahatsız edecek kadar güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;o aptal tavşan karşıma çıksın da, ilaç mı vercek ne vercek, beni küçültüp kapıdan geçirsin artık. bekliyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-4758051921758387879?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/4758051921758387879/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=4758051921758387879&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4758051921758387879'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4758051921758387879'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/11/pd-in-wonderland.html' title='pd in wonderland.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TPGTBzlBFyI/AAAAAAAAAsY/m2B2Cr0Zc6U/s72-c/Alice-In-Wonderland-1972-Movie.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-1941737273281422798</id><published>2010-11-18T23:58:00.005+02:00</published><updated>2010-11-19T00:16:37.603+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>ben aslında kimim?</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TOWhayLqh6I/AAAAAAAAAsU/OXRfCTEDx0k/s1600/Guess_Who_by_QueenOfTheGreen.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="266" src="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TOWhayLqh6I/AAAAAAAAAsU/OXRfCTEDx0k/s400/Guess_Who_by_QueenOfTheGreen.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;şimdi 4 erkek düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi tanesinden pek hoşlanmıyorum. yetersiz buluyorum, kendime yakıştıramıyorum. o yüzden ona karşı sıcak değilim. uzak duruyorum, konuşmaya çalışınca gereksiz atar yapıyorum, kendimden soğutmaya çalışıyorum.&lt;br /&gt;o benim inanılmaz cool, kimseyi sallamaz, agresif biri olduğumu düşünüyo haliyle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diğerine çok hayranım. muhtemelen "neden benim böyle sevgilim olmuyo hiç" diye düşünüyorum. beni sevsin diye uğraşıyorum, ultra duyarlıyım, ne dese yardıma koşuyorum, etkilemeye çalışıyorum.&lt;br /&gt;o benim dünya iyisi, çok uysal, çok sıcak biri olduğumu düşünüyo bu halimle.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üçüncüsünün yanında kendimi çok rahat hissediyorum. o kadar rahat ki istediğim kadar çocuklaşabiliyorum, aptallaşabiliyorum hatta. nazımı çekeceğini anladıysam, tribe boğuyorum. kapris yapıyorum, huysuzlanıyorum.&lt;br /&gt;o benim fazla çocuk, herşeye alınan, belki de yeterince olgunlaşmamış olduğumu düşünüyo.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonuncusunun yanında gerginim. ona karşı bi duvar örüyorum, ihtiyacım yokmuş gibi davranıyorum.&lt;br /&gt;o da benim kendi kendine yeten, kendi ayakları üzerinde duran, çok güçlü, her işini tek başına halletmeye çalışan biri olduğumu düşünüyo bu tavrımı görünce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4 farklı kız düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;birinin sır tutamadığını düşünüyorum. o yüzden ona hiç bi derdimi anlatmıyorum. herşeye gülüp geçiyorum, hiçbişeyi kafama takmazmışım gibi davranıyorum.&lt;br /&gt;o beni dünya yansa umursamaz, herşeyle dalga geçen biri sanıyo.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;diğerine çok güveniyorum. herşeyimi anlatıp, yanında rahat rahat ağlayabiliyorum. tüm zaaflarımı, zayıflıklarımı biliyo.&lt;br /&gt;ve beni çok kırılgan, melankolik biri olarak görüyo.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;üçüncüsünün beni çok iyi anladığını biliyorum. yanında hem gülüp, hem ağlayabiliyorum. herşeyi paylaşabiliyorum ve o beni "normal" bi insan sanıyo..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;dördüncüsüne hiç güvenmiyorum, uzak duruyorum. ölsem, canımın yandığını çaktırmıyorum, ben iyiyim diyorum.&lt;br /&gt;o da beni inanılmaz güçlü, herşeyi kontrol edebilen, soğuk nevale bi tip olarak tanıyo.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;örnekleri istediğim kadar arttırabilirim. 100 insan tipi yazıp, 100ünün de beni nasıl farklı algıladıklarını anlatabilirim.&lt;br /&gt;hangisi gerçek benim?&lt;br /&gt;kim beni en iyi tanıdığını iddia edebilir?&lt;br /&gt;birine sorsanız beni çok pozitif biri olarak anlatır, diğerine sorsanız inanılmaz karamsar.&lt;br /&gt;biri çok güçlü olduğumu düşünür, biri sorunlarla yüzleşmekten korkacak kadar kırılgan.&lt;br /&gt;birine göre sadece aşk arıyorum, birine göre sadece kendimi düşünüyorum.&lt;br /&gt;kimine göre çocuğum, kimine göre olgun bi kadın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanırım hepsi bi araya gelseler, benim hayali bi kahraman olduğumu düşünürler.&lt;br /&gt;muhtemelen hepsini kandırdım,&lt;br /&gt;ben aslında hiçbiri değilim.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-1941737273281422798?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/1941737273281422798/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=1941737273281422798&amp;isPopup=true' title='40 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1941737273281422798'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1941737273281422798'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/11/ben-aslnda-kimim.html' title='ben aslında kimim?'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TOWhayLqh6I/AAAAAAAAAsU/OXRfCTEDx0k/s72-c/Guess_Who_by_QueenOfTheGreen.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>40</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-8808949202972038289</id><published>2010-11-16T23:42:00.003+02:00</published><updated>2010-11-16T23:56:06.983+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>garip haller. -mim-</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TOL6te7bq2I/AAAAAAAAAsQ/OGokcpPbvNI/s1600/Obsession_by_auberginefille.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TOL6te7bq2I/AAAAAAAAAsQ/OGokcpPbvNI/s400/Obsession_by_auberginefille.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;herhangi bi işe başlamak için mutlaka tam saatleri beklerim. en kötü ihtimalle buçuklu sayılar olur. ama hiçbişeyi yapmaya 22.40ta başladığım görülmemiştir. 22.30 kaçtıysa, o illa ki 23'e tamamlanır.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;yapmak zorunda olduğum bişey varsa ve ben ısrarla başlayamayacak kadar üşeniyosam, başka bişeyle de ilgilenemem. hani "şu an onu yapmak istemiyorum, oturup keyif içinde takılıyorum bu akşam" diyemiyorum. mütemadiyen yatağımın üstüne tüneyip, vicdan azabı çekiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen bi objeye obsesiflik derecesinde takarım. eğer alırsam, herşey çok güzel olcakmış gibi gelir. mesela 1-2 gün &amp;nbsp;önce atlas pasajında bi kolye gördüm, böyle&amp;nbsp;nasıl zarif bişey. ucunda minicik bi M harfi var falan.. neden o an almadım hiç bilmiyorum, bişey oldu kaynadı o. sonra çok pişman oldum, şu an sürekli onu düşünüyorum, gidip alınca herşey güzel olcak. evet.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen de bişeylere başlamak için objelere sığınırım. mesela lisedeyken hep güzel bişeye başlamak için "kısa çorap giymeye başlayınca yapıcam" derdim. şimdi babet giymeye başlayınca diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bazen herkesten soğurum. aniden. böyle en sevdiğim insanları bile yanımda istemem bi an. belli olur zaten, ortalıktan kaybolurum hemen. bi süre takılır, geri dönerim ama. panik yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sabahları uyanınca "şimdi evde değil de şurda uyansam nolurdu acaba" diye hayal ederim. sonra o gün ne yapacağımı düşünürüm. sonra da yattığım yerden dolabımı açmışım gibi gözümün önüne getirir, hayali kombin yaparım. 4-5 farklı alternatiften sonra ne giyeceğime karar vermişsem yatağımdan kalkabilirim. (evet milagro sabahları bu yüzden beni bekliyo olabilirsin.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kalabalık bi yerde biri bana çarpmışsa, hızla kolumu silkelerim. onun kötü özellikleri bana geçecekmiş gibi gelir, silkeleyince gider. (ama deli değilim. gerçekten.)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi de sabahları o günkü moduma karar veririm. o gün mutlu olacağımı kafama koymuşsam, ne olursa olsun mutlu geçer. depresif takılmaya niyetlendiysem, kimse beni neşelendiremez.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biri bana bişey söylediğinde, ya da ne biliim mesaj falan attığında kafamdan cevap veririm bazen. yani vereceğim cevabı düşünürüm, ama cevap vermeyi unuturum. telefona bakıp bakıp "ee niye cevap vermiyo ki bu" dediğim çok olmuştur. sonra giden kutusuna bakarım, öyle bi mesajı hiç atmamışım. sadece ne yazacağımı düşünmüşüm.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sese anormal derecede duyarlıyım sanırım. çok gürültü bi yerde, dikkat edip illa ki beni rahatsız edecek bi ses bulurum, ona takarım mesela. sürekli o kulağıma gelir. bazen de normal bi ortamda herhangi bişeye takarım, biri sakız çiğniyodur mesela, ya da kalemi vuruyodur bi yere. bişeyle oynuyodur hiç ses çıkarmadan, ya da kafasını sallıyodur ne biliim herhangi küçük bi davranış olabilir. ona takarım ben, inanılmaz rahatsız olurum. çıldıracağımı ve cinnet geçireceğimi bile düşünürüm. ya yapmamasını söylerim, ya ordan deli gibi kaçarım bi an önce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;alan takıntısına sahibim. böyle bi takıntı var mı bilmiyorum gerçi. yoksa da ben uydurdum ne biliim. bi yere oturur oturmaz kendime hayali bi alan belirlerim istemdışı, o alana başkası müdahale ederse inanılmaz rahatsız olurum. &lt;b&gt;&lt;a href="http://modernevkizi.blogspot.com/"&gt;milagro&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; bu halime sinir olur mesela. yemek yerken benim alanıma eşyasını koymuşsa hemen çemkirir, ittiririm. yakın olmadığım biriyse de çaktırmadan çaktırmadan itelerim. hala elini kolunu oraya koyuyosa, gözüm sürekli oraya gider, söylediklerini bile dinleyemem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yatmadan önce hafif kokulu bi parfüm ya da vücut spreyi sıkarım. hatta bazen direkt yastığıma sıkarım. koklaya koklaya uyumayı çok seviyorum. öyle daha güzel rüyalar görüyorum sanki.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bi de birini bekliyosam, yolda gidiyosam, boş vakit geçirmeye çalışıyosam, sağdan soldan gördüğüm harflere dikkat edip, onlarla mantıklı kelimeler kurmaya çalışırım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanırım bu kadar.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://frenchoje.blogspot.com/"&gt;french oje&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;'den kaptığım mimi okumuş bulunmaktasınız.&lt;br /&gt;başka mimleyen varsa bi süredir bloglara bakmadığım için görmedim :/&lt;br /&gt;zaten herkes çoktaaaaan bu mimi yazmış. bana mimleyecek kim kaldı bilemedim.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;&lt;a href="http://nunusungunlugu.blogspot.com/"&gt;nunuş&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;! &lt;b&gt;&lt;a href="http://bigidinlan.blogspot.com/"&gt;vernon&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;! bi de mim yazar mı bilmem ama &lt;b&gt;&lt;a href="http://absalom-ritspa.blogspot.com/"&gt;absalom&lt;/a&gt;&lt;/b&gt;! siz de yazın o zaman.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-8808949202972038289?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/8808949202972038289/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=8808949202972038289&amp;isPopup=true' title='27 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8808949202972038289'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8808949202972038289'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/11/garip-haller-mim.html' title='garip haller. -mim-'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TOL6te7bq2I/AAAAAAAAAsQ/OGokcpPbvNI/s72-c/Obsession_by_auberginefille.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>27</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-5398945004275450160</id><published>2010-11-09T15:50:00.000+02:00</published><updated>2010-11-09T15:50:43.607+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>tb. ve french oje'nin kitabı çok yakında dizüstü edebiyatta!!!</title><content type='html'>&lt;a href="http://tinypic.com/?ref=w7h7pv" target="_blank"&gt;&lt;img alt="Image and video hosting by TinyPic" border="0" src="http://i56.tinypic.com/w7h7pv.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;hehe.. bunu ilk açıklayanlardan biri olmanın haklı gururunu yaşıyorum şu an.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;iki blogger bi araya gelir ve ortak kitap yazarsa n'olur?&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu iki blogger'ın &lt;b&gt;&lt;a href="http://tugcebektasbenim.blogspot.com/"&gt;tuğçe bektaş&lt;/a&gt;&lt;/b&gt; ve &lt;a href="http://tinypic.com/r/w7h7pv/7"&gt;&lt;b&gt;french oje&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; olduğunu düşünün bir de?&lt;br /&gt;tek başlarına bile her yazıları beni gülme krizine sokmaya yeterken, bu double etkiye mide kaslarım ne kadar dayanabilir bilmiyorum..&lt;br /&gt;ama kitap çıkar çıkmaz alıp, inatla okuyacağımı biliyorum :)&lt;br /&gt;sanırım şu an bitirmek üzereler.. tam çıkış tarihi kesin olmamakla beraber, eli kulağındadır diyebiliyorum.&lt;br /&gt;yani aylardır saman altından su yürütür gibi kimselere söylemeden, gece-gündüz demeden yazıyor ikisi de. ortaya ne çıkaracaklarını merak içinde bekliyorum!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kitapla ilgili duyurulara dizüstü edebiyat'ın &lt;a href="http://www.facebook.com/dizustuedebiyat?ref=ts"&gt;&lt;b&gt;facebook&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; grubundan ulaşabilirsiniz.&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-5398945004275450160?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/5398945004275450160/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=5398945004275450160&amp;isPopup=true' title='39 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5398945004275450160'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5398945004275450160'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/11/tb-ve-french-ojenin-kitab-cok-yaknda.html' title='tb. ve french oje&apos;nin kitabı çok yakında dizüstü edebiyatta!!!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i56.tinypic.com/w7h7pv_th.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>39</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-3676420886346324385</id><published>2010-11-08T17:07:00.000+02:00</published><updated>2010-11-08T17:07:47.300+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>ben bugün...</title><content type='html'>&lt;div style="text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://tinypic.com/?ref=2mhyogk" target="_blank"&gt;&lt;img alt="Image and video hosting by TinyPic" border="0" src="http://i52.tinypic.com/2mhyogk.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;saat 4. ben hala kuşlu pijamalarım, ayağımda odie'li pofuduk terliklerim ve dün geceden kalma tepeden toplanmış saçımla takılıyorum. sol yanağımdaki ve boynumdaki yastık izi haaala geçmedi. üstelik ben istisnasız yüz üstü uyurum. göz kapaklarım hala şiş ama gözlerim henüz tam olarak açılmış değil. -ki bu kadarı bile normal bi insan için yeterli, zira en az bir çizgi film karakteri kadar iri gözlere sahibim.&lt;br /&gt;bugün için 3 kişiyle buluşma, 1 hasta ziyareti, 1 de yurda dönüş ziyareti programladım. hepsini iptal ettim.&lt;br /&gt;gidip saç bakımı yaptırmam gerekiyodu, üşendim.&lt;br /&gt;bir de tabi hafta içine yetişmesi gereken çizimlerim vardı, hiçbirini yapmadım.&lt;br /&gt;sadece uyudum. ve kalkıp yatağıma oturdum.&lt;br /&gt;bağdaş kurup, kedimi bebek gibi kucağıma alıp, tüylerini taradım. sadece 2 dakikaya yakın durabildi, çünkü kendisi cool bi erkek. "ne halin varsa gör, sana inat gidip hamster alıcam" dedim, arkasından bağırdım. anlamadı, kıçını devirip halının üstüne yattı. "hepiniz aynısınız" diye söylendim.&lt;br /&gt;aşk şarkıları açtım, kaşlarımı çata çata eşlik ettim. olmayan aşkımın acısını çektim, sitem ettim.&lt;br /&gt;arada bi telefonuma mesaj geldi, nasıl yutkunduğumu bile bilmeden telefona koştum, tabi ki turkcell'di.&lt;br /&gt;arayan soran? 1 açınca kapatan gizli numara, 1 de tabi ki yanlış numara. bu devirde haaaaaala yanlış numara!!&lt;br /&gt;dekorasyon dergilerine baktım, "keşke böyle evim olsa.. onla yastıklara gömülüp dvd izlesek" dedim, sonra french ve sedat'ın beni evlilik heveslisi diye etiketlediğini hatırlayınca sinirlendim, kapattım.&lt;br /&gt;"anneeaa kombiyi açar mısın, üşüdüm ben" diye içeri seslendim. ama annemin evde olmadığını unutmuştum, bi an hüzünlendim.&lt;br /&gt;mutfağa gidip fıstık ezmesi ve muzlu süt çıkardım, american kid style takıldım. çok da muhteşem gitti ikisi, yanımda biri olsaydı tavsiye ederdim.&lt;br /&gt;saate baktım, 16.16 oldu. "beni düşünen var mıdır acaba?" dedim,&lt;br /&gt;sonra omuz silkip, skrettim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="40" width="250"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23155598&amp;style=metal&amp;p=0" /&gt;&lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=23155598&amp;style=metal&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-3676420886346324385?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/3676420886346324385/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=3676420886346324385&amp;isPopup=true' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/3676420886346324385'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/3676420886346324385'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/11/ben-bugun.html' title='ben bugün...'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i52.tinypic.com/2mhyogk_th.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-4929851256667998563</id><published>2010-11-06T18:11:00.004+02:00</published><updated>2010-11-07T17:42:41.259+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>garip adam. garip kız.</title><content type='html'>&lt;b&gt;the_weirdest_guy_i've_ever_met:&lt;/b&gt; ya önemsemesem niye soriim mesaj atıp te allaam :)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;paper doll:&lt;/b&gt; önemsemiyosun demiyorum. önemsemiyo-muş gibi yapıyosun. ve beni çıldırtıyosun.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;twgiem:&lt;/b&gt; e tamam öyle yapsam ne diye mesaj atıp sorayım :)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; olayın o çünkü senin. ama merak edip halimi hatrımı sormazsın, beni tanımaya bile zahmet etmezsin mesela. bi +, bi - hep.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;twgiem&lt;/b&gt;: yahu&amp;nbsp;sormuyor muyum günün nasıl geçti diye?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd&lt;/b&gt;: konu o değil. adım ayşe olsa, çocuk taklidi yaparak konuşsam, lise mezunu olsam da farketmezmiş senin için gibi davranıyosun.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;twgiem:&lt;/b&gt; ayşe güzel isim, eğitimini de önemsemiyorum evet. seninle nasıl vakit geçirdiğim önemli benim için.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; burda lise mezunu ayşeleri ezmiyorum! anlatmaya çalıştığım şey çok başka. birini o olduğu için seversin ya hani, sen karşındakinin nasıl biri olduğuyla ilgilenmiyosun.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;twgiem:&lt;/b&gt; çok sevimlisin :)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; evet ama sen sevimli olmamla da ilgilenmiyosun. aslında sen kendin dışında hiçbişeyle ilgilenmiyosun! gerçekten sinir ediyosun beni.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;twgiem&lt;/b&gt;: ay muayyen gününde misin??&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; evet :(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;-------&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; gülme!&lt;br /&gt;&lt;b&gt;twgiem:&lt;/b&gt; sevimlisin ama:)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;pd:&lt;/b&gt; sen değilsin. benimle kavga eder misin lütfen!?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://fizy.com/#s/1ago00"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="color: #990000;"&gt;bu&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; da şarkısı olsun.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-4929851256667998563?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/4929851256667998563/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=4929851256667998563&amp;isPopup=true' title='19 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4929851256667998563'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4929851256667998563'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/11/garip-adam-garip-kz.html' title='garip adam. garip kız.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><thr:total>19</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-1520728896204451341</id><published>2010-11-05T23:20:00.000+02:00</published><updated>2010-11-05T23:20:11.691+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>infected.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TNR0_MRkYTI/AAAAAAAAAqI/3DSrCbVLf1o/s1600/Crawling_with_the_disease_by_Aliceintights.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TNR0_MRkYTI/AAAAAAAAAqI/3DSrCbVLf1o/s400/Crawling_with_the_disease_by_Aliceintights.jpg" width="266" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;mesela aslında sana çok sinir oluyorum. böyle haddini bildirmek ve burnunu yere değdirmek istiyorum. çünkü hakkımda bi boku önemsemiyo-muş gibi yapıyosun ya hani. merak etmiyo-muş, umursamıyo-muş gibi. ona dayanamıyorum ben. damarıma basıyosun. iştahımı kabartıyosun benim. kan kokusu alan vampir oluyorum birden. kafamı karıştırıyosun.&lt;br /&gt;bile bile bu oyuna geliyorum. anlayıp, çözüp, yine de aynı tuzağa düşüyorum. üzerine düşmüş ağlardan kurtulmaya çalışan ilkel bi hayvan gibiyim, içgüdülerimle hareket ediyorum. ve onlar hep senden kaçmam, yakalanınca da saldırmam yönünde. bu yüzden sen ortada yokken, ben de ciğerlerim patlayana kadar ters yöne koşuyorum. karşıma çıktığın anlarda da sana nefret kusuyorum. omuzlarına bütün gücümle vurup, ittirmek istiyorum. "beni nasıl önemsemezsin, nasıl yokluğum bişeyi değiştirmezmiş gibi davranırsın!" diye bağırmak istiyorum. boğazlarım acıyana kadar bağırmak istiyorum. avaz avaz. sesimin yettiği kadar.&lt;br /&gt;sağlıklı bi beynim yok benim.&lt;br /&gt;hastalıklı bi ruhum var.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-1520728896204451341?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/1520728896204451341/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=1520728896204451341&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1520728896204451341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1520728896204451341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/11/infected.html' title='infected.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TNR0_MRkYTI/AAAAAAAAAqI/3DSrCbVLf1o/s72-c/Crawling_with_the_disease_by_Aliceintights.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-208285079090834279</id><published>2010-10-31T13:56:00.003+02:00</published><updated>2010-11-05T23:40:16.132+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>çılgın halloween partisi!</title><content type='html'>&lt;a href="http://tinypic.com/?ref=66zrqq" target="_blank"&gt;&lt;img alt="Image and video hosting by TinyPic" border="0" src="http://i54.tinypic.com/66zrqq.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;malumunuz bloggerlar özel günleri kaçırmazlar...halloween olsun aşkı memnu final gecesi olsun genellikle layığıyla kutlarlar. bu sefer de kaçırmadılar ve bir grup blogger olarak parti mekanı olan bağcılardaki "hançer düğün sarayı" nın yolunu tuttular. biz de onları izledik. ve sizin için gördüklerimizi "tarafsızca" yazdık...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geceye en erken gelen ev sahibi &lt;b&gt;french oje&lt;/b&gt; oldu. bülent abla kılığındaki french, gelenlere sürpriz olsun diye kapının tam yanında elini uzatıp 1 saat havada tuttu. her gelene "öp evladım" demeyi ihmal etmedi. salonun tam ortasındaki tahtı da görülmeye değerdi. tüm konuklar geldikten sonra french, tahtına geçti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;french, yakın dostu &lt;b&gt;milagro&lt;/b&gt;'yu yanından ayırmadı. konuklarına gönderdiği davetiyede "herkes 18 yaşından henüz gün almış bir erkeği yanında getirsin" demesine rağmen kimse getirmemişti. buna sinirlenen french, yanında taşıdığı rakısını içti ve bardağını yere attı. Gece boyunca su gibi ayran ve turşu suyu tüketildi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;milagro, (yani hallowendaki kılığı ile oya aydoğan) her yeni farkettiği ismi gördüğünde " aaa french, bak tuğçeylen orki de geliyollar yanımıza, konuşalım mı ayol biraz, kavga ederim accık" diye konuşsa da french, tbnin gösterişli halini çekemezdi, öylece uzaktan baktı. gelmesin, paralarım seni milagro dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;partinin başlarında çalan hareketli müzikte, eski sevgilisi, yeni dans hocası meriç erkandan  dans dersleri alan &lt;b&gt;mrs baros&lt;/b&gt;, hünerlerini sergilemekte gecikmedi. görüntüleri bize sildirdi ama meriç erkanın kareografisini tamamen ezberlemişti bakın işte merak edenler için &lt;a href="http://www.vidivodo.com/98191/meric-erkan-dans-ediyor"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large;"&gt;burda  .&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; seksi kıyafeti ve saçlarıyla dikkat çeken mrs baros, danstan sonra french'in yanına geldi ve bir daha hiç yerinden kalkmadı. en güzel dansın ona ait olduğundan emindi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;makyajıyla dikkat çeken bir diğer isim de &lt;b&gt;leah&lt;/b&gt;'tı. ajda pekkan'ın oynadığı boya markasını makyaj malzemesi zanneden leah, yüzünü onunla boyamış ama istediği etkiyi yaratamamıştı. mükemmel fiziğiyle herkesi ezen leah, kimseden yüz bulamayınca burdakilerin hepsine 10 basarım ayol dedi ve mekanı erkenden terketti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;vernonsullivan&lt;/b&gt;, partiye kaslarını sergilemek için yılmaz morgül kılığında ve çıplak geldi. yine kimse yüzüne bakmayınca french'in dikkatini çekmek için bir köşede bayıldı. vernon, milagro'nun " french, bayılıyollar" demesi, etraftakilerin vernon'un başına toplanması ve french'in " ayol bu da beni nerde görse bayılıyor" demesi üzerine yine gözyaşlarına boğuldu.&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;a href="http://www.videoizledik.com/izle/608438_Yilmaz-Morgulun-gozyaslari.html"&gt;&lt;b&gt;o ağlama da her zamankinden farksızdı.&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; musikiden girdi, kaslarım gerçek, bana inanmıyorlardan çıktı. onu dinleyen sadece &lt;b&gt;mia&lt;/b&gt;'ydı. mia, küçük ceylan kılığında geldiği için taşlardan yaptırdığı makyajı yüzünden ağzını açamıyordu. o yüzden ancak dinleyebilirdi. sadece dinledi ama vernonun bilmediği bir şey vardı; ceylan, içinden türküsünü söylemeye başlamıştı bile "lele kirvo le kirvo le le le kirvo"...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;vernon'dan başka kimseyle bir şey paylaşamayan ceylan da tuhaf bakışlara aldırış etmeden french'in yanına gitti ve biraz french'in yelpazesini yelledi. yaranmaya çalıştı bizce.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;cyk&lt;/b&gt;, geceye &lt;b&gt;gwrb&lt;/b&gt; ile katılmıştı. cyk kiboş, gwrb de kiboşun annesi kılığına girmiş, çok da başarılı olmuşlardı. napıyonuz annemmmm diye partiye dalış yapan cyk'ya ilk kucağı french açtı...  gwrb 'nin anne kılığında aklına gelen tek şey o sesle konuşmaktı ama dj, onun salona girdiğini gördüğü an "şefeeeeeeeeeer şefer" sesi duyulmasın diye müziğin volümünü arttırdı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;partinin en genç ikilisi &lt;b&gt;grace ve hayriş&lt;/b&gt; ise yurtseven kardeşler kılığındaydı. ikisi de oldukça tarz(!) giyinmişti. masalarında oturup kareografi çalışıp, biraz da gurbetçi türküsü besteleyip geceyi erkenden terkettiler. sütlerini içip uyumaları gerekiyordu onlarıın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;lazanya&lt;/b&gt;, gece için kendisini semra kaynana kılığına sokmuştu. her ilişkiye itiraz etti. french'e ben sana aşık olacağın zamanı söylerim diyen lazanya, eline mikrofonu alıp bloglardaki ilişkileri değerlendirdi " daldan dala daldan dala dal dal dal". o sese daha fazla dayanamayan banu alkan kılığındaki &lt;b&gt;t.b ve nişanlısı murat taşdemir&lt;/b&gt; &lt;b&gt;orki,&lt;/b&gt; onun elinden mikrofonu alıp "paaariiiis, chaneeeel, gözlüklerimmm, modddaaaa, ayy lav yuuuu" diyip yırtık saten eşofmanıyla en havalı masaya geçtiler. orki konsepte uygun olsun diye t.b'nin chanel gözlüklerini topuklarıyla ezdi ve bunun üzerine ağlayan tb'nin ağzına iki tane patlattı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;erdo&lt;/b&gt;, ipana çocuk  lakabından bıkmış olacak ki harika sahne kostümleriyle ünlü erol büyükburç olarak geceye katılarak ajanların, spermlerinin peşine nasıl düştüğünü anlattı. her cümlesi french'in şen kahkahalarıyla bölündü. sonra da kızıp ben tuzluk muyum saksı mıyım burda diyip küstü ve gitti...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;organizasyona da el atan &lt;b&gt;james mayer&lt;/b&gt;, ajdar kılığıyla gecenin starlarından biriydi. star olarak doğan james, nane ve çikita muz'u danslarıyla birlikte pistin tam ortasında söyledi. ona mrs baros eşlik etmeye çalışsa da iki güçlü kareografi birbirini pek tutmadı. mrs baros pes edip yerine geçti ve saçlarını biraz daha kabarttı.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geceye safiyeyle faik olarak katılan &lt;b&gt;küfkedisi ve koko&lt;/b&gt; da kendi kendilerine eğlendiler yine. koko, küfkedisinin saflık anılarını anlatıp milleti kırıp geçirdi, küfkedisi de safiye soyman saflığıyla hiç te bile korhan, o öyle değildi diye itiraz edip durdu. gecenin en eğlenen ikilisi hiç şüphesiz ki onlardı. T.B gecenin sonlarına doğru mikrofonu eline alıp "beyyaz beyyaaaaz orkideeeem" diye şarkı söyledi ve sürekli elinde taşıdığı devasa çelenkle göbeğini kamufle etmeye calisti.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;en renkli isim ise hiç şüphesiz derya baykal kılığıyla &lt;b&gt;paper doll&lt;/b&gt;'du. geceye kafasında ütüyle gelen ama ütü su akıtınca kafasına şapka niyetine puding tenceresini geçiren paper, orada hanımlara birkaç ders vermeden gitmek istemedi. parti mekanını elindeki araç gereçlerle kazmaya çalışan paper, bakın size burada küçük sevimli gecekondular yapıcam, göreceksiniz diyerek herkesi ürküttü. başarılı olamayacağını anlatınca pes eden paper, gecenin yemek artıklarını topladı ve "ben bunları blendırdan geçirip börek içi yaparım" dedi.&lt;br /&gt;milletin midesini bulandıran paper, tenceresini başından hiç çıkartmadı. Giderken banu alkan kılığındaki T.B'nin otrişinden düşen pembe tüyleri toplayan derra baykal paper gazetecilerin sorusu üzerine "bu tüylerden evimdeki sifonuma askı yapıcam" dedi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tinypic.com/?ref=koqo3" target="_blank"&gt;&lt;img alt="Image and video hosting by TinyPic" border="0" src="http://i53.tinypic.com/koqo3.png" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;muhteşem partinin ağızları sulandıran mönüsünde neler yoktu ki...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başlangıç olarak patates salatası, kürt böreği, kısır ve zeytinyağlı yaprak sarmanın olduğu tabaklarda, ana yemek olarak soğan cücüğü eşliğinde Nohutlu pilav servis edildi... geceyi tatlıların tatlısı kemalpaşa taçlandırdı...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ikinci bir tabağa "kesinlikle hayır" diyen açık menü görevlisine sinirlenen french oje, yine bülent ablalığını yaptı ve " benden herkese peymacun!" dedi...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Bir holloween parti de böylece son buldu...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;b&gt;edit: kurgu ve yazı "cin fikirli &lt;a href="http://frenchoje.blogspot.com/"&gt;&lt;b&gt;french oje&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; ve ekürisi &lt;a href="http://tugcebektasbenim.blogspot.com/"&gt;T.B&lt;/a&gt;", görseller de tarafımdan hazırlanmış olup, hazırlanırken eğlendirmiştir.&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-208285079090834279?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/208285079090834279/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=208285079090834279&amp;isPopup=true' title='24 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/208285079090834279'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/208285079090834279'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/10/clgn-halloween-partisi.html' title='çılgın halloween partisi!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i54.tinypic.com/66zrqq_th.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>24</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-7571338417123115550</id><published>2010-10-24T21:14:00.002+03:00</published><updated>2010-10-24T21:17:39.976+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>taş kalpli kadın milagro.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TMR3OLlXb3I/AAAAAAAAAqE/512rr9ntqzk/s1600/GBP_Couples_by_cajunsunshine92.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="300" src="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TMR3OLlXb3I/AAAAAAAAAqE/512rr9ntqzk/s400/GBP_Couples_by_cajunsunshine92.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;b&gt;&lt;br /&gt;&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;&lt;b&gt;paperdoll:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;bi arkadaşım, onun sevgilisi, başka bi arkadaşı ve onun sevgilisi, 4ü beraber eve çıkmışlar milagroo..&lt;br /&gt;&lt;b&gt;milagro:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;wuuu!! bbg evi resmen!&lt;br /&gt;çok salak ama.&lt;br /&gt;biri ayrılmıştır kesin, ortalık karışmıştır. (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;çok pozitif insandır milagro.&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;paperdoll: &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;yooo gayet mutlu mesutlar.&lt;br /&gt;ya ama ne şirin olurdu dimi???&lt;br /&gt;sen, ben, sevgililerimiz olsak? (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;burada kafasını eğip, şirinlikle yüzünü buruşturan smiley var aslında.&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;milagro:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;yok ya ben istemem.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;paperdoll: &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;niye bizi istemiyosun lan?!  (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;istese hemen sevgilimi alıp gelcem ya çünkü.&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;milagro:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;çok sevimsiz?&lt;br /&gt;duşa giremiyosun mesela adamın teki evde. (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;adamın teki??&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;kötü be.&lt;br /&gt;mutfağa bi giriyosun mıçmıçlar.&lt;br /&gt;sürekli birilerini basıyosun.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;paperdoll: &lt;/b&gt;&lt;br /&gt;ay öyle vıcık vıcık insanlar mıyız biz!&lt;br /&gt;diiliz! (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;olmayan sevgilimi savunuyorum şu an&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;milagro:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;ama illa vıcık vıcık olduğun an olur.&lt;br /&gt;ayrıca sevgiliyle ayrı eve çıkma yaşını geçtik!&lt;br /&gt;eve çıkacak adam gelsin istesin seni önce annenden  sonra benden.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;paperdoll:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;ay tamam beee..&lt;br /&gt;bi hayal kurdurtmadın. (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;doğru söze bişey diyemedim tabi burda ben.&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;milagro:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;şöyle olsun mervecan&lt;br /&gt;evlenelim ikimiz de.&lt;br /&gt;onları da alıp tatile gidelim.&lt;br /&gt;gezelim tozalım&lt;br /&gt;wuhuuuu&lt;br /&gt;daha mütasıp bi hayal?&lt;br /&gt;&lt;b&gt;paperdoll:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;sırf sana inat evlenip 9.ayda doğurcam! (&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;allah korusun tabi!&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;milagro:&lt;/b&gt;&lt;br /&gt;şapşalsın! doğurma!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-7571338417123115550?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/7571338417123115550/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=7571338417123115550&amp;isPopup=true' title='24 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/7571338417123115550'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/7571338417123115550'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/10/tas-kalpli-kadn-milagro.html' title='taş kalpli kadın milagro.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TMR3OLlXb3I/AAAAAAAAAqE/512rr9ntqzk/s72-c/GBP_Couples_by_cajunsunshine92.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>24</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-8384835713887967892</id><published>2010-10-22T19:01:00.004+03:00</published><updated>2010-10-22T19:22:19.084+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>piç ve piç görünümlü erkekler vol.2</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TMG1NLoV71I/AAAAAAAAAqA/Y9Zab15ptrg/s1600/Pure_II_by_lovelyore+(1).jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="265" src="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TMG1NLoV71I/AAAAAAAAAqA/Y9Zab15ptrg/s400/Pure_II_by_lovelyore+(1).jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;sabah bi uyandım.. yanımda sevgilim.&lt;br /&gt;değil tabi ki. kedim..&lt;br /&gt;aptal kıvrılmış belimin yanına, girmiş yorganın altına da, orda uyuyo. bi sağa dönsem uyku halinde ezicem kendisini haberi yok.. bi de nasıl ısıtmış orayı. sağ böbreğim alev alcaktı resmen. sonra uyandığımı farkedince başını kaldırıp bastı yaygarayı günaydın manasında. sevdim, tekrar uyuduk beraber.. hayatımın erkeği o zaten benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;hayatımın erkeği demişken.. bu kafadan çok çekiyorum ben. hani çevreme "hayatının aşkını arayan kız" sinyalleri saça saça geziyorum herhalde ki, hep bunun üzerine gidiyo çakallar. "ben de çok yoruldum artık günü birlik ilişkilerden.. her türlü şeyi gördüm, neler yaşadım inanamazsın merve. ama artık öyle olsun istemiyorum. geçmişe bi sünger çekmek istiyorum. seninle durulmak istiyorum, herşeyi geride bırakalım istiyorum. blaa blaa.."&lt;br /&gt;ben de kosla oxi action'ım ya çünkü. adam beyazlatıyorum ben. tamam 1 yedim, 2 yedim, 3 yedim. 4, 5, 6.. 953208586042 yedim. ama artık yemiyorum ulan.&lt;br /&gt;bi de neden önce geçmişinin kirliliğinden dem vuruyosa.. altında gizli gizli bi kibir de var çünkü onun. hani "ben çok piç adamdım, heheeeey neler yaşadım ama beni sen adam edebilirsin" alt metni var orda. evet çok aptaldım, 9504376743 kere o oltaya geldim. "ahh çok romantik, benimle tövbe eden bi günahkar!" triplerine girdim itiraf ediyorum. ama böyle böyle öğrenmiyo muyuz zaten? biraz geç öğrendiğimi inkar edemem, ama çaktım işte. tamam, yapmayın artık. itici oluyosunuz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sırf taktik icabı "çok piçtim ama seninle herşey farklı olcak" ayağı yapanlar dışında, bi de gerçekten öyle olan adamlar var.. hani &lt;a href="http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/09/pic-gorunumlu-erkekler-sra-sizde_03.html"&gt;&lt;b&gt;&lt;i&gt;&lt;span class="Apple-style-span"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large;"&gt;şu&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; yazıda yazmıştım ya.. bundan sonra onlardan biriyle deneyecektim şansımı..&lt;br /&gt;yemedi.&lt;br /&gt;çok korkutucular!&lt;br /&gt;gerçekten!&lt;br /&gt;dizlerim titriyo yemin ediyorum, onlar nuri alço, ben ahu tuğba'nın toy zamanları sanki.. ben onu nasıl elimde tutayım, neresine sahip çıkayım.. hangi hatundan sakınayım, kimi kıskanıp kavga çıkarayım.. im-kan-sız! asla sahiplenemem ki o adamı ben.. hiç bi zaman sadece benim olmayacağını düşünüp, "peeh.. sen öyleysen, ben daha beterim" triplerine girerim. çok kafama taksam bile, zerre kadar sallamıyomuşum gibi yaparım. aşkından ölsem, gebersem, suratına bakmam. boşu boşuna harcarız birbirimizi. yazık olur..&lt;br /&gt;kendi teorilerimi kendim üretip, kendim çürütüyorum. evet..&lt;br /&gt;çok güzel.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;object height="40" width="250"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" /&gt;&lt;param name="wmode" value="window" /&gt;&lt;param name="allowScriptAccess" value="always" /&gt;&lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=22954406&amp;style=metal&amp;p=0" /&gt;&lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" width="250" height="40" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;widgetID=22954406&amp;style=metal&amp;p=0" allowScriptAccess="always" wmode="window" /&gt;&lt;/object&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-8384835713887967892?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/8384835713887967892/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=8384835713887967892&amp;isPopup=true' title='13 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8384835713887967892'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8384835713887967892'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/10/pic-ve-pic-gorunumlu-erkekler-vol2.html' title='piç ve piç görünümlü erkekler vol.2'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TMG1NLoV71I/AAAAAAAAAqA/Y9Zab15ptrg/s72-c/Pure_II_by_lovelyore+(1).jpg' height='72' width='72'/><thr:total>13</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-8771790435936031577</id><published>2010-10-17T19:33:00.001+03:00</published><updated>2010-10-17T19:33:01.263+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>neden bahsettiğimi ben bile bilmiyorum şu an.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TLsjzAPSHoI/AAAAAAAAAp8/WcwdZFsrC9A/s1600/282ef41069e46afe202548f8e2807a92.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="280" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TLsjzAPSHoI/AAAAAAAAAp8/WcwdZFsrC9A/s400/282ef41069e46afe202548f8e2807a92.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;- bi önceki arabesk yazım anasayfadan bi an önce kalksın diye çabuk çabuk postlar girmeye kararlıyım.&lt;br /&gt;yapmam gereken onlarca şey var. iki gün aralıksız uğraşsam anca biter. ama nerden başlasam, hangisinden başlasam bilemediğim için sadece boş boş oturuyorum şu an. garip bi psikoloji.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bu arada italyanca kursum başladı çoktan. inanılmaz eğleniyorum gittiğim günlerde. dünya tatlısı bi hocam var, kapıdan içeri girer girmez muhteşem bi aksanla italyanca konuşmaya başlıyo. ne tek kelime türkçe, ne ingilizce. ama ilginç bi şekilde anlıyoruz neden bahsettiğini. 965864 kere tekrarlaya tekrarlaya öğreniyoruz işte.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- sınıfın ortamı da çok hoş bence. suratsız, snob tipler beklerken tam tersi çok sıcak ve eğlenceli insanlarla karşılaştım. geçen derste bi diyalog oldu mesela çok güldüm. yanımızda oturana türkçe bi kelime verip, nasıl yazıldığını italyan alfabesiyle söylemesini istiyoruz. ben "televizyon"u seçtim, yanımdaki çocuk da harfleri saymaya başladı italyanca;&lt;br /&gt;"T-E-L-E-V-İ-Z-İ-S.... eee.. sanırım ben önce türkçe kursuna gitsem iyi olcak!"&lt;br /&gt;sonra bi alıştırma daha yapıyoduk. iki kişi karşılıklı konuşuyo, adını-halini hatrını-nereli olduğunu-oturduğu yeri-yaşını sorduktan sonra telefon numarasını soruyoruz ve cevap veriyoruz. beni ve sınıfa yeni gelen bi çocuğu seçti hoca, ben sorucam o cevap vercek falan. tabi karşımda yunan heykeli gibi bi tip olunca ben bi an heyecan yapıp sormam gerekenlerin sırasını karıştırdım, sadece adını ve sonra telefon numarasını sordum. sınıftan bi anda "huhuuuuuuuuuuuuw... çok hızlısın!" diye sesler yükseldi falan, inanılmaz komikti:))))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- neyse işte haftada iki gecem kursla geçiyo, eve döndüğümde hiçbişey yapacak halim kalmamış olduğundan bişeyler atıştırıp yatıyorum hemen. ama pazartesi gününe ders almadığım için haftasonu tatilim 3gün oluyo o güzel.. onun dışında koşturup duruyorum zaten.. yüksek lisans için yabancı dil sınavına başvurdum, bu hafta da ales başvurusu yapıcam. aralıkta sınavlarına giricem, bi yandan da ortalamamı yükseltmeye çalışıcam falan filan. planlarım tıkır tıkır işliyo gibi şu an. bakalım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bi de arada canımı sıkan bikaç olay oldu ama başarıyla görmezden geldim hepsini. bu iyi bi huy mu kötü mü bilmiyorum. şey oluyo hep.. biri canımı acıtacak bişey yapıyo mesela, bi an kalbime bi bıçak saplanır gibi oluyo, nefes alamıyorum. sonra "kendine gel, şimdi bunu düşüncek ve üzülcek vaktin yok, değmez" diyorum başka bişey düşünüyorum hemen. tüm bunlar yaklaşık 5 saniye içinde gerçekleşiyo ve hayatıma devam ediyorum. bu kadar çabuk atlatmam ve kendime acısını yaşayacak vakit vermemem iyi mi kötü mü bilmiyorum.. herşeyi nereye kadar görmezden gelebilirim onu da bilmiyorum.. hiç bi zaman düzgün temizlik yapmayıp, herşeyi halının altına süpürmek gibi bişey bu. biri halıyı kaldırsa nasıl toz altında kalıcam belli değil.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ama insanlar kötü cidden. insanlar çok kötü. bunca zaman sevdiğim bi arkadaşımın aslında sandığım gibi biri olmadığını görünce daha iyi anladım bunu. hiçbişey söylemedim, yüzüne vurmadım, hesap sormadım. bi açığını yakaladım, tiksindim ve elimi ayağımı çektim birden. hala muhteşem oynadığını ve ruhumun duymadığını sanıyo muhtemelen.. hala inanılmaz zeki ve üstün olduğunu düşünüyo. bense sadece yüzüne küçük gelen maskesine bakıp gülümsüyorum. altındaki çirkin yüzündense ben bile utanıyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-8771790435936031577?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/8771790435936031577/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=8771790435936031577&amp;isPopup=true' title='24 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8771790435936031577'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8771790435936031577'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/10/neden-bahsettigimi-ben-bile-bilmiyorum.html' title='neden bahsettiğimi ben bile bilmiyorum şu an.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TLsjzAPSHoI/AAAAAAAAAp8/WcwdZFsrC9A/s72-c/282ef41069e46afe202548f8e2807a92.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>24</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-5829829080443246409</id><published>2010-10-16T02:14:00.001+03:00</published><updated>2010-10-16T02:15:25.576+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>adı her neyse.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TLjfjBFuZ3I/AAAAAAAAAp4/q0YIXhtjPpg/s1600/Welcome_to_Wifedom_by_mad_dame.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="313" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TLjfjBFuZ3I/AAAAAAAAAp4/q0YIXhtjPpg/s400/Welcome_to_Wifedom_by_mad_dame.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;iki&lt;/span&gt;&lt;/span&gt; ya da üç önceki yazımda evlilik takıntımla ilgili bi yazı yazacağımı söylemiştim.. çok önce yazmalıydım aslında bunu. çok fazla yanlış anlaşılmaya mahal vermeden belki de..&lt;br /&gt;beni tanıyan herkes bilir, aşk insanıyım ben.. kalbim çarpmıyoken de gülerim ama o pırıltı eksiktir gözlerimde. aşık olunca tamamlanırım, iki kişiyken mutlu olurum ben. çok sevdiğim bi arkadaşım "merve sen yine aşık ol ya, dünya şekeri bi insan oluyosun birini sevdiğin zaman" demişti bi gün.. hiç unutmuyorum o sözünü. o kadar yansıyo yani benim ruh halime..&lt;br /&gt;ama sadece daha iyi tanıyanların bildiği başka bişey daha var.. aşık olmayı severim evet, ama hiç bi zaman sadece hayatımda biri olsun diye tutunmadım birilerine. sadece bal arısı gibi kaçamadıysam düştüm aynı tuzağa. ne yaparsam yapayım ondan kaçamadığımda, hayatımın geri kalanını onunla geçirebileceğime inandıysam sevdim. sonucunun ne olacağını umursamazdım hiç, sonu mutlu biter ya da bitmez konu o değildi. sadece flört etmekten öte şeyler hissetmek istiyodum ben hep. birini seveyim, çok ama çok seveyim, ve onun doğru insan olduğunu iliklerime kadar hissedeyim.. bu kafadaydım sürekli.&lt;br /&gt;özetle herkesin dert yandığı ve kendini hiç bi zaman aralarından biri saymadığı o insanlardan olmadım. hani "bu boşlukta iyi gider" düşüncesiyle sağa sola saldıranlardan, eli yüzü düzgün gördüğü her karşı cinse "ya olursa" diye bakanlardan, aslında yoğun şeyler hissetmediği halde vıcık vıcık ilişkilere başlayanlardan.. fuckbuddy takılanlardan ya da tek gecelik ilişki tercih edenlerden biri olmadım. olana saygı duydum diyemem, ama kınamadım da.. insanları tercihlerine göre yargılamayı 10lu yaşların sonunda bıraktım çünkü ben.&lt;br /&gt;ama nedense aynı hoşgörüyü kendi tercihim için göremedim çoğu kimseden. aptal aşık olmakla suçlandım, fazla romantik ilan edildim, evlilik delisi diye mimlendim ya da daha bir sürü şey.. sürekli aşkı arayıp durduğum için don kişot gibi kafası sıyrık bi insan olarak görüldüm muhtemelen.. boşluğa kılıç sallayıp, sürekli tetikte bekleyen.&lt;br /&gt;ortası elbette vardı bunun.. ama ben bulamadım.&lt;br /&gt;hani keşke daha gencim, önümde yıllar var, birazcık hovardalıktan zarar gelmez, azcık takılabilirim diyebilseydim. sırf birine ihtiyacım olduğunda, onu sevgilim gibi görebilseydim. öpüşebilseydim mesela ben de sırf o duyguyu sevdiğim için. ya da sırf çekici bulduğum ve gerçekten hoşlandığım için aynı yatağa girebilseydim. ama ondan öte şeyler hissetmem gerek benim tüm bunlar için. gerçekten sevmem ve çok sevildiğimi bilmem gerek. ömrümün sonuna kadar yanında olabilme ihtimaline tutunmam gerek. başka türlü yapamıyorum ben. kaldıramıyo bunu midem.&lt;br /&gt;neden bu evlilik meselesini bu kadar büyütüyorum, neden hayatımın amacıymış gibi davranıyorum orası biraz karışık. anlatsam pek anlaşılabileceğinden emin değilim zaten. peri masallarıyla büyümedim, çok mutlu çiftler görmedim, evliliğin aşkın katili olduğunu ben de biliyorum ama gözümdeki değerini değiştiremiyo yine de. boşanmış bi ailenin çocuğuyum, pazar sabahları hariç hiç hep beraber sofraya oturan bi ailem olmadı, annemle babamın bi kere bile birbirlerine aşkla baktıklarını görmedim ama yine de büyülü bişey evlilik benim gözümde. belki de tam olarak bu yüzdendir bilemiyorum. hani benim kurduğum aile içinde büyüdüğümki gibi olmayacak diye hırslandığım için. ben sabaha kadar eşiyle kavga edip, mutfakta ağlayan kadın olmak istemediğim için. ya da ailemden de öte sevdiğim adamın benden bunalıp kapıyı çarpıp gitmemesi için. belki de herşey aptal çocukluk travmalarına dayanıyodur bilemem..&lt;br /&gt;bana mucize gibi geliyo bi adama aşık olmak.. milyonlarca insanın arasından birini seçmek ve onunla kendi dünyanı kurmak. tek başına geldiğin hayatta kendin kadar düşündüğün biriyle eş olmak.&lt;br /&gt;aşk benim için basit bişey değil.&lt;br /&gt;hiç bi zaman olmadı.&lt;br /&gt;bu yüzden evlilik benim için hala kutsal.&lt;br /&gt;hala insanoğlunun en muhteşem geleneği.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-5829829080443246409?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/5829829080443246409/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=5829829080443246409&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5829829080443246409'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5829829080443246409'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/10/ad-her-neyse.html' title='adı her neyse.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TLjfjBFuZ3I/AAAAAAAAAp4/q0YIXhtjPpg/s72-c/Welcome_to_Wifedom_by_mad_dame.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-3785683108418758596</id><published>2010-10-13T01:16:00.003+03:00</published><updated>2011-09-29T22:48:20.555+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>memories.</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;yazdan kalma parça parça görüntüler var aklımda..&lt;br /&gt;gece 4, pijamamla odamın balkonuna çıkıyorum. yere bi plaj havlusu atıp, iyice sinerek oturuyorum.. elimde limonlu soda.. bi yandan yavaş yavaş içip, ipod'un sesini sonuna kadar açıyorum. güzel bi şarkı çalıyo, kafamı duvara yaslıyorum. yıldızlara bakıyorum ve temiz havayı çekebildiğim kadar içime çekiyorum.. ne mutluyum o an..&lt;br /&gt;gece bi yerlere gidiyoruz, otomatiğe bağlamış gibi boktan pop şarkılarla eğleniyorum, dans ediyorum ben de..&amp;nbsp;annemler hala bütün sitenin kadınlarıyla balkondalar.. yanlarına gidip selam veriyorum, gülüyorum, hepsinin sorularına cevap verip, salıncağa uzanıyorum biraz.. onların konuşmalarını ninni gibi dinliyorum, gözlerimi kapıyorum çok geç olmadan.. uyur gibi oluyorum, birileri üstümü örtüyo, hayal meyal kahkahalar duyuyorum.. nasıl huzur doluyum..&lt;br /&gt;sonuna kadar dinlenmiş halde gözümü açıyorum.. kedim saçlarımla oynuyo, bi süre onu seviyorum..burnuma müthiş bi börek ve çay kokusu geliyo.. hızla giyinip aşağı iniyorum.. annemle karşılıklı uzun uzun kahvaltı ediyoruz.. ardından kahve ve zorla fal faslı.. duyduğum bikaç güzel şeye seviniyorum.. umutluyum..&lt;br /&gt;hiç dönmemeliydim ordan.. yaz hiç bitmemeliydi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında bunlar gibi arada sırada gözümde canlanan bikaç anım daha var.. hatırladıkça mutlu ediyo beni..&lt;br /&gt;üniversite 1deyim mesela.. okul açılalı bikaç ay olmuş.. benden 4-5yaş büyük, &lt;a href="http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/07/cok-sey-anlattm-agzma-ac-biber-surun.html"&gt;&lt;b&gt;adı anılmaması gereken kişi&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;yle tanışıyorum, bahaneler yaratıp, tesadüfmüş gibi bi araya gelip, öğle yemeklerine çıkıyoruz.. ben daha çok toyum, çok çocuğum.. her hareketine hayran oluyorum, ilk defa birinden o kadar etkileniyorum. bigün okul çıkışı bişeyler içmeye gidiyoruz, gülerken durgunlaşıp gözümün içine bakıyo uzun uzun.. aniden kalkıp yanıma oturuyo, "ee nolcak böyle?" diye soruyo.. bişeyler geveliyorum.. saçımı önümden çekip "onu demiyorum şapşal, bizi soruyorum" diyo, kalakalıyorum..&lt;br /&gt;floransa'dayız.. 6 arkadaş dünyanın en güzel evlerinden birinde kalıyoruz. bütün gün gezip yorgun argın eve geliyoruz.. türk yemeklerini özleyip netten tarif araştırıyoruz.. ben patates oturtma yapabileceğimi iddia ediyorum, malzemeleri hazırlayıp, uğraşıp, fırına atıyorum.. karnımız zil çala çala pişmesini bekliyoruz, sürekli fırını açıp kokluyoruz.. pek başarılı bi yemek olmasa da ayıla bayıla yiyoruz.. aylar sonra o yemeğin aslında fırında yapılmadığını öğrenip gülüyoruz..&lt;br /&gt;masayı toplamaya üşenip ortaya bi sehpa çekiyoruz.. herkes bi koltuğa yayılıyo, "aa şey vardı.. açsana onu" diye şarkıdan şarkıya geçiyoruz.. gece ilerledikçe muhabbet koyulaşıyo, herkesi bi efkar basıyo.. biri sevgilisini arıyo, biri şarkı söylemeye başlıyo, ben neyle uğraştığımı bile hatırlamıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gece gece nerden aklıma geldi yine bunlar bilmiyorum..&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-3785683108418758596?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/3785683108418758596/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=3785683108418758596&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/3785683108418758596'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/3785683108418758596'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/10/memories.html' title='memories.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-3462429496006069246</id><published>2010-10-06T18:14:00.002+03:00</published><updated>2010-10-06T18:18:34.583+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>huzur.. gel beni bul!</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TKyRxz9p5BI/AAAAAAAAAp0/S3ZrAJz8wW4/s1600/FreddyKruger.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TKyRxz9p5BI/AAAAAAAAAp0/S3ZrAJz8wW4/s320/FreddyKruger.jpg" width="213" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;bi süredir, daha çok bir haftadır sürekli kabuslarla boğuşuyorum. o kadar gerçekçi ve rahatsız edici şeyler görüyorum ki ya ağlayarak uyanıyorum ya da bütün sabahım onun etkisinde geçiyo. gecede 95844309 kez uyanıyorum, tekrar kötü şeyler görmemek için uyumak istemiyorum, sürekli saatime bakıp sabah olsun diye bekliyorum falan filan.. uyumak benim için bi işkence haline geldi kısacası.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;noldu da bu hale geldim, normale dönmek için ne yapmam gerek bilmiyorum..ama psikolojimin içine edildi ve en kısa zamanda buna bi çözüm bulmam gerek onu biliyorum..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;birileriyle kavga ediyorum, birini öldürüyorum, birileri beni öldürmeye çalışıyo, babamın öldüğünü görüyorum, tren kazası geçiriyorum, vücuduma bıçakla dövme yapılmasına izin veriyorum, buharlı bi odada hapis kalıyorum, bi çukura düşüyorum, sıkışıyorum, çıkamıyorum, ve daha bir sürü şey..&amp;nbsp;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;nasıl bi bilinçaltım var, orda neler dönüyo hiçbi fikrim yok, ama korkuyorum. sanırım uyumadan önce bitki çayı ya da bi kaşık passiflora içmeye başlasam iyi olcak.. yoksa bu gidişin sonu kötü gibi, uykuda deliren kız olmak istemiyorum :/&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-3462429496006069246?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/3462429496006069246/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=3462429496006069246&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/3462429496006069246'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/3462429496006069246'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/10/huzur-gel-beni-bul.html' title='huzur.. gel beni bul!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TKyRxz9p5BI/AAAAAAAAAp0/S3ZrAJz8wW4/s72-c/FreddyKruger.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-5051022179451998662</id><published>2010-10-02T17:52:00.002+03:00</published><updated>2010-10-02T18:29:14.234+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>olan biten.. (bi de yeni saçım!)</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;yazar bu satırları yüksek ateş, çıkmak üzere sınırları zorlayan 20lik diş ve kaskatı kesilmiş vücut kasları eşliğinde yazmaktadır.&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;okulum yine açıldı ve resmen son yılıma girdim bu hafta itibariyle.. her zamanki gibi klasik "ilk hafta" sendromu yaşadım, yapılacaklar listesi kabardıkça ben fenalıklar geçirdim ama "&lt;i&gt;bu sene herşey güzel olcak, her şey farklı olcak..&lt;/i&gt;" diye tekrarlaya tekrarlaya kendimi motive ettim.&lt;br /&gt;bu motivasyon işini de yeni keşfettim.. işe yaradığını söyleyebilirim.. temeli hinduizm'e dayanıyo aslında.. meditasyon yapanlar "mantra" adını verdikleri kendilerince anlamlı bi kelime ya da cümle seçip, onu periyodik olarak tekrarlayarak zihinlerini boşaltıyolar. hani islamdaki zikir gibi bişey aslında.. ben de böyle pozitif içerikli bi cümle seçtim, sıkıştıkça söyleyip duruyorum.. sanırım okul koridorunda insanların beni görünce birbirlerini dürtüp "deli o deli, bulaşma fazla" demesi yakındır.&lt;br /&gt;pazartesi nejatla buluşmuştuk.. bana kahvaltı sözü vardı, çok övdüğü bi yere götürdü beni. ehhh fena değildi:P ama milagro'yla kahvaltı gurmesi haline geldiğimizden çok daha iyi yerler keşfetmiş olduğumuzu söyleyebilirim:) taksimde yürürken onun senelerdir görmediği bi arkadaşıyla karşılaştık.. sevgilisi de yanındaydı, beraber sinemaya gidiyolarmış. vedalaşıp ters istikamete doğru bikaç adım yürüdükten sonra ikisinin randevusuna kaynamaya karar verdik:P filme girip, çıkışta da limonlu bahçe'ye gittik muhabbet etmek için.. allahımmm o kadar şeker bi çiftlerdi ki umarım nazar değdirmemişimdir. çocuğu görmeliydiniz, nasıl aşık nasıl üzerine düşüyo kızın.. gözünün içine bakıyo böyle, yüzünün şekli değişiyo kıza bakarken.. hayatımda kimse bana öyle bakmadı herhalde. kıskanmak kötü bi kelime ama çok özendiğimi söyleyebilirim. sıkıştırıp durdum "ee evlenmeyi düşünüyo musunuz" diye "&lt;i&gt;e tabi 1yılı doldurduk artık ikimize ait bi dünya kuralım di mi&lt;/i&gt;" gibi bi cevap verdi çocuk, benim orda bi dudaklarım titredi zaten "hühühm" diye, çok duygulandım.. ayrıca "iyi şeyler birdenbire olur" sözünü de bi kere daha doğrulamış oldum.&lt;br /&gt;uzun süren, kavgalı gürültülü, laçkalaşmış flörtlerin bi yere gitmediğini, gitse de "&lt;i&gt;yaşım geldi, e dört yıldır da hayatımda, evlenelim o zaman&lt;/i&gt;" düşüncesiyle bi yere vardığını düşünüyodum ben hep. hani insan biriyle evlenebileceğini ilk bikaç ayda anlar, "işte bu" der diyodum. bi örnekle daha karşılaşmış olmak inancımı yenilemiş oldu böylece. daha sonra bununla ilgili uzun uzun bi yazı yazıcam ama şimdi konu bu diil.&lt;br /&gt;salı günü proje dersimiz vardı, bu yılki proje konularımı da öğrendim sonunda.. bitirme projem alışveriş merkezi olcak, bu dönem de tatil köyü yapıyoruz. arazi seçimini bize bıraktılar.. marmara, ege ya da güney sahillerinden bi yer olabilirmiş ama gidip yerinde görmemiz ve fotoğraf çekmemiz gerekiyo tabi önce. haliyle uzak bi yerlere gitmek zor geldiğinden cuma günü bi grup arkadaşla prens adalarına kaçamak yaptık. önce büyükadaya gidip adalar belediyesinden topografya haritasını aldık. daha doğrusu millet belediye çalışanlarıyla cebelleşirken biz dışarda goygoylanıp, fotoğraf çektik. karnımızı doyurmak adına turistik bi kazık yedikten sonra da diğer adalara dağıldık. ben üç arkadaşımla beraber kınalıada'yı seçmiştim.. büyükada ve heybeliyi daha önce de gezmiştim ama kınalıadaya gitmek nasip olmamıştı daha önce. sanırım ömrümün bundan önceki kısmını boşa geçirmişim! ne kadar güzel bi yer olduğunu anlatamam.. yabancı bi ülkede gibiydim sanki.. muhteşem sokaklar, adaya özgü şirin bi mimari, el değmemiş yeşil alanlar ve deniz! burnumun dibinde böyle güzellikte bi yer olduğunu bilseydim çok daha önce giderdim.. gelir gelmez hepimiz bisiklet kiraladık ve adayı gezdik. bi yandan da elimizde google earth çıktısı karar verdiğimiz bölgeyi arıyoruz.. dağ tepe yokuş deli gibi sürüp sonunda aradığımız yeri bulduk ve bayıldık. tabi o arada başımıza gelmeyen kalmadı o ayrı.. 50 metre yükseklikten yokuş aşağı hızla inerken milagro düştü, oğuzun bacağına kramp girdi, kanımızın son damlasıyla 10 dakika kadar yokuş yukarı sürmeye çalışırken yanlış yola saptığımızı farkettik falan filan.. ama sonunda gördüğümüz manzara hepsine değerdi. keşke oraya gerçekten bi tatil köyü yapılsa da gitsem!&lt;br /&gt;ayrıca bigün mutlaka sevgilimle gidicem oraya.. istanbulda bi kafede tıkılı kalmaktan çok daha iyi bi alternatif olur bence.. beraber bisiklet kiralar, trekking yaparız, fotoğraf çekip, denize gireriz falan.. müthiş bi gün olur! tabi önce birini bulup aşık olmam gerek sanırım:)) o küçük bi ayrıntı, evet..&lt;br /&gt;bu arada gitmişken birsürü fotoğraf çektik, benim de yeni saçımla bikaç fotoğrafım oldu böylece.. iki önceki postun yorumlarında söz verdiğim üzere yayınlıyorum. böyle bişey oldu işte saçlarım:)&lt;br /&gt;ps: son fotoğraftaki yer de tatil köyü yapmayı planladığımız yer bu arada..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;a href="http://tinypic.com/?ref=2qvcjyx" target="_blank"&gt;&lt;img alt="Image and video hosting by TinyPic" border="0" src="http://i52.tinypic.com/2qvcjyx.jpg" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-5051022179451998662?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/5051022179451998662/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=5051022179451998662&amp;isPopup=true' title='26 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5051022179451998662'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5051022179451998662'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/10/olan-biten-bi-de-yeni-sacm.html' title='olan biten.. (bi de yeni saçım!)'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i52.tinypic.com/2qvcjyx_th.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>26</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-9012317209741548326</id><published>2010-09-29T01:36:00.006+03:00</published><updated>2010-09-29T01:55:06.998+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>mim: hayatımın filmi çekilse, soundtrack albümüm bu olurdu!</title><content type='html'>&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;mia wallace harika bi mim yollamış. hayatımıza en uygun 3 tane fon müziği seçip yayınlıyoruz.. ama sözleriyle değil, müziğiyle bizi anlatması gerekli.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: 13px;"&gt;tabi ben işgüzar bi blogger olduğumdan, caaaanım şarkıları 3e indirmeye kıyamadım, onun yerine mimi biraz (!) genişlettim, kendi soundtrack albümümü oluşturdum:P&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: 13px;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: 13px;"&gt;tüm müzik marketlerde olmasa da, şimdilik &lt;a href="http://listen.grooveshark.com/#/playlist/Pd+s+soundtrack/36383645"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-large;"&gt;şu&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; linkte hazırladığım playlistten hepsini dinleyebilirsiniz!&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial; font-size: small;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: 13px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: Arial;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;1.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;the cure : lullaby&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: small; line-height: 15px;"&gt;çok farklı bi kafası var bu şarkının.. hangi ruh halinde bu şarkıyı kendime yakın bulduğumu açıklayamycam sanırım ama benim için bestelendiğini düşünürüm durup durup. benim ve beklediğim insan için hatta.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;2. edward sharpe &amp;amp; magnetic zeros : home&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: small; line-height: 15px;"&gt;çok mutlu olduğum, böyle içim içime sığmadığı zamanlarda, yolda yürürken bunun çaldığını hissederim arka fonda, deli gibi dansetmek isterim falan.. ruh halimi en iyi yansıtan şarkılardan biridir, severim.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;3.&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;shivaree : goodnight moon&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small; line-height: 15px;"&gt;bu müziğin çağrışımları nasıl anlatılır bilemedim, ama dinleyen anlar işte.. küçük şımarık kadın edaları diyorum ben..&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;4. nouvelle vague : human fly&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: small; line-height: 15px;"&gt;hm hm hmmm.. ne zaman kendimi birine kaptırsam, çok çekici bulsam kulaklarımda bu şarkı duraksız aralıksız çalmaya başlar, bakışlarım, mimiklerim birden değişir. sözleri oldukça anlamsız ama müziğinin çok edepsiz şeyler çağrıştırdığı kesin..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;5. the&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;mamas and the papas : dream a little dream of me&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: small; line-height: 15px;"&gt;bu da uslu kız modum herhalde. bazen böyle sakinlik ve pamukluk durumunu yakalayabiliyorum. o zaman hareketlerim bile bu müzikle ritmik gider sanki.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;6. mike patton &amp;amp; serge gainsbourg : ford mustang&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif;"&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: small; line-height: 15px;"&gt;"mutluluk ve kibir"e aynı anda ulaştığımda arka fonda bu çalar bence. hani böyle bi vurdumduymazlık ve boşvermişlik hissedersiniz ya bazen. o anlar için.&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;7. charlotte gainsbourg &amp;amp; beck : heaven can wait&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: small; line-height: 15px;"&gt;günün büyük kısmını bu modda geçiriyorum sanırım. böyle kendi halinde, soft, ne çok mutlu ne mutsuz. akışına bırakmışlık diyelim biz ona..&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;8. blue foundation : bonfires&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: small; line-height: 15px;"&gt;çok derin anların şarkısıdır bu.. hani öyle çok seversiniz ki, bazen kalbinizi acıtır.. o zaman en iyi bu şarkı eşlik eder bana.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;9. the black keys : chop and change&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: small; line-height: 15px;"&gt;işte buuu çok gaz anların şarkısıdır. diğerleri gibi sözlerinden bi anlam çıkarmak zor, ama müziği çok güzel şeyler hissettirir insana. dinlerken bi anda çene 5cm yukarı kalkar, yürüyüş değişir falan filan:))&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;10. tim booth : dance of bad angels&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;&amp;nbsp;&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: small; line-height: 15px;"&gt;tarif edemediğim ama sıkça yaşadığım anlar var. böyle umutsuz, depresifim ama aslında öyle olmak için bi nedenim yok. tribal dönemlerde bu şarkı gelir hep aklıma.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;11. poets of the fall : late goodbye&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: small; line-height: 15px;"&gt;bu şarkı kaç ayrılık gördü, hiç sayamadım.. aşk acısına birebir! öyle zamanlarımda beynimin içinde döner durur bu şarkı, daha kolay toparlarım kendimi..&amp;nbsp;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;u&gt;&lt;b&gt;12. blonde redhead &amp;amp; david sylvian : messenger&lt;/b&gt;&lt;/u&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: small; line-height: 15px;"&gt;blogun "dark side" etiketli çoğu yazısı bu şarkı eşliğinde yazılmıştır herhalde. böyle çok üzüldüğüm, bunalım takıldığım anlarda vücudumda megafon olsa bu şarkıyı yayardı dışarıya. içinde hem acı çeken, hem acı çektiği için kendine kızan bi yan var. -ki kendisi benim karanlık yanıma tekabül eder.&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;13.&amp;nbsp;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;anya marina : satellite heart&amp;nbsp;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: small; line-height: 15px;"&gt;bu da genel ruh halime en çok uydurduğum şarkıdır herhalde.. sözlerini kaale almazsak, hem aşkı arama-hem yalnızlığın getirdiklerini sevmeyi çağrıştırır bana müziği..&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;em style="font-style: normal;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;14. goran bregovic&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;&amp;nbsp;&amp;amp; e&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;em style="font-style: normal;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;mir kusturica&amp;nbsp;&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/em&gt;&lt;/span&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;&lt;b&gt;&lt;u&gt;: por una cabeza&lt;/u&gt;&lt;/b&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; line-height: 15px;"&gt;kapanışı bi klasikle yapıyorum:) bu şarkıda içime işleyen, böyle büyüleyen bişeyler var.. her dinlediğimde daha çok etkileniyorum.. içimden bişeyler kabarıyo kabarıyo ve taşıyo sanki.. tam olarak tarif etmem mümkün değil ama böyle uğraşma didinme, sonunda herşeye kavuşma ve mükemmellik gibi şeyler çağrıştırıyo bana.. bu sebepten düğünümün açılış şarkısı bu olurdu herhalde!&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: small; line-height: 15px;"&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: small; line-height: 15px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;sanırım hayatıma arka fon müziği eklentisi kursalardı her anımda bu 14 şarkıdan biri çalardı.. hepsini ayrı ayrı çok severim, yıllarca dinlesem bıkmam..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;şimdi deeeee bu mimi müzik zevklerine güvendiğim iki adam &lt;a href="http://nejatcanunlu.blogspot.com/"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;nejat&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; ve &lt;a href="http://sumesele.blogspot.com/"&gt;&lt;b&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: medium;"&gt;erdo&lt;/span&gt;&lt;/b&gt;&lt;/a&gt;'ya gönderiyorum.. artık 3 şarkı mı yazarsınız, benim gibi albüm mü yaparsınız bilemem ama yazın yani, bekliyorum :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-size: x-small;"&gt;edit: yazı stili fena halde sapıttı farkındayım, bi ara düzelticem onu:/&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span class="Apple-style-span" style="font-family: arial, sans-serif; font-size: small; line-height: 15px;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/span&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-9012317209741548326?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/9012317209741548326/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=9012317209741548326&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/9012317209741548326'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/9012317209741548326'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/09/mim-hayatmn-filmi-cekilse-soundtrack.html' title='mim: hayatımın filmi çekilse, soundtrack albümüm bu olurdu!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-5673358829909702873</id><published>2010-09-25T03:54:00.004+03:00</published><updated>2010-09-25T04:06:01.564+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>beni türk kuaförlerine emanet ediniz.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TJ1KvF4nWUI/AAAAAAAAApw/N1DrZKilK6E/s1600/the_cut_by_no_conzept.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="320" src="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TJ1KvF4nWUI/AAAAAAAAApw/N1DrZKilK6E/s320/the_cut_by_no_conzept.jpg" width="304" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;22 yıl sonra ilk defa gaza gelip,&amp;nbsp;ertelemekten vazgeçip, gidip saçlarıma röfle yaptırdım.. nerden esti bilmiyorum. güzel olup olmadığını ya da bundan önce nasıl göründüğümü de. ama delirdim, annemin "&lt;i&gt;aaa sakın elleme saçını doğal kalsın&lt;/i&gt;" laflarına "&lt;i&gt;bunca yıl öyle oldu da noldu, kimse bana madalya falan takmadı!?&lt;/i&gt;" şeklinde çemkirerek cevap verdim ve kuaför yollarına attım kendimi.. zaten yazın güneş ve deniz yüzünden açılıyo saçımın rengi ama uçlarda kalıyo hep ara ara.. bari adam gibi olsun, değişiklik iyidir dedim.. bütün gece netten bakınıp bakınıp depoladığım 1gb'lık örnek resimler ve laptop eşliğinde kuaföre gittim. güya kadına göstercem, bakın böyle istiyorum diycem. tabi karşımdaki kadın 30küsür yıllık kuaför egosuna sahip olunca laptop'ın kapağını şak diye kapatıp "&lt;i&gt;sen boşver onları hayatım bak ben nasıl yapıcam şimdi seni&lt;/i&gt;" dedi ve oturtuverdi beni koltuğa.&lt;br /&gt;o an herşey yalan yani.. hani istediğin okulu oku, istediğin yerden mezun ol, git yurt dışında master yap, gel burda şahane bi yerde şahane bi pozisyonda çalış falan, hepsi yalan. kafanda folyolar ve boynunda sonuna kadar sıkılmış garip bi önlüklesin o an. böyle çaresiz gözlerle aynaya bakıyosun, kadın fırçayı alıp tutam tutam saçlarına sürdükçe "&lt;i&gt;ayyy çok mu oldu o sanki? sarı olmasın, sarı olmasın!!&lt;/i&gt;" diye panikten çatlak çıkan bi sesle bağırıyosun falan.. &amp;nbsp;hayatımın en zor dakikalarından biriydi bence onlar. gözüm sürekli önümde duran kapta. içinde garip kokan, beyaz, kremsi bişey.. alıp alıp acımadan sürüyo saçlarıma.. sonra aynen folyoyla paket, hooop bi tutam daha.. arada panikle "&lt;i&gt;selmaaaa hayatım, al bu güzel kızımı yıkamaya hemen, çok beklemesin, üst kısımları sonra halledicem&lt;/i&gt;" diye içeri sesleniyo, ben bir çita çevikliği ve hızıyla koltuktan fırlayıp koridora koşuyorum "&lt;i&gt;ay lütfen hemen yıkayın sarı olmasın!!&lt;/i&gt;" diye yana yakıla selmayı arıyorum. sonra arada onlar kafamın üstünden kuaförce konuşuyolar ve ben tek kelime anlamıyorum. kafamdan 5080464 farklı senaryo kurup, ağlamamak için kendimi zor tutuyorum. mesela saçımda milyonda bir görünen bi durum varmış, boyayınca saçlarım avuç avuç dökülüyomuş falan.. ya da aslında kaptaki şey yeşil boyaymış ve saçım taksimde arkasından "bööğyk çim kafa" diye dalga geçtiğim kıza benziyomuş! aman allahım okula nasıl giderim, tekrar boyatınca ne hale gelirim!! vs vs..&lt;br /&gt;o arada bitiriyolar folyoları açmayı, 3.ye tekrar gidiyorum saçımı yıkatmaya. hindistan cevizi kokulu şampuan eşliğinde masaj yapar gibi saçlarımla oynuyo selma, ben mayıştıkça mayışıyorum ama hala tetikteki halimi bırakmıyorum, tek gözümle selmanın aynadaki yansımasını ve yüz ifadesini kesiyorum, mimiklerinden anlam çıkarmaya çalışıyorum. o sırada 30küsür yıllık kuaför kadın 13 farklı yağdan hazırladığı bakım zımbırtısını övüyo bana, "&lt;i&gt;mutlaka yaptır hayatım, ama 3hafta gelmelisin düzenli olarak bak sonra bana dua edeceksin&lt;/i&gt;" bla bla.. tabi ki hayır diyemiyorum. hoop kırmızı biber kokulu bişeyler sürülüyo saçlarıma, lastikli bebek donu gibi bişey geçirilip havluya sarıyolar başımı ve içeri yollanıyorum.&lt;br /&gt;o şekilde tam 1 saat beklemek zorundayım. 1 saat. 60 dakika. 3600 saniye. gittikçe zaman gözümde büyüyo, kafamdaki şey kaşındırmaya başlıyo, gözlerimle selmayı kovalıyorum. bana bi baksa anlatıcam derdimi ama selmanın da derdi büyük o sıra. çaresiz bekleyip, kuaför dedikodularına kulak kabartıyorum.. hayat ne kolay, ne hoş. bi gün ben de böyle olacak mıyım diye düşünürken sürem doluyo ve tekrar selmanın&amp;nbsp;şefkatli&amp;nbsp;parmaklarına emanet ediliyorum.&lt;br /&gt;saçım yıkanıyo, kurutuluyo derken sonunda aynaya bakmaya cesaret edebiliyorum. &amp;nbsp;"&lt;i&gt;ee zaten böyle değil miydi ki saçlarım?&lt;/i&gt;" diyorum içimden ve tam 3buçuk saattir kuaförde olmama şaşırıyorum.&lt;br /&gt;yani çok farkedilip edilmediğinden tam olarak emin değilim ama ara ara rengi açılmış saçlarımın aynı tonunu tutturmuş kadın.. iki gündür gözüm sürekli aynalarda, kendimi her açıdan kesiyorum. henüz bi karara varamadım ama fena olmamış sanki. böyle zamanlarda keşke oyunlardaki gibi kendimi uzaktan da görebilseydim diyorum..&lt;br /&gt;bi de arada durup durup ağlayacak gibi oluyorum. herşeyin "ilk" seferi ne kadar zor geliyo bana.. sonucu güzel bile olsa ne kadar kötü hissediyorum kendimi, yıllardır alışık olduğum halden koptuğum için..&lt;br /&gt;bu yaşıma kadar hiç içki içmemiş olmam da bu yüzdendir mesela. yeni olan şeyler neden hep korkutur beni bilmiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kuaför macerasından konuyu buraya nasıl getirdim onu da bilmiyorum. saat 4.&lt;br /&gt;5 saatlik uykuyla duruyorum. gözlerim yarı kapalı şu an.&lt;br /&gt;muhtemelen yarın sabah bu yazdıklarımın tek kelimesini anlamıyo olcam ben de.&lt;br /&gt;o zaman ben kedimi ve uyku gözlüğümü alıp yatağıma giriyorum.&lt;br /&gt;evet.. iyi geceler hepimize..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-5673358829909702873?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/5673358829909702873/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=5673358829909702873&amp;isPopup=true' title='30 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5673358829909702873'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5673358829909702873'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/09/beni-turk-kuaforlerine-emanet-ediniz.html' title='beni türk kuaförlerine emanet ediniz.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TJ1KvF4nWUI/AAAAAAAAApw/N1DrZKilK6E/s72-c/the_cut_by_no_conzept.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>30</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-2699115135228875131</id><published>2010-09-15T22:53:00.004+03:00</published><updated>2010-09-15T23:24:12.168+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>hayal defteri!</title><content type='html'>geçenlerde "10 things i hate about you" diye bi dizi izliyodum..  başrollerden birindeki kızın harika bi alışkanlığı var.. kendine bi  hayal defteri yapmış, sayfa sayfa yapmak istediği şeyleri yazıp, onlarla  ilgili görselleri yapıştırıyo üzerine. sonra da tek tek gerçekleştiriyo  onları.. o kadar ilham verdi ki, ben de yapmak istedim aynısından.. ama  photoshopla yatıp photoshopla kalkan bi manyak olduğumdan onun dijital  versiyonunu yaptım ben..&lt;br /&gt;paper doll production iftiharla sunaaar..!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TJESIl3YnmI/AAAAAAAAApo/a4cqa4fR8TA/s1600/dreambook-merve.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="400" src="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TJESIl3YnmI/AAAAAAAAApo/a4cqa4fR8TA/s400/dreambook-merve.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;şimdi ilk sayfada bu sene, diğer sayfadaysa önümüzdeki senelerde gerçekleştirmek istediklerim var..&lt;br /&gt;&lt;b&gt;take ur freedom back:&lt;/b&gt; istanbulda aileyle beraber yaşıyosanız, öyle şahane bi üniversite öğrenciliği hayal oluyo bi kere. ben de onun kurbanlarından biriyim maalesef. ilginç bi şekilde yazlıkta sonuna kadar hür ve özgür bi insanken, istanbula dönünce altın kafesteki bülbüle dönüşüyorum. eve giriş-çıkış saatlerim bellidir, gece çıktıysam mutlaka dönüşte abim alır, alamycaksa benim de gidişim yalan olur falan filan.. en iyi ihtimalle bi sevgilim varsa ve annem şans eseri çocuğu sevdiyse biraz daha esnek olur. ama bana değil ona güvenir yani, öyle de garip bi durum.. o yüzden bu sene ne yapıp edip bu durumu değiştiriyorum biraz..&lt;br /&gt;&lt;b&gt;be more feminine: &lt;/b&gt;biraz daha dişilik iyidir.. sanırım artık converse'lerimle vedalaşsam iyi olcak.. (tabi sen de milagro!!)&lt;br /&gt;&lt;b&gt;learn italian:&amp;nbsp; &lt;/b&gt;italyanca öğrenmeden ölseydim çok üzülürdüm.. sonunda ertelemekten vazgeçip kursa başladığım için benden mutlusu yok şu anda.. bahaneler bulup ekmemek için de saatlerini proje çıkışlarına göre ayarladım, ders biter bitmez paşa paşa gidicem artık..&lt;br /&gt;&lt;b&gt;learn cooking:&lt;/b&gt;&amp;nbsp; sadece makarna ve tavuk sote yapabildiğim için kendimden çok utanıyorum.. bi an önce yemek yapmayı öğrensem iyi olcak. yaş oldu 22, hazır çorba yapmak işi kurtarmıyo..&lt;br /&gt;&lt;b&gt;raise ur gpa: &lt;/b&gt;iki dönemdir içine ettiğim ortalamamı yine 3.50nin üzerine çıkarmam gerek. sanırım bunun yolu önce adam gibi bi seçmeli ders almaktan geçiyo. milagro'yla nerde hocası dünya uyuzu, nerde dayanılamycak kadar aptal seçmeliler varsa gidip onları bulmakta üzerimize yok.. sonunda da millet A'yı çakıp ortalamasını yükseltirken, biz her seferinde patlayıp seçmeli ders kurbanı oluyoruz..&lt;br /&gt;&lt;b&gt;join a school trip: &lt;/b&gt;koca üniversite hayatı boyunca bi kerecik bile vakit bulup okul gezisine katılmamış olmanın ezikliğini yaşıyorum şu an.. gerçi jüri telaşı yüzünden mayfest'e katılabilirsek kendimizi şanslı sayıyoruz ama bu sene bi istisna yapıp güzel bi yere gitmek istiyorum okulla..&lt;br /&gt;&lt;b&gt;take reiki courses:&lt;/b&gt; reiki, öğrenmezsem gözüm açık gideceğim şeylerden bi tanesi.. komik gelebilir ama yeteneğim olduğunu düşünüyorum bu konuda. sadece nasıl kullanacağımı öğrenmem gerek.. şimdilik hoşlandığım insana kur yapmama yardımcı olmaktan başka bi işe yaramıyo.&lt;br /&gt;- hey.. naptın sen öyle?&lt;br /&gt;- ne yapmışım??&lt;br /&gt;- bilmem öyle bi değişik dokundun ya bileğime, garip oldum..&lt;br /&gt;şeklinde.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;enjoy ur last school year: &lt;/b&gt;heh! işte bu çok önemli.. mimarlık öğrencisi olarak asosyal damgası yemekten bıktım.. koca 3 sene boyunca, şöyle mis gibi okul bahçesinde çimenlere uzandığım, kantine oturup birilerini kesmişliğim, okulun binbir etkinliklerinden birine katılmışlığım sınırlıdır.. ama sonradan zevksiz bi üniversite hayatı yaşadığımı düşünüp pişman olmak istemiyorum.. bu sene biraz daha farklı geçse iyi olurdu.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;join a summer school in japan: &lt;/b&gt;japonyadaki bilmem ne kız teknik üniversitesinin mimarlık yaz okulu oluyo her sene.. üstelik ücretsiz de. sen sadece uçak biletini, harçlığını alıp gidiyosun.. bu yaz "oralarda iki ay yaşayamam, aç kalırım, ölürüm" triplerine girip gitmediğim için çok pişmanım. önümüzdeki yaz gitsem şahane olcak.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;graduate with a well degree:&amp;nbsp; &lt;/b&gt;iyi bi ortalamayla mezun olmak bu sene ölüm-kalım meselesi benim için.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;get a scholarship for master:&lt;/b&gt; yüksek lisans için başvurmak istediğim bikaç yer var. bi de burs istiyorum, bakalım..&lt;br /&gt;&lt;b&gt;italy/england: &lt;/b&gt;eğer burs alabilirsem yurt dışında yüksek lisans harika olabilir. seçenekleri araştırıyorum yavaş yavaş.. politechnico di milano'da çok pis gözüm var.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;find a job: &lt;/b&gt;girip bi büroya çalışır mıyım, yoksa akademik kariyer mi düşünürüm henüz onu bilmiyorum. düşünmek de istemiyorum gerçi şu an. ama burda master yaparsam, bi yandan çalışırım herhalde.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;find your dream man: &lt;/b&gt;lisanstı, lisansüstüydü derken arada şu meşhur doğru adamı da bulsam hiç fena olmaz hani. hiç fena olmaz.&lt;br /&gt;&lt;b&gt;get engaged:&lt;/b&gt; sedat bayrak bu yazıyı okuyosa yine "peh! gelinlik meraklısı" diye söylenmesi muhtemel. ama allahın bildiğini niye kuldan saklayalım canım. 26dan önce parmağımda bi tektaş görmek istiyorum mümkünse.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanırım bu kadar. bakalım, ne kadarını gerçekleştirebilcem merakla bekliyorum ben de:P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;edit: bazılarının bloglarda ingilizce cümleler içeren yazılara feeenaaa halde gıcık olduğunu biliyorum. nedense hava atmak için yapıldığı görüşündeler. görseli ingilizce hazırladım çünkü deviantart'a da koyma niyetindeyim onu. yazıdaki başlıklar da ordaki gibi ingilizce. bazı şeylerin daha kolay ifade edildiğini düşünüyorum ben yabancı dilde.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-2699115135228875131?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/2699115135228875131/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=2699115135228875131&amp;isPopup=true' title='22 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/2699115135228875131'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/2699115135228875131'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/09/hayal-defteri.html' title='hayal defteri!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TJESIl3YnmI/AAAAAAAAApo/a4cqa4fR8TA/s72-c/dreambook-merve.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>22</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-8677383206183165689</id><published>2010-09-11T19:12:00.003+03:00</published><updated>2012-01-31T10:54:14.884+02:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>içimde kıpraşan çırpınan bişeyler var!:)</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TIup9QNLgII/AAAAAAAAApg/K1J43uaYWhk/s1600/best_friends_by_Yaychi.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="267" src="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TIup9QNLgII/AAAAAAAAApg/K1J43uaYWhk/s400/best_friends_by_Yaychi.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;milagro denen en yakın arkadaş kişisi tatilden dönse diyorum artık.. hatun bi gitti, sonbahar geldi ben burda donuyorum, o haaaaaaala dönmedi! bugün aradım "napiim işte deniz kenarındayım, limonata içiyorum" diyo yaa.. şaka gibi. gelsin çıkarcam bütün hıncımı az kaldı, asker yolu gözler gibi gün saydım resmen. pis insan.&lt;br /&gt;sanırım en çok sabah 9buçuk derslerini ekip beraber sahilde kahvaltıya kaçmamızı özledim.. özellikle bülbül sesli (!) selma hocamızın dersini eker soluğu simitçide alırdık.. her seferinde de aynı muhabbet.. ben okula yarım saat, milagro 1,5-2 saat uzaklıkta oturmasına rağmen geç kalan yine ben olurum, milagro bana avea beleş mesaj kontenjanından "cnm ben geldim okuldayım, simit alym mı sana da?" diye mesaj atar, sonra benim cevabım "yaaa acaba şey mi yapsak.. sen beni azcık beklesen, sonra ilk dersi eksek, şahane bi kahvaltı tabağı götürsek???" olur ve akabinde aynen bu plana uyar, kaçarız:) muhtemelen o beni dolmuştan inip koşa koşa geldiğim köşede suratında ironik bi "hadi bu sefer 10-15 dk beklettin çok kızmadım" sırıtışı olur, ben suçlu suçlu bakar, sarılırım. sonra harika kahvaltı tabağımız ve çayımız eşliğinde hiç susmadan dedikoduya ve proje konuşmaya başlarız.. aslında ilginç bi şekilde başladığımız her konuşmanın sonu projeye bağlanır;&lt;br /&gt;&amp;nbsp;- ayy bilmemkim napmış saçına öyle gördün müüü, birinin ona berbat göründüğünü söylemesi gerek!&lt;br /&gt;- gördüüüm! iyice bihter gibi yapmış zaten kendini de.&lt;br /&gt;- hahah aşk-ı memnu da ne fenaydı dün, hem maket yaptım hem onu izledim.&lt;br /&gt;- yaaa ben daha başlamadım yine makete. zaten proje de oturmadı tam. o diil de sen kolon akslarını kaç aldın otopark için??&lt;br /&gt;- her araç için 2buçuğa 5miş, ona göre hesapla işte. geçiş yolu da en az 6metre. ben kafama göre fillet'ledim de bülent hoca bi tarafıyla güldü bana:Pp &lt;br /&gt;sonra karınlar doymuş, göbek çıkmış, rahatlamış bi şekilde bi sonraki derse gireriz. böyle göründüğüme bakmayın, ilginç bi şekilde üç kişilik yerim ben sabahları.. dev kahvaltı tabağı, en az 5-6dilim ekmek, 1 simit, ekstra peynir-zeytin ve nutella fix'tir. doymazsam milagrodan bişeyler araklar ya da bi tost söylerim. kahvaltı önemlidir:P&amp;nbsp; (beni kahvaltıya götürme sözü veren sevgili &lt;b style="color: blue;"&gt;&lt;i&gt;&lt;a href="http://nejatcanunlu.blogspot.com/"&gt;nejat&lt;/a&gt;&lt;/i&gt;&lt;/b&gt;'a duyurulur!! sonra "vay efendim ben bu kadar yediğini bilmiyodum" falan olmasın:P)&lt;br /&gt;bi de düzenli aralıklarla kendimizi watsons'a atıp, hayatımızda hiç kullanmycağımız şeyleri çılgıncasına almamız meşhurdur.. terapi gibi bişey bizim için. dün gece rüyama bile girdi, o derece. milagro bilmemne özlü yüz maskelerine saldırır, ben saç bakım ürünlerine, "milagro baksana seyahat boyu şampuan şişesi diyo yaaaa ne şekeeer!!" şeklinde..&lt;br /&gt;sonra okul çıkışları kabataşa kadar yürümelerimiz vardır her akşam.. elimizdeki onlarca kağıdı, maket malzemesini nereye koyacağımızı bilmeden çaresizce yürürüz ama çaresizce konuşmayız. hep büyük planlar yapılır, pollyanna umutları kurulur.. denize karşı manzarası olan cihangir evlerinden birini gösterir "bak demedi deme.. bi gün çok aşık eşimle şu evde oturuyo olcam" derim.. o da istisnasız karşı yakanın daha güzel olduğunu savunur. sonra "bak yaaa biz hep aynı hatayı yapıyoruz, varsa yoksa okul.. sosyalleşmek gerek kızım!!" lafları eşliğinde gaza gelir, her seferinde bi kursa yazılmak için sözleşiriz.. her seferinde de yalan olur o ayrı.. gerçi ben bu sefer şeytanın bacağını kırdım ve vazgeçmemek için gittim taa ekimdeki italyanca kursuna şimdiden yazıldım hohoo:)&lt;br /&gt;böyle yazdıkça okul hayatımı ne kadar sevdiğimi bi kere daha anladım yalnız.. önümde sadece bi senem ve 8 dersim var mezun olmama.. sonra yüksek lisans falan var ama üniversite gibi öğrenci hayatı olmaz onda biliyorum.. bu sene daha bi tadına vara vara yaşamaya çalışcam o yüzden..&lt;br /&gt;zaten haftaya ders seçimleri falan var, bi hafta sonra da başlıyo işte yine o tempo.. son sınıfa geçmiş olmanın tek güzel yanı ders seçimleri zaten.. bizde adettendir, öğrenci sistemi önce 4lere sonra 3lere en son 2 ve 1lere açılır.. yani bunca sene şıp diye dolan kontenjanlar yüzünden seçemediğim her dersi çatır çatır alcam.. sistemde cirit atıcam hatta tabir-i caizse.. inatlık değil mi, fazladan fazladan seçip add/drop'ta bırakırım lan kime ne!:P&lt;br /&gt;&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;/div&gt;bi de heeeer dönem başında proje konusunu çaktırmadan öğrenip kütüphaneye koşmaca meşhurdur bizim bölümde.. şanslı olanlar dersten önce bi asistana yamanıp öğrenip bi an önce kitap kapmaya bakarlar, geri kalanları da derste kağıtlar dağıtılır dağıtılmaz ortadan kaybolurlar.. öyle komik bişey ki böyle girersin projenin ilk dersine, sinirli ve gergin bi bekleyiş olur.. proje konusu üzerine feyk iddialar, haberler döner, tartışmalar yaşanır. sonra hocalar bi anda girer, çıt çıkmaz kimsede.. proje grupları belli olup herkes kendi hocasının yanına gidince de kağıtlar dağıtılır, konu açıklanır.. hocalar istenileni anlatırken herkes 3er 5er ortadan kaybolmaya başlar, sınıf git gide tenhalaşır.. uyanıksan sen de o çaktırmadan sınıftan kaçanlardan olursun.. yoksa koca dönem tek bi kaynak bulamadım diye ağlarsın çünkü.. aldı mı 5er 5er alıyo herkes kitabı ve cezaya kalsa da geri vermiyo.. misal ben bu dönem tek kitap için 40lira ceza ödedim kütüphaneye, şaka gibi.. o da düz hesap yani.. aslında 50lere yaklaşmıştı da kütüphaneci acıdı halime "hadi sen 40 ver yeter" dedi:Pp&lt;br /&gt;o diil de tüm bunları yazarken bile ne kadar mutlu oldum, sırıttım.. hayat güzel lan. gerçekten güzel!!:)&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-8677383206183165689?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/8677383206183165689/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=8677383206183165689&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8677383206183165689'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8677383206183165689'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/09/icimde-kprasan-crpnan-biseyler-var.html' title='içimde kıpraşan çırpınan bişeyler var!:)'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TIup9QNLgII/AAAAAAAAApg/K1J43uaYWhk/s72-c/best_friends_by_Yaychi.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-6074235475498629064</id><published>2010-09-09T02:38:00.001+03:00</published><updated>2010-09-09T02:39:17.854+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>gelecek zaman.</title><content type='html'>&lt;div class="separator" style="clear: both; text-align: center;"&gt;&lt;a href="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TIgeTOAcDpI/AAAAAAAAApY/PdoJpewunKY/s1600/When_You__re_Not_So_Sure____by_XxsweetxpoisonxX.jpg" imageanchor="1" style="margin-left: 1em; margin-right: 1em;"&gt;&lt;img border="0" height="252" src="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TIgeTOAcDpI/AAAAAAAAApY/PdoJpewunKY/s400/When_You__re_Not_So_Sure____by_XxsweetxpoisonxX.jpg" width="400" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;/div&gt;&lt;br /&gt;yüzünü merak ediyorum, sadece yüzünü.&lt;br /&gt;ellerinin neye benzediğini bir de..&lt;br /&gt;parmaklarının arasında benimkilere yetecek kadar yer olup olmadığını.&lt;br /&gt;saçlarının kokusunu ya da gözlerinin bana nasıl bakacağını..&lt;br /&gt;yüzünü merak ediyorum, en çok yüzünü.&lt;br /&gt;dudakların benimkilere değdiğinde ne hissedeceğimi bir de..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-6074235475498629064?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/6074235475498629064/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=6074235475498629064&amp;isPopup=true' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/6074235475498629064'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/6074235475498629064'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/09/gelecek-zaman.html' title='gelecek zaman.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TIgeTOAcDpI/AAAAAAAAApY/PdoJpewunKY/s72-c/When_You__re_Not_So_Sure____by_XxsweetxpoisonxX.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-8861489732598254194</id><published>2010-09-03T22:21:00.003+03:00</published><updated>2010-09-03T22:30:40.187+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>piç görünümlü erkekler.. sıra sizde!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TIFK1w-yTVI/AAAAAAAAApQ/33rY5BeYb5E/s1600/Womanizer_2_by_hair_spray.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 267px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TIFK1w-yTVI/AAAAAAAAApQ/33rY5BeYb5E/s400/Womanizer_2_by_hair_spray.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5512769706419965266" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;erkeklerle ilgili bi karara vardım.&lt;br /&gt;bence piç görünümlü erkekler aslında yumuşak kalpli ve iyi,&lt;br /&gt;iyi görünen, temiz yüzlü erkeklerse aslında piçin önde gideni, bayrak sallayanı ve hatta flama tutanı. (&lt;span style="font-size:85%;"&gt;alenen küfrediyorum yalnız şu an.. çok utandım!&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;ne  çektiysem temiz yüzlü erkeklerden çektim ben. hayatımda çok sevdiğim  iki erkeğin ikisi de fırlama tiplerdi ama en güzel, en dürüst ilişkiyi  onlarla yaşadım bence. ikisine de kendimden çok güvendim ve ikisinin de  beni bi kere bile üzdüğünü hatırlamıyorum.&lt;br /&gt;ama geri kalan temiz  yüzlü, efendi çocuklar için aynı şeyi söyleyemycem. onlar saman altından  su yürüten, arkamı döndüğümde başkasıyla işi pişiren, ayaküstü bin tane  yalan söyleyen, akıllarından geçen 40 tilkinin 40ının da kuyruklarının  birbirine değmediği tipler oldu hep..&lt;br /&gt;bu sonuca vardığıma ben de  inanamıyorum. ama geldiğim nokta bu.. bundan sonraki şansımı piç  görünümlü erkekler üzerinde deneyecek olmamsa çok korkutucu..&lt;br /&gt;ama hayatta yiyebileceğim her kazığı zaten yedim, bundan kötü ne olabilir ki?&lt;br /&gt;sadece bi sonraki müstakbel sevgilimi şimdiden "piç" diye yaftalamış olmamın iç huzursuzluğunu yaşıyorum şu an. (&lt;span style="font-size:85%;"&gt;çünkü&lt;/span&gt; &lt;span style="font-size:85%;"&gt;biliyorum bigün o bu satırları okycak ve "beni piç olduğum için mi seviyosun merve?" diye sorcak:P&lt;/span&gt;)&lt;br /&gt;french'le geçenlerde oturduk "evlenmekten kaçan adam, dürüst adamdır abi" muhabbeti yaptık. şaka gibi..&lt;br /&gt;o duruma geldik yani!&lt;br /&gt;evlenmekten  korkan adamları dürüst bulup, baş tacı yapıyoruz.. çünkü evlenmeye  bizden hevesli "sen çocuklarımın annesi olmalısın" adamlarının en  tehlikeli erkek tipi olduğunu geç de olsa anladık..&lt;br /&gt;yani devir "piç görünümlü erkek" devri..&lt;br /&gt;lise çağlarından sonra şimdi tekrar moda oldunuz.. hadi yine iyisiniz!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-8861489732598254194?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/8861489732598254194/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=8861489732598254194&amp;isPopup=true' title='45 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8861489732598254194'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8861489732598254194'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/09/pic-gorunumlu-erkekler-sra-sizde_03.html' title='piç görünümlü erkekler.. sıra sizde!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TIFK1w-yTVI/AAAAAAAAApQ/33rY5BeYb5E/s72-c/Womanizer_2_by_hair_spray.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>45</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-2465055764560982012</id><published>2010-09-03T22:08:00.005+03:00</published><updated>2010-09-03T22:28:16.454+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>röportaj gibi bişey.</title><content type='html'>&lt;a style="color: rgb(0, 0, 102);" href="http://ygazete.blogspot.com/"&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;yerel gazete&lt;/span&gt;&lt;/a&gt; ve &lt;a style="font-weight: bold; color: rgb(0, 0, 102);" href="http://whatnedir.blogspot.com/"&gt;what nedir&lt;/a&gt; bloglarının yazarı alican arıcan benimle bi röportaj yapmak istedi. neden öyle bi girişimde bulunduğu hakkında en ufak bi fikrim yok. ama sordu cevapladım..&lt;br /&gt;yazının orjinaline&lt;span style="font-style: italic;"&gt; &lt;/span&gt;&lt;a style="font-weight: bold; font-style: italic;" href="http://ygazete.blogspot.com/2010/09/merve-roportaj-6.html?showComment=1283540773766_AIe9_BF5BzCQNN1LScgJiEMkp7g_lrVZkjM2RtJQBGQltVpufp_9xdYIA7Crp-PDGjOad_Llewv3uyxcCSdJcuRn4hgoYiLGUIBSQuMS2d5xqUsh0FHHCgYS3cRYnSFvqqDdxfdX4CoV53holl_mFE9qp4OtHD0XMS22VY6djhXsDHSaDN9WH3fxvvZ5eJMTL1aA39XMDm_SbOKqCdiQFVP08dA6atC0KlqwtVrLwaMGIrje7O7a8E5vCBSich-ISqwn6-UzxTDlbcUmIu7S7ZIGPZH4Ds8s_tMvxkCZzuACWyuFrJwV9ovhxZm4iTDXj4pZI2ZV9KJAgBBDN_E1e_1ldeC-2Lfdmme1yp60ub6larjF0QYBAWayn1LJUM2te7uxyyIkdYJ722AZDO_avW85_yd_j54VbFoSEa5qlfBwvMSy2OmAbtuU7MMTb-pGn8Lyd-GsH1pzSxaKee1F2xEXM2zFMTP9AeG2S_EZ9tZqENR51BhyiujavJ-NgRKKgFSyz7MetoyGH66dj_f32vbQd2tOzmNcl7wx042jDiuIcWr2tWSHV7O-qtM_VwvD-PMqOBvT3-q1jT9oGY561HIqKXEQDZGYWANVuxYUPCjXo5J-YcFITPAYXCU6auwy7B9u57PI3sanArwUSUmWLNmKWDoJM0UpB2CDy9yUyTAAyerKU90bBoH6gBdKPxLLAFQ9h_yp21dn#c6845628268028118446"&gt;şuradan&lt;/a&gt; ulaşabilirsiniz :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Yerel Gazete: Neden mimarlık okuyorsun..bu kararı nasıl verdin?&lt;br /&gt;Merve: Hayatım boyunca sıkılmadan yapabileceğim tek meslek olduğuna inandığım için okuyorum. gerçi okurken çok sıkılıyorum bazen o ayrı..&lt;br /&gt;lise 1deydim sanırım, bölüm seçmem gerekiyodu, gerçek bi inek olduğum için sayısala geçtim direk. meslek alanlarım sınırlıydı, tıp-eczacılık-mühendislik falan istemiyodum kesinlikle. içinde yaratıcılık olan bişeyler istiyodum ve tek alternatifim mimarlıktı. sonra uzun uzun düşündüm, aklıma koydum. tek tercih yaptım ve girdim işte..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Hayatı planlar mısın yoksa rastgele mi yaşarsın?&lt;br /&gt;M: Rastgele şeyleri sevmem.. mantıklı insanım, ayaklarım yere bassın, ne yapacağımı bileyim, önüm karanlık olmasın isterim. ama plan yapmaktan da bi o kadar acizim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Blog sayfası açma fikri nasıl ortaya çıktı?&lt;br /&gt;M: İlk blog yazışım ikea tasarımları yüzünden oldu. berbat bi yatak almıştım ikeadan.. böyle yerden 1.70yükseklikte bi yatak. altı tamamen boş, masa fln koyup yerden kazanıyosun işte kendince.. showroomda 5 metre tavan yüksekliği varken dehşet bi buluşmuş gibi gelmişti o bana, ama getirip eve kurunca patladım tabi.. yataktı, minderiydi, yorganıydı derken tavanla aramda 40cm fln boşluk kaldı sadece. her gece mezara girer gibi sürüne sürüne girip yatıyodum, psikolojimi bozdu iyice.. en sonunda bi gün çok sinirlendim, blog açıp ikeaya sövdüm, yatağı da söküp attım. sonra bi yazı bi yazı derken devamı geldi.. o blogumu bi arkadaşıma söylemiştim, sonra okuduğunu bildiğim için rahat edemedim, kimsenin bilmediği bi blog açtım ordan devam ettim işte..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Aldığın eğitimden memnun musun? Sence eksikleri varsa o eksikler nelerdir?&lt;br /&gt;M: Memnunum.. tek eksiği yeni teknolojilerin eğitime yansımaması.. strüktür dersinin kitapları hala saz yapılardan başlar, yığma yapıyla devam eder mesela..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Şimdi sana bikaç kelime vereceğim ve o kelimeleri kısaca tanımlamanı rica edeceğim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;Hata: insanların puşt olabileceğine ihtimal vermemek&lt;br /&gt;Fotoğraf: anı karelemek&lt;br /&gt;Bilgi: depolamayı beceremediğim şey. öğren ve unut!&lt;br /&gt;Sade: boş bilekler&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Gelecek ile ilgili planların neler?&lt;br /&gt;M: İşte yapamıyorum ki plan.. aklımda yüz küsür alternatif var, hiçbiri birbirini tutmuyo. bi yanım kalk yurt dışında master yap oraya yerleş kızım diyo, bi yanım kal burda çalış üç seneye kalmaz evlenirsin de sen zaten.. bi yanım herşeyi bırakıp hostes olmak istiyo, diğer yanım kasıp iyi bi mimar olmak.. ama bigün evlencem ve çalışcam onu biliyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Kendini tanımlamanı istesem..nasıl bahsedersin kendinden?&lt;br /&gt;M: "I'm just a girl still learning how to fall" derim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Aldığın en zor karar nedir?&lt;br /&gt;M: Benim için bütün kararlar zordur. kolayla ayran arasında kalabilen bi insanım ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Takip ettiğin "aha bu adamın tarzını sevdim be!" dediğin mimar/mimarlar var mı?&lt;br /&gt;M: Var.. türkiye'de emre arolat ve tabanlıoğlu'nun işlerini merakla takip ediyoruz mimarlık öğrencileri olarak.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Mimarlar bünyelerinde kedi sevgisi barındırır derler kedi beslerler falan derler..var mı hakikatten öyle bişey?&lt;br /&gt;M: Bu soruyu daha önce de sormuştun sen bana formspringte! ben de evet çoğu mimar kedi sever, ama her kedisi olan mimar değildir gibi bişey söylemiştim.. ne kadar tekrar insanısın sen alican!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Yaşlandığında nerede olmak istersin?&lt;br /&gt;M: Estetik kliniğinde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Sinemanın mimari ile ilişkisi hakkında neler söylemek istersin?&lt;br /&gt;M: Hiçbişey söylemek istemem.. berbat bi ödev konusuydu bu, araştırırken bile sıkılmıştım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Tasarım nedir?&lt;br /&gt;M: Göze hitap etme sanatıdır bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Okuduğun bölümle ilgili takip ettiğin bir yayın var mı?&lt;br /&gt;M: Yapı dergisi ve archiprix gibi yarışma yayınlarını alıyorum en çok.. netten de arch daily, urban sketchers ve inhabitat'ı takip ederim mutlaka..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Hayatının bir rengi olsa (varmıdır bilemem) hangi rengi seçersin..neden seçersin mesela?&lt;br /&gt;M: Pudra rengini seçerim. rahatlatıyo beni o renk.. iyi hissettiriyo kendimi.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Mekanın müziği var mıdır? Ya da mekana ait olan ses sence nedir?&lt;br /&gt;M: Kahkahalardır bence.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Sana İstanbul'u yeniden kur desem..ne yaparsın?&lt;br /&gt;M: Önce kendime en güzelinden bi yer kapaklarım sanırım.. boğazdaki yerleri bir bir parsellerim yedi ceddim rahat eder. sonra klasik barok şehir planlamasını örnek alırım. zamanında roma'da uygulanmış sixtus V planı.. şehrin en ideal yerlerine önemli binaları yerleştiririm, tarihi değeri olan ya da yeni tasarım binalar.. sonra onların her birini akslarla birbirine bağlarım.. bütün yolların şehrin odak noktalarına çıktığı temiz bi kentleşme yani..&lt;br /&gt;şunun gibi bişey işte; "&lt;a href="http://www.library.cornell.edu/Reps/DOCS/lambhex2.gif"&gt;http://www.library.cornell.edu/Reps/DOCS/lambhex2.gif&lt;/a&gt;"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Otomobil senin için araç mı yoksa amaç mı?&lt;br /&gt;M: Araç?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Çarpık kentleşme ile yüzsüz restleşme arasındaki bağ nedir?&lt;br /&gt;M: İkisi de aynı şeydir bence. birbiriyle restleşen, yanyana gelmiş alakasız binalar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;YG: Sana bir defalığına mahsus sağlam bir isyan hakkı veriliyor..gidip kime patlardın?&lt;br /&gt;M: Kimseye patlamam.. öyle şeylere hiç gelemiyorum ben, huzur insanıyım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kendisine soruları için teşekkür ediyorum buradan tekrar!:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-2465055764560982012?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/2465055764560982012/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=2465055764560982012&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/2465055764560982012'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/2465055764560982012'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/09/roportaj-gibi-bisey.html' title='röportaj gibi bişey.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-6822701848266920248</id><published>2010-09-01T15:10:00.005+03:00</published><updated>2010-09-02T23:15:11.300+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>selam, ben ilişkisinin ilk gününde aldatılan kız.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TH5GqlXCjkI/AAAAAAAAAo8/ifArbYMn63U/s1600/marcia-cross.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 296px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TH5GqlXCjkI/AAAAAAAAAo8/ifArbYMn63U/s400/marcia-cross.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5511920691345264194" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;sincap surat'tan ayrıldım. aslında ayrıldım kelimesi çok komik ve çocukça kalıyo şu an. ortaokul çocuğu gibi hissediyorum kendimi.&lt;br /&gt;çok fazla ayrıntı vermek ve onu rencide etmek istemiyorum ama en başından beri hislerimde haklı olduğumu, &lt;span style="color: rgb(0, 0, 153);font-size:130%;" &gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/07/cok-sey-anlattm-agzma-ac-biber-surun.html"&gt;şu&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; yazıda yazanların gerçek olduğunu, ona güvenmemem gerektiğini anladım. eski sevgilisi blogumu okuyomuş, yazdıklarımı okuyunca bana mail attı. aslında hiçbişey sandığım ve onun bana anlattığı gibi değilmiş. -muş gibi yapan bi adammış sadece.&lt;br /&gt;bi önceki yazıyı silmiyorum, ibretlik dursun orda. o adamın bile tamamen rol yaptığını bilin sadece.&lt;br /&gt;zaman kötü gençler.. hiçbi aşk sanıldığı kadar masum değil..&lt;br /&gt;eğer "çok seviyorum, ölüyorum bitiyorum, hayatımın geri kalanını beraber geçirmek istediğim insansın" diyene bile inanamycaksak, kime inanalım biz??&lt;br /&gt;bilmiyorum.. çok da umrumda değil şu an. desperate housewives'taki bree van de kamp soğukkanlılığında takılıyorum ilginç bi şekilde. hiçbi şekilde üzülmedim, kızmadım, kırılmadım.&lt;br /&gt;sanki bi anaokulu öğretmeniyim, çocuklar gelip yüzümü boyamışlar, ben de "taaaatlıııııım.. o boyalar insanların yüzünü boyamak için değil, kağıtları kullanmalısın" diye boyalarını alıyorum ellerinden.&lt;br /&gt;sakinliğimden ben bile korkuyorum şu an..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-6822701848266920248?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/6822701848266920248/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=6822701848266920248&amp;isPopup=true' title='46 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/6822701848266920248'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/6822701848266920248'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/09/selam-ben-iliskisinin-ilk-gununde.html' title='selam, ben ilişkisinin ilk gününde aldatılan kız.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TH5GqlXCjkI/AAAAAAAAAo8/ifArbYMn63U/s72-c/marcia-cross.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>46</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-5494868005606006383</id><published>2010-08-31T13:06:00.006+03:00</published><updated>2010-09-01T12:53:58.955+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>30 ağustos sincap surat'ın zafer bayramı.</title><content type='html'>"Sen şu an bir şeyler tasarlıyorsun ya o güzel parmaklarınla, işte o an ben seni özlüyorum.&lt;br /&gt;bu kadar yanında olmak isteyip bir kerecik dokunamamak, sarılamamak ne kötü bir şeymiş yahu. kafamı duvarlara vurucam.&lt;br /&gt;şimdi sana minicik bir soru sorucam, kazanırsan ödülünü adresine göndericem, istemezsen adrese göndermemi elden de ulaştırırm:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;'neyse ki futbolcu sevgilim var da pansumandan anlar az çok'&lt;br /&gt;'sataşmasana banaaaaaa kıskanma işte uyuycam ben daha!'&lt;br /&gt;yukarıdaki satırların sahibi olan kişi nasıl bir kişidir?&lt;br /&gt;a-melektir.&lt;br /&gt;b-hıyarın birinin içinin huzurudur, bi tanesidir.&lt;br /&gt;c-bir üstteki hıyarın mutluluk madenidir.&lt;br /&gt;d-çok tatlıdır ya, öyle böyle tatlı değildir. anlatılmaz, öpülür. o derece.&lt;br /&gt;e-hepsi&lt;br /&gt;f-hiçbiri&lt;br /&gt;g-hangisi (bak bu şaşırtmalı şık ehahahaha :)))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;seni seviyorum merve! "&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;evet okuduğunuz metinde bahsi geçen merve, bizzat ben oluyorum. ve benim artık bi sevgilim var.&lt;br /&gt;yine sonda söylemem gereken şeyi dayanamayıp en başında söyledim. hep aynı şeyi yapıyorum zaten. sonra uğraş dur açıklamakla..&lt;br /&gt;aslında daha önce bahsetmiştim ondan burda. çok hoş şeyler yazmamıştım o ayrı.. &lt;a style="font-weight: bold; font-style: italic;" href="http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/07/cok-sey-anlattm-agzma-ac-biber-surun.html"&gt;şurda&lt;/a&gt; anlattığım ikinci insan oluyo kendisi. hani yazlığa gitmeden önce ortadan pat diye kaybolan. ya da &lt;a style="font-weight: bold; font-style: italic;" href="http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/08/gece-3-mobil-blog-yazs.html"&gt;şurda&lt;/a&gt;'ki kalp ağrısını yaşamama neden olan insan. bütün yakın arkadaşlarımın gördükleri anda saçını sakalını yolması muhtemel olan insan hatta.&lt;br /&gt;şimdi noldu, neden onla beraberim orası karışık biraz. ama sonunda mutluyum, önemli olan bu şimdilik.&lt;br /&gt;aramızda her zaman farklı bişeyler vardı sanırım onla. yanında gülmekten bütün gece laktik asit ağrısıyla uğraşmak zorunda kaldığım, tanıdığım en romantik ve en şapşal insan o. bi daha beni hiç üzmyceğine gerçekten inandığım insan..&lt;br /&gt;olaylar şöyle gelişti!:P&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/07/cok-sey-anlattm-agzma-ac-biber-surun.html"&gt;şu&lt;/a&gt; yazıda anlattığım şeyler olduktan 2hafta sonra falan sahilde güneşlenirken telefonum çaldı aniden. bi baktım o. -kendisine "sincap surat" adını veriyorum- aramasını hiç ama hiç beklemiyodum, neye uğradığımı şaşırdım birden. açıp açmamak arasında kararsız kaldım ama açtım yine de buz gibi bi sesle. bişey sormak istediğini söyledi bana ama arkadan deli gibi çoluk çocuk, rüzgar sesi geldiği için pek duyamadı beni. sonra konuşalım dedim, kapattık. ben o sırada toparlanıp eve gidip, iletişim ağımı hemen haberdar ettim tabi, french ve milagro bir bir arandı, durum kritiği yapıldı. neden aradı, ne dicek acaba, özür mü dileyecek, yalvarcak mı, nasıl davranmalıyım falan filan.. derken 1-2 saat geçti, ben telefonun çalmasını beklerken mesaj geldi. sincap surat! bişey sorcakmış ama cevabını bulmuş, o yüzden aramamış, nasılmışım iyi miymişim! yine de merakımı gidermek için sorabilirsin herhalde dedim, gelen cevabı aynen yazıyorum;&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-style: italic;"&gt;o beraber yediğimiz süper mısırdan evde yapmayı denedim, ne ekleyeceğimizi sorcaktım. parmesanla bişey daha vardı ya hani.. ama evde yapamazmışım maalesef:(&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;abartmıyorum bi 25 dakika mesaja baktım herhalde. ağlasam mı gülsem mi bilemedim.. ben neler bekliyorum, adamın derdine bak. canı mısır istemiş de tarifi neymiş! allahımmm nasıl sinir oldum o an. bi tur daha milagro, french oje ve nejat arandı, durum anlatıldı. "french mısır diyo bu yaaaaaa" diye ağlamaklı kahkahalar atıldı, sinirden eller titredi falan filan.&lt;br /&gt;sonunda derin bi nefes alıp,&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-style: italic;"&gt;ben seni hiç anlamadım, anlayamycam.. o kafaya sahip olmak için ne içiyosan, aynısından ben de istiyorum gerçekten. çok merak ettiysen söylym ama.. mısırı evde de yapabilirsin. margarini eritip, biraz tuz ve parmesan eklemen yeterli.&lt;/span&gt;"&lt;br /&gt;adam mısır tarifi istedi, ben de mısır tarifi verdim gençler.. durum bu.&lt;br /&gt;sonra "bişey içmiyorum. teşekkür ederim." gibilerinden bişey söyledi, içim cızladı biraz ama hiç bozuntuya vermedim, cevap yazmadım tekrar.  sonra üzerinden iki gün geçti. gecenin bi saati mesaj geldi yine. havadan sudan bi mesaj. hala hiçbişey olmamış gibi davranıyo! ben de bütün hıncımı çıkarcak şekilde ölümüne tersliyorum. şimdi okuyunca ağlayasım geliyo nasıl kıymışım o kadar berbat mesajlar atmışım diyorum. ama o zaman öyle davranmak zorundaydım onu kendimden uzak tutmak için.&lt;br /&gt;ertesi gün yine mesaj. hayatında güzel bişey olmuşmuş da ilk benle paylaşmak istemiş, müsait miymişim.. "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;boşuna bekleme, sana müsait olmayı düşünmüyorum&lt;/span&gt;" dedim:/ bu mesajla beraber sonunda döküldü o da. saatlerce mesajlaşıp tartıştık. ben benim açımdan olanları anlattım, o da kendi açısından. blogumda yazdığım adamın kendisi olmadığını söyledi. herşeyi yanlış anladığımı da.. telefonlarıma çıkmamazlık etmediğini, o gün doğum günü olduğunu, benim unuttuğumu, bütün gece benden mesaj beklediğini, aradığımı attığım zehir zemberek mesajla beraber gördüğünü ve neye uğradığını şaşırdığını, asıl kendisini 2 cevapsız arama ve 1 mesajla terkedenin ben olduğumu söyledi.. şaşırdım çünkü hiç onun açısından bakmamıştım. içimdeki insanlara güvenmeme, herkesin -mış gibi yaptığı hissi ağır basmıştı sanırım.&lt;br /&gt;yine de hiiiiiiiiiç yüz vermedim ona çemkirmeye devam ettim. bi süre daha gururunu hunharca örseledim. (&lt;span style="font-size:78%;"&gt;kusura bakma sincap surat&lt;/span&gt;) bu süre içindeki tavrı benim için çok önemliydi, çünkü tekrar üzülmek istemiyodum ve davranışlarım ona göre şekil alcaktı. ama söylediği "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;allah aşkına ben deli miyim, seni sevmesem gecenin 3ünde bunca hakarete, her mesajında canımı daha çok acıtmana neden katlanayım&lt;/span&gt;" sözü mantıklı geldi. evet dedim, haklı adam.. çünkü yenilir yutulur şeyler söylemedim, damarına damarına bastım, bile bile canını acıttım, ona rağmen ısrarla kendini affettirmeye çalıştı. sonuçta ben dünyanın en güzel kızı ya da bulunmaz hint kumaşı değilim. manyak mı bu, sevmese neden mazoşist gibi benim hakaretlerime katlansın, istese başka birini tavlaması 30 saniyesini almaz adamın dedim.. ama pis ve nemrutun önde gideni bi insan olduğumdan yine de hiiiiç çaktırmadım, kendisini ezmeye devam ettim:P&lt;br /&gt;"&lt;span style="font-style: italic;"&gt;beni istemeyeceğini biliyorum ki. sevmediğini de biliyorum. ben seni çok seviyorum ama, çok. o yüzden beni mutlu eden bişey olduğunda hemen senle paylaşmak istiyorum. biliyorum elimi bi daha tutmayacağını, kızdığın birine bi daha eskisi gibi olamayacağını da biliyorum. ama ben duramıyorum işte, benimle ol istiyorum. duyacaklarımı bile bile&lt;/span&gt;."&lt;br /&gt;şu mesaja çok içim gitmişti aslında ama yine de nuh dedim peygamber demedim, zerre yumuşamadım, "her istediğin olamaz hayatta kusura bakma" dedim kestirip attım, bi sonraki msjına cevap vermedim.&lt;br /&gt;bu süre içinde ne hissettiğimi hiç düşünmemeye çalıştım. arada geçenlerin çoğunun yanlış anlaşılmalardan ve ikimizin aptal gururundan, "o arasın" diye beklemelerden kaynaklandığını bal gibi biliyodum ama öyle değilmiş gibi davranıyodum ısrarla. kendime bile yalan söylüyodum aslında. inatla onu özlemeye, hak vermeye, zayıflık belirtisi göstermeye izin vermiyodum kendime. öyle de inat bi insanım ben. ama &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/08/gece-3-mobil-blog-yazs.html"&gt;şu&lt;/a&gt; yazıdaki gibi yenik düştüğüm anlar da oluyodu bazen. sinirlenip o kadar kızıyodum ki kendime..&lt;br /&gt;aradan bikaç gün geçti yine mesaj attı. ısrarla bırakmadı beni. hala laf sokmaya ve çemkirmeye devam ettim, sonunda aradı konuştuk. sesini duyunca iç organlarımdan birini söküyolarmış gibi hissettim ama çaktırmadım yine. derken söylediği şapşal bi şeye dayanamayıp güldüm. bi ışık gördü ya hemen daha da bastırdı çakal:P sinirlenip "şimdi arkadaşlarımın yanına dönmem gerek " dedim, kapattım. o son konuşmamız olmadı tabiki. yine hergün msj atmaya devam etti, ben de onu terslemeye.&lt;br /&gt;- içimden ne geçiyosa söylycem! öz-le-dim!&lt;br /&gt;- özlemeye devam etceksin o zaman.&lt;br /&gt;- uzunca bi süredir devam ediyorum ki zaten?&lt;br /&gt;- uzuuuuunca bi süre daha devam etceksin demek ki.&lt;br /&gt;- beklerim ki! arada bi gül yeter.&lt;br /&gt;- hiç bekliyomuş gibi durmuyosun bence.&lt;br /&gt;- ordan öyle görünüyo olabilir ama değil. hani bana bi açıyla baktığında nefes alamıyodum ya, o açıyla mı bakıyosun acaba hala?&lt;br /&gt;- hmhm o açıyla bakıyorum herkese markete giderken bile.&lt;br /&gt;- wuf. kıskandım. markette çalışsam görebilir miyim?&lt;br /&gt;- sanmam. sana bakmam bi daha öyle.&lt;br /&gt;- yapma. bi kerecik bile mi?&lt;br /&gt;- bi kerecik bile. niye uğraşıyosun ki her cümlemde canını acıtmaya devam edicem eşitlenene kadar.&lt;br /&gt;- eşitlendikten sonra??&lt;br /&gt;- sonra seni öylece yerde bırakıcam ve ayakkabımın ucuyla dürtüklycem.&lt;br /&gt;- wuf. gittikten sonra??&lt;br /&gt;- sen ölceksin sanırım, ben de hayatıma devam ederim kaldığım yerden.&lt;br /&gt;- beni öldürmek yani niyetin! sonra psikopat ben oluyorum.&lt;br /&gt;- temizlemeye çalışıyorum işte dünyayı. bi kahraman ben kaldım.&lt;br /&gt;- beni de yanına alsana! hem ayak işlerini hallederim, hem topluma kazandırılmış olurum, hem de seni görürüm!!&lt;br /&gt;- seni topluma kazandırmamız mümkün diil maalesef.&lt;br /&gt;- canımı yaktın.&lt;br /&gt;- tam olarak onu amaçlamıştım zaten.&lt;br /&gt;- sen benim kalbimi oyuyosun.&lt;br /&gt;- ne yapmamı bekliyosun ki? beni istiyosan yine aynı yollardan geçip, kabuğumu kırman gerekecek. en son kendimi açtığımda çok yara aldım. şimdi daha da zor olcak o hale gelmem. göze alıp alamamak sana bağlı.&lt;br /&gt;- bunu kalbimi yarık içinde bırakmadan yapamaz mıyız?&lt;br /&gt;- denerim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu konuşmayla benim katır inadına sahip yelkenlerim yine suya indi sanırım. bi 9-10 gün daha zıplaya zıplaya kaçtım kendisinden ama en azından o kadar kötü davranmıyodum artık. sonunda da dün resmen sevgili olduk işte.&lt;br /&gt;garip bi his. onun hayatımda olması çok güzel. uyandığımda mesajını görmek, sesini duyup başına gelen şeyleri gülerek anlatışını dinlemek, beni sevgiye boğması, sürekli planlar yapması, yüzüme kirpik düşse endişelenip ortalığı ayağa kaldırması, sürekli destek olduğunu bilmek, beni kendisinden daha çok düşünmesi, ailesine arkadaşlarına herkese bana aşık olduğunu anlatması falan filan.. tüm bunları seviyorum.&lt;br /&gt;onunla vakit geçirmeyi, beraberken duyduğum huzuru ve önümüzdeki güzel günleri de..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-5494868005606006383?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/5494868005606006383/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=5494868005606006383&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5494868005606006383'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5494868005606006383'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/08/30-agustos-sincap-suratn-zafer-bayram.html' title='30 ağustos sincap surat&apos;ın zafer bayramı.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-5550842957798716329</id><published>2010-08-29T23:07:00.008+03:00</published><updated>2010-08-30T00:59:51.355+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>mimarlık öğrencilerine bilmemkaçküsür nasihat vol1.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THrWzbzJ3SI/AAAAAAAAAo0/Q4qZR7xIDs8/s1600/elwood_asleep.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 300px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THrWzbzJ3SI/AAAAAAAAAo0/Q4qZR7xIDs8/s400/elwood_asleep.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510953273165208866" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;yazın bitmesi, okulun bikaç hafta sonra tekrar açılcak olması bende bi gerginlik yarattı. artık son sınıfa geçiyorum, sene sonunda mezunum şaka gibi..&lt;br /&gt;e 3 senede ne öğrendim, geriye neler bırakıcam orası meçhul. ama bu yazıyı okuyan mimarlık öğrencilerine ya da öss'de mimarlık yazmış/yazacak olanlara hitaben altın niteliğinde bi kılavuz hazırladım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. bi kere mimarlık okuması zor iş.. onu bi kabullenelim.. öyle "düzenli çalışılırsa sabahlamaya gerek kalmaz yaeee" ayaklarını bırakın. ben de öyle başlamıştım ama sonra ağlaya zırlaya geri aldım sözlerimi. eşşşek gibi sabahlanıyo valla. öyle zamanlar oluyo ki, insanüstü çaba sarfetsen de, 5dakika ara vermesen de yetişmeyince yetişmiyo. teslim saatine kadar çizmek zorunda kalıyosun.&lt;br /&gt;2. süsünüzü püsünüzü takdir ediyorum kızlar, ama o uyumlu kıyafetleriniz, takılarınız tokalarınız, şahane makyajınız sadece ilk ay mümkün olabiliyo. her dönem başında hepimiz şıkır şıkırız, dönem sonuna doğru saçı başı alelade toplanmış, makyajsız özensiz tiplere dönüşüyoruz. aradaki değişimi görmek çok kolay :)&lt;br /&gt;3. okula başlar başlamaz diğer bölümdeki arkadaşlarımızı unutuyoruz, çünkü bi daha onlara ulaşamycaz. okul çıkışları, haftasonları bir çağırcaklar iki çağırcaklar üçüncüsünde de "benim proje yetiştirmem lazım yaa" dediğinizde sizden umudu kesip bi daha aramycaklar.&lt;br /&gt;4. asla ve asla işletme olsun halkla ilişkiler olsun haftada 3gün dersi olan bölümlerden sevgili yapmıyoruz. boynuzu yememiz an meselesi! çünkü dünyanın en anlayışlı insanı bile olsa o kadar yoğun olmanızı ve ona vakit ayıramamanızı anlayamycak. ya sizi görüşmek için zorlycak ya da yokluğunuzu başka insanlarla doldurmaya kalkcak.&lt;br /&gt;5. başka bi mimarla da ilişki yaşamaya falan kalkmıyoruz. hele hırs küpü, tasarım aşkıyla yanıp tutuşan bi tipse aradaki ego patlaması kaçınılmaz. konuşulan konular mimari dışına çıkmaz, uyuz bi çift olursunuz.&lt;br /&gt;6. odanızda kağıtlara yer açıyosunuz. elinize geçeni attığınız halde o kadar çok kağıt birikcek ki güzelim odanız matbaa gibi kokcak. onları kapı arkasına tıkıştırmaktan telef olcaksınız. o sırada anneniz gelip "kızım/oğlum bu lazım mıydı atıyorum ben bunu" diye odaya dalınca çıldırıp cinnet geçirceksiniz. o yüzden ikea kafasıyla onları depolycak yer bulun şimdiden.&lt;br /&gt;7. kalemlerinizi iyi saklayın. çünkü bi süre sonra asosyallikten  cep telefonu faturanız hızla düşerken, kırtasiye masrafınız deli gibi artcak. sizin gözünüz gibi baktığınız rapidolarınız markerlarınız numara yazmak için kalem arayan aile bireylerinize yem olcak.&lt;br /&gt;8. mümkünse evin en büyük ve bol pencereli odasına taşının. çünkü teslim zamanları paftalar odaya sığamaz hale gelecek, çareyi koridora yaymakta bulcaksınız. maket yaparken de peligom kokusundan kafanız öyle bi güzel olcak ki, bağımlı olmamak için camı pencereyi mutlak suretle açsanız iyi olcak.&lt;br /&gt;9. bi süre sonra pis bi hastalık kapacaksınız. daha önce gözünüze batmayan şeyler, yamuk duvarlar, kalkık fayanslar, ritimsiz pencereler, iyi çözülmemiş planlar sizi ölümüne rahatsız etcek. girdiğiniz her ortamda herkes güle oynaya vakit geçirirken siz ilk önce takıntılı bi şekilde mekanı incelyceksiniz.&lt;br /&gt;10. gerçek hastalıklardan bahsetmiyorum bile.. migren olsun, reflü ülser ve hatta değişik cilt hastalıkları olsun birini seçin. 4 senede illaki birinden birine sahip olcaksınız, hiç kaçarınız yok.&lt;br /&gt;11. egonuzu kontrol etmeyi öğrenmeniz gerek. sıfırdan bişeyler tasarlamak için ona ihtiyacınız var ama sizin yaşınızın iki katı kadar deneyimi olan hocalarınızın azarları karşısında ondan sıyrılmanız gerek. denge meselesi..&lt;br /&gt;12. şimdiden devasa bi müzik arşivi oluşturun. bi süre sonra sürekli aynı dönen playlist karşısında transa geçeceksiniz.&lt;br /&gt;13. en az bi tane ozalitçi kanka edinin. bu altın kural. millet saatlerce sıra beklerken, siz evden mail atıp okula gitmeden çıktınızı şak diye teslim alabilirsiniz böylece. hatta diğer ozalitçilerden de bikaç tanıdık olsun ki, birinde yoğunluk varsa diğerine "kanka naber yaa şu bizim paftaları ne zaman alabilirim" dersiniz.&lt;br /&gt;14. başka okuldan mimarlık okuyan yakın arkadaşlarınız olması da çok önemli. bak ben bunu yapmadığım için çok pişmanım. teslim tarihleri aynı değilse millet çağırıyodu başka okuldan arkadaşlarını, o çizerken diğerleri maketi yapıyodu fln.. sonra da feysbukta akşam 11de ileti "ohh be sonunda bitti, hepinize kolay gelsin arkadaşlar" :gözlerinidevirensmiley:&lt;br /&gt;15. bilgisayarla aranızı iyi tutun. çok gördük öyle bilgisayar çizimlerinden öcü gibi kaçanı, hepsi patlıyo sonra. son çare para verip başkalarına çizdiriyolar -ki hiç etik değil, derhal okulu bırakın bence. bi de ilk iki sene bilgisayar çizimi yasak, hocalarınız ısrarla herşeyi elde istycek. ama bu sizi yanıltmasın, ilk fırsatta her programı mükemmel kullanmanız gerekiyomuş gibi davrancaklar size.&lt;br /&gt;16. sinirlerinizi aldırsanız en iyisi. çünkü bi süre sonra laçkalaşcak tamamen. takıldığın yeri saatlerce çözemyceksin, bi türlü hocayla frekansını tutturamycaksın, inatla yapıcaksın ama yetişmycek, herşey elinde patlycak falan.. illaki bi gün kantinde güllük gülistanlık otururken aniden hüngür hüngür ağlamaya başlycaksın.&lt;br /&gt;17. kendinize ait şık bi el yazınız olsun. gerekirse iyi bi font seçip üzerinden geçe geçe alışın. iyi el yazısı her zaman artı puandır.&lt;br /&gt;18. bi tasarımdan esinlenmekle çalmak arasındaki farkı iyi bilin. projeye başlamadan önce kitap kurcalamanız, yapılmış eserleri incelemeniz şart. ama ordan burdan toplayıp birleştirmek mimarlık değildir.&lt;br /&gt;19. akıl ve ruh sağlığınız için konu dışı bi hobi edinin. devam ettirmek için de mutlaka vakit yaratın. yoksa koca üniversite dönemi geçip gidiyo ve sizin elinizde kalan koca bir 0 (yazıyla, sıfır).&lt;br /&gt;20. ara sıra diğer insanları gözlemleyin.. onlar neler konuşuyo, gençlik nelere yöneliyo falan. normal bi bireymiş, onlardan biriymiş gibi gözükmeniz için buna ihtiyacınız olcak!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-5550842957798716329?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/5550842957798716329/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=5550842957798716329&amp;isPopup=true' title='28 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5550842957798716329'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5550842957798716329'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/08/mimarlk-ogrencilerine-bilmemkackusur.html' title='mimarlık öğrencilerine bilmemkaçküsür nasihat vol1.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THrWzbzJ3SI/AAAAAAAAAo0/Q4qZR7xIDs8/s72-c/elwood_asleep.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>28</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-7845513578972003962</id><published>2010-08-29T01:45:00.005+03:00</published><updated>2010-08-29T18:08:05.424+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>mim falan..</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THpDou1EgLI/AAAAAAAAAos/StKQrVm0kfY/s1600/zooeyben.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THpDou1EgLI/AAAAAAAAAos/StKQrVm0kfY/s400/zooeyben.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510791461085675698" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;taptığım kadın french oje beni mimlemiş.. son zamanlarda giderek azaldı yeni mimler, o yüzden tüm bloggerların pamuk parmaklarını klavyeye davet ediyorum, bişeyler başlatın siz de!!:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Lakabın var mı varsa nedir?&lt;br /&gt;yok sanırım. ama french oje "peypırım" diye sever beni, o sayılır mı bilmem:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Son zamanlarda diline dolanan şarkı?&lt;br /&gt;durduk yere nerden aklıma geldi yine bilmem ama, &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://fizy.com/#s/1cj4ed"&gt;depeche mode - precious&lt;/a&gt;.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. En son ne zaman ve neye/kime aşık oldun?&lt;br /&gt;2gündür kudurmuş gibi alışveriş yapıyorum, aldığım herşeye ayrı ayrı aşık oldum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. En son okuduğun kitap/film?&lt;br /&gt;en son "knight and day" filmine gitmiştim.. evde de "remember me"yi izledim. bi de french oje'nin verdiğini "ne yapsa yeridir"i okudum en son.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Son zamanlarda en çok özlediğin?&lt;br /&gt;tatilden yeni döndüm ama denize girmeyi özledim en çok!:(( su kurbağası gibiyim zaten ben, denizden çıkarabilene aşkolsun.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6.Bir günlüğüne ünlü biri (oyuncu, şarkıcı, politikacı vs) olma hakkı tanınsaydı kim olurdun?&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://img.listal.com/image/326834/600full-zooey-deschanel.jpg"&gt;zooey deschanel&lt;/a&gt; olurdum sanırım. dünya üzerindeki en tatlı sese ve yüze sahip olurdum böylece.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7.Yarın sabahki ilk planın?&lt;br /&gt;uyanır uyanmaz annemi ikna çalışmalarına girişmek. izmire milagro'nun yanına gitmek istiyodum ama sanırım ekicek beni.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;8.En sevdiğin huyun?&lt;br /&gt;hea.. neden bu kadar zor oldu bu soruyu cevaplamak bilemedim:P&lt;br /&gt;oto-kontrol mekanizması gibiyim, bunu seviyorum sanırım. yani üzülmek istiyosam üzülürüm, mutlu olmak istiyosam olurum. herşey benim kontrolümdedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;9.Şu an ki bölümünde/mesleğinde olmasan ne olurdun?&lt;br /&gt;grafik tasarım ya da reklamcılık alanında çalışırdım kesin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;10.Okurken en zevk aldığın 3 blog?&lt;br /&gt;sağ panelimde yer alan bütün bloggerları "yeni bişey yazsa da okusak" tadında hevesle bekliyorum. bunun dışında izleyici olduğum her blogu mutlaka takip eder, yeni yazıları severek okurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ben de &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://modernevkizi.blogspot.com/"&gt;milagro&lt;/a&gt;, &lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;a href="http://ediefinnerty.blogspot.com/"&gt;edie&lt;/a&gt;, &lt;/span&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://sumesele.blogspot.com/"&gt;erdo&lt;/a&gt;, &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://nejatcanunlu.blogspot.com/"&gt;nejat&lt;/a&gt; ve &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://nunusungunlugu.blogspot.com/"&gt;nunuş&lt;/a&gt;'u mimliyorum o zaman şimdi.. yazın bakalım!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-7845513578972003962?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/7845513578972003962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=7845513578972003962&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/7845513578972003962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/7845513578972003962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/08/mim-falan.html' title='mim falan..'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THpDou1EgLI/AAAAAAAAAos/StKQrVm0kfY/s72-c/zooeyben.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-4214961126604023473</id><published>2010-08-27T19:44:00.006+03:00</published><updated>2010-08-28T01:46:30.118+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>eski defterler vol.1</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THg6EJnnkUI/AAAAAAAAAok/1aDZMALqL4o/s1600/First_Love_2_by_MsCrys.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THg6EJnnkUI/AAAAAAAAAok/1aDZMALqL4o/s400/First_Love_2_by_MsCrys.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5510217987063779650" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;french oje'yle yazdığımız lise zamanları ister istemez eski aşklarımı hatırlamama yol açtı. e hatırlamışken yazmamak olmaz.. onlardan da biraz bahsedym dedim..&lt;br /&gt;ilk sevgilimle lise 1'in sonunda tanışmıştık. işte o zaman 16 yaşında mı oluyorum ne hesaplamak zor geldi şimdi. üzerinden 6 yıl mı geçmiş, fuck! bildiğin yaşlanıyorum!!&lt;br /&gt;nys lise 1in sonundayım, okulun bitmesine bikaç hafta kalmış, bahsi geçen cihan travmasını yeni atlatmışım.. çok yakın bi arkadaşım vardı, bigün tam onun sınıfından çıkıyorum, esas oğlan -aslan diyelim biz ona, pis bi aslan burcu erkeğiydi çünkü- o da sınıfa girmeye çalıştı aynı anda. tabi kapı önü kesişmeleri meşhur olduğundan deli gibi kalabalık orası, o yüzden bi anda kafa kafaya çarpıştık biz. böyle sinirli sinirli baktı bana, gözünden şimşekler çıkıyodu yani çocuğun eminim. ben de pis pis baktım, ama tırstım da bi yandan. yine de hiç çaktırmadım "hıh"layıp, saçımı savurdum geçtim, pek de havalıyım.&lt;br /&gt;ertesi gün kantinden bişeyler alıyorum, tıkış tıkış kalabalık yine. birinin burnunu resmen saçımda hissettim. jet hızıyla arkamı bi döndüm, aslan! yine kötü kötü bakıyo bana. böyle bi elimde kola, bi elimde dürüm kalakaldım. ilk aklımdan geçen şey "ne tipsiz çocuk"tu. sonradan noldu da dünyanın en yakışıklı insanı olduğunu düşünmeye başladım hala bilmiyorum.&lt;br /&gt;aradan bikaç gün geçti, beni nöbetçi yaptılar. böyle hergün sırayla iki kişi nöbetçi oluyodu 1.sınıflardan, derse girmeyip hocaların ayak işlerine bakıyoduk resmen. nys beni lise 2lerden bi sınıfa yolladılar bişey imzalatcakmışım.. sınıfa girdim, bi anda bi sessizlik oldu, ztn çekiniyorum üst sınıflara girdim diye. baktım aslan da tam o sırada soru cevaplamaya kalkmış tahtaya. ben önünden geçtim, hocaya kağıdı verdim, imzalattım bu o sırada hala bakıyo öyle bana. sonradan öğrendiğime göre ben sınıftan çıktıktan sonra yerine geçince en yakın arkadaşına "kendisi müstakbel sevgilim olur" demiş. özgüvene gel. en çok o huyu etkiliyodu sanırım beni de.&lt;br /&gt;nys bu bi süre daha devam etti, sürekli denk geliyoruz çocukla. daha doğrusu ben o zamanlar tesadüfen denk geldiğimizi sanıyodum ama öyle değilmiş meğerse. en sonunda bigün bahçede onun da tanıdığı bi arkadaşımla otururken pat diye geldi yanımıza oturdu. ama sürekli o kızla muhabbet ediyo ve ben yokmuşum gibi davranıyo fln. nasıııııl sinir oldum "kim ki bu, ne sanıyo kendini, hem tipsiz hem ukala!" diye. sırf gıcık olduğum için kendimi hatırlatmak zorunda kaldım ve öyle tanıştık.&lt;br /&gt;ondan sonraki günlerde de sürekli karşılaşmaya devam ettik, artık benle de konuşuyodu. ama hala bazen gördüğünde selam bile vermeden geçiyodu falan, sinir ediyodu beni. sonra tabi insan psikolojisi, niye böyle yapıyo diye diye aklıma girdi benim yok yere. artık benim de gözlerim onu arar oldu. bu süre zarfında aşık oldum herhalde ki, bi anda dünya ondan ibaret oldu, geri kalan erkekler blur'laştı, göremez oldum fln filan. sonra bigün kantinde oturuyoduk yanımızda 2 kişi daha vardı. biri o ortak arkadaşımız, biri de onun yakın arkadaşı. bunlar birden hooop ortadan kayboldular. ben bi gerildim. yemin ederim köpek kavgası arasına düşmüş kedi gibi kabardı sırtım, diken üstündeyim. bu gayet cool bi şekilde muhabbete girdi, konuyu iletişime, turkcell'e, ordan da benim telefon numarama getirdi. sonra kaydetti numaramı falan.. ben o öğleden sonraki derslere nasıl girdim, eve nasıl gittim, nasıl telefona koştum bilemiyorum. tabi 0 mesaj, 0 cevapsız çağrıyı görünce bi bozuldum, sonra umursadığım ve bozulduğum için kendime kızdım "hıh!"ladım attım telefonu yatağın üstüne. ayrılığımız 3dk sürdü, dayanamayıp yine telefona koştum, yine bişey yok! bu böyle bi 4387532kere tekrarlandı. en sonunda uyku saatim olan 12ye yakın "iyi geceler, M.A" diye bi mesaj geldi :gözlerinidevirensmiley: M.A da onun adının soyadının baş harfi.  çok sinir olmuştum, şimdi bile çok net hatırlıyorum.. verecek okkalı bi cevap ararken uyuyakalmışım, yazamadım bişey. iyi ki de yazamamışım çünkü bilmeden çok cool görünmüşüm, ertesi sabah ilk teneffüste koşa koşa yanıma geldi peh!&lt;br /&gt;bu böyle okulun son haftasına kadar devam etti, mesajlaşmalar artık anlamlı cümlelere dönüştü, sonra da en sonunda hoşlandığını söyledi işte. ben cevap bile veremedim, çok utanmıştım. o zamana kdr her görüşmemizde yanımızda mutlaka birileri vardı, bundan sonra onla yalnız görüşme düşüncesi feci korkutmuştu beni. ortak arkadaşımıza yalvarıyodum "buuurçin noluuur sen de gel yaaa ben tek başıma napcam! ne konuşcam!" diye. ama geçiyomuş hepsi. ondan sonraki 3 yıl yalnız da görüşebildik gayet:P&lt;br /&gt;şimdi ben 4 yaşımdan beri evlilik hayali kuran bi tip olduğum için, kafamda hep şey vardı.. hani bigün bi sevgilim olcak, onla da evlencem. o yüzden o kdr uzun sürdü o ilişki aslında. "ayrılmak yok napalım girdik bi kere bi işe" gibi salak bi düşüncem vardı o zaman. zannediyorum ki herkes ilk sevgilisiyle evleniyo.. ayrılıp başkasıyla çıkanlara çok üzülüyorum, acıyorum falan.. taa üniversite hazırlığa kadar beraberdik biz. çok saf, çok temiz bi ilişkiydi.. hatırlıyorum da elimi tutması bile 2 ayı bulmuştu. beni çok sevdiğinden hiç şüphem olmadı, ama çok zor biriydi. o kadar ki aslan erkeği görünce 100 metre öteye kaçıyosam nedeni odur yani. nasıl yüksek bi egosu vardı ve nasıl çatışırdı hep benimle! bi de çok uğraşır kızdırırdı beni.. mesela 2.yılımızda doğum günümde buluşmuştuk bi yerde. ben merakla hediyemi bekliyorum.. gayet normal bi surat ifadesiyle gazete kağıdına sarılmış bişi çıkardı verdi bana doğum günün kutlu olsun diye. gazete de bulvar mı ne, üzerinde arka kapak güzeli var yarı çıplak! ehehm teşekkür ederim dedim açtım, içinden dünyanın en dandik kupası çıktı! allahıııııım nasıl öldürmek istedim onu o an. doğum günüm ve bana aldığı hediyeye bak! hiç suratını bozmadan bana bakıyo "beğendin mi" diye soruyo bi de.. ne cevap vercem, hediye hediyedir dedim "hmm çok beğendim gerçekten, artık hep bununla içerim kahvemi" dedim. ama ağlamak istiyorum resmen. sonra kupayı masaya koydum, bi baktım kırmızı bi kutu!:) asıl hediyem oymuş ve sırf pisliğine yapmış o gazete kağına sarılmış kupa işini salak! bu arada o kutudan da çok zarif bi yüzük çıktı, tabi ben onu parmağıma bol geldiği için 4.günü düşürüp kaybettim o ayrı!!&lt;br /&gt;sanırım lise sona kdr çok iyiydi aramız.. sonra öss stresi, yeni bi okul, üniversite, git gide farklılaşan hayat görüşleri derken başkalaştık ikimiz de. bi süre sonra çoğu hareketi rahatsız etmeye başladı beni. sanki ben bi havuzdayım, boğuluyorum, çıkıp nefes almak istedikçe o kafama bastırıp suya sokuyodu beni, öyle hissediyodum.. değişmeme, birey olmama izin vermiyo gibiydi hep. en son bi gece normal normal telefonda konuşuyoduk, bi arkadaşının sevgilisi çocuğu zor durumda bırakmış, şimdi konuyu tam hatırlamıyorum ama ona kızıyodu. "aa çok ayıp etmiş, ben olsam öyle yapmazdım" dedim. "yapamazsın zaten..!" dedi. "yapamam değil, yapmam. yapmak istemem" dedim, "yapamazsın, ben izin vermem!" dedi. hani sanki benim kendi karakterim yok, sadece ona göre hareket ediyorum.. böyle içimde bişeyler kabardııı kabardııııı ve o an yıllardır bi canavarla aynı vücudu paylaştığımı anladım. 1 saate yakın onu hiç konuşturmadan kavga ettim ve telefonu "bitti!" diye kapattım. bi daha da telefonlarına çıkmadım.&lt;br /&gt;3 yılı nasıl bi anda silip atabildim hiç anlamadım ama ertesi gün onu hiç düşünmediğimi ve bi kere bile pişman olmadığımı farkettiğimde damarıma basılmasından korkulması gerektiğini anladım.&lt;br /&gt;yine de kendisini hala sever ve güzel hatırlarım.. sanırım geçen seneydi, milagroyla kahvaltı ediyoduk beşiktaşta, o geçti birden kaldırımdan. yanında da çok zarif bi kız vardı, el ele yürüyolardı. suratına baktığımda çok mutlu olduğunu hissettim ve ben de çok mutlu oldum onu öyle görünce. nedense bi yerden sonra eski sevgililerime karşı böyle duygular beslemeye başlıyorum ben. gerçekten çok sevsinler, sevilsinler, mutlu olsunlar istiyorum. ben de olayım mümkünse. şu an ayşecik gibi şemsiyeyle sokağa çıkıp "haaayat sevince güzeeeeel.. sevince tatlı günleeeer" şarkısını söylemeye başlayabilirim, o derece duygulandım!:P&lt;br /&gt;sanırım bu epeyce uzun bi yazı oldu. diğer defterleri başka bi yazıda açarım artık :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-4214961126604023473?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/4214961126604023473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=4214961126604023473&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4214961126604023473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4214961126604023473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/08/eski-defterler-vol1.html' title='eski defterler vol.1'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THg6EJnnkUI/AAAAAAAAAok/1aDZMALqL4o/s72-c/First_Love_2_by_MsCrys.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-5629945134373577473</id><published>2010-08-25T21:58:00.008+03:00</published><updated>2010-08-27T17:11:36.629+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>lise aşkları - feat french oje!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THW5yyzUJ4I/AAAAAAAAAoU/kTD4dnJjE1Q/s1600/2846159992_b687412d22_z.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THW5yyzUJ4I/AAAAAAAAAoU/kTD4dnJjE1Q/s400/2846159992_b687412d22_z.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5509514001439270786" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://frenchoje.blogspot.com/"&gt;french oje&lt;/a&gt;yle yazı dizimize bi yenisi daha ekledik! bu sefer spontane gelişen bi konumuz var.. lise aşkları ve kırolukları.. bu kadar uzun yazıyı okuyabileni tebrik ediyorum şimdiden:))&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;paper doll:&lt;/span&gt; lisede "serseri" diye tanımlanan sevgililer vardı hani.. serserim benim deli dolu sevgilim fln&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje&lt;/span&gt;: hahhaha&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; tipi de gör.. tam apaçi! esmer böyle, su gibi jöleli saçlar, kaşta çizik! okuldan kaçıp kız için kavga eder, "serseri sevgilim" diye sıraya adı kazınır fln&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; delikanlım bi de&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll&lt;/span&gt;: hahahhaahhahahha ay eveeeet of çok kırooo (:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; bi keresinde bi çocuğa ölüyorum veee böyle telefonu var, mesaj atıcam ama ne bahanem olsun; "bu akşam sana iyi akşamlar diyemeden ayrıldım yarın ilk tenefüste görüşürüz iyi akşamlar:) " abi tam bir embesilmişim! ne iyi akşamları lann! her akşam çocuğa iyi akşamlar mesajı çekiyorum ve ondan cevap bekliyodum.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; hahahahhahahahha ben de yaptım öyle bişey!!! hatta ben o gerizekalı için bi yıl hazırlık okudum lan lisede. atlamadım hazırlığı onla aynı sınıfta olcam diye. ay çok aptaldım. böyle dersten çıkıyoruz tamam mı, ben nasıl oyalanıyorum ama aynı anda çıkalım sınıftan diye. merdivenden iniyoruz yanımda biri var, ben sürekli yavaşlatıyorum adımlarımı, çaktrmadan arkama bakıyorum, sonra o yetişiyo sonunda laf atıyo ordan kızdırıyo beni fln. beni görsen çok kızıyomuş gibi yapıyorum salak şey hıh fln diyorum.. eve gidip 59430683 kere o sahneyi canlandırıyorum gözümde&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; hahahahhahahahahhahahaha&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; keşke şöyle deseydim yaaaaa fln.. sonra da msj atıyorum işte öyle demek istememiştim ama çok sinirlendm tarzında.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje: &lt;/span&gt;yaa yazıık.. bi keresinde hoşlandığım çocuk bana mesaj atmış ama böyle "SaNa Da IyI aKsAmLaR cIcEgImMm" ayy ben bu mesaja var ya 45687 kere baktım! telefonumu değiştirene kadar silmedim. emek etmiş bi kere lan.. nasıl heveslenmiştim benden hoşlanıyo diye&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; çiçeğim ne ayrıca ya:P giiiiitmedeeeeeeen şunu kalbine yaz çiçeğim çiçeğiiiiiiiiiiiiiiiim kimseyiii sevemeeem aslaaaaa..hangimiz ağlamadık bu şarkıda:P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; kızım ben düşünüyorum da kayahan falan dinliyodum ya! mesela abru gündeşin bi şarkısı vardı kayahanın işte aslında.. ayyy onun şiirini kayahan okuyodu dinle allah dinle. ya iyi ki sevgilim olmamış gerçekten..&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; duuur hatırlycam! gerçekten inanıp sevseydin beni.. neydi ya..gece 3 4 nöbetlerine dikmezdin beni,çoktan yanımda olurdun çoktaaaaan.. hhahahahha..&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; ahahahahhahahahhahaha gerçek bir ameleymişiz&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; öyle deme çok modaydı kızım. hayır bi de ne içleniyodum ben o şarkılarda. şimdi hiç öyle dertlenemiyorum da yani.. kaset takılır, son ses açılır "geeeel vefasııııız geeeel vicdansıııız çağırmazdım aaacil olmasaaaaaaaaaaaaaaa" :P bi de yerel radyodan istek parça isteme vardı bizim zamanımızda, her gece açardm radyoyu bütün okul biribirne şarkı yollardı. koca radyo bize çalışıyodu resmen..biz de beklerdik kesiştiğimiz çocuklar şarkı yollycak mı diye:P şarkı istekleri de şey diye anons edilirdi işte hep, 10b sınıfındaki nerminden vefasız serserisine :P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; ahahahhahaha vefasız! hareketli şarkılarla hiç aram yoktu.. böyle şiirli falan şarkılar öyle olucak allah bayılırdım.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; evet diyorum ya ne dertlenirdim ben. alt tarafı da her teneffüste salak gibi bakıştığımız tipler için! bi tane çocuk vardı mesela french adı derviş!! adından belli ztn tam "vefasız serseri" :P nys işte o zaman lise 1de miyim neyim ben.. kurtlar vadisi yeni çıkmştı sanırım ya da deli yürek zamanı mıydı yoksa hatırlayamadm. nys işte etkileri bütün lisede görüldü tabi aynen.. dervişi bir gör! kösele ayakkabılar, normalde müdürün bi türlü giydiremediği ceket yaz sıcağında bile sırtında, ölümüne jöleli saçlar! ben de o zaman okulun havalı bi çocuğuna aşığım. çocuk da bakıyodu fln sonra bakmamaya başladı birden. o sırada derviş de her teneffüs bizim sınıfın kapısının önünden geçiyo arkasında 2 tane daha yandaşı, bu önde, artist artist yürüyo beni bi kesiyo geçiyo fln..ben de o çocuğu göriim diye ordaydım halbuki. sonra kendimce tribe girdim ben, çocuktan intikam alcam diye 2ay dervişte uzaktan uzağa aşk yaşadım, her teneffüs kapıdayım derviş geçiyo ben imkansız aşk tadında ona bakıyorum kafamı çeviriyorum güya diğer çocuk görcek de farketcek kıskancak fln:P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; hahahahhahahahha derviş (L) paper&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; sonra sırama gül koydu ama derviş nabeeeeeeer! ben de gülü alıp cama çıktım diğer çocuğa baktım "artık çok geç ben ellerin oldum" havalarında. çok duygusal bi andı bence.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje: &lt;/span&gt;hahahahahahahahahahha gülle çıkmış! bizim grup karmaydı. bi feminen bi çocuk, bi solcu babanın boş kafa kızı, bi ben, bi bilim insanı, bi ezik bi şiir yazar, bi de model olma sevdalısı çok çirkin bi kız&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; nası bi araya geldiniz lan fıkra gibi:P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; neyse bu bilim insanı boş kafaya acayip bakıyo. ben de hepsinin karışımı bişeyim entellektüel benim orda. neyse bi gün bilim insanı deniz national geographic almış yine afgan kızı sayısı.. herkes aa senden sonra bana ver falan diyor, ben de dedim. dedi ki yaa senden önce boş kafa leyla var. aaa dedim, yok lan üzülme dedi o okumaz resimlerine bakar getirir ertesi gün. hahahahhahaa ne gülmüştüm ben o lafa&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; bak erkekler üniye geçince kötü olmaya başlıyolar demek ki! lisede olsa boş kafa leylayı bile çok severlerdi.&lt;br /&gt;&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THW54xDW40I/AAAAAAAAAoc/x7Ls0PULzsE/s1600/3773813336_a41d63d5a6_z.jpg"&gt;&lt;img style="float: right; margin: 0pt 0pt 10px 10px; cursor: pointer; width: 247px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THW54xDW40I/AAAAAAAAAoc/x7Ls0PULzsE/s400/3773813336_a41d63d5a6_z.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5509514104048902978" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; bi de bi tane çocuk vardı,saçlarımı ne zaman açsam keserdi beni, ne zaman toplasam suratıma bile bakmazdı. saçlarımı açınca kabarıyodu nesini kesiyodu anlamıyorum. toplayınca da gözünün önüne önüne gidiyodum ay tanımadı herhalde diye..bu böyle 3 sene sürdü.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; oha 3 sene! ya ama o kesiştiklerimiz kendi kuruntularımız diildi dimi? yani gerçekten o zaman öyle yaşanıyodu bence aşklar. gerçekten çıkan sayısı çok azdı yani bizim lisede. gerçekten 4ü 5i geçmezdi herhalde bilinen. geri kalanların hepsi bakışıyodu sadece öyle. bi de öyle bişey ki bakışarak seviyosun, kavga ediyosun, barışıyosun fln bildiğin bi ilişki yaşıyosun yani teneffüs aralarında 3er saniyede.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; evet mesela bi gün bütün gün telefüste çıkmıyosa ortalığa,deliriyosun. o o zaman aramadı bütün gün demek.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; eveeeet aynen.. ertesi teneffüste onu görünce surat asıp içeri giriyosun fln öyle trip yapmış oluyosun yani.sonra o bi sonraki teneffüste daha uzun kalıyo fln. kaloriferin orda takılıyolar mesela arkadaşlarıyla ya da tuvalet önünde fln. arada kaçamak bakıyo sana. öyle de kendini affettiriyo:P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; hep de sana doğru duruyor, mesela asla arkası dönük duramaz her zaman kime ait olduğunu bilir ve o yana döner ayçiçeği gibi!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll: &lt;/span&gt;evet ya bildiğin ilişkiydi işte kızım uzaktan uzağa. herşey vardı yani içinde sonra kaçı açıldı kaçı öyle kaldı orası meçhul.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; ay yok lan..genelde inkar ederlerdi çıktığım var faln derlerdi arkadaşlarına haberi alır yıkılırdın. haydee ebru gündeş gel vefasız!!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; heeeeeh aynen evet! mesela cihan diye bi çocuk vardı işte o havalı olan hani dervişle kıskandırdığım:P işte bu çocukla hep kesişiyoruz fln, onlar 3. katta biz 1deyiz, hep geliyo bunlar 3 arkadaş teneffüste bizim kapının önünden geçiyo fln. sonra beden derslerimiz aynı saatteydi habire ayağıma top atıyodu. aşka gel. arkadaşları laf atıyodu bişiler söylüyolardı, onda tık yok. sonra aniden ortadan kayboldu bu ben yıkıldım aynen gel vefasız modundayım. o sırada kaşar ışılay gitmiş cihana demiş ki "sen 1.sınıflardan merveden hoşlanıyomuşsun doğru mu? ona bakarken görmüşler seni" fln. "yok yeeaa, öylesine. benim çıktığım var ztn" demiş.  ben 3gün kendime gelemedim, sonra da cama çıktım işte gülle hhahaha..&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; ona bakarken görmüşler hahahaha&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; ama bitirdim yani öyle french. çok da gururluyum:P gülü aldım, benim için öldün cihan dedim, o mesajı verdim yani ona bakışlarımla:P bu arada bi ara sana günlüğümü getirym ben. allahım günlük değil harita sanki. içi kroki dolu. çizmişim hep bak şimdi burası bizim sınıf, burası tuvalet. cihan bugün 3.teneffüste burdan geldi sonra şurdan geçti bakıştık hep kesin beni seviyo fln diye. çok rezilim!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; ahahahahahahha. bi de okul gezilerinde o aşklar nasıl tavan yapardı allahııııııım okulda diiliz ya, serbest geziyoruz ya ay o kesişen çocuk dibimden ayrılmaz, arkadaşlar hep rahatça bakar bakıyo mu diye. bi de bakıyosa sen bakmazsın arkadaşların bakar bakıyo falan der&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll: &lt;/span&gt;hahhahah sen de poz verirsin tabi hemen. kahkahalar fln..&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje: &lt;/span&gt;evet direkt..bi de böyle tarzın neyse artık coolsan en cool pozlar, romantik bi stilin varsa böyle gözleri kısıp bakarsın, eğlnceliysen hemen bi espri patlatırsın. o an şov yapmalısın yani ona. bi de hep sezen aksunun eski albümleri dinlenir götüren serviste. git, sen ağlama falan&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; ben genelde cama kafamı yaslayıp, gözlerimi kısarak dışarı izleyen tip olurdum. sanki dedem ölmüş, öyle bi bunalım. herkes kuduruyo şarkı söylüyo fln, ben böyle "hiç yaşıtlarım gibi değilim, neler gördüm bu hayatta" modundayım. sonra bakıştığım çocuk illaki gelir sorar neyin var diye, kısa kısa "anlatsam da anlamazsın, kimse anlamaz" tadında cevaplar fln&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; ayy benimle hiçbiri konuşmazdı ben de ortamın eğlenceli görünüşlü kederli kızıydım. espri yapardım ama içim kan ağlıyordu bunu gözlerimden anlayabilirdiniz. ama hiçbiri gelip de sormazdı yani uzaktan bakarlardı. bi de şişkoydum nasıl kesişiyosam uff allah çirkin şansı versin yeaa diyodum..lan zaten çirkinim! daha ne şansı!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; senin hayatının herhangi bi döneminde çirkin olabilceğine inanamam:)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; inan bana! gerçekten öyleydim ya gerçekten. yani çekici tek bir özelliğim yoktu bi de sanki süper dans ediyomuşum gibi folklore yazıldım. ay danseden bir ayı! benden artvin yöresi falan çıkar mı sen düşün. tiyatrodaydım başrolü bana verdi hoca başrol de erkek! 2 hafta üşendim hastayım falan dedim,o 2 haftada rolümü başkası kapmış hemen. o kapan da kızdı gerçi. hoca kısa skeç yazın oynayın derdi, ben hemen hayatımdan bir kesiti canlandırırdım. sonra da arkadaşlarımı sınav yapardım, anladın mı neyi yaptım he? izledin mi? söylesene? anlamadın mı? nasıl anlamazsın? halbuki bok gibi bişey yapıyorum ya onu kim anlar!o skeç ödevini de bi ben yapardım&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; ama işte o zaman dünyanın senin etrafında döndüğünü sandığın yıllar. her yaptığın mükemmel ve kimse seni anlamıyo triplerindesin fln (:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje: &lt;/span&gt;evet. uf anlamadı gerzekler falan diyorum.bi de kız arkadaşlar çok acayip.. böyle bi duygusal tripteler. mesela tiyatrodan bi kız bana ben senin yanında çok mutluyum ya peki ya sen demişti, bilmem hiç düşünmedim falan demiştim ben de.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; hahhaha bana mektup yazmıştı bi arkadaşım kızım! zarfın içinde de kuru gül =P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; ohaa bana da başka bi arkadaşım yazdı, hala saklıyorum&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; sonunda sçs sçs eda yazıyodu:P özledim o günleri.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; özlemiyorum ben. lisede 15 kilo verdim son sınıfta aşk acısından. ya bi de zümrütte foto çekilirdik mesela 4 farklı poz. ay hepsinden verirdik millete 1 poz seçsinler di mi, yok her pozdan verirdik salak gibi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll: &lt;/span&gt;vermediğin de alınırdı hatta =P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; evet. hoşlandığım çocuğun arkadaşına vermiştim göstersin diye çaktırmadan o da göstermiş, çocuk versene 1 gece bende kalsın demişti.napıcaksa çoğaltıcak herhalde&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; ay çok romantik amaaaa (:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje: &lt;/span&gt;1 gece kalsın mı romantik! bak şimdi o çocuk 2 sene peşimden koştu, bildiğin böyle ben nerdeyim o orda. laf atıyo bilmemne çaktırmadan ama alt sınıf benden. neyse son sene ben de bunu beğenmeye başladım çok yakışıklı olmuştu. bu zümrüt olayı bilmemne derken bi gün arkadaşıma demiş ki konuşmamız lazım seninle falan, benim telefonumu istemiş. arkadaşım da demiş ki sormadan veremem falan. bu da lütfen bilmemne vermiş kız. sonra beni aradı dedi ki telefonunu verdim, ayyy ben evde dolaşıp duruyorum heyecandan ölüyorum yani. neyse çocuktan mesaj geldi mesajlaştık, öyle bi utangaçım ki ertesi gün çocuk bana gülerek geliyor ben koşarak sınıfa girdim yüzüne bakmıyorum!&lt;br /&gt;bi süre gitti bu çocuk akşam mesaj atıyor bilmemne,ben artık hazırım onunla çıkmaya. çocuk bizim kıza diyor ki ben frenchle çıkmaktan vazgeçtim. bizim kız da söylemiyor söylemiyor ben de bizimkinden haber var mı diyorum, ay nasıl kötü böyle bişey sakladığı belli kızın söyledi sonunda işte. offf ben yine moda girdim gel vefasız gel insafsız.. o üzüntüyle yemek falan yiyemedim baya bi ama yiyorum midem bulanıyor ilk lokmadaböyle gitti gitti midemküçüldü sonra da devam ettim az yemeye mide küçülünce 15 kilo verdim mezun oldum. şimdi o çocuğun 5 senelik sevgilisi ve kızla ortak açtığı facebook hesabı var!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll: &lt;/span&gt;kimbilir kaç aşk böyle başlamadan bitti lisede zaten yalnız değilsin french!(: 15 kilo olayı sana yaramış bence de 5 yıllık ilişki + ortak facebook hesabı içimi burktu tabi şu anda. sınıfa koşarak kaçmasaydın o kız sen olabilirdin :P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; nasıl utangaçım sana anlatamam ama.dizlerim titriyor çocuğu görünce nasıl konuşabilirim! ben ünideyken geldi sınıfta arkadaşı vardı oraya gelmiş kızı ziyarete. ben gördüm ayy bi heyecanlandımçç benim de manita var ama kızım dedim hava atman lazım çocuğu koluna takıp. buna havalı bir merhaba dedim, aaaa çok güzel olmuşsun oha çok değişmişsin falan dedi, ben iltifatları topladım. ders boyunca manitaya mesaj attım lütfen beni sınıftan al lütfen ders çıkışını kapımda bekle seni çok özledim aşkım lütfen bebişim diye..çocuk geldi sınıfın kapısından aldı ooooh bendeki havayı görücektin!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll: &lt;/span&gt;hahahahhahaaha çok kötüsün gerçekten!!! (((((:&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; yani işte benim lisedeki son anım buydu. kapanışı bile kederli bi hikayeyle yapmışım yazık bana:/&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; benim lisedeki bütün hikayelerim kederliydi valla. hep kafası cama dayalı kederli kız oldum ben. allah başka dert vermesin french&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; amin yavrum amin! lan ne süper bişey bikaç sene önce sürüngenmişiz bildiğin sonra birden cool ve modern tipler oluyoruz.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; evet ya öyle kalsaydık!!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;french oje:&lt;/span&gt; evlenmiştik ama!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;paper doll:&lt;/span&gt; haha orası kesin! :P&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-5629945134373577473?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/5629945134373577473/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=5629945134373577473&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5629945134373577473'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5629945134373577473'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/08/lise-asklar-feat-frech-oje.html' title='lise aşkları - feat french oje!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THW5yyzUJ4I/AAAAAAAAAoU/kTD4dnJjE1Q/s72-c/2846159992_b687412d22_z.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-6811303083394151498</id><published>2010-08-13T18:04:00.005+03:00</published><updated>2011-09-29T22:58:39.082+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>ultra huysuz bi yazı.</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;- sanırım blogum için oldukça verimsiz bi dönemdeyim. hiçbişey yazmak istemiyo canım. burda keyfim oldukça yerinde, e zaten sıcak, 20dk güneş altında yürüyüp de wireless’ı olan bi kafeye gitmek ölüm gibi geliyo bana. iki haftadır yazmamışım hayret.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- hayatla tek iletişim bağım frenchoje  sanırım. bişi oldu mu mesaj atıyo bana sağolsun, öyle haberim oluyo her şeyden. gerçi telefonumun titreşimimin de kendine hayrı yok, onu da duymazsam iyice bihaber oluyorum dünyadan, deniz kum güneş derken geçiyo işte günler.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bı de geçen cuma 6-7 sene önceki arkadaşımla karşılaştım. çok çocuktuk o zamanlar. şimdi tekrar görmek çok garip geldi. hem tanıdığın hem tanımadığın bi insan oluyo çünkü karşında, senelerdir görmüyosun neticede. onun yaz okulu, benim stajlarım derken denk gelememiştik bi türlü. şimdi de haftasonu için gelebilmiş zaten. 3gün beraber takıldık biz de. sanki en son dün görüşmüşüz gibi davrandı, çok sıcaktı. buluştuğumuzda ilk buluşma check list’inden geçirip kafamdan tik attım kriterlerine. oldukça kibar, tik! siteden çıkarken, arabaya binerken kapıyı tuttu, tik! "burn" sevdiğimi unutmamış, oturduktan hemen sonra ben söylemeden sipariş etti, tik! o kadar yanar dönere, gösterişe hiç gerek yoktu utandım biraz ama fazlasıyla cömertti, tik! dönüşte ben eve girene kadar bekledi, 10-15 dk sonra da mesaj attı, tik! ideal bi ilk buluşma oldu bence. sonraki günler de oldukça güzeldi ama mesajına 2dk geç cevap verince 99865896 kere mesaj atıp “merveee?” “merve, orda mısın?”lar falan birazcık sıktı beni. bi de normal normal muhabbet ederken aniden cümle sonuna “bebeğim” eklemesi ve “uyumadan önce bana mesaj at” emir kipli cümlesi azcık soğuttu kendinden. yani normalde öyle sahiplenici cümleleri çok severdim ben ama ondan duymak hoşuma gitmedi nedense. bu pzt döndü ama bişey olacağı yok. hem ayrı şehirlerdeyiz, hem benim içime sinmeyen bişeyler var. bi de sanırım benim uzunca bi süre daha birinden hoşlanmam imkansız.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bazen aşık olduğunu iddia eden öyle insanlarla karşılaşıyorum ki sadece bi piyon gibi hissediyorum kendimi. bildiğin işe yaramaz bi kağıt bebek ya da köşede duran bi vazo gibi. adam güya seviyo, ölüyo bitiyo sözde ama biliyorum ki gerçekten ben olduğum için değil. benim yerimde a-b-c kişisi de olsa aynı şeyi hissetcek. aşık olmak istiyo sadece, çok aşık olmak istiyo ve o sırada ben çıkmışsam karşısına bana yüklüyo o rolü. bu çok acı bişey.. midemi bulandırıyolar benim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bu çocuk da öyle bence. günahını almym şimdi kendisinin ama hemen aşık rolüne büründü o da. koyun postu giymiş kurt gibi takılıyo şu an. gittikten iki gün sonra beni sevdiğini söyledi hemen. 14 yaşındaki ergen kızlardan farkı yok. ne kadar kolay söylüyolar seni seviyorum’u. ve erken söylendiğinde ne kadar itici bi cümleye dönüşüyo o iki kelime hiç farkında değiller.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- zaten mümkünse bana hiç söylemesinler öyle şeyler.. duyunca tüylerim diken diken oluyo artık. söylemek çok kolay çünkü. seviyorum deyince sevmiş olmuyosun hemen, yemiyorum artık bunları. çok seven insan göstersin, hissettirsin yani bence. lafla peynir gemisinin yürümediğini çoktan öğrendim ben.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bi de ara sıra bloglarda komik komik fotolar görüyorum, çok gülüyorum. vücudunun 10cm2lik bölümünü croplayıp koymuş mesela hatun. ya da bi fotoda sadece eli çıkmış, onu koymuş. belden yukarı bi foto çektirmiş, suratına da eşek kadar çiçek yerleştirmiş muhteşem paint bilgisiyle falan. aşırı anlamsız geliyo bana. o nedir yani? biz de geberiyoduk sanki meraktan da, kendinden haber veren minicik bi görüntüyü bahşetmiş bize hey allam.. ne kadar megaloman insanlar.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- daha da salağı profil fotosuna ve diğer bütün iletişim ağlarına istikrarlı bi şekilde aynı feyk  fotoyu koyup üzerinden prim yapanlar. soran cahiller oluyo mesela, fotodaki sen misin diye, “hihihi bilmem, olabilirim” diyo falan. nasıl bi perişanlık bilemedim. ya da şey oluyo… neyse. uğraşmym şimdi kimseyle, onlar da insan. yaratandan ötürü seviyoruz onları da.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ne kadar huysuz bi yazı oldu bu, ben bile tiksindim kendimden. ama sıcakların bünyeme etkisi böyle işte. gündüzleri somurtan, akşamları gülücükler saçan bi tipe dönüşüyorum böyle. e saat de daha erken, daha güneş batmadı, bi süre daha huysuzum yani ben.. daha fazla söylenmeden gidiim en iyisi, güneş de başıma geçti zaten!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-6811303083394151498?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/6811303083394151498/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=6811303083394151498&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/6811303083394151498'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/6811303083394151498'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/08/ultra-huysuz-bi-yaz.html' title='ultra huysuz bi yazı.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-2678777992433998186</id><published>2010-08-02T20:42:00.010+03:00</published><updated>2011-05-13T23:53:21.408+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>"ilk buluşma fiyaskoları" feat french oje!</title><content type='html'>&lt;div dir="ltr" style="text-align: left;" trbidi="on"&gt;&lt;a href="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THVPJuo08iI/AAAAAAAAAoE/CoviT1yFaGE/s1600/2917323804_bf40fe52bf.jpg" onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}"&gt;&lt;img alt="" border="0" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5509396747714359842" src="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THVPJuo08iI/AAAAAAAAAoE/CoviT1yFaGE/s400/2917323804_bf40fe52bf.jpg" style="cursor: pointer; display: block; height: 275px; margin: 0px auto 10px; text-align: center; width: 400px;" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;Cin fikirli &lt;b&gt;french oje&lt;/b&gt; yeni bi blog projesiyle karşımızda! beraber bi yazı yazmaya karar verdik, hepimizin sıkıntısını çektiği bi konu üzerine. ilk buluşma ve fiyaskoları konumuz.. ben yazarken çok eğlendim, umarım siz de okurken aynı şeyi hissedersiniz..&lt;br /&gt;&lt;div&gt;başlıyoruz o zaman!&lt;br /&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;span style="font-size: 100%; font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt; &lt;/span&gt;bugün burada ne için toplanmıştık french?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 100%; font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt;&lt;span style="font-size: 100%;"&gt; &lt;/span&gt;bugün burda erkekleri dövmek için toplandık. şaka lan azcık hırpalayalım yeter. korkutalım, topuklarına sıkalım.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-size: 100%; font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; şakası bile güzeldi french&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; evet ben de bi relax oldum şunları söyleyince=)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; tamam korkutalım french o zaman, show time! French, ilk buluşma olmazsa olmazları mıydı konumuz?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French: &lt;/span&gt;hayır, sadece olmazları.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; hea hiç kopya vermiyoruz, peki.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; yani bugün ilk buluşma olmazlarını konuşucaz. değerlendiricez ve bütün hatalarını masaya yatırıcaz erkeklerin... biz kadınlar hepimiz pamuk prensesiz. hiç bi hatamız yok çok şükür. ama şimdi okuyan erkeklerimize şunları yapmayın bee yeter diycez.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt;  önce "neden ilk buluşma?" diye girelim o zaman neden french?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; çünkü her ilişki ilk buluşmayla başlar ya da başlamadan biter. hepimizin birçok anısı var bu konuyla alakalı di mi?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; evet kesinlikle, meşhurdur ilk buluşma fiyaskoları ve akabinde başlamadan biten ilişkiler..&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; evet. ilk kim başlasın? aklında bi anın varsa onu anlatarak başlasana.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt;  ilk buluşmada, "selam naber" dedikten sonra elimi tutup yürümeye çalışan biri vardı mesela french, dünya iticisi bi olaydı... bi dur bekle adam hemen sevgili mi olduk merhaba deyince.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; el sıkışınca bırakmadı mı öyle tokalaşarak mı yürüdünüz hoho!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; yok el sıkışmadık, taksimde buluşmuştuk klasik burger önü.. yalandan yanakları değdirdik nezaketen, selam naber çok beklettim mi muhabbeti yaptım ben, sonra gideceğimiz yere doğru yürüyelim diye döndük hop elimi tuttu hemen  -ki o da büyük bi hataydı misal ilk buluşmada kesinlikle gidilecek yere en yakın yerde buluşulmalı french.. o beraber yürülünecek yol çok gergin oluyo çünkü bazen.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; çok doğru söyledin. ben de dünya maddiyatçısı bi pislik olduğum için bi keresinde bi çocukla buluşucam ama çocuk öle bi yapıştı ki, onun için çıkmak hayat memat meselesi. o sene de metrobüs yeni çıkmış. ay başbakan bu kadar tanıtmadı metrobüsü.. neyse bu salak taksime mecidiyeköy üzerinden geliyo, 40 dk bekledim ben tabi...bi geldi bi de ben fransız konsolosluğu diyorum adam gitmiş galatasaray lisesinin önüne..&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; hahhaha süpermiş :)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; fransızca eğitim veriyo ya  sanmış ki konsolosluk da orda.. surat ter içinde tabi salağın... ay dedim hayır.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; yürüme mesafesinde taş çatlasın 5 dakika ideal... hem bekletme hem öyle bi gaf!bu kadarı bana bile fazla french =P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; evet, boğucaktım onu oracıkta. yani erkekler; taksime geliyosanız ve illa metrobüs diye tutturuyosanız zamanında gelin. gideceğiniz noktayı da iyi bilin bilmiyosanız sorun öğrenin.. ayrıca bi kıza daha çıkmadan toplu taşımadan bahsetmek onu değil sizden, hayattan bile soğutabilir. o günden sonra telefonlarına cevap vermemiştim bile.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt;  ben kıyamazdım ya, metrobüs olsun tramvay olsun ben de toplu taşımacılıktan bahsederdim bi süre:P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; sonra da zaten hesabı paylaştık, yani toplu taşıma diye tutturan alman hesabı diye de tutturur di mi?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; evet sanırım (: alman hesabı da ne sinir bişeydir ayrıca.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; evet hem de çalışıyorken. beylerr, beylerrrr sakın ha sakın! kadına bişey ödetmeyin ilk buluşmada, azcık bi şansınız varsa o da gider.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; ben de öyle düşünüyorum. ilk buluşmada her zaman ben ödemeyi teklif ederim, ama jest yapıp onun ödemesi bi artı puandır bana. sonrasında işler ilerler ve sevgili olursak zaten arada para konusu açılmaz. ben öderim, o öder hiç farketmez. ama ilk buluşmada erkeğin teklif etmesi iyidir.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; mesela sinemaya gidilmesin  ben gittim ordan biliyorum.. abi iki yeni tanışmış insanın sinemada ne işi olabilir yahu?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper: &lt;/span&gt;bence riskli bi buluşmaysa gidilebilir french :P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French: &lt;/span&gt;ne konuşabiliyosun, ne bişey.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper: &lt;/span&gt;şöyle ki emin diilsin anlaşıp anlaşamayacağından, programa sinemayı da sıkıştırırsın nolur nolmaz diye. iyi vakit geçirdiysen, anlaşabildiysen şahane. bi de üstüne bi film izlemiş olursun. ama kötü gidiyosa en azından seni konuşmaktan kurtarır!  o yüzden riskli buluşmalara sinema da sıkıştırılsın bence:P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; ama o zaman da geriliyosun, ay napsam elimi tutacak mı  öpecek mi  nolcek  bi de filmi izlerken, aklına bişey geliyo  söylesen dert söylemesen dert..&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; uzak durcak tabi&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; bazı adamlar film izlerken bişey konuşunca çok sinrleniyolar çünkü.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; dimi ya da tam tersi oluyo, sürekli bişeyler söylüyo falan. Sen sinir oluyosun:P neyse bu çok iyi bi seçenek sayılmaz evet.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; senin pek ilk buluşma fiyaskon yok galiba bebişim.&lt;span style="font-size: 100%; font-weight: bold;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;span style="font-style: italic;"&gt;&lt;/span&gt;&lt;/span&gt;&lt;br /&gt;&lt;/span&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; 2-3ü geçmez sanırım onlar da küçük şeylerdir, ama insanı bi anda soğutacak şeyler falan. mesela bi ay arkadaş takıldığımız sonra işlerin farklı yöne kaydığı biriyle ilk buluşmamda yemeğe gitmiştik beraber. ben aldım çatalımı, bıçağımı efendi efendi yiyorum. o aperatif tabağı söylemişti, direk elleriyle daldı hepsine. üstelik peçete bile kullanmadı ve ellerini yıkamadı! dahası yemekten kalktıktan sonra da ellerini yıkamadı ve o elleriyle arada sırada saçıma dokunmaya kalktı french!  her seferinde 1 metre geri sıçrayıp "ehehehe" diye kibarca gülümsedim ama sadece naz yapıyorum sandı sanırım..&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; hahahhaha sonra noldu, flört ilerledi mi?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; bi ikinci buluşmamız daha oldu, çünkü onun dışında hoşlanmıştım kendisinden. ama ben o bikaç saatte ülser oldum herhalde stresimden. sürekli çatal kullanma alışkanlığı aşılamaya çalıştım alttan alttan. o patatesi yemeden ben çatalla alıp ağzına yedirdim falan.. aslında bariz flört ediyorum gibi anlamış olabilir, ama tamamen benim anaç güdülerimin etkisiydi onlar.  neyse ki yavaş yavaş alıştı da kendi yedi.  e yanıma da ıslak mendil almıştım tedbirli bi hatun olarak o sorunu da hallettim ama soğumuştum bi kere  o yüzden 3.buluşma hiç gerçekleşmedi :P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; aa aslında başında bitmesi gerekiyormuş demek ki.. mesela bir de ilk buluşmada dansa gitme olayı var  ki ben dans etmem dans eden erkek de sevmem  çünkü bu erkeklerin % 99u  dans edemiyor. çok güzel dans ettiğini zannediyor ama ördek dansı yapıyor falan. direkt soğuma sebebi,  yapmayın erkekler bunu yapmayın!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; owwww o çok riskli bişeydir!!!! kötü danseden erkek kadar insanı soğutan bişey yok çünkü! bi ilişkimin bitiş tohumları kötü bi dans eşliğinde atılmıştı biliyosun:P evet yapmayın!  he çok kendinize güveniyosanız tango mango biliyosanız, al pacino'nun scent of woman sahnesini bizimle gerçekleştirmeniz şahane tabi. öyle olsa ben hemen evlenirdim french:P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French: &lt;/span&gt;ama tabi gece kulübüne gidip de tango yapmıyor bunlar  böyle  değdire değdire dans ediyolar club dansı  tiksinç. sıradaki cinsimiz gevezeler;  ilk buluşmada beynimi kemiren erkeklerden hiç hoşlanmam. hele habire kendini anlatıyosa.. hani komik bişeyler anlatsa ok bi derece dinlenilir, espri anlayışınız aynıysa eğlenceli olur ama  diğer konular ve kendisi..&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper: &lt;/span&gt;geveze olmanın ölçütü ne peki french?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French: &lt;/span&gt;susmaz herşeyle alakalı bi anısı vardır  komik diildir,  gereksiz bilgiler ansiklopedisi gibidir adam bi de herşeyi abartarak anlatır , anlattıkça gözünün önüne getirmeye çalışırsın tutmaz falan  onları dinlemek, tam bi işkencedir o zaman içimden şarkı söylerim ben dinlemediğimi belli eder ve saatime bakarım sürekli  bi bahane düşünür ve toz olurum ordan&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper: &lt;/span&gt;çok vicdansızsın french :)  ben konuşan insanı severim  ama çok konuşursa bu sefer ben hep susmak zorunda kalırım o hiç hoşuma gitmez.  dozajı önemli bence..  ayrıca sürekli kendini anlatan öven erkek de hiç çekilmez.  ben inanılmaz rahatsız olurum hemen konuyu değiştirmeye çalışırım öyle olunca..&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; bi de sürekli telefonu çalanlar var, o telefona yalnızım ya da bi arkadaşlayım diyenler var  bu çok fena  tam tersini düşünürsek de  telefon çaldığında frenchleyim diyenler var  bu çok ama çok şık bi hareket  o yalnızım diyenler var ya  geleceklerinden haber veriyolar. yalnızsın tabi adam yalnız öleceksin yalnız!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; ahhh evet! bence de çok şık bi durum. böyle gevrek gevrek gülerim çaktırmadan bi arkadaşı aradığında benimle olduğunu söylüyosa:P ama bu arada  gevezeden daha kötüsü ne biliyo musun!  önceden ayarlanmış konuşmalar! geceden hazırlanmış espriler!!! Allahıııım ne kadar rezil bi durum o  buz gibi soğurum hissedersem!!&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French: &lt;/span&gt;hahah nasıl yani?&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; şöyle ki, olur da tıkanırsam diye hazırlamış konuşmaları  ezberden konuşuyo belli ve sen direk anlıyosun bunu. haliyle  kötü bi oyuncu var gibi karşında  mimiksiz konuşuyo adam, duraksamadan düşünmeden..  ya da önceden esprilerini hazırlamış, yaparım ortam ısınır diye belli konuyu o noktaya getirmeye çalışıyo ısrarla.  tamam lanet olsun söyle ne söylyceksen diye konuyu oraya getirmesine izin verince de patlatıyo espriyi  çok itici bi durum bence.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French: &lt;/span&gt;ahahhahha&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; artık tiyatroda bile doğaçlama moda french! bu huylarından kurtulmalılar bence.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; ahahah  bi de  yapışkan model var. ayrılık vakti mesela çok oluyor o . "napcaksın şimdi?"  "eve gidicem"  "bana gel?"  "yok sana gelmiyim eve gidicem duş alıcam falan"  "bende duş al?"  "(sana vermiycem) yok çamaşır falan da değişiyo ya hani haliyle yedek çamaşırla gezmiyorum"  "haa doğru olsun neyse ısrar etmiyim fazla ama isterim yani gelmeni"  bunları bence ilk buluşmadan nasıl ekmek çıkar kursunda öğretiyolar bunlara  bunlar da yapış allah yapış  nasıl soğuyorum o an.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper: &lt;/span&gt;ay bu hiç başıma gelmedi ama kötüymüş cidden. "sana makarna yapayım"cılardan bile kötü :P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French: &lt;/span&gt;ben makarna sevmem diyince inanmıyor onlar bi de  makarnayı da aynı kursta öğrenmişler.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; yapcağı da dandik bi spagetti halbuki:P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; aa bi de  çakma ilgi alanı erkekleri var,  bi keresinde biri yine yapış Allah yapış bana  ben de yüz vermiyorum hiç tipim diil arkadaşım yani,  bi gün msnde napıyosun dedi; film festivalinden film seçiyorum dedim,  aa ben de seçiyim dedi hemen.. Ama o kadar alakası yok ki . Ok, bilet alıcam ben gidip zaten dedim,  tamam birlikte alalım dedi  o çocuk, o bilet alma işini randevuya dönüştürdü ve bilet alırken belimi kavradı ya.. elini sıktım  bravo dedim bravo  tebrik ediyorum  işte azmin zaferi.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; evet gerçek bir başarı hikayesi:P  ben de tebrik ettim kendisini. ama severim ben öyle şeyleri  ilk buluşma için çaktırmadan çaktırmadan yolunu yapanları  uğraşanları falan..sen de ondan hoşlandıysan harika olmaz mı french! itiraf et :P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; onlarla ilişki genelde yürümez  o adam fos çıkar,  çünkü o sürekli hırs yapacak bişey arar  bulamayınca seni bırakır başkasını hırs yapar.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; ahhh işte bu çok tanıdık geldi!!!!!  keşke daha önce söyleseydin bak bunu. ısrarla aynı faka basmazdım:P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; sen ah ne romantik diye düşünürken, ben vay pislik hayatın hırs lan diye saydırıyodum birilerine.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; tamam bu gerçeğin yüzüme vurulması üzerine benim söyleycek başka bişeyim yok sanırım french!!&lt;br /&gt;son olarak eklemek istediğin bişey var mı? :)&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; başka söyleyecek bişeyim yok bu satırları okuyan prenses kızlarımız da yorum olarak yazsınlar ilk buluşma olmazlarını, erkekleri yerden yere vursunlar. ooh canımıza değsin.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; erkekler de altta kalmayıp kızların ilk buluşma fiyaskolarını yazabilir bence. hiç üstüme alınmam:P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; ben de alınmam ne hatam görülmüş şimdiye kadar.&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;Paper:&lt;/span&gt; hiç! zaten hatasız kulluğumuzu göstermek için çoğu ilk buluşmanın devamını getirmiyoruz dimi? maksat daha çok sayıda insana ulaşmak:P&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt;French:&lt;/span&gt; tabiii.. kitlelere örnek olmak.. erkekler kadın görsün demek  :)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;burda kestik! eylemlerimiz devam edecek efendim!:))&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-2678777992433998186?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/2678777992433998186/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=2678777992433998186&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/2678777992433998186'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/2678777992433998186'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/08/ilk-bulusma-fiyaskolar-feat-french-oje.html' title='&quot;ilk buluşma fiyaskoları&quot; feat french oje!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THVPJuo08iI/AAAAAAAAAoE/CoviT1yFaGE/s72-c/2917323804_bf40fe52bf.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-9043089056328742551</id><published>2010-07-31T19:55:00.007+03:00</published><updated>2010-08-25T20:19:01.474+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>küçük insanın küçük dertleri.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THVQetb76YI/AAAAAAAAAoM/I6i4UpC8mb0/s1600/No_Name_Girl_by_Etniezz.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THVQetb76YI/AAAAAAAAAoM/I6i4UpC8mb0/s400/No_Name_Girl_by_Etniezz.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5509398207680735618" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;- dün gece mezuniyetimi gördüm rüyamda. sabah uyandığımda çenemi açamadım resmen, dişlerimi nasıl sıkmışım nasıl sıkmışım stresten! eminim uyurken deli gibi sağa sola savurmuşumdur kendimi “hayııır saçım babanne topuzu olmycak!”, “hayıııır saten kumaş istemiyorum” şeklinde. en sonunda pembe dantelli garip bi kıyafet giydim, bi yandan da anneme “bak nişanda da böyle istiyorum, göğüsten oturtmalı bol bişey” diye direktif veriyodum. rüyamda bile arka planda nişan kıyafetimi düşünüyorum şaka gibi.. üstelik ortada damadın d’si var mı? yok.&lt;br /&gt;- ayrıca olmasını istediğimden de emin değilim. hani bazen keşke bi an önce evleneceğim adamla tanışsam artık diyorum. sırf artık sağlam giden, düzgün bi uzun ilişkim olsun ve kafamı yormym diye. doğru insan mıdır, ayrılcak mıyız, ciddi düşünüyo mu kaygısı olmadan tadını çıkarym diye.. ama daha zamanı var biliyorum. daha çok zamanı var. o zamana kadar ben ne yapmalıyım asıl onu düşünüyorum. yanlış olduğunu bildiğim kurbağalarla takılmaya devam mı, yoksa görür görmez “öpünce prens olcak bu!” dediğim adamı bekleme moduna mı alıyorum yine kendimi?&lt;br /&gt;- kolumdaki &lt;a href="http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/05/soz-bilekligi.html"&gt;&lt;b&gt;söz bilekliği&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; de iyice canımı sıkmaya başladı. çıkarıp atmam an meselesi. ayrıca hissediyorum, bugünlerde çok güzel bi aşk bana doğru yola çıktı. yine entel dantel inançlarla uğraşıyo olduğumu düşünebilirsiniz ama hissediyorum işte! bana doğru yaklaşan bişey var diyorum!:P gümbür gümbür geliyo adam, hehehe…&lt;br /&gt;- yazlıktaki arka komşumuz yüksek mühendis bizim.. eren amca. nedense beni çok seviyo adam. ben de onu çok seviyorum o ayrı. her gördüğünde “vay! mimar hanım! nasılsınız” diye atlıyo çok şirin:) sürekli nasihat veriyo bana. sayesinde yapmak istediklerim kesinleşti gibi bişey. istanbula gidince en yakın kur zamanını araştırıp italyanca kursuna yazılıyorum,dönene kadar portfolyomu tamamlayıp, sene sonunda da yüksek lisans başvurularına başlıyorum. yurtdışına gitmeyi çok istiyorum ama bi yandan da alenen tırsıyorum. burada bi yere girip erasmusa gitmek daha çekici geliyo bana. 1seneliğine de olsa mutlaka gitmek istiyorum ama o zamana kadar birine aşık olursam görün beni bi de. tam bi aptalım ya, nasıl vazgeçiyorum hemen hayallerimden!&lt;br /&gt;- bu arada şimdi milagro aradı, gidip saçlarını boyatmış ya! allahım 3senedir kıza yalvarmadığım tek bi saniye yoktu saçlarını boyatalım diye, nuh dedi peygamber demedi. şimdi gidip bensiz boyatmış! gerçi bu duruma sevgilisinden yeni ayrılmış olmasının katkısı göz ardı edilemez ama neyse:P ben de bi haftadır herkese sorup duruyodum saçıma gölge mi attırsam napsam diye. milagroyla aramızdaki en büyük fark bu sanırım. ben söylerim, 60848 kişiye sorarım, milagro kafasına koyar ve gider yapar. kararlı hatun kendisi:P mms bekliyorum şimdi merak içinde, nasıl oldu acaba!&lt;br /&gt;- bu arada su topu oynamak inanılmaz zevkli bişeymiş! ben normalde çok uzun kalamam denizde, ıslanıp iki yüzmemle çıkmam bir olur. ama dün sırf o oyun yüzünden bi 2saat falan çıkmadım sudan. kahkahalarım yunan adalarından duyuldu herhalde. o topu havada yakalamak ölüm kalım meselesi oluyo birden. tek düşüncen o oluyo, kafada başka hiçbişey yok. terapi gibi geldi bana resmen! tek sorun deli gibi sıçrayıp düşerken bikininin habire kayıp durması:P ona bi çözüm bulmak gerek:)&lt;br /&gt;- bu arada turkcell’in yeni 3g reklamını çok sevdim. taksimde çekilen lüks hayat melodili reklamı hani. çok şeker olmuş bence. ilk defa adam gibi bi reklam çekmiş turkcell şaşırdım. biraz önce de başka bi reklam izledim, sunar diye bi ayçiçeği markası mı ne:P ince belli ayçiçeği yağı diye de slogan yapmış kendine ama şişesi özürlü gibi. metin yazarını görsem “tatlım hiç mi kadın vücudu görmedin, bel dediğin yer oraya mı tekabül ediyo bak bakiim” derim.&lt;br /&gt;- iki gecedir french ojenin getirdiği filmlerden izliyorum. the ultimate gift ve silk'i izledim şimdilik. ultimate gift çok hoş bi filmdi. gerçi olmasa da farketmezdi zira başroldeki adama bittim! onu da bi anne doğurmuş yani ne garip. heykel gibi adam halbuki. michelangelo görse mesleğine küserdi, o derece.&lt;br /&gt;&lt;div&gt;- artık sahilde yalnız güneşlenemiyorum çok can sıkıcı. ben genelde arkadaşlarımı bile atlatıp tek başıma sahile inerdim haftada bikaç gün. çok seviyorum öyle yalnız takılmayı, kafa dinlemeyi. aklıma gelen herşeyi uzun uzun düşünüyorum, kararlar alıyorum, aldığım kararları saçma bulup yenilerini alıyorum falan filan. ama şimdi sözleşmiş gibi hergün aynı saatte çevrem site sakinleri tarafından sarılıyo. keşke site sakinleri dediğim 1.90lık şahane adamlar olsaydı ama değil. annem ve menopoz teyzeleri ekibi tabiki! böyle bi 20kişilik grup kendileri. nereye oturursam oturym o kalabalıkta buluyolar beni. bugün 120kiloluk nuran teyzenin sırtına güneş kremi sürmek zorunda kaldım. sanırım bi 40dakikamı falan aldı ki o arada omuzlarım yanıvermiş hemen. hali hazırda onun acısını çekiyorum! &lt;/div&gt;&lt;div&gt;sanırım bu kadar. zaten artık rutin bi hayata bağladığımdan anlatcak çok bişeyim yok. gerçi sene içimdeki halim çok farklı sanki. peh!&lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-9043089056328742551?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/9043089056328742551/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=9043089056328742551&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/9043089056328742551'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/9043089056328742551'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/07/kucuk-insann-kucuk-dertleri.html' title='küçük insanın küçük dertleri.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/THVQetb76YI/AAAAAAAAAoM/I6i4UpC8mb0/s72-c/No_Name_Girl_by_Etniezz.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-3434916432035946819</id><published>2010-07-28T01:11:00.005+03:00</published><updated>2010-07-29T19:38:09.108+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>aldatmak.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TFGuLcB7HvI/AAAAAAAAAnc/54k3CEKLswk/s1600/cheat_by_JaneDoeRei.jpg"&gt;&lt;img style="display:block; margin:0px auto 10px; text-align:center;cursor:pointer; cursor:hand;width: 400px; height: 331px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TFGuLcB7HvI/AAAAAAAAAnc/54k3CEKLswk/s400/cheat_by_JaneDoeRei.jpg" border="0" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5499368131522141938" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;iki gün önce &lt;a href="http://nejatcanunlu.blogspot.com/"&gt;&lt;b&gt;nejat'la&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; gece gece blogculuk oynuyoduk. ben ona yazması için bi konu verdim, o da bana.. benim konum aldatma üzerine.. (zor yerden seçti çakal, iki gündür düşünüyorum!) yazabildiğim kadar yazıyorum bakalım..&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;bi kere hepimiz hayatta bi kere de olsa aldatıldığımızı kabul edelim önce. aldatıldık çünkü istisnası yok. şanslı olanlarımız berbat bi his de olsa bi şekilde öğrenmiş bunu, bahtsız olanlarımızsa hala farkında değil. o daha kötü bence. alenen aptal yerine konuyosun çünkü.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;neyin aldatmak sayıldığı, neyin sayılmadığı konusuna çok girmek istemiyorum. o bakış açısına ve ilişkiye göre değişebilir neticede. ama sevgilin ve başka birini aynı karede görmek koyuyosa aldatılmışsındır işte, yapcak bişey yok..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;en çok hangisi daha çok can acıtır bilemiyorum. başka birini sana tercih etmesi mi, yoksa seni tam bi aptal yerine koyması mı?  ben kendi adıma tercih dışı bırakılmayı bi şekilde kabullenebilirim, kişisel almam yoluma devam ederim. ama sanırım aptal yerine konmak, aldattığını benden saklaması, ikimizi birden idare etmesi ya da benzeri şeyler beni gerçekten yıkar. gururum paramparça olur, ben de canavara dönüşürüm. o yüzden canımı çok yaksa da dürüst olup aldattığını söylemesini tercih ederim. kendisini cesaretinden ötürü tebrik eder, boğazımdaki yumruyu görmezden gelir giderim.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;daha önce başıma gelmiş bişey değil gerçi, büyük de konuşmym şimdi. &lt;a href="http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/05/kendim-hakknda-bilmemkackusur-sey.html"&gt;&lt;b&gt;şu&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; yazımdaki aptal olayı saymazsak aldatıldığıma dair bi duyum almadım. ayakta uyutulanlardanım yani ben de. şimdi geriye dönüp baktığımda "ulan ne salakmışım bariz yemişim boynuzu işte" dediğim olayların sayısı da az değil hani. zamanla öğreniyoruz işte napalım..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;peki neden aldatır insan? &lt;/div&gt;&lt;div&gt;bu sorunun cevabı çok basit. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;karaktersiz olduğu için aldatır bence. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;kadın erkek hiç farketmez. başka bi nedeni yoktur aldatmanın. cosmopolitan ve çakması mecmuaların aksine "böyle böyle yaparsanız aldatılırsınız" palavrasına inanmıyorum ben. aldatan aldatır. hiç kişisel bişey değil. hayatta kimse aldatılmayı hak edecek bişey yapamaz çünkü. o yüzden aldatıldıysanız kendinize yüklenmeyi bi kenara bırakın derim ben. özeleştiri yapabilmenizi takdir ediyorum, ama inanın şimdi hiç sırası değil. film şeridi gibi geçmişinizi gözden geçirmeyi de bırakın, kendinizde hata aramayı ve neden neden diye ağlanmayı da.. bi nedeni yok desem inanır mısınız? yok çünkü gerçekten. dünyanın en mükemmel insanı da olsanız, aldatmaya meyilli bi insana denk gelirseniz aldatılırsınız işte ötesi yok. o yüzden "angelina jolie bile aldatılmış anasını satiim" diyalogları yapıyoruz aramızda. &lt;/div&gt;&lt;div&gt;bunun dışında kadınlar ve erkekler aldatma bahaneleri konusunda keskin sınırlarla ayrılıyolar sanırım. erkek sadece erkek olduğu için aldatabiliyo çoğu zaman. çok eşliliğe kayıyo gözleri içgüdüsel olarak. bi de onlar analarının karnından "doğru insanı bulmalı ve evlenmeliyim!" diye çıkmadıkları için, bizden daha az hassas düşünüyolar bence. ciddi görmediği bi ilişkide sadakatli davranmak zorunda hissetmiyolar kendilerini. ciddi ilişkileri olsa da aldatıyolar gerçi. fırsat buldular mı aldatıyolar evet. uygun zaman, uygun yer, uygun insan bulduğu zaman karşısındaki hatunu "benim sevgilim var" diye geri çeviren erkek sayısı oldukça az maalesef. biz de ısrarla o azınlığa ulaşmaya çalışıyoruz işte, allah sonumuzu hayretsin.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;kadınlarsa biraz daha farklı. genelde duygusal düşünen tipler oldukları için, yürüttüğü ilişkide onları tatmin etmeyen bişeyler varsa dışarı kayar gözleri. çoğu zaman bu sevgiliden yeterince görülemeyen ilgidir. öyle öküz bi adamla beraberdir ki, yeni tanıştığı birinin ona über-romantik davranması aklını çeler, kaptırır kendini. eksikliğini hissettiği şeyleri onda tamamlamaya çalışır. ama hep aptalca sığınacak liman arayışından kaynaklanır bu durum. gerçi sadece cinsellik düşünüp aldatan kadın sayısı da az değil ama o kısmına aklım ermiyo benim. kadınları masum, pembe yaratıklar olarak aklımda barındırıyorum çünkü ben.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ama ne olursa olsun hiçbişey aldatmak için bahane olamaz. olmamalı bence.&lt;/div&gt;&lt;div&gt;çok bunaldıysan git ayrıl, ne yapcaksan yap sonra. göz göre göre insanı aptal yerine koymanın manası nedir yani. hiçbi zaman anlamadm, anlayamycam ben..&lt;/div&gt;&lt;div&gt;&lt;br /&gt;&lt;/div&gt;&lt;div&gt;ps: blogmania editörü ukturk &lt;a href="http://blogeditoru.blogspot.com/2010/07/just-paper-doll-blog.html"&gt;&lt;b&gt;şu&lt;/b&gt;&lt;/a&gt; yazıda blogumu tanıtmış, çok sevindim ben.. yer verdiği ve güzel sözleri için de tekrar teşekkür ediyorum kendisine burdan..&lt;/div&gt;&lt;div&gt; &lt;/div&gt;&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-3434916432035946819?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/3434916432035946819/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=3434916432035946819&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/3434916432035946819'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/3434916432035946819'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/07/aldatmak.html' title='aldatmak.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TFGuLcB7HvI/AAAAAAAAAnc/54k3CEKLswk/s72-c/cheat_by_JaneDoeRei.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-6128637441429739334</id><published>2010-07-23T18:59:00.003+03:00</published><updated>2010-07-24T17:20:36.678+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>çekirge gibi ordan oraya sıçrarım.</title><content type='html'>- 118-80 reklamları yayından kaldırılsın istiyorum. gerçekten. bu konuda bişeyler yapamaz mıyız? ne kadar sinir bozucular! hele en son çıkan taksiye binmeye çalışan iki adamın olduğu reklam çok felaket. sonunda “devam edecek” diyo bi de. etmesin. bu noktada kalsın bence!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- aslında blog yazmak tehlikeli bişey. çünkü sen bütün iyi niyetinle içini dökmek için yazarken, onu kötü niyetli insanlar da okuyabiliyo. sapık gibi sana takıp, her şeyini araştırıp, senle bağlantısı olan insanlarla tanışıp, arkandan iş çevirebiliyo! şaka değil gerçekten yapan var bunu. işi gücü yok milletin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bi insanı erdemli yapan en önemli şey sözlerinin arkasında durmasıdır bence. bişeyi söylüyosan yapcaksın, yapamıyosan söylemyceksin. insan başka ne için yaşar bilemiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- sanırım bende salıncak fobisi var. küçüklüğümden beri  ben sallanırken yanımdaki salıncağa biri gelse ben hemen inerdim. o hızla sallandıkça ben delircek gibi oluyorum korkudan. neden bilmem..  yazlıklardaki büyük minderli salıncaklar olur ya balkona konmak için. onlardan da tırsıyorum. ben koltuk gibi kullanıyorum çünkü onları. hafif hafif sallanıyorum. sonra psikopat kardeşim yanıma oturup deli gibi sallayınca tırsıp kalkıyorum. bi de belli olmasın diye “sen sallan yeaa ben kalkcaktım zaten” diyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- şu an en keyifli tatili yapan kedim sanırım. sabah herkesin odasını gezip, tek tek uyandırıyo bizi. tüm kapıları pencereleri açtırıp püfür püfür esen yerlere yatıyo koca gün. canı sıkılınca balkona çıkıyo, binbir çeşit börtü böcek görüp kovalıyo falan.. eğleniyo çok. ama dün balkona aniden atlayan iki tekirin saldırısı karşısında neye uğradığını şaşırdı. kendisi daha önce hiç başka bi kedi görmemiş, el bebek gül bebek büyümüş bi hayvan çünkü. başka bi kediyle karşılaşınca dondu kaldı şapşal. o sırada pis tekir durduk yere bi pati çaktı buna, neyse ki ben yetişip kucağıma alıp olay yerinden uzaklaştırdım kendisini. kucağımdan “kııııııh”layıp ağlamaklı bi ses çıkarıyodu garibim. bu korku baya bi yeter ona.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ben bunca yıldır telefonumu sadece mesaj atmak ve aramak için kullandım. ne cepten internete girmişliğim, ne fotoğraf çekip yüklemişliğim vardı. hiçbi özelliğini kullanmıyodum. o yüzden hep gidip sadece dış görünüşten ibaret telefonlar alırdım. tabi yazlıkta internetsiz kalınca işler değişti. sıkışınca ben de girdim mobil internet işlerine ve elim ayağım oldu. adamlar yapmış! maillerin, twitterın mesajla cebine geliyo, google readerdan takip ettiklerini tertemiz bi arayüzle okuyosun, feysbuktur formspringtir derken gün geçiyo işte. süper bişeymiş bence. ama istanbula dönünce yine geççek hevesim o ayrı:P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- birinin gözü nazarı mı değdi, üzerimde bi cenabetlik mi var çözemedim ama bi hafta içinde başıma gelmeyen kalmadı. önce bayıldım, sonra ayağımı çok kötü vurdum, en son da uyurken yataktan düşüp başımın arkasını yere çarptım –ki bu çok kötüydü cidden. sanırım en son 5yaşında falan düşmüştüm yataktan! resmen gözümü havada açtım, saliselik bi olaydı ve sonra sırt üstü düştüm. artık ciğerimden midir, anatomik bilgim zayıf olduğundan şu anda isim veremediğim diğer iç organlarımdan mıdır garip bi ses geldi, kafamı da direk fayansa geçirdim. böyle bi şimşek çaktı sanki, bi 5-10dk yerden kalkamadım. hala kafamın arkası davul gibi şiş ve iki gündür cataflam+novalgin’in kesemediği bi baş ağrım var. bikaç gün sonra aniden beyin kanamasından gidersem şaşırmayın.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- dün sahilde bi kadın bakla falı baktı bana. aslında inanmıyodum ama kendisinden kurtulmak mümkün olmadığı için tamam dedim. o dandik 7-8 tane bakladan nasıl herşeyi bildi hiç anlayamadım!! benim ve annemin isminin baş harflerini, şu ana kadar iki kişiyi çok sevdiğimi, bi tanesi için çok gözyaşı döktüğümü ama sonra eskisinden iyi bi hale geldiğimi, sanatla ilgili bişey okuduğumu, annemle babamın boşanmış olduğunu, abimin arabasını değiştirmek istediğini falan filan bissürü şeyi bildi. tabi bunların hepsini ben de biliyodum, pek bi yararı olmadı, şaşırdım sadece. gelecekle ilgili tek söylediği şey çok uzun bi ilişkim olmayacağı ve hızlı bi şekilde evleneceğimdi. e bunu tahmin etmek için de kahin olmaya gerek yok zaten:P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bi de baklalardan birini bana verdi. 7 gün boyunca saklamamı, 8.gün bi gül ağacının altına gömmemi istedi. güya beni nazardan gözden korycakmış. tabi bunu paranın üstünü vermemek için yapmış da olabilir! kurumuş bi baklaya 10lira vererek tarihe geçmiş olabilirim şu an.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- haftanın 3 gecesi kesin evdeyim, pazartesi salı survivor, çarşamba da küçük sırlar izleyip duruyorum. allahım sinem kobal daha gerizekalı bi rol seçemezdi! sanırım sezon sonuna kadar “hühü bırak beni” diye mekanı terk edip durcak, ezik! acemi cadı mı ne bi dizinin başrolünde oynayan kız vardı, merve boluğur sanırım adı. burada taş gibi bi kötü karakteri canlandırıyo. kısa ekoseli etek ve kırmızı ruj gibi basit erotik içeriklere bulaşmış olsalar da hatun fena seksi olmuş gerçekten. o sünnet çocuğu gibi yürüyen eleman neden taş gibi kızı bırakıp o sümsüğün peşinden gider anlamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- teyzemin 3aylık kızıyla aramdaki devasa yaş farkı kendimi onun annesiymişim gibi hissetmeme neden oluyo. bütün gün gözünün içine bakıyorum, kucağımda uyutuyorum onu. o kadar tatlı ki! umarım benim kızım da ona benzer:/ zaten her gün düşünüp duruyorum. bi gün benim de bebeğim olcak mı gerçekten? kaç yıl sonra olcak mesela? 5 yıl sonra hayatımın aşkını bulmuş ve bebek bekliyo mu olcam yoksa hala böyle içli içli blog yazıp “erkekler çok kötü yeaa” triplerine mi gircem? bşeye sinirlenip blogu kapatmazsam siz hala okuyo olabilceksiniz bi de, çok garip. biriyle tanışmamı, ona deli gibi aşık olmamı, evlenme teklifi edişini, nişanı düğünü bilmem neyi. tabi bunların hiçbiri olmaz ve evde kalırsam o ayrı. o zaman size bol bol evdeki 43 kedimden bahsederim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://frenchoje.blogspot.com/"&gt;frenchoje&lt;/a&gt;’yi gerçekten çok seviyorum. inanılmaz temiz ve iyi kalpli bi insan. hayatımda tanıdığım en içi dışı bir, dürüst insanlardan biri. dahası hayatta ne anlatırsam anlatym asla yadırgamycak, istediğim her konudan konuşabileceğim nadir insanlardan o. rahatlatıyo beni, deşarj oluyorum onla muhabbet ederken. ben bunları yazarken bi yandan da mesajlaşıyoruz hatta, öperim burdan kendisini!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- annem benle gurur duyuyo, ve ben çok utanıyorum. dikkat ediyorum, ben ne zaman içeri girsem hemen arkadaşlarına beni anlatıyo. merve şöyle başarılı böyle bilmem ne. kızının iyi bi ortalaması olması, burs alması, seneye mezun olup mimar olması, yurt dışında master yapma ihtimali falan ölümüne mutlu ediyo onu. ben de onu mutlu edebildiğim için sevinip, bi yandan da benle bu kadar gururlandığı için ağlamaklı oluyorum. onu hayal kırıklığına uğratırsam ölürüm cidden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- düşündüm de aslında benim hayattan beklediklerim çok basit. iyi bi eşim ve iyi bi işim olsun istiyorum sadece. iyi yaşamak ve mutlu olmak istiyorum. onun dışında hiç öyle orda burada geziim, bi giydiğimi bi daha giymiim, onla bunla takılym, nerde akşam orda sabah triplerim olmadı hiç. hiçbi zaman mükemmel olmadım ama genel olarak iyi bi insanım. allah da iyi insanları çıkarsın karşıma.. amin derseniz sevinirim:P&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-6128637441429739334?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/6128637441429739334/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=6128637441429739334&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/6128637441429739334'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/6128637441429739334'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/07/cekirge-gibi-ordan-oraya-scrarm.html' title='çekirge gibi ordan oraya sıçrarım.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-7902004284934436858</id><published>2010-07-21T15:43:00.004+03:00</published><updated>2010-07-21T16:04:22.079+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>çok şey anlattım, ağzıma acı biber sürün benim!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TEbvsEcnrNI/AAAAAAAAAnM/XKjr6m9tQmY/s1600/handbarbedwirebw.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 269px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TEbvsEcnrNI/AAAAAAAAAnM/XKjr6m9tQmY/s400/handbarbedwirebw.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5496343935639334098" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;sevgili blogdaşlarım, adsız okuyucularım ve bilumum değerli insanlar.. french ojenin "&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://frenchoje.blogspot.com/2010/07/arkana-bakma-kac-erkek-modelleri.html"&gt;arkana bakma kaç erkek modelleri&lt;/a&gt;" yazısını okudunuz mu bilmem.. çok şahane bi şekilde özetlemiş. ama en önemli tipi unutmuş ki onu da hemen ben tamamlamak istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bahsettiğim tür sanırım son zamanlarda türedi ya da bana yeni rastlıyo ama ikidir onların hışmına uğruyorum. kendilerine “–muş gibi yapanlar” diyorum ben ama genel olarak şöyle özetleyebilirim;&lt;br /&gt;son bikaç aydır kendimi aşk olaylarına kapamıştım ben ciddi ciddi. bi ilişkim olsun istemiyodum henüz. ama bu  ufak tefek flörtlerim olmadığı anlamına gelmiyo. temkinli temkinli tanımaya çalışıyorum işte yanıma yanaşan insanları. bi adım sonrası olur mu olmaz mı anlamaya çalışıyorum. ama çok da beceremiyorum sanırım ki her seferinde bi tokat yiyorum ve artık öbür yanağımı çevirmeye bile halim yok.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ilki gerçekten beni gerçek dünyayla tanıştıran bi insan.. bana attığı kazıktan sonra hakkaten ayaklarım yere daha bi sağlam bastı yani. ondan sonra bu kadar paranoyak oldum ben, insanlara güven krizi yaşadım, delirdim. daha önce blogta yazmadım bunu ama bi french, bi milagro bi de ekin bilir ne kdr canımın yandığını. bu insan benim hayatımın mr. big’i gibi bişey. carrie-big ilişkisini satc izleyenler bilir. aynen öyle hastalıklı bi durum. arada bi hortlar bu böyle, hiçbişey olmamış gibi yanaşır bi yoklar ama hiçbi zaman bi ilişki yaşayamazsın onla.. uçar kaçar öyle garip bi adam. bi süre önce yine karşıma çıktı bu. önce hiç ihtimal vermedim aramızda yeniden bişeylerin olabileceğine, aslına bakarsanız hiçbi zaman da olmamıştı zaten.. ama bu sefer farklı gibiydi işler. çünkü en son hatırladığımdan çok farklıydı. kendi hayatını, işini düzenini kurmuştu bi kere ve olgunlaşmıştı. önceki gibi geziim toziim dertlerini bi yere bırakmıştı ve söylediğine göre artık ciddi bi ilişkisi olsun istiyodu. yurt dışında çalıştığı için yüzyüze görüşememiştik ama uzunca bi süre her allahın günü msnden webcamden konuştuk biz. bu süre içinde beni ikna etmek için atmadığı takla kalmadı. ciddi ciddi benle evlenmek istiyodu.. ben ki gerçekten bu konuda zaafı olan insanım, bana bile garip geldi bu kararı.. bin kere sordum nerden çıktı şimdi bu, niye ben, niye şimdi diye.. söylediği şey hep aynıydı. aradan 3sene geçmiş beni hiç unutamamış, hala seviyomuş. dahası anlamıyo muymuşum hayatı boyunca yanında uyanmasını istediği tek insan benmişim! gözlerini kapatıp 10yıl sonrasını düşündüğünde kurduğu ailede sadece beni görebiliyomuş yanında falan filan.. bunun gibi yüzlerce göz boyayıcı ve her kızı kendine aşık edebilitesi olan şeyler.. noldu aşık oldum mu peki? hayır olmadım. ama etkilendim ve içimdeki aptal “yuva kurcam ben” duyguları kabardı, kaptırdım gittim kendimi. demek ki böyle oluyomuş dedim, insan evlenmeye bi anda karar veriyomuş böyle, çok romantik! onun saatlerce dil döküp anlattığı hayallere ben de ortak oldum, her seferinde inatla kaçtığım planlarına ben de dahil ettim kendimi. ailelere çıtlatıldı, yüzük modellerine bakıldı falan filan.. bi ara hakkaten veriyodunuz yani beni:P bu acelenin en büyük sebebi onun yurt dışında yaşamasıydı sanırım. ona kalsa okulun son senesini onun yanında okumam en iyisiydi falan filan. sürekli söylediği şey, “valla bu sene bitirdin bitirdin,yoksa son sınıf terk, yanımdasın!” bana orda staj ayarlamaya çalışmalar, mezun olunca orda nerde çalışabileceğimi araştırmalar falan filan. ciddi ciddi uğraştı bunlarla. böyle sahiplenen ve ne istediğini bilen adamdan kim ne kadar kaçabilir! kaçamadım ben de. gün saydım türkiyeye gelmesi için, bi an önce yüz yüze görüşmek ve bu durumu bişeye bağlayabilmek için.. hala sevgilim diildi çünkü, hayaller kurduğuma bakmayın, bişeylerin başlaması için yanımda olmasını bekliyodum ben. sonunda geldi ve görüştük. harika bi gündü gerçekten.. her şey yolunda, beklediğime değmiş falan filan. bana karşı tavrı aynen anlattığı gibi, çok seviyo-muş ve çok istiyo-muş gibi, bu sefer şeytanın bacağını kırdım sanırım dedim. sonra noldu peki? o gece ve ertesi gün saatlerce aramasını bekledim. sonunda dayanamayıp ben aradım, ailesinin yanındaydı müsait olduğunda beni geri aramasını istedim. araması akşamı buldu, 3saniye çemkirince “ben işlerimi halledym sonra konuşalım tamam mı canım” dedi tamam dedim kapattı. ve kapatış o kapatış. sesini son kez duyduğum an o andı, çünkü bi daha kendisine ulaşamadım! gece 2ye kadar “işlerini” halletmesini ve beni aramasını bekledim. ses çıkmayınca mesaj attım, cevap yok.. o gün buluşmak için program yapmıştık öğlene kadar aramasını bekledim, uyuyakalmıştır dedim, hala tık yok. alnımda enayi yazmadığından mütevellit kendisinin yine aynı boku yediğini geç de olsa anladım, aslında değişti sandığım adam zerre kadar değişmemişti, hala aynı bokun lacivertiydi ve ben tam bi aptaldım. aslında çoktan gitmiş olan adama kendimce son bi şans verip 2 kere aradım, açmadı, kapattım, milagroya sarılıp bi 10dakika ağladım, küfrettim, lanet ettim, sonra gözlerimi sildim ve hayatıma o sanki hiç var olmamış gibi devam ettim. bi daha da ne 2.ye düşündüm onu, ne arkasından ağladım. ama neden durduk yere bana bu kötülüğü yaptığını hiçbi zaman anlayamadım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2.insan bundan da çok yaraladı beni. çünkü zaten darbe aldığım yere indirdi yumruğu. zaten yanlış kaynamış olan kemiklerime vurdu ve bu sefer paramparça etti iskeletimi. hiç ummadığım bi zamanda ummadığım bi şekilde karşıma çıktı o. aramızda garip bi çekim vardı ve çok hızlı kaynaştık biz. aslında ben durumun gidişatından korktuğum ve kendime verdiğim sözü bozmak istemediğim için ısrarla kaçtım kendisinden. benden uzak durması için bildiğim herşeyi denedim. yüzlerce defa tersledim, dünyanın en kötü insanı gibi davrandım ama o inatla yanımda kaldı. sevgili değildik ama iki sevgiliden çok daha fazla şey paylaştık, konuştuk biz. gün içinde 2saatten fazla habersiz kalmadık birbirimizden. ben durumumu anlattım, henüz bi sevgilim olmasını söyledim, o da her şeye rağmen yanımda olmak istediğini ve ne olursa olsun kararımı değiştirene kadar bekleyeceğini söyledi. bu süre içinde dünyanın en aşık erkeği profilini çizdi.. sabahın köründe hiç işi olmamasına rağmen sırf ben uyanıyorum diye kalkıp günaydın mesajları atmalar, her sözüme her hareketime hayran olmalar, bana dünyanın en değerli şeyi, 8.harikası ve allahın yarattığı bi mucizeymişim gibi davranmalar, yeryüzünde görülmemiş aşık insan tavırları falan filan.. ama nedense ben huzursuzdum, her şeyin gerçek olamycak kadar mükemmel olduğunu düşündüm ve bi bit yeniği aradım işin içinde. bu kadar çabuk bunları hissetmesi ve dile getirmesi tuhaf geldi bana. ben gerçekten aklından geçirdiği şey dilinde olan bi insanım.. içimde tutmadım bunları. bu yaptıklarının bana özel olmadığını, hoşlandığı her kıza böyle davrandığını, hissetmediği şeyleri söylediğini iddia ettim ve –mış gibi yapmakla suçladım onu. alındı, kırıldı, üzüldü.. öyle olmadığını kanıtlamak için elinden geleni yaptı, ve ben de o sırada yelkenleri suya indirmiş bi hale geldim. daha önce yaşadığım şeylerin acısını ondan çıkardığımı düşündüm, kendimi suçladım ve sonunda ona açmaya karar verdim kendimi. herşeyi bi yana bırakıp “seni seviyorum” dediği an tamamdı benim için. artık aramızda bişeyler başlamıştı adı konmasa da. son görüştüğümüzde gerçekten mutluydum, ve her şeye rağmen denemeliyim diye düşünüyodum. ama şeytanın bacağını bu sefer kırdım mı acaba derkeeeen yine aynı şey başıma geldi. ertesi gün buluşma planı yaparken ortadan kayboldu o da. en son arkadaşı kaza yaptığı için hastaneye gitmek zorunda kaldığını, ararsam açamayacağını ama gece 4te bile eve dönse haber vereceğini söyledi. merak ettiğim için bikaç saat sonra mesaj attım, sorduğum şeyle alakasız bi cevap geldi. bu sefer  arkadaşının durumunun ciddi olup olmadığını sordum, gece yine 2 oldu (sanırım bu benim uğursuz saatim) hala cevap yok. kızıp “bi mesaj atıp haber vermemeni anlayamıyorum, ben yatıyorum iyi geceler” gibilerinden bi mesaj daha attım, gelen cevap “ben de her seferinde trip yapcak yeni bişey bulmana şaşırıyorum, iyi geceler”di. o an sanırım yüzüne hiç beklemediği anda kezzap atılan biriyle aynı duyguları paylaştım. evet ben adama haftalarca trip değil ama binbir terslemenin allahını yaptım benden uzak durması için ama o her seferinde bana allahın bi lütfuymuşum gibi davrandı, vazgeçmedi. tam ben bölgemi dikenli tellerden temizledim, insan gibi davranmaya başladım, kabuğumu kırdım ve bu sefer gerçekten trip yapmayıp merak ettiğim endişelendiğim için bişey dediğimde de o bi anda parladı.. kustu resmen! söylediğin şeyi hak etmedim dedim, uyudum. sabah uyandığımda haftalardır olduğu gibi ondan bi mesaj görmeyi umuyodum telefonumda. tatsız bişey yaşamış olabilirdik ama bana söz vermişti ve eve geldiğinde haber vercekti. öğlene kadar henüz eve gitmemiş olabilceğini düşündüm ve bekledim.. o gün buluşcaktık çünkü. ertesi gün ben yazlığa gidicektim ve vedalaşmadan gitmemi istemiyodu. ses soluk çıkmayınca yine aynı faka bastığımı anladım, aramycaktı ve görüşmycektik! eşyalarımı topladım, ilk otobüse atladım buraya geldim. içimde berbat bi sıkıntı! elim gözüm sürekli telefonumda ve ondan bi haber yok! haftalardır sesimi duymadan uyuyamadığını söyleyen, 2saat mesaj atmadan benden haber almadan duramayan, bi kez daha görüşmemiz için binbir takla atan adam değil sanki karşımdaki. bi gün daha geçti ve hiç görüşmedik. ben artık yine yeniden –muş gibi yapan adam vakasıyla karşı karşıya olduğumu anladım, ama bu sefer susmayıp içime atmayıp arayıp adam gibi konuşmak istedim. aradım, derste olduğu için açamadı “güzel mervecim…”le başlayan bi mesaj attı hiçbişey olmamış gibi. 10dk sonra o aradı, sanki en son 3saat önce konuşmuşuz gibi normal ve sıcak davrandı:| halbuki tanıştığımızdan beri ilk defa böyle garip bi tartışma yaşamış ve 2gün konuşmamıştık.. dahası buluşmamız hiçbişey söylenmeden iptal olmuştu ve ben vedalaşamadan gitmiştim. ne olduğunu çözmeye çalıştım bi süre. durum gerçekten önemsiz ve ben mi abartıyodum, yoksa aramızda hiç başlamayan şeyler çoktan bitmiş miydi? ona sorduğumda sadece bana kırıldığını ve benim aramamı beklediğini, beni sevdiğini söyledi. bi an için inanmayı çok istedim, çünkü ona alışmıştım ve hayatımda yer vermeye artık hazırdım.. ama daha dün bensiz duramadığını iddia eden adamın ertesi gün boktan bi sebeple 2gün ortadan kaybolması ve sonra seviyorum demesi pek inandırıcı gelmedi bana. ona da söyledim, kafamı kurcalayan şeyleri sordum, hiçbirine doğru düzgün cevaplar veremedi. bi tanesi “hani gece 4te bile olsa eve gidince haber vercektin, söz vermiştin neden tutmadın?”dı ve cevabı “çünkü sabah 7de geldim, sözümde durmamış sayılmıyorum yani” gibi bişeydi düşünün. şaka gibi.. artık söylycek bişeyim yoktu, kapattım.. her şey havada kaldı. sanırım 1-2 gün sonra gecenin 3ünde mesaj geldi, twitterımda yazdığım bişey üzerine. “neden bi gün daha geçsin ve sabah olsun diye uyuyosun ki mervecim” gibilerinden bi mesaj. “çünkü günlerimin tadı yok ve geceleri sevmiyorum” dedim. “neden bişey mi oldu” dedi, “yeni bişey olmadı” dedim, sustu. gün içinde bi kere daha mesajlaştık sanırım. sonra gece yine twitterımda yazdığım bişey üzerine “canım”la başlayan bi mesaj geldi, konuştuk. ne yapmaya çalıştığını hiç anlayamadım ama bişeyleri kurtarabiliriz belki diye düşündüm. ertesi gün artık çocuk gibi davranmayı bırakıp adam gibi konuşalım diye aradım, ama açmadı. 3gün öncesine kadar benim için ölüp ölüp diriliyomuş aman allahım ben bi melek miymişim gibi yapan adam telefonuma bile çıkmadı. o artık son damlaydı gerçekten. beni çok üzdüğünü söyledim ve bundan sonra kendisinden en ufak bi haber almak istemediğim için her türlü iletişim ağından sildim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bir başka –muş gibi yapan adam hikayesi de böylece bitti. daha fazla ağlamadım, üzülmedim. evet ben güçlü biriyim, hayatta o kadar boktan şeyler yaşadım ki iki tane kıytırık aşk hikayesi bundan çok üzmüyo beni. çünkü uğruna öldüğün aşkların acısı bile bi aydan fazla sürmüyo biliyorum. çünkü unutmam dediğin herşeyi ve herkesi unutuyosun.. geriye sadece bilinçaltına yerleşmiş korkular kalıyo, ve insanlara güvenmekten git gide vazgeçiyosun..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;benim şu hayatta tek istediğim beni gerçekten ikinci benliği gibi sevecek biri. beni her şeyimle sahiplenecek ve üzerime titreyecek biri. böyle sktriboktan aşk hikayeleri yerine gerçekten bunu hak ettiğimi düşünüyorum. çünkü ben karşılaştığım insanların %90ının aksine dürüstüm, aldatmıyorum, ayak üstü bin tane yalan söylemiyorum. hissettiğimden fazlasını söyleyip insanları kandırmıyorum ama hissettiğim şeyi söylemeyi de esirgemiyorum. çünkü sevdiğimi söylüyosam gerçekten seviyorumdur, onu her şeyden üstte tutuyorumdur ve gözüm başkasını  görmüyodur. çünkü ben sevmesini biliyorum. “çünkü ben… çünkü ben…” diye hıçkırarak murat göğebakan’a bağlayayım dedim ama işi sulandırmak istemedim:Pp sanırım iki dakika daha ciddi olmalıyım, evet:P o zaman ben gidim:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-7902004284934436858?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/7902004284934436858/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=7902004284934436858&amp;isPopup=true' title='14 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/7902004284934436858'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/7902004284934436858'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/07/cok-sey-anlattm-agzma-ac-biber-surun.html' title='çok şey anlattım, ağzıma acı biber sürün benim!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TEbvsEcnrNI/AAAAAAAAAnM/XKjr6m9tQmY/s72-c/handbarbedwirebw.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>14</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-6637014375283084940</id><published>2010-07-19T19:06:00.004+03:00</published><updated>2010-07-21T16:21:24.444+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>yazacak çok şey biriktirdim!!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TEb0SDgOpJI/AAAAAAAAAnU/0vMCX8oCnIM/s1600/holiday_by_myloo.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 256px;" src="http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TEb0SDgOpJI/AAAAAAAAAnU/0vMCX8oCnIM/s400/holiday_by_myloo.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5496348986267575442" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bu satırları istanbuldan 300 km uzakta, wireless için ücret alınan bi sahil kafesinde yazıyorum. herhalde dünyada bi tek burada böyle bi uygulama var. adisyona patates tava+cola+wireless yazmış adamlar şaka gibi.. internet çok değerli bişey burada. sanırım sadece şu an oturduğum yerde var, zira türk telekom evlere internet bağlamak için sahile inmeyi ısrarla reddediyo. siteden başvurmak için giden bi kadını “zaten senede bi kere geliyosunuz bi ay internetsiz duruverin” diye terslemiş adamların biri. yarın sinirim geçmeden gidip çemkirmeyi planlıyorum. eşşşşşşek gibi gelip bağlycaklar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;internet olayını halledersem eylül sonuna kadar kimse alamaz beni burdan. sahilden kürekle kazımaları gerek istanbula gitmem için. keyfim o kadar yerinde ki! koca bi yıl ev-okul arası binalar içinde yaşayıp gittikten sonra burada sürekli açık havada olmak fena halde iyi geliyo bana. gerçi ilk iki gün 12olmadan sızıp gittim fazla oksijenden dolayı ama olsun. yavaş yavaş alışıyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;buraya gelişim de bi garipti aslında. ayın 9unda otobüse atlayıp gelebilirdim gayet. bi hafta erteledim, hatta bi hafta daha ertelemeyi düşündüm. neden? çünkü ben bi aptalım. her seferinde aynı şeyi yapıyorum. yapmaya da devam etcektim çarşamba günü gözkapaklarım kurbağa gibi şişmiş ve berbat bi ruh haliyle uyanmasaydım. öyle bi sıkıntı vardı ki üstümde, yarım saat daha duramycak gibi hissettim istanbulda, valizimi toplayıp ilk otobüse atlayıp geldim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;otobüsteki halim ayrı bi vakaydı. benim koltuğumda başka biri oturuyodu. bi 5-10dk onun kavgasını yaptım kadınla. sonra muavini çağırdım biletleri kontrol ettirdim, ikimizde de 28 nolu koltuk yazıyodu. aynı bileti sattıkları için çemkirdim, boş olduğunu ummuduğum başka bi yere geçtim. yol boyunca da aklımdan binbir senaryo kurdum. çok büyük bi kaza olmuş 28 numaralı koltuk paramparça olmuş, ben de başka yere geçtiğim için şans eseri kurtulmuşum falan.. ya da tam tersi! ölümden kaçışım yokmuş, yer değiştirdiğim için sadece benim tarafım parçalanmış, ölmüşüm. arkamdan da bunu konuşuyomuş herkes, haberlere çıkmışım falan. feysbuktan havalı bi resmimi aşırıp sağ köşeye koymuşlar, 22 yaşındaki hayat dolu genç kız kaderinin kurbanı oldu şeklinde. baya bi tribe girmiştim bunları düşüne düşüne, sonra 28nolu koltukta oturan kadının çığlığıyla kendime geldim. “neeeaaa istanbulda durduk mu biz!?”&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bindiğim otobüs aslında ankaradan geliyomuş. kadının bileti ankara-istanbul yani. yarım saat esenler otogarında durduklarında onun inmesi ve yeni yolcu olan bizlerin binmesi gerek. ama istanbula geldiğini fark etmemiş kadın. işin ilginci ben orda yarım saat yer kavgası yapınca da işkillenmemiş. öyle saf saf konuşuyodu bi de orda, hey allam.. en son silivri taraflarında bi köprü altında indirdiler kadını, sonra naptı bilmem. istanbulun da yabancısı belli… ama bariz hak etti yani.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geldikten sonra ilk iki gün kendime gelemedim. nerde olduğumu algılayamadım, bol oksijenin hışmına uğradım ve bütün gün uyukladım kaldım. sonra 2senedir yazlığa gelmeyen bi arkadaşımın burada olduğunu öğrendim onla takıldık biraz. azcık bunalımda kendisi. okulunu bitirmiş ve bütün sene iş aramış. o arada sevgilisinden ayrılmış, akabinde çocuk gidip başkasıyla nişanlanmış, buna da panik atak krizleri bırakmış. şu anda askerde olan biriyle beraber, ama bütün gün başka biriyle mesajlaşıyo ve gece çıktığımızda da yanımıza gelen her apaçiye gülücükler dağıtıyo. sanırım gerçek bi intikam meleğiyle karşı karşıyayım:Pp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;cumartesi günü de benle yaşıt bi arkadaşımın düğünü vardı bu yakınlarda bi yerde. hep beraber otobüs kiralayıp oraya gittik. damat tam bi öküz, ama kızımız aşık napalım.. evlendi gitti o da.. düğünde annesinden çok ben ağladım, bi yandan da oynadım. hiç de tarzım değil, ama sanki kendim evleniyomuşum gibi kıvırtıp durdum. sonra yine ağladım, yine güldüm, yine ağladım, yine güldüm. psikolojimin içine etti şerefsizler. milagro ya da french oje benden önce evlenmezse, bu gittiğim son düğün olur söyliim.. kendi düğünüme iştirak ederim ancak:P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sonra bi de dün bayıldım ben. bu sefer gerçek anlamda bayıldım ama. artık güneşten midir, tansiyonumun şekerimin düşmesinden midir, otu boku kafama takıp üzülmekten midir bilmem, yığıldım kaldım ayağa kalkmaya çalışırken. hayatımın 2-3dakikası yok beynimde. çok garip bi duygu. günün geri kalanını dudaklarım uyuşuk ve çarpık çarpık konuşarak geçirdim. bok gibi bi geceydi, daha yeni toparlayabildim kendimi, -ki 14saat uyumuşum düşünün.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;başka da bişey olmadı sanırım. burda günlerin hepsi birbirinin aynı gibi.. sabah 11 gibi kalkıp kahvaltı ediyorum, 2sene önce kahvaltıda yediğim 43 kızarmış biber rekorunu kırmaya çalışıyorum, eritmek için yoga yapıyorum, denize gidiyorum. iki yüzüp, üç güneşlenip, sahilde kitap okuyorum müzik dinliyorum. gelip duş alıp yemek yiyorum.. sağda solda oyalanıp, annemin arkadaşlarının “ee ceren de evlendi gitti artık sıra sende” esprilerine artık kuscak olsam da her seferinde nazikçe “ehehe kısmet şehnaz teyze bakalım” şeklinde cevap verip, her seferinde bana bilmemkimin çok efendi oğlunu ayarlamaya çalışmalarına göz yumuyorum. bok varmış gibi gidip 22sinde evlendiği ve sitenin geri kalan bekar kızlarının üzerine durduk yere dikkatleri çektiği için de içimden cerene hunharca sövüyorum. sonra 3aylık kuzenimi sevip kucağımda uyutup, hazırlanıp dışarı çıkıyorum ya da birilerinin balkonunda takılıyorum. 2gibi eve gelip tekrar kitap okuyorum ve uyuyakalıyorum. Böyle yaşayıp gidiyorum. çok yabancı şeyler sene içindeki halime, ama mutluyum. sanırım haftaya bi ara tekrar istanbula dönmem gerekcek. bu sıcakta asfalt görmek hiç hoşuma gitmese de gidip işlerimi halledip, burda çalışmam gerek. yazı boş boş geçirdiğim için kafamı duvarlara vurmak istemem sonra. 1-2 bişey hazırlasam iyi olur.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;sanırım bu kadar. interneti bağlatamazsam da arada gelip yazarım yine. beni özleyin. özlenmeyi özlüyorum çünkü bazen..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-6637014375283084940?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/6637014375283084940/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=6637014375283084940&amp;isPopup=true' title='5 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/6637014375283084940'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/6637014375283084940'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/07/yazacak-cok-sey-biriktirdim.html' title='yazacak çok şey biriktirdim!!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://3.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TEb0SDgOpJI/AAAAAAAAAnU/0vMCX8oCnIM/s72-c/holiday_by_myloo.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>5</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-5650475208729867346</id><published>2010-07-12T23:13:00.003+03:00</published><updated>2010-07-12T23:31:06.294+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>on guard.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TDt690jTD2I/AAAAAAAAAnE/w0wp584KSUw/s1600/Guard_by_mehmetasik.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 307px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TDt690jTD2I/AAAAAAAAAnE/w0wp584KSUw/s400/Guard_by_mehmetasik.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5493119373005754210" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;sevmekten korkmuyorum..&lt;br /&gt;sevilmekten de..&lt;br /&gt;sadece her an tetikte,&lt;br /&gt;her an gardımı almış bi haldeyim.&lt;br /&gt;çünkü ne zaman ellerimi göğsümden çeksem,&lt;br /&gt;kalbime bi yumruk daha yiyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-5650475208729867346?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/5650475208729867346/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=5650475208729867346&amp;isPopup=true' title='9 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5650475208729867346'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5650475208729867346'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/07/on-guard.html' title='on guard.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TDt690jTD2I/AAAAAAAAAnE/w0wp584KSUw/s72-c/Guard_by_mehmetasik.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>9</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-7403618193580621586</id><published>2010-07-10T15:05:00.004+03:00</published><updated>2010-07-10T17:16:16.497+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>sanırım daha fazla başlık bulamycam.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TDiAp3Byz3I/AAAAAAAAAm8/mt5mKbPswMY/s1600/Reading_by_ElementsOfPersuasion.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TDiAp3Byz3I/AAAAAAAAAm8/mt5mKbPswMY/s400/Reading_by_ElementsOfPersuasion.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5492281202212786034" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;- son yazdığım postla arayı baya açtım farkındayım.. iş hayatı baya zormuş, temposuna alışamadım. sabah erkenden çıkıp gidiyorum, eve geldiğimde pestilim çıkmış oluyo. yemektir, pc'dir derken gün bitiyo ve uyuyorum hemen. sonra sabah yine aynı şey. hiçbişey yapmaya vakit bulamadım. neyse ki bitirdim şimdi. sanırım artık gerçekten tatildeyim!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- staj yerimizden son ana kadar çok memnunduk milagroyla. hatta kalıp orda çalışmamız için bikaç kez teklifte de bulundular. bizimle ilgilenen mimar, bi son sınıf öğrencisinden çok daha iyi birikime sahip olduğumuzu söyledi teknik bilgi ve programları kullanma açısından. üstelik performansımızın sadece %10unu falan kullanmıştık:P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- son ana kadar memnunduk diyorum çünkü giderayak garip bi triple karşılaştık biz. staj defterine az şey yazmışız diye söylendiler, imza atmak için kendileri odaya çağırıp sonra "şu anda bi toplantının ortasındayız" diye terslediler fln. bi garipti yani. vedalaşmadan ayrıldık biz de.. sinir bozucu oldu biraz.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bi de giderken ordaki kediyi çaldık biz:P minicik çok tatlı bişeydi herkes bayılıyodu ona falan.. ama şantiyede büyümesine içimiz elvermedi, alıp koray'a verdik onu. tabi koray'ın kedilerden korktuğunu eve getirdikten sonra öğrendim ben! uzaktan uzaktan seviyo böyle.. mesafeli takılıyolar kediyle. uyurken üzerine atlamasın diye korkup odasını kilitlemiş falan.. şapşal:P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- sanırım yazlığa gitmek için sadece bikaç günüm kaldı. pazartesi günü koray'la kahvaltıya gidip, güzel bi film izlycez. yazlıkta oynamak üzere bana bikaç güzel oyun ve film bakıcaz bi de. sonra benim işlerimi halledip perşembe günü istanbuldan gitmem gerek!:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- allahııım şu berbat havada bile "yazlık" deyince içimde şelaleler çağlıyo benim! nasıl özledim anlatamam.. sabah istediğin saatte uyanmak, herşeyin tazesinden şahane bi kahvaltı etmek, sahile gidip saatlerce orda takılmak, bütün yılın acısını çıkarır gibi ölümüne kitap okumak, oyun oynamak.. hayat böyle bişey bence!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ama gitmeden bi laptop almam gerek:/ aslında macbook pro almama ramak kalmıştı, uçuyodum sevinçten ama aynı gün telefonum elimde kaldı. resmen garantisinin bittiği gün bozuldu lanet şey. iyi hesaplamış adamlar. bu durumda şansımı fazla zorlamamak adına daha uygun ama iyi özellikte bi laptop bulup, bi de telefonumu değiştirmem gerek. ikisine de karar veremedim henüz. ve sadece perşembe gününe kadar vaktim var:/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bi de portfolio hazırlama işlerine girişmem gerek. önce staj yaptığım yere yollamak için geçici bişey yapıcam sanırım elimdeki projelerden, sonra yazlıkta boş vakitlerimde herşeyi düzenleyip, yeni ve daha güzel çalışmalar yapıp iyi bi tane oluşturmayı planlıyorum. önümüzdeki sene şaka maka mezunum ve başladığı gibi bitiyo koca yıl. o yüzden bu yaz herşeyi halletmem gerek.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bu yaz bi grup kız öğrenci japonyaya yaz okuluna gitti bizim okulda. 2ay kalcaklar sanırım. ben de gitmediğim için çok pişman oldum, feysbukta fotolarını gördükçe kıskanıyorum. ama cesaret edemedim açıkçası:/ 2 ay çok uzun, orda açlıktan ölürüm ben. yiyebildiğim tek deniz ürünü çipura benim. o da illaki mangalda olcak. öyle vıcık vıcık çiğ balık yiyemem ben, düşer bayılırım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- kedimi çok özledim. annemden kardeşimden daha çok özledim. tatil yapıyo şimdi yazlıkta o. nasıl kilo almıştır, ne tatlı olmuştur kimbilir! gider gitmez kucağıma alıp bütün gün bırakmycam hühüm!:(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- milagroyla isim hafızamız gerçekten doldu sanırım. artık tek bi isim daha ezberleyemiyoruz.&lt;br /&gt;pd: kimin makinasıydı o?&lt;br /&gt;m: nazime'nin işte. geri vercem işimiz bitince.&lt;br /&gt;pd: nazime kim be?&lt;br /&gt;m: yok mu stajyer.. bizim odada..&lt;br /&gt;pd: haha nazime diil kızım o, nazife!&lt;br /&gt;m: hayır yaa nazime. kaç kere öyle dedim bişi demedi.&lt;br /&gt;pd: nazime diye isim mi olur! bozuntuya vermemek için dememiştir. nazife adı.&lt;br /&gt;m: değil ya m'li bişeydi.&lt;br /&gt;pd: heh nazmiye nazmiye! benim de kafamı karıştırıyosun!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bu arada bu adamı yeni keşfetmenin utancı içersindeyim.. ne kadar güzel şarkıları varmış.. dinleyelim &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://fizy.com/#s/1b6a7q"&gt;şurdan&lt;/a&gt;.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-7403618193580621586?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/7403618193580621586/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=7403618193580621586&amp;isPopup=true' title='11 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/7403618193580621586'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/7403618193580621586'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/07/sanrm-daha-fazla-baslk-bulamycam.html' title='sanırım daha fazla başlık bulamycam.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TDiAp3Byz3I/AAAAAAAAAm8/mt5mKbPswMY/s72-c/Reading_by_ElementsOfPersuasion.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>11</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-4234865952036438610</id><published>2010-07-04T14:52:00.007+03:00</published><updated>2010-07-04T15:31:22.249+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>you are free to hate me.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TDB9kye0EVI/AAAAAAAAAlM/zs7qG3L7y30/s1600/Perfection_or_vanity__by_stormblaast.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TDB9kye0EVI/AAAAAAAAAlM/zs7qG3L7y30/s400/Perfection_or_vanity__by_stormblaast.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5490026016744411474" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bazen insanların çoğunu oldukça ezik ve korkak buluyorum.&lt;br /&gt;kendilerini tanımaktan, kim olduklarıyla yüzleşmekten ve kendilerini oldukları gibi sevmekten bihaber olduklarını düşünüyorum.&lt;br /&gt;bu benim anti-hümanist, millete tepeden bakan, insanları küçük gören biri olduğum anlamına gelebilir.&lt;br /&gt;öyleyim de.&lt;br /&gt;koşulsuz şartsız, herşeye rağmen sevdiğim tek insan benim. dünyanın geri kalanı içinse çok ince delikli bi süzgece sahibim.. gerçekten değer verdiğim ve yanımda olan insanlar, o süzgeçten geçebilen insanlardır. diğerleri oraya takılır kalır, haklarında pek olumlu düşüncelere sahip olmam. hani bazıları gerçekten pollyanna gibidir, tüm insanları herşeye rağmen sever, herkesle iyi geçinir, değer verir. işte ben o insanlardan değilim. bu iyi bişey mi? tabi ki değil.&lt;br /&gt;ama böyle olmayı seviyorum. kendi küçük dünyamda hoşlanmadığım, yetersiz bulduğum birilerinin olmasını ve oksijenimi paylaşmasını istemiyorum. hatta onların da beni sevmesini istemiyorum. düşüncesi bile tüylerimi diken diken ediyo, rahatsız oluyorum. bu yüzden sevmemeleri ve hatta bana uyuz olmaları, benden nefret etmeleri için elimden geleni yapıyorum. dünyanın en kötü insanıymışım gibi görünmekten zerre kadar gocunmuyorum.&lt;br /&gt;bu benim dış dünyadan kendimi koruma yöntemim sanırım.. tehlikeli bi psikoloji farkındayım..&lt;br /&gt;al pacino amcamın bir başka güzel filminde dediği gibi; "&lt;span style="font-style: italic;"&gt;vanity.. definitely my favorite sin&lt;/span&gt;."&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-4234865952036438610?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/4234865952036438610/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=4234865952036438610&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4234865952036438610'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4234865952036438610'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/07/you-can-free-to-hate-me.html' title='you are free to hate me.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TDB9kye0EVI/AAAAAAAAAlM/zs7qG3L7y30/s72-c/Perfection_or_vanity__by_stormblaast.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-5111543937669947391</id><published>2010-07-02T10:37:00.007+03:00</published><updated>2010-07-02T16:37:05.164+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>5 küçük sır -mim-</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TC2svMd1NnI/AAAAAAAAAlE/Iwq76B6j1u0/s1600/Knowing_by_adam3313.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 300px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TC2svMd1NnI/AAAAAAAAAlE/Iwq76B6j1u0/s400/Knowing_by_adam3313.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5489233447634679410" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;taptığım hatun &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://frenchoje.blogspot.com/"&gt;french oje&lt;/a&gt;&lt;span style="font-weight: bold;"&gt; &lt;/span&gt;beni mimlemiş yine... hiç de boş geçmez, yerim!:)&lt;br /&gt;birazcık geç oldu iş güçten dolayı ama azcık modifiye edilmiş haliyle yazıyorum şimdi..&lt;br /&gt;size bi sır vermem gerek hayatla ilgili.. ama onun yerine erkeklerle ilgili bikaç sır veriyorum.. çakma güzin abla paper doll iftiharla sunar!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. terazi ve başak erkeği gördünüz mü kaçın kızlar.. çok inanarak söylüyorum. ikisinden de hayır gelmez. bi kere başak erkeği kadar sinir bozucu bi erkek tipi yoktur. tam dayaklıktır, vurmalıktır,öldürmeliktir. bilmiş bilmiş, ukala bi tavırları vardır böyle. ego patlamasından ölcekler sanarsınız. herşeyi onlar bilirler ve hatta küçük dağları bile onlar yaratmıştır. sizi sevdikleri zaman "mükemmel erkek" gibi görünebilirler ama bu sadece zahiri görüntüdür. aslında bi bok diiller. sadece -miş gibi yaparlar. sizi çok seviyo-muş gibi, harika bi aşık-mış, şahane bi eş adayıy-mış gibi.. başınızda pervane olurlar, dönerler falan ama tamamı aslında mükemmel gözükmek istedikleri içindir, sizinle uzaktan yakından bi ilgisi yoktur, tamamen ego meselesi yani.&lt;br /&gt;terazi erkekleri içinse söyleyecek çok şeyim var ama susuyorum. sanırım bi daha herhangi bi terazi burcu yaşam alanıma 200metre bile yaklaşamycak. o kadar bencil ve dengesizler ki insanı psikopat ederler. herşeyden sıvışmasını iyi bilirler. konuşmaktan, tartışmaktan, sorunları çözmekten zerre anlamazlar. onlar sadece "pfff"leyip kaçmasını bilir. kendi huzurlarını koruyacaklar diye sizinkinin içine eder, sonra da hiçbişey olmamış gibi yan yan kaçar giderler. sevgili al pacino amcamın güzel filminde dediği gibi; &lt;em&gt;"well&lt;/em&gt;, &lt;em&gt;gentlemen&lt;/em&gt;.. &lt;em&gt;when the shit hits the fan&lt;/em&gt;,  &lt;span style="font-style: italic;"&gt;some guys run and some guys stay.&lt;/span&gt;" terazi erkeği bu cümlede topuklayan erkek tipolojisine girmektedir.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/03/guclu-kadnlar.html"&gt;şu&lt;/a&gt; yazımda da benzer bişey yazmıştım.. bazı erkekleri "güçlü kadınlar" çeker. hayata karşı bi duruşu olan, her işi kendi başına halledebilen, tek başına ayakta kalabilen ve kendi kendine yetebilen kadınlar.. ama bunlardan birini sevgili durumuna sokabildikleri zaman bi anda değişirler. onu ne için sevdiklerini unutur ve değiştirmeye çalışırlar. oraya gitme, bunu yapma, şunla görüşme derken yeni bi karakter yaratırlar kadından. herşeyi ona danışan, ona sormadan karar veremeyen, onsuz bi adım ilerleyemeyen bi kadın.. sonra da yarattıkları eserden memnun olmaz ve daha güçlü bi kadın ararlar.. bu noktada size tek tavsiyem, bu oyuna gelmemeniz ve ilişkinin başında nasıl biriyseniz onu ısrarla korumanız...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. biz kadınların kanında var.. fedakar insanlarız biz. birini seviyosak çoğu şeyden vazgeçebilir, hayatımızı alt üst edebiliriz onun için. gitmeyi dört gözle beklediğimiz tatili onun için erteleyebilir, hoşlanmadığı arkadaşlarımızdan vazgeçebilir, işimizi gücümüzü bırakıp, tipimizi görünüşümüzü değiştirebiliriz. bunun sadece zarar getirdiğini şu yaşımda anca farketmiş bulunmaktayım.. yapmayın. olduğunuz gibi kalın. "gerçekten değer, ondan kıymetli mi" diyosanız da bi kere daha düşünün. sonra durup bi daha. ve bi daha!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. kıskanmayı ve kısıtlamayı bi kenara bırakın.. bazıları için bu çok zor bişey biliyorum, ama elinizden geleni yapın.. her iki tarafa da hayatı zindan etmekten başka bişey değil çünkü bu. gece dışarı çıkma, erkek erkeğe fazla takılma, o kız kim onla görüşme derken çekilmez berbat bi insana dönüşürsünüz zira. herşeyden önce sizin psikolojiniz bozulur. seviyosanız güvenin, güvenemiyosanız sevmeyin. formül budur..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. asla hak ettiğinizden daha azına razı olmayın.. azla yetinmeyi bilmek bazen iyi bi huy olabilir ama bu konuda değil. her açıdan tatmin olamadığınız bi ilişkiyi yürütmeyin. bu sizi zavallılaştırmaktan başka bi işe yaramaz. tamamdır dediğiniz kişiyi bulana kadar gidip evlenmeyin. sonradan sürekli söylenir, adamı inatla istediğiniz kişiye dönüştürmeye çalışır, olmayınca da kendinizi paralarsınız. olmuyosa olmuyodur, zaman kaybetmeyin, diğer sorulara geçin..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok cosmopolitan çakması bi yazı oldu sanki bu:P başlığı görür gibiyim.. "ideal ilişki için 5 altın kural!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps: yazıyı biraz geç yayınladığım için mimlemek istediğim çoğu kişi çoktan yazmış zaten.. bu seferlik kimseyi mimlemiyorum, isteyen kapıp yazsın.. hadi bakalım..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-5111543937669947391?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/5111543937669947391/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=5111543937669947391&amp;isPopup=true' title='21 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5111543937669947391'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5111543937669947391'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/07/5-kucuk-sr-mim.html' title='5 küçük sır -mim-'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TC2svMd1NnI/AAAAAAAAAlE/Iwq76B6j1u0/s72-c/Knowing_by_adam3313.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>21</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-8017896053645051579</id><published>2010-06-30T00:02:00.006+03:00</published><updated>2010-06-30T00:34:15.435+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>muhtemelen kimsenin tek kelime anlamayacağı bi yazı.</title><content type='html'>&lt;object width="250" height="40"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf"&gt; &lt;param name="wmode" value="window"&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;widgetID=21679146&amp;amp;style=metal&amp;amp;p=0"&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;widgetID=21679146&amp;amp;style=metal&amp;amp;p=0" allowscriptaccess="always" wmode="window" width="250" height="40"&gt;&lt;/embed&gt; &lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2 gündür ofisteyken iyiyim mutluyum, eve gelince yine berbat bi ruh haline giriyorum, melankoliye bağlıyorum.. sebebini çözebilmiş değilim.. ama düz çizgiyi takip edemeyen sarhoş gibiyim. nasıl yalpaladığımı görseniz şaşarsınız.. duygusal krizlerdeyim.&lt;br /&gt;insanlar beni korkutuyo.. bazen de onlar benden korkuyolar.. korkmaları için elimden geleni yapıyorum zaten. 22 yıldır hayatta kalmak için öğrendiğim herşeyi uyguluyorum üzerlerinde.. bildiğim bütün hünerlerimi sergiliyorum.. kaçıp gitmeleri için fırsatlar yaratıyorum, ama hala burdalar. işin içinde bi bit yeniği vardır, buralarda bi yerde diye aranıp duruyorum ama bulamıyorum. bu daha da korkmama sebep oluyo, git gide hırçınlaşıyorum.&lt;br /&gt;bazen sadece düşüncelerini okuyabilmek istiyorum insanların. kafalarından geçirdiklerini bilmek istiyorum. iyi niyetlere inanmıyorum çünkü artık, kolay kolay kimseye güvenmiyorum. güvenmek ve sırtımı dayamak da istemiyorum.&lt;br /&gt;erkeklerden korkuyorum.&lt;br /&gt;kadınlardan korkuyorum.&lt;br /&gt;insanlardan korkuyorum.&lt;br /&gt;ve bu beni daha da hırçınlaştırıyo,&lt;br /&gt;kabuğuma çekiliyorum.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-8017896053645051579?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/8017896053645051579/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=8017896053645051579&amp;isPopup=true' title='12 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8017896053645051579'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8017896053645051579'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/muhtemelen-kimsenin-tek-kelime.html' title='muhtemelen kimsenin tek kelime anlamayacağı bi yazı.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><thr:total>12</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-3811321940764527120</id><published>2010-06-28T00:42:00.005+03:00</published><updated>2010-06-28T01:05:05.038+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>being woman is just fabulous.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TCfJywSbqWI/AAAAAAAAAk8/e5YQEjT_Lts/s1600/3b5d634437119936f9490edf42340423.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 268px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TCfJywSbqWI/AAAAAAAAAk8/e5YQEjT_Lts/s400/3b5d634437119936f9490edf42340423.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5487576544767093090" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bayan olmanın en güzel yanı, banyodan çıkıp saatlerce havluyla takılıp, bakım yapmaktır..&lt;br /&gt;sanırım bu kişisel terapi gibi bişey benim için.&lt;br /&gt;saçını yavaş yavaş, uzun uzun tararsın.. sıcak su yüzünden akmış rimellerini temizler, yüzünü binbir çeşit tonikle silersin.. en sevdiğin kremlerden birini seçip egzotik bi meyve gibi kokana kadar kremlenirsin. tırnaklarını törpüler, itinayla french manikür yaparsın.. bu sırada sana güzel bi müzik eşlik eder, çok keyfin yerindeyse bi yandan da kahve içersin.&lt;br /&gt;doğarken aldığım bi hediye bayan olmak.. seviyorum...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-3811321940764527120?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/3811321940764527120/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=3811321940764527120&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/3811321940764527120'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/3811321940764527120'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/being-woman-is-just-fabulous.html' title='being woman is just fabulous.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TCfJywSbqWI/AAAAAAAAAk8/e5YQEjT_Lts/s72-c/3b5d634437119936f9490edf42340423.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-1315924370623963589</id><published>2010-06-27T16:11:00.005+03:00</published><updated>2010-06-27T21:59:21.075+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>mim!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TCdXRa7b-4I/AAAAAAAAAk0/7ec9JE9lCQg/s1600/The_Interview_by_annahanke.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 267px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TCdXRa7b-4I/AAAAAAAAAk0/7ec9JE9lCQg/s400/The_Interview_by_annahanke.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5487450627772251010" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;taptığım kadın &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://frenchoje.blogspot.com/"&gt;french oje&lt;/a&gt; beni mimlemiş.. e bana da yazmak düşer:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. Hangi işleri yarım bırakırsın yada bıraktığın neler var?&lt;br /&gt;sanırım ben bütün işlerimi yarım bırakırım. ya da hepsini yarım yarım yapıp, sonradan üşenmezsem tamamlarım. en sinir olduğum huyumdur bu ama hiçbi işin sonuna kadar dayanacak sabrım yok. sıkılıp başka bi işe geçerim hemen, ondan da sıkılınca diğerine dönerim...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;2. Yakın zamanda kaybettiğin biri var mı?&lt;br /&gt;ölüm anlamında soruyosak, yok allaha şükür.. onun dışında kimseyi "kaybedilmiş" olarak görmem ben..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;3. En ağır bulduğun, sana dokunan bir yemek var mı?&lt;br /&gt;evet biber dolması! hele aç karnına yiyosam allahııııım o midem sabaha kadar yanar durur. sadece çok acıktıysam ve başka bi yemek alternatifim yoksa yerim o yüzden.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;4. Cinsellik ve aşk anlamında unutamadığın biri var mı?&lt;br /&gt;cinsel anlamda yok. aşk anlamında...sanırım o da yok. ama çok güzel şeyler yaşadığımı hatırladığım insanlar vardır, o sayılır mı bilmem.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;5. Çocukken sevdiğin çizgi filmler?&lt;br /&gt;she-ra'yı deli gibi izlerdim ben! bi de looney tunes kahramanları, taş devri ve ay savaşçısını:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;6. Blogger'a ne zaman kayıt oldun? Kim vesile oldu? Nereden duydun?&lt;br /&gt;2yıl falan oldu sanırım.. bundan önce bikaç blog daha açtım, sıkılıp kapattım. bunu seviyorum ama:) sanırım açmama yerden 1.70 yükseklikteki aptal ikea yatağım vesile oldu. inanılmaz gerizekalı bişeydi, yataktı çarşaftı derken tavanla aramda sadece 40cm boşluk kalıyodu, tabutta yatıyo gibi hissediyodum kendimi. o kadar daralmışım ki gidip blog açtım ve ikea tasarımlarına söven bi yazı yazdım:P sonra o blogu kapattım, yatağı da parçalara ayırıp attım.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;7. Çok paran oldu neler yaparsın?&lt;br /&gt;uçarak alışverişe gider ve istisnasız şirin bulduğum her kıyafeti/ayakkabıyı ölümüne alırım. bilgisayardı, telefondu bunları da yeniledikten sonra abimin altına bi zet4 çeker, paranın geri kalanını da anneme verirdim.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdi ben de 5 kişiyi mimliyorum ve yazmalarını bekliyorum..&lt;br /&gt;başta en yakın arkadaşım, sevdiğim insan &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://modernevkizi.blogspot.com/"&gt;milagro&lt;/a&gt; olmak üzere,&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://birhayaldunyasi.com/"&gt;ekin!&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://bidosttt.blogspot.com/"&gt;bi dost&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://yesilcitlembik.blogspot.com/"&gt;çitlembik&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;a style="font-weight: bold;" href="http://eceergur.blogspot.com/"&gt;equinox&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;ve &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://trendyandfriendly.blogspot.com/"&gt;nilgün&lt;/a&gt;!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-1315924370623963589?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/1315924370623963589/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=1315924370623963589&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1315924370623963589'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1315924370623963589'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/mim.html' title='mim!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TCdXRa7b-4I/AAAAAAAAAk0/7ec9JE9lCQg/s72-c/The_Interview_by_annahanke.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-159801706553759741</id><published>2010-06-26T01:40:00.005+03:00</published><updated>2010-06-26T01:47:09.437+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>yalı saçı fotoları!</title><content type='html'>&lt;a href="http://tinypic.com/" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://i50.tinypic.com/rjmu6e.jpg" alt="Image and video hosting by TinyPic" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;yalı saçı fotolarımız taze taze sıcak sıcak elimize ulaştı efendim!!&lt;br /&gt;şimdilik elimizdekiler bunlar.. devamını yollamak isteyen olursa french ojenin bloguna koşuyolar..&lt;br /&gt;kimin kim olduğuna dair meraklarınızı da &lt;span style="font-weight: bold;font-size:130%;" &gt;"&lt;a href="http://frenchoje.blogspot.com/2010/06/yal-sac-fotolar-geldiii.html"&gt;şu&lt;/a&gt;"&lt;/span&gt; posttan bakıp giderebilirsiniz:P&lt;br /&gt;bu eğlenceli etkinliğin fikir annesi olduğu için french ojeye teşekkür ediyoor,  devamını getirmesi için ısrar ediyoruz! :)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-159801706553759741?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/159801706553759741/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=159801706553759741&amp;isPopup=true' title='16 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/159801706553759741'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/159801706553759741'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/yas-sac-fotolar.html' title='yalı saçı fotoları!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i50.tinypic.com/rjmu6e_th.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>16</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-8339723342336021243</id><published>2010-06-24T10:20:00.003+03:00</published><updated>2010-06-24T11:19:15.381+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>halim keyfim yerinde.</title><content type='html'>- ortalıkta sürekli tam teçhizatlı kameraman cevat kelle gibi geziniyorum.. küçücük çantamın içinde laptop, mouse, laptop'ın şarj aleti, fotoğraf makinası, fotoğraf makinasının şarj aleti, ipodun bağlantı kablosu ve fazladan bi usb kablosu var.. dolmuşta para çıkaramıyorum elimi çantama atınca bi ton şey dolanıyo bileğime, çok sinir bozucu.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- staj yerimizden inanılmaz memnunum.. süper bi ortam var.. herkes çok mutlu, çok güleryüzlü., çok sıcak insanlar.. yemekler 8549874 çeşit ve açık büfe salata meze barı falan var. konteynerlar arası heryer yemyeşil ve bi şantiye olamayacak kadar süslü bi alanı var. her yerde kaz/köpek biblosu falan var böyle, çok tatlı:) emre arolat işini biliyo vesselam..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- burda küçücük bi kedi var, burdakiler bakıyo ona. inanılmaz şımarık bişey.. her sabah tın tın geliyo böyle, mamasını yiyo önce. sonra kucağıma atlayıp öğlene kadar torlaya torlaya uyuyo. ve sanırım beni annesi sanıyo. dün uyurken cok cok hırkamı emmeye başladı çünkü birden:/ kıyamam..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bi de sanırım biz gittikten sonra odamızı kullanan biri var! ipuçlarını birleştirip kim olduğunu bulmaya çalışıyoruz. her sabah içerisi sigara kokuyo ve masanın üzerinde kola ya da çay lekesi oluyo.. akşam 6dan sonra birileri keyif yapıyo yani burda. bu sabah da dolapta bıraktığımız bisküviyi yenmiş bulduk! ayrıca sandalyem sonuna kadar aşağı indirilmişti ve masanın altında çamurlu erkek botları vardı. şu durumda kendisi uzun boylu, iri yapılı, obur ve şişman bi erkek. ayrıca münasebetsiz ve pasaklı!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- milagroyla gündemi çok iyi takip eden, gelişmelerden haberdar olan bi çiftiz:P "aaa merve ebru şallı yine hamileymiş lan! 6buçuk ayda sadece iki kilo almış kadın yuh. e bunun plasentası var, şeyi var..!":P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- gece 12den sonra tam bi boş iş adamına dönüşüyorum.. iki gecedir korayla saçma sapan şeylerle uğraşıyoruz msnde. apaçi iletileri yarışı, yazı rengi denemeleri, gözü kapalı klavye kullanma çalışmaları falan.. çok umut vaadeden bi gençliğiz evet:P&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-8339723342336021243?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/8339723342336021243/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=8339723342336021243&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8339723342336021243'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8339723342336021243'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/halim-keyfim-yerinde.html' title='halim keyfim yerinde.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-7937849323056347335</id><published>2010-06-21T20:31:00.004+03:00</published><updated>2010-06-21T21:13:51.500+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>staj mtaj..</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TB-rL5AxTXI/AAAAAAAAAks/Pnq-VFxElho/s1600/Edi_Budu.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TB-rL5AxTXI/AAAAAAAAAks/Pnq-VFxElho/s400/Edi_Budu.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5485291091931516274" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;stajın ilk günü efsaneydi..&lt;br /&gt;milagro'yla tam bi şapşal gibiydik.. kafamız yerinde diildi sanırım pek.. öyle tatile gelir gibi elimizi kolumuzu sallaya sallaya atladık geldik, ne kimseye haber verdik ne bişey..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;milagro: ee kimin yanına gidiyoruz şimdi biz?&lt;br /&gt;pd: biz.. işte.. şeye ya.. ekinin babasının yanına falan.&lt;br /&gt;milagro: adı neydi ki onun?&lt;br /&gt;pd: dilimin ucunda ya.. çıkaramadım şimdi.&lt;br /&gt;milagro: arasana ekini.&lt;br /&gt;pd: saat daha 9 lan.. yeni uyumuştur o, küfreder ararsam!&lt;br /&gt;milagro: e nereye gidiyoruz böyle?&lt;br /&gt;pd: onun bi de sekreteri vardı onu buluruz artık.&lt;br /&gt;milagro: onun adı neydi peki?&lt;br /&gt;pd: Ş'li bişeylerdi sanki ama.. çıkaramadım tam.&lt;br /&gt;milagro: şebnem miydi?&lt;br /&gt;pd: yok daha alengirli.&lt;br /&gt;milagro: şermin!&lt;br /&gt;pd: heh şermin şermin!&lt;br /&gt;milagro: şermin diildi ya, senin annenin adıyla birleştirdim ben.&lt;br /&gt;pd: hea.. ama öyle işveli cilveli bi isimdi di mi yani?&lt;br /&gt;milagro: evet evet öyle işveli cilveli bişey. şennur falan..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;böyle bin tane alternatif ürete ürete kapıya geldik.. güvenlik acıdı halimize, 4-5 kişi başımıza toplanıp yardımcı olmaya çalıştılar;&lt;br /&gt;amca: siz şimdi kime geldiniz kızlar?&lt;br /&gt;pd: stajyeriz biz.&lt;br /&gt;amca: hea.. mustafa bey mi yolladı sizi?&lt;br /&gt;pd: heh!! evet evet mustafa bey yolladı bizi. bulut di mi onun soyadı?? bi de sekreteri vardı şermin? tuna bey vardı mimar??&lt;br /&gt;amca: .... (kendi aralarında birtakım tartışmalar)&lt;br /&gt;amca 2: adem beyi mi diyosunuz yoksa?&lt;br /&gt;pd: heh!! adem adem!! dilimin ucundaydı tam! sekreteri vardı bi de.. onla görüşmüştük biz.&lt;br /&gt;amca 2: şehnaz hanım?&lt;br /&gt;pd: şehnaz! evet şehnaz hanımla görüşmüştük biz..&lt;br /&gt;amca 2: tamam geçin siz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;geçtik içeri.. yeşilliğe bakan konteynerımıza yerleştik, çaylar maylar bi ikram bi ikram sormayın.. iyice patron sandık kendimizi.. yayıldıkça yayıldık odaya.. bi de o kadar sıcak kanlı bi ortam var ki, her gelen selam veriyo tanışıyo falan.. sevincimizden cıvıl cıvıl cıvıldıyoruz milagroyla.. hale-jale ikilisi gibiyiz adeta.. şarkı söyler gibi paslaşa paslaşa cevap veriyoruz herşeye..&lt;br /&gt;ali bey: hoşgeldiniz?&lt;br /&gt;milagro: hoşbulduuk.&lt;br /&gt;pd: yeni stajyerleriz biz.&lt;br /&gt;ali bey: öyle mii ne güzel.. hangi okul?&lt;br /&gt;pd: bıtbıtbıt üniversitesi.&lt;br /&gt;milagro: mimarlık.&lt;br /&gt;ali bey: kaçıncı sınıf?&lt;br /&gt;pd: 3&lt;br /&gt;milagro: -tük, 4e geçtik şimdi.&lt;br /&gt;ali bey: çok güzel. isminiz neydi?&lt;br /&gt;pd: merve&lt;br /&gt;milagro: ve milagro*&lt;br /&gt;ali bey: memnun oldum, ali ben de..&lt;br /&gt;pd: biz de&lt;br /&gt;milagro: ...memnun olduk.&lt;br /&gt;ali bey: iyi peki.. ben yan ofisteyim hemen, görüşürüz yine kolay gelsin.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;pd: bak çok iyi adam bu milagro..&lt;br /&gt;milagro: evet evet.&lt;br /&gt;pd: böyle adamları yakın tutcaksın işte kendine, çevre yapcaksın hep.&lt;br /&gt;milagro: kimi be?&lt;br /&gt;pd: geldi ya az önce..&lt;br /&gt;milagro: hea.. neydi ki adı onun? duymadım ben?&lt;br /&gt;pd: nası duymadın ya.. söyledi ya adam.&lt;br /&gt;milagro: sen duydun mu ki? neymiş?&lt;br /&gt;pd: kızım ne biliim.. bana merhaba ben bilmemne diyosun, ben memnun oldum deyip unutuyorum hemen. yer kalmadı ki beynimde!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;gün boyu böyle takılıp durduk hep.. herkese sırıtıp selam vermekten yanaklarım ağrıyo resmen şu an.. ama hepsini kucaklayasım var, çok sıcak insanlar.. isimlerini bilmesem de seviyorum kendilerini!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-7937849323056347335?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/7937849323056347335/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=7937849323056347335&amp;isPopup=true' title='3 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/7937849323056347335'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/7937849323056347335'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/staj-mtaj.html' title='staj mtaj..'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TB-rL5AxTXI/AAAAAAAAAks/Pnq-VFxElho/s72-c/Edi_Budu.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>3</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-5388662046273950430</id><published>2010-06-20T21:01:00.003+03:00</published><updated>2010-06-20T22:06:18.159+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>tell the boys that i'm back in town!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TB5mnXsSmzI/AAAAAAAAAkM/xRc3tZLHpz8/s1600/Koala_Baby.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 307px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TB5mnXsSmzI/AAAAAAAAAkM/xRc3tZLHpz8/s400/Koala_Baby.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484934222744558386" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;- 4 gün süren tatilimden bugün 5buçuk saatlik bi yolculuk eşliğinde döndüm.. hala kendime gelemedim, sallanıyo gibi hissediyorum.. bi de burnumda hindistan cevizli araba kokusu var hala.. midem bulanıyo hafiften..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- çok kısa da sürse oldukça güzel bi tatildi ama.. internet bağlantısı ve bilgisayarım olsaydı daha da güzel olabilirdi gerçi.. böyle sıkıntıdan tam anlamıyla koala gibi abime yapıştım kaldım çünkü.. o nereye ben oraya.. bi de sahilde canından bezdirdim kendisini.. "aaa simiittt.. abi mısıııııııır.. patates tavaaaaaaa!!! hiiiii kağıt helvaaaa.!!" şeklinde.. hepsini üşenmedi kalktı aldı sağolsun. seviyorum abimi:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- her tatil dönüşü aynı şeyi yaşıyorum.. biri gelip "aaa ne güzel yanmışsın!" derse havalara uçuyorum, "e hani hiç yanmamışsın ki sen" diyen olursa somurtup gözlerimi deviriyorum. küçükken böyle söyleyenlere açıp bikini izimi gösterirmişim. ama artık onu yapamayacak kadar büyüdüm sanırım:Pp&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bi de akşamları da yine abimin gözetiminde araba kullandım biraz.. milagroyla bu yaz ehliyet almaya karar vermiştik çünkü, pratik yapiim dedim. çok da şahane kullandım bence! ama ben kullanırken onun eli neden sürekli el frenindeydi, çözemedim:P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bu arada yolda gelirken gözüm sürekli yol kenarındaki kırma çatılı evlerdeydi.. uygulama projesini çizdiğim villanın yağmur iniş borularını unuttuğumu farkettiğim için çok pis vicdan azabı çektim.. adam beni bıraksa sonuna kadar haklı yani.. sorsa "hani suyu nası indiriyosun burdan" diye, "nolcak iner o yeaaa"dan başka vercek cevabım yok şu an :(&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- yarın staja başlıyorum. shit! hiç canım istemiyo şu an gitmek.. sabaha kadar the witcher oynayıp, öğlene kadar da uyumak istiyorum. o kadar gözümde büyüyo ki tekrar sabahın 7sinde kalkıp yollara düşmek anlatamam:(( offf darlandım şimdiden.. açıp iki tane elf öldüreyim en iyisi ben, anca keser:/&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-5388662046273950430?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/5388662046273950430/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=5388662046273950430&amp;isPopup=true' title='7 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5388662046273950430'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/5388662046273950430'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/tell-boys-that-im-back-in-town.html' title='tell the boys that i&apos;m back in town!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TB5mnXsSmzI/AAAAAAAAAkM/xRc3tZLHpz8/s72-c/Koala_Baby.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>7</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-8900803640991956034</id><published>2010-06-17T12:59:00.005+03:00</published><updated>2010-06-20T22:07:40.701+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>yolcudur abbas.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TB5m8Vs6POI/AAAAAAAAAkU/W6VOyn5wLi0/s1600/Summer_by_immortalFrog.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 273px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TB5m8Vs6POI/AAAAAAAAAkU/W6VOyn5wLi0/s400/Summer_by_immortalFrog.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5484934582987537634" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;siz bu satırları okurken, ben muhtemelen biraz daha oyun oynamak için "annee nolur 5dakka dahaaaa" diye yalvarıyo olcam.. ya da kedimi taşıma kabına sokmaya çalışmakla uğraşıyo olabilirim.. belki de çoktan gittim, haberiniz yok.&lt;br /&gt;evet! 4günlüğüne de olsa herşeyi ayarladım, yazlığa gidiyorum yeeeahhhaaa..!&lt;br /&gt;yarın bu saatlerde buz gibi suyun üzerinde 180 derece yatay vaziyette takılıyo olcam.. sonra çıkıp kızgın kumların üzerinde dinlenmece ve akabinde mangalda balık-salata olayına girişcem.. 4gün için repeate alıp yapmayı planladığım tek şey bu!&lt;br /&gt;allahııım düşüncesi bile çok güzel!&lt;br /&gt;ipod'u sonuna kadar şarj ettim, kitabımı dergimi aldım, fotoğraf makinemin hafıza kartını boşalttım, 4gün için 400gün yetecek kadar kıyafet toparladım veee hazırım!!!&lt;br /&gt;paper doll gider... sevgiler!!:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;ps: the witcher'a çok önyargılı başladım ama günahını almışım.. baya da güzel oyunmuş. çok sardı sonradan.. ama sabah 6sularında aniden takıldı ve hata verip kapandı:/ umarım autosave yapmıştır, yoksa en son ebesinin nikahında save yapmıştım ben, ordan başlatırsa çok pis bozulurum, daha da oynamam!&lt;br /&gt;ps 2: biraz geç kalmış olsam da yazın ilk straplez elbisesini giyerek sezonu açmış bulunmaktayım şu an. kendimi melek gibi hissediyorum elbise giyince.. insanı ne kadar değiştiren bişey yahu.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-8900803640991956034?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/8900803640991956034/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=8900803640991956034&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8900803640991956034'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8900803640991956034'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/yolcudur-abbas.html' title='yolcudur abbas.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TB5m8Vs6POI/AAAAAAAAAkU/W6VOyn5wLi0/s72-c/Summer_by_immortalFrog.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-8704246527890575982</id><published>2010-06-16T00:22:00.007+03:00</published><updated>2010-06-16T01:45:06.363+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>kısa kısa.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBf2lNcAuJI/AAAAAAAAAjc/ttErZJZ9Wr4/s1600/Untitled.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 250px;" src="http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBf2lNcAuJI/AAAAAAAAAjc/ttErZJZ9Wr4/s400/Untitled.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5483122190469609618" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;- french oje'ye yaptığım temayı bitirdim.. bi kaç saatlik bi çalışmaydı bu, ama bu halini sevdiği için koyduk hemen.. bakmak için resme ya da &lt;a style="font-weight: bold;" href="http://frenchoje.blogspot.com/2010/06/bu-da-boyle-bi-yaz-ask-iste.html"&gt;french oje&lt;/a&gt;'nin bloguna tık..&lt;br /&gt;bu arada mozillanın bi tab'ında tek link divx filmlerin açık olması benim pis bi korsancı olduğum anlamına gelir evet:P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- sınavların, projelerin bitimi bende ufak çapta bi şaşkınlık yarattı, kendime gelemedim.. sürekli bişeyler yapmam gerekiyomuş da ben sallanıyomuşum gibi bi psikoloji içersindeyim.. kurtulamadım bu vicdan azabından:/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bi de hani gezmek tozmak, kitap okumak, film izlemek fln çok işin gücün varken güzeldi eğlenceliydi. yapmaman gerektiği halde yapıyodun çünkü, işin tadı tuzu yasak olmasıydı.. böyle bi zevki yok, daha alışamadım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- pazartesi staja başlıyorum.. ulus'ta çok büyük bi projede olcaz milagroyla birlikte.. çok heyecan verici bişey benim için.. umarım ortam da güzeldir de iyi geçer herşey.. yoksa iki haftadan fazla durmam giderim.. zaten doldurmam gereken 75günden 3güncük kalmış sadece, hiç eyvallah etmem. peh!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- millet ne şahane staj yerleri ayarlamış yalnız, şaştım kaldım.. ben 2 hafta ayaklarım yerden 5cm havada gezdim buraya girebildim diye.. bi baktım ozan denen eleman tek bi telefonla zorlu residence'ta ayarladı yerini. tek bi telefon ya. huh.. soruyorum nerdesin, ağaoğlu.. nerdesin tabanlıoğlu.. nerdesin emre arolat.. millette ne torpil var çözemedim..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- sanırım perşembe günü yine havuç yağımı alıp yazlığa kaçıyorum!!:) 4gün 4gündür.. bu sıcakta harika olur gidip deniz sezonunu açmak.. suyun kaldırma kuvvetini, sıcak kumları, temiz havayı, yeşil çimenleri, börtü böceği ve hatta sivrisinekleri bile öz-le-dim!! yeeahhaaaa!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- feysbukta annemin arkadaş sayısının benimkine yaklaşmış ve geçmeye ramak kalmış olması canımı sıkıyo.. anne dediğinin 25 friends'i 50 friends'i olur..  bu sosyal kelebek oldu, tanıdık tanımadık herkesi ekliyo.. bi de nerden bulduysa profilindekilerin yarısından çoğu türk diil.. bütün gün onların yaptığı yorumları bana çevirtip altına zorla cevap yazdırıyo.. "thanks robin.. i like your picture too!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- tumblr denen sitenin olayını hala çözemedim.. çok renksiz, zevksiz bişey bence.. yorum yapamıyosun, adam gibi kişiselleştiremiyosun falan.. blogger iyidir.. üzerine tanımam.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- ve evet twitter gerçekten bi hastalık.. yazdıkça yazası geliyo insanın, kurtulamıyosun, çok uyuz..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- dizilerde filmlerde durduk yere dudaklarımın titremesinden ve birden "bööhhüüü" diye kopup ağlayacakmış gibi hissetmekten gerçekten nefret ediyorum. mesela melekler korusun.. saçma salak bi dizi oldu iyice. dalga geçe geçe izliyorum. peki ipek süt ninesini nikah şahidi yaptı diye ben niye dudak büküp ağlanıyorum?? hormonlarım çok şımardı, onları bi adam etmem gerek!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bi de sonu kötü bitebileceğini düşündüğüm filmleri çok izlemek istesem de yarıda kesiyorum. mesela al pacino'nun scent of a woman filmini 80. dakikasında öylece bıraktım. ordaki karakteri çok sevdim çünkü, çok bağlandım. film sonunda gerçekten intihar etmeye kalkar fln dayanamam ağlarım.. kapattım o yüzden..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- gerilim ve korku filmlerini tek başıma izlemek gerçekten benim harcım diil onu anladım.. mutlaka yanımda biri olması gerek.. hatta onun yanında da biri olması gerek. en az 3 kişi izlemek iyidir. ve mümkünse ışıklar açık olsun. film sonunda da bi cipralex ve su hazırlasınlar bana, kalp ritmimi yerine sokmam gerek!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-8704246527890575982?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/8704246527890575982/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=8704246527890575982&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8704246527890575982'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/8704246527890575982'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/ksa-ksa.html' title='kısa kısa.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://2.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBf2lNcAuJI/AAAAAAAAAjc/ttErZJZ9Wr4/s72-c/Untitled.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-1957433388351855210</id><published>2010-06-15T14:27:00.005+03:00</published><updated>2010-06-15T15:21:34.261+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>mim: 24 haziranda yalı saçı</title><content type='html'>&lt;a href="http://tinypic.com/" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://i46.tinypic.com/35lzw53.jpg" alt="Image and video hosting by TinyPic" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;span style="font-weight: bold;font-size:100%;" &gt;&lt;a href="http://frenchoje.blogspot.com/"&gt;french oje&lt;/a&gt;&lt;/span&gt; "&lt;a style="font-weight: bold; font-style: italic;" href="http://frenchoje.blogspot.com/2010/06/24-haziranda-yal-sac-yaplacak.html"&gt;şu&lt;/a&gt;" yazısında çok eğlenceli bi mim başlattı:)&lt;br /&gt;böyle muzur bi fikir anca onun başının altından çıkardı zaten:P&lt;br /&gt;24 haziran'da blog alemi hatunları olarak aşk-ı memnu gecesi düzenliyoruz ve hepimiz günü "yalı saçı" eşliğinde kutluyoruz!!:))))&lt;br /&gt;yalı saçının ne olduğunu bilmeyen yoktur herhalde.. "ben yalıda oturuyorum ulan!" diye bağıran bi saç modeli.. saçlar arkada dağınık topuz, önden simetrik olarak iki bukle sarkmakta.. koca 2 sezon boyunca dizide bu saç modelini yapmayan bayan karakter kalmadı.. şimdi de biz yapıyoruz. yetmiyo fotoğraflayıp bloglarımızda yayınlıyoruz:P&lt;br /&gt;çok eğlenceli olcak bence.. diziyi izleyen izlemeyen herkes katılsın mümkünse.. yüzünü yayınlamak istemeyen sansürleyebilir ya da deşifre olmamak için sadece french oje'ye gönderebilir. o isimsiz olarak da yayınlycak sanırım:)&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;bu sefer tek tek mimlemek yerine bu postu okuyan blog yazarı olan/olmayan bütün bayanlara sesleniyorum.. mimi blogunuzda yayınlayın ya da blogu olan birine gönderin ve sizin yalı saçınızı da görelim efendim!:)&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-1957433388351855210?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/1957433388351855210/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=1957433388351855210&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1957433388351855210'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1957433388351855210'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/mim-24-haziranda-yal-sac.html' title='mim: 24 haziranda yalı saçı'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i46.tinypic.com/35lzw53_th.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-6954480667392889341</id><published>2010-06-15T02:38:00.003+03:00</published><updated>2010-06-15T02:50:33.133+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='dark side of the blog..'/><title type='text'>ben bugün bunu öğrendim vol.1</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBbARa6uqLI/AAAAAAAAAhY/dG__tkduQJg/s1600/Please_forgive_me__by_Bunnis.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 266px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBbARa6uqLI/AAAAAAAAAhY/dG__tkduQJg/s400/Please_forgive_me__by_Bunnis.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5482781001886116018" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bi insana kızmışsam, kin tutmuşsam ya da kırılmışsam bi daha hiç zaman eskisi gibi olamıyorum ona karşı.&lt;br /&gt;o süre zarfında geri dönüşü olmayan şekilde siliyorum çünkü onu.&lt;br /&gt;direk shift+delete.&lt;br /&gt;hatta sonradan özür dilese ya da hiç bi suçunun olmadığını, tamamen yanlış anladığımı söylese de bişey farketmiyo. elimde olan bişey değil maalesef..&lt;br /&gt;kendimi zorlayıp düzelmeye çalışıyorum, konuşuyorum, gülüyorum belki ama eski haliyle olamıyo gözümde.. kafamdaki imajını ya da bana hissettirdiklerini bi daha yakalayamıyorum.&lt;br /&gt;beni bile üzüyo bazen bu durum..&lt;br /&gt;insanları neden daha kolay affedemiyorum, bilmiyorum..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-6954480667392889341?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/6954480667392889341/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=6954480667392889341&amp;isPopup=true' title='6 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/6954480667392889341'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/6954480667392889341'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/ben-bugun-bunu-ogrendim-vol1.html' title='ben bugün bunu öğrendim vol.1'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBbARa6uqLI/AAAAAAAAAhY/dG__tkduQJg/s72-c/Please_forgive_me__by_Bunnis.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>6</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-452602107620829832</id><published>2010-06-13T00:50:00.004+03:00</published><updated>2010-06-13T01:35:33.198+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>begin again.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBQLNymf_VI/AAAAAAAAAgo/JE92j6Glaj0/s1600/scars_by_ptitehooligan.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 361px; height: 400px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBQLNymf_VI/AAAAAAAAAgo/JE92j6Glaj0/s400/scars_by_ptitehooligan.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5482018977966194002" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;günün 3.postunu girerek boş gezenin boş kalfası olduğum izlemini yaratmış olabilirim:P aslında çizmem gereken 9 paftam daha var, ama başlamamak için direniyorum.. bunu yazdıktan sonra başlycam ama.. kesin.&lt;br /&gt;20li yaşlar ve sonrası ruhunda çizik/delik olmayan birilerine rastlamanın ne kadar zor olduğunu düşünüyodum biraz önce.. önceden ne kolaydı.. çocuktuk hepimiz, fazlasıyla gençtik.. yaralarımız çabuk iyileşiyodu o zaman, tek hücreli amipler gibiydik. kestiğin yerden devam ediyoduk büyümeye, hiçbi şey kıramıyodu hevesimizi.. önümüzde uzun yıllar olduğuna inanıyoduk çünkü, daha kimler kimler çıkacak karşımıza diyoduk.. kolaydı bi ilişki yığınının üzerinden atlamak.. küçükken oynadığımız birdirbir'den farkı da yoktu zaten.. birinden atlar birine devam ederdik.. oyun olduğunu bilirdik çünkü hepimiz..&lt;br /&gt;şimdi bakıyorum da ne üzerlerinden atlayacak kadar esneğiz, ne de atlamayı göze alacak kadar cesur. bi adım atmaya deli gibi korkuyoruz hepimiz.. kafamızda hep ezberlediğimiz klişeler ve yaşanmış kötü tecrübeler var.. canımız tekrar yanacak diye kaçacak delik arıyoruz.. içler acısı bi haldeyiz.&lt;br /&gt;gözlerinde geçmişten kalma bi korku olmayan insanlar tanımak imkansız neredeyse.. hepsi daha önce kesilip, suyu sıkılmış, portakal kabukları gibiler.. her seferinde daha da tükeniyolar ve korkarım sonunda çöpe gidecekler..&lt;br /&gt;üzülüyorum böyle insanlara.. en başta kendime üzüldüğüm için her fırsatta toparlamaya çalışıyorum kendimi.. canım çok yandıysa tutmam gereken yası tutup, sonra unutup hayatıma devam ediyorum ve açmıyorum bi daha o defteri. kendime o kötülüğü yapamam çünkü.. kalbimde başka ilişkilerin dikiş izleri varken yeni birine adım atmak, yaralarımı tekrar kanatmaktan başka bi işe yaramıyo zaten..&lt;br /&gt;sanırım şimdi tertemizim.. dikişlerimi aldırdım ve görünürde pürüzsüz bi tene sahibim..&lt;br /&gt;şimdi karşıma çıkan diğer insanlardan, geçmişin hıncını almaya çalışmayacak kadar aklıselimim.&lt;br /&gt;ve şimdi tek dileğim bütün bildiklerinden, ezberlediklerinden ve üzüldüklerinden sıyrılmış birinin gelip beni bulması..&lt;br /&gt;portakalın vitamini kabuğunda olabilir.. ama ben artık adam gibi meyve yemek istiyorum!!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-452602107620829832?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/452602107620829832/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=452602107620829832&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/452602107620829832'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/452602107620829832'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/begin-again.html' title='begin again.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBQLNymf_VI/AAAAAAAAAgo/JE92j6Glaj0/s72-c/scars_by_ptitehooligan.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-1620100694370990777</id><published>2010-06-12T18:19:00.002+03:00</published><updated>2010-06-12T18:22:13.468+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>belki bir gün..</title><content type='html'>&lt;object width="250" height="40"&gt; &lt;param name="movie" value="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf"&gt; &lt;param name="wmode" value="window"&gt; &lt;param name="allowScriptAccess" value="always"&gt; &lt;param name="flashvars" value="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;widgetID=21493327&amp;amp;style=metal&amp;amp;p=0"&gt; &lt;embed src="http://listen.grooveshark.com/songWidget.swf" type="application/x-shockwave-flash" flashvars="hostname=cowbell.grooveshark.com&amp;amp;widgetID=21493327&amp;amp;style=metal&amp;amp;p=0" allowscriptaccess="always" wmode="window" width="250" height="40"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;çok görmek istedim seni, karanlıktaydın..&lt;br /&gt;çok dokunmak istedim, uzaktaydın.&lt;br /&gt;bekledim.. ağladım.. umutlandım..&lt;br /&gt;çok sevmek istedim seni,&lt;br /&gt;izin vermedin.&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-1620100694370990777?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/1620100694370990777/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=1620100694370990777&amp;isPopup=true' title='2 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1620100694370990777'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1620100694370990777'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/belki-bir-gun.html' title='belki bir gün..'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><thr:total>2</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-822153265345498925</id><published>2010-06-12T12:39:00.005+03:00</published><updated>2010-06-12T13:16:18.490+03:00</updated><title type='text'>araya kaynak -2-</title><content type='html'>hiç işim gücüm yokmuş, pazartesiye teslimi olan ben değilmişim gibi bloguma "yeni yazılar mailine gelsin" eklentisi kurdum.. blog yazarı olmayan okuyucular ya da yeni yazıları hemen takip etmek isteyenler sağ paneldeki kutuya mail adreslerini girerek abone olabilirler..&lt;br /&gt;sanırım girdiğiniz mail adreslerini ben göremiyorum, sizi bulup feysbukta aratacağım paranoyasına kapılmayın yani.. gerçi fena da olmazdı hani:P&lt;br /&gt;şimdilik nedense bi terslik var, önce mail adresinizi yazıp sonra "kayıt ol" butonuna tıklamanız gerekirken, "kayıt ol" butonuna tıklamadan adresinizi giremiyosunuz:| nedenini ben de anlamadım.. en kısa zamanda ilgilenirim ama..&lt;br /&gt;sevgiler..&lt;br /&gt;pd.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;edit 1: bi de sanırım sadece akşam 11den sabah 1e kadar çalışıyo bu salak deliver.. yevmiyesinden kescem şerefsizin..&lt;br /&gt;edit 2: an itibariyle neden tıklayıp mailinizi giremediğinizi de çakmış bulunmaktayım.. yazıların tıklayıp seçilmesini engellemiştim önceden.. sanırım onla ilgisi var..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-822153265345498925?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/822153265345498925/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=822153265345498925&amp;isPopup=true' title='0 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/822153265345498925'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/822153265345498925'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/araya-kaynak-2.html' title='araya kaynak -2-'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><thr:total>0</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-1801226816349984046</id><published>2010-06-10T14:29:00.007+03:00</published><updated>2010-06-10T15:38:10.256+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>öğrenci işleri.</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBDX8lQD6yI/AAAAAAAAAgg/sghka_CrbiU/s1600/Student_Girl_by_ForeverRestless.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 262px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBDX8lQD6yI/AAAAAAAAAgg/sghka_CrbiU/s400/Student_Girl_by_ForeverRestless.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5481118182301494050" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;şu 15 yıllık öğrencilik hayatımda bi çok hata yaptım.&lt;br /&gt;hatırlayabildiğim kadarıyla en erkeni ana sınıfına ait.. annemlerin beni okuldan almayı unuttukları bi gün, gülşen öğretmenimle sınıfta onları beklerken yaptığımız muhabbet çok gereksizdi mesela.. ne sorduysa herşeyi bir bir anlatmış ve sonuna hiç bi doğruluk payı olmayan "babamın dolarları vaaar ama annemden saklıyo" cümlesini eklemiştim. dedikoducu gülşen bunu bi güzel yaymış, sonunda annemin kulağına gidince unutamayacağım bi azar işitmiştim. ondan sonraki yıllarda "evde olan evde kalır, okulda anlatılmaz!" felsefesini benimsedim..&lt;br /&gt;sonra o sümüklü özge ve tuğçe ikizlerinin annelerinin yaptığı elmalı kurabiyeyi yememem gerekirdi beslenme saatinde.. zehirlendim ve serum taktılar çünkü. hala elmalı kurabiye yiyemiyosam sebebi o kadındır. bu da bi hataydı mesela..&lt;br /&gt;ilkokulda yangın kovalarının orda körebe oynamak da büyük hataydı. kıçıyla dağları devirebilen cinsten bi insan olduğum için o koca set komple yere yıkılmıştı çünkü..&lt;br /&gt;sonra serviste arka koltuğu kapcam diye uyanıklık edip okulun inşaat halindeki kestirme kapısından çıkmak da çok büyük bi hataydı! bi tahtaya takılıp düştüm ve çenemi yardım çünkü. abimler beni o halde bulup toz toprak halindeki yüzümü yıkamak için tuvalete götürdüklerindeyse canımın acısını bırakıp ilk defa girdiğim erkekler tuvaletini karış karış incelemem de çok aptalcaydı.&lt;br /&gt;orta okulda fen öğretmenime aşık olmam ve onun da beni sevdiğine inanmam da öyle!&lt;br /&gt;liseye başlayalı daha bir hafta bile olmamışken sırf hazırlık sınıfındaki pörtlek gözlü çocuğa aşık olduğum ve ondan ayrılmak istemediğim için hazırlık atlama sınavını yanlış cevaplamam, mülakatta beni geçirmemeleri için hocalara yalvarmam da büyük, büyük bi hataydı!!!&lt;br /&gt;aynı tarihlerde sigara içmediğim halde sırf muhabbet olsun diye 5 kişinin sigara içtiği bi tuvalet kabinine girmem, çıkarken elimde oynayıp durduğum çakmakla yakalanmam ve disipline gitmekten son anda kurtulmam da keza.&lt;br /&gt;üniversitede art and aesthetics seçmeli dersini almam, hocanın "çocuklar ben yoklama meraklısı bi hoca değilim, isteyen gelir isteyen gelmez" sözüne kanmam ve sonunda sınavı bile olmayan dersten d+ alıp ortalamamın ta içine etmem de büyük bi hataydı!&lt;br /&gt;ama tüm bunların arasından sivrilen daha da aptal bi hatayı dün yaptım..&lt;br /&gt;gecenin bi yarısı duyduğum vicdan azabıyla 2ye 3e kadar, sabah da üşenmeyip kalkıp 6dan 8e kadar aslında geçen dönem aldığım başka bi dersin notlarına bugünkü finale aitmiş gibi çalışmam, açık ara öğrencilik hayatımda yaptığım eeen büyük hataydı!!!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;aslında konuları oldukça benziyodu birbirine.. yani iyice dersin içeriğinden bihaber diildim.. biri mimarlık tarihi, biri mimarlık teorisi dersi. ama elimdeki notlarla rusya'nın stalin zamanındaki mimarisini eşek gibi oturup hatim ederken, derslerde zaha hadid'ten frank gehry'den bahsetmiş olmamız beni işkillendirmedi diil. yine de hocanın boş boğazlığına verip çalışmaya devam ettim. sınava sadece bi saat kala yanlış notlara çalıştığımı farketmem hayatım boyunca unutmayacağım bi andı.&lt;br /&gt;"aa alvar aalto'yu vizede sormuştu bu kadın.&lt;br /&gt;hatta bina resmini verip kime ait olduğunu sormuştu çakal.&lt;br /&gt;çıkışta maide beni görüp doğru yapıp yapmadığını sormuştu.&lt;br /&gt;evet..&lt;br /&gt;maide..&lt;br /&gt;oha.&lt;br /&gt;maide bu dersi bizimle almıyodu ki???&lt;br /&gt;mimarlık tarihini aldı o sadece??&lt;br /&gt;notun üzerindeki tarih??? 09.12.2009!!!&lt;br /&gt;ve biz 2010nun 6. ayındayız?&lt;br /&gt;hassktr!!!&lt;br /&gt;yanlış notlar bunlar!!!!"&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şeklinde yapılan bi iç yolculuk eşliğinde panikle okula koştum.. yol boyunca bildiğim bütün duaları edip, secret secret diye diye sınıfa girdim. son 15dk kala birinden doğru notları bulup bi göz attım ve sınava girdim..&lt;br /&gt;sonuç?&lt;br /&gt;secret işe yaradı neyse ki..&lt;br /&gt;4 sorudan 1i geçen vize için iyi çalıştığım bi yerden, 2si verilmiş bi makaleden, biri de artık 3yıldır ezberlediğim, genel kültür gibi olmuş bi konudan çıktı.. resmen dört ayak üstüne düştüm.. hepsini yaptım çıktım..&lt;br /&gt;ama hayatımda girdiğim en garip sınavdı, sanırım kolay kolay da unutmycam bunu..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-1801226816349984046?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/1801226816349984046/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=1801226816349984046&amp;isPopup=true' title='10 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1801226816349984046'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/1801226816349984046'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/ogrenci-isleri.html' title='öğrenci işleri.'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBDX8lQD6yI/AAAAAAAAAgg/sghka_CrbiU/s72-c/Student_Girl_by_ForeverRestless.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>10</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-4767471249732505889</id><published>2010-06-09T23:16:00.010+03:00</published><updated>2010-06-10T00:50:36.538+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>sana mesajlar gönderdim evren, aldın mı?</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBAHcCpKyhI/AAAAAAAAAgY/n4Dy_gzlZaM/s1600/hope_by_ingrid_seven.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 263px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBAHcCpKyhI/AAAAAAAAAgY/n4Dy_gzlZaM/s400/hope_by_ingrid_seven.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480888924837169682" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;projesini bitirmiş, jürisini atlatmış bi insan olarak bir takım arayışlara girmiş bulunmaktayım.. üzerimdeki bir yıllık pis ve negatif enerjileri nasıl atarım, nerelere gidip arınırım bilemiyorum.. ama çalışmalara başladım..&lt;br /&gt;bikaç post önce de yazmıştım.. o kadar sıkıldım ki bu melankolik hallerimden, uzunca bi süre o ruh halinin kıyısından köşesinden bile geçmek istemiyorum.. işi gücü bitirmiş, emekliye ayrılmış, bodrum amcaları gibi olmak istiyorum ben.. kafaya kasketi takıp, elim arkamda kenetli bütün gün güneş altında boş boş gezmek istiyorum hatta. o derece..&lt;br /&gt;ama hali hazırda takıp takabileceğim tek kasket iki hafta sonra şantiyedeki baret olmak zorunda olduğundan kendi çapımda çözümlere giriştim..&lt;br /&gt;aklınıza gelebilecek her türlü entel dantel işlere başvurdum bi kere.. yogaya kendimden beklenmeyecek bi kararlılıkla tekrar başladım ve iki gündür her sabah aksatmadan 45dk yapıyorum.. üzerine de 15dk meditasyon çakıp tamamlıyorum.. vücudum inanılmaz paslanmış, bütün kaslarım cayır cayır yanıyo her duruşta.. ama bitirdiğimde muhteşem hissediyorum.. iki gündür mutlu hissetmemin tek sebebi bu belki de..&lt;br /&gt;sonra self-control olayına girişip bilgisayarımdaki bütün ölümcül şarkıları rar'layıp en uzak klasörün içine hapsettim, dinlemiyorum onları.. şu an ulaşabileceğim en ağır şarkı teletubbies'in açılış şarkısıyla yarışabilir.. o modda geziniyorum..&lt;br /&gt;bi de beyaz bişeyler giymeye çalışıyorum.. nedense sakinleştiriyo o renk beni.. üzerimdeki tek renkli şey kolumdaki sarı renk bileklik.. o da iyi hissettiriyo.. çok saçma gelebilir.. nitekim öyle de.&lt;br /&gt;sonra bi de o aldığım kitabı okumaya başladım.. secret.. şu ana ne kadar ne yaptıysam tam tersini yapmam gerektiğini söylüyo o kitap.. ana fikrinin "ne ekersen onu biçersin" gibi bişey olduğuna karar verdim ben kendimce.. ekilen şey düşünceler burda.. kitaba göre düşündüğümüz hiç bişey yok olmuyomuş, evren bize aynen geri iade ediyomuş onları.. sonuç: pozitif düşünürsen pozitif olur, negatif düşünürsen negatif.. bu kadar basit bi mantık.. sevdim.&lt;br /&gt;az önce okuğum kısımdaysa hayattan beklentilerimizi açık açık dile getirmemiz gerektiği yazıyodu.. sen ne istediğini bilcek ve bunu her fırsatta söylycekmişsin.. evren onları algılayıp senin karşına çıkarcakmış..&lt;br /&gt;ben üzerime düşeni yapym da gerisi evrene kalmış.. önümüzdeki bikaç sene için hayattan beklentilerimi aynen yazıyorum, mesajlarım yerine iletilirse çok memnun olurum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;kısa vadede,&lt;br /&gt;- yarınki theory of architecture sınavının zerre kadar çalışmadığım halde çok iyi geçmesini istiyorum.&lt;br /&gt;- 14üne uygulama projesi teslimini sabahlamadan yetiştirebilmek ve cengizin zulmüne uğramayıp o dersten geçebilmek istiyorum!&lt;br /&gt;- bi mucize olsun ve ortalamamın içine edilmesin istiyorum! ömrümü yedim ben onu bu hale getircem diye..&lt;br /&gt;- babam bi güzellik yapsın ve macbook pro alsın istiyorum..&lt;br /&gt;- şu ayarladığımız staj yerinde şahane bi ortam olsun istiyorum.. bize excel işi vermesinler, gerçekten yardım edelim istiyorum.&lt;br /&gt;- 10 things i hate about you'nun yeni bölümleri yayınlansın ve merlin artık 3. sezonu açsın istiyorum.&lt;br /&gt;- sezonun en güzel elbise ve babetleri en düşük fiyatlara benim olsun istiyorum!!&lt;br /&gt;- kapımın önünde oysho ve claries'den milyarlık bi hediye çeki bulayım ve mağazayı talan edip dünyanın en şeker iç çamaşır ve aksesuarlarını alym istiyorum. (evren lütfen bunu duy!)&lt;br /&gt;- annem gelsin ve "her gün göz kalemi ve rimelle uğraşmaktan sıkılmadın mı, gel sana kalıcı makyaj yaptıralım" desin istiyorum.&lt;br /&gt;- bu yaz harika bi tatil yapym ve iliklerime kadar dinlenym istiyorum.&lt;br /&gt;- araba kullanmayı öğrenmek ve ehliyet almak istiyorum..&lt;br /&gt;- bi anda içimdeki emine bederi keşfedeyim ve harika yemekler yapabileyim istiyorum.&lt;br /&gt;- portfolio'mu oluşturmak ve harika renderlar alıp koymak istiyorum.&lt;br /&gt;- arka planını çözemediğim olaylar ortaya dökülsün ve ben insanlardan gerçek nedenleri öğrenym istiyorum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;önümüzdeki 1 sene için,&lt;br /&gt;- okuldaki son senenin ağırlığını hiç hissetmeyeyim ve herşeye zaman bulabileyim istiyorum.&lt;br /&gt;- tango öğrenmek istiyorum.&lt;br /&gt;- italyanca öğrenmek istiyorum.&lt;br /&gt;- reiki öğrenmek ve hatta anasını satmak istiyorum.&lt;br /&gt;- bi an önce iyi bi dereceyle mezun olmak istiyorum.&lt;br /&gt;- yeni bi eve taşınmak istiyorum.&lt;br /&gt;- abimin işleri yolunda gitsin ve paraya para demeyelim istiyorum!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1 sene ve sonrası için,&lt;br /&gt;- okulu bitirir bitirmez yurt dışında bi yüksek lisans programı ayarlamak, erasmusa gitmek ya da dört ayak üstüne düşüp anında bi işe girmek istiyorum!!!&lt;br /&gt;- benim için doğru kişiyi bulup, 3 yaşımdan beri hayalini kurduğum peri masalını yaşamak istiyorum.&lt;br /&gt;- dünyanın en kibar, en jest-sever adamına rastlamış olayım ve şahane bi yerde şahane bi şekilde, dünyanın en göz kamaştırıcı yüzüğünü parmağıma taksın, akabinde evlenelim istiyorum!&lt;br /&gt;- milagroya her akşamüstü eve giderken gösterdiğim cihangirdeki ev benim olsun, içini şahane bi hale getirelim ve orda mutlu mesut yaşayalım istiyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;şimdilik bu kadar evren.. duyduysan sırasıyla gerçekleştirmeye başlayabilirsin!&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-4767471249732505889?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/4767471249732505889/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=4767471249732505889&amp;isPopup=true' title='15 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4767471249732505889'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4767471249732505889'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/sana-mesajlar-gonderdim-evren-aldn-m.html' title='sana mesajlar gönderdim evren, aldın mı?'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TBAHcCpKyhI/AAAAAAAAAgY/n4Dy_gzlZaM/s72-c/hope_by_ingrid_seven.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>15</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-4563802192140841962</id><published>2010-06-09T00:03:00.006+03:00</published><updated>2010-06-09T00:55:20.194+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>haziran ganimetleri..</title><content type='html'>&lt;a href="http://tinypic.com/" target="_blank"&gt;&lt;img src="http://i47.tinypic.com/25qgjs5.jpg" alt="Image and video hosting by TinyPic" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;1. uzun zincirli ve salaş kolyelere kelimenin taaam anlamıyla aşığım!!! bayılıyorum.. 5048305843 tane böyle kolyem olsun istiyorum.. bu la mariquita'nın bi kolyesiymiş, markafonide görüp beğenmiştim ama her güzel şey gibi o da çoktan kapılmıştı:/ bi daha satışa çıkarsa mutlaka almak istiyorum!&lt;br /&gt;2. bu kitabı görür görmez ilgimi çekti.. arka kapağını görünce de dayanamayıp almaya karar verdim.. eet bu da romantik komedi.. konusu da çok klişe! ama çok sevdim.. her seferinde mutlu sonla biten aşk hikayelerini seviyorum napiim..&lt;br /&gt;3. bu fikre bayıldım! hatta aynı fosforlu pembe renkte bi tişört boyası da gözüme kestirdim.. ruh halimin uygun olduğu bi gün çıldırıp bikaç beyaz tişörtümü boyamaya karar verdim :))&lt;br /&gt;4. bunu inhabitat.com'da görmüştüm.. aslında bi geri dönüşüm projesi.. robot şeklinde bi mısır patlatma makinesi yapmış adamlar.. çok şeker!:)&lt;br /&gt;5. şimdi söyleyeceğim şey için benle ömür boyu dalga geçebilirsiniz ama yaklaşık 12 yaşımdan beri hamile olursam bunu eşime ilk nasıl söylerim diye düşünüyorum! hani güzel bi sofra kurup peçeteleri bebek temalı almak, bi patik hediye edip o daha anlamını çözememişken "bi bebeğimiz olcak!!" demek, ya da odaya bi beşik getirip "tatlım sanırım 9ay sonra bunun içini dolduruyoruz!!" diye bağırmak falan.. ama bunu görünce %100 karar verdim.. üzerinde "world's best baby maker" yazılı bi t-shirt bastırıp ona hediye ediyorum.. adamdaki ego patlamasını siz hayal edin artık:P&lt;br /&gt;6. bu da bi geri dönüşüm projesi.. artık kumaşlardan dünyanın en amaçsız şeyini yapmışlar ama bi o kadar da şirin olmuş.. çok şapşallar bence.. mutlu oldum görünce:)&lt;br /&gt;7. bu hatuna tek kelimeyle bayıldım.. kolyesi, bileklikleri, küpeleri, şapkası herşeyi ha-ri-ka!!! benim olsun hepsi! gözlük kalabilir.. ondan pek hoşlanmadım.&lt;br /&gt;8. duvarda bu şekilde dosyalar oluşturmak ofislerde çok sıcak ve orjinal bi hava yaratabilir bence.. sevdim..&lt;br /&gt;9-10. bu ayakkabıya ve elbiseye ba-yıl-dım!!! üzerimde muhteşem dururlardı bence:/ benim olsunlar!&lt;br /&gt;11. bu kolyeleri de çok sevdim.. renkleri çok soft ve şirin.. benzerlerinden yapabilirim..&lt;br /&gt;12. fake gibi durabilir ama kesinlikle değil! tozlu arabaların arka camına fırçayla eskiz yapan bi sokak artistinin çalışması bu.. çok etkileyici..&lt;br /&gt;13. bu da devianttan aşırdığım ilham verici fotoğraflardan biri.. üzerindeki filter'a bayıldım.. eskimiş bi sketch gibi duruyo bu haliyle..&lt;br /&gt;14-15. Gansam Architects&amp;amp;Partners'a ait Landmark Tower/Studio isimli projenin render çalışmaları bunlar.. inanılmaz etkileyici bence.. projenin formuna, ilk resimdeki ışık hüzmesine, giriş kısmının mimarisine hayran kaldım.. sadece cepheyi rahatsız edici buldum biraz ama olsun.. ikinci render da çok etkileyici.. okulu bitirmeden bi projeme böyle bişey yapabilsem gözlerim açık gitmem!&lt;br /&gt;17. neden 15ten sonra 17ye geçmişim 16 nerde bilmiyorum:P ama bu baykuş eskizi çok şapşal.. baktıkça gülüyorum:))&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;edit: bu ayın ganimetlerini &lt;a href="http://www.mimarsedatbayrak.com/"&gt;sedat bayrak&lt;/a&gt;'a ithaf ediyorum.. olmuş mu bu sefer? :P&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-4563802192140841962?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/4563802192140841962/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=4563802192140841962&amp;isPopup=true' title='8 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4563802192140841962'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4563802192140841962'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/haziran-ganimetleri.html' title='haziran ganimetleri..'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://i47.tinypic.com/25qgjs5_th.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>8</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-2553622731318745653</id><published>2010-06-07T16:01:00.006+03:00</published><updated>2010-06-07T17:11:25.718+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>guys, i love you.. but i love myself more!</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TAz8OpuYkFI/AAAAAAAAAgQ/Ey8U0mx0D8k/s1600/Simple_Happiness__by_Sky_flame.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 400px; height: 382px;" src="http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TAz8OpuYkFI/AAAAAAAAAgQ/Ey8U0mx0D8k/s400/Simple_Happiness__by_Sky_flame.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5480032175251820626" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;- son bikaç gündür daha iyi bi ruh halindeyim.. bugün ölümüne yağmur  yağdı, şemsiyemi yanıma almaya üşendiğim için ıslanıp sıçana döndüm ama  zerre kadar sallamadım.. garip bi haz verdi hatta bana. çünkü normalde en nefret  ettiğim şeylerden biridir yağmur.. beni gıcık eden bişeyin üzerine  gitmek ve inatla yapmak hoşuma bile gitti.. neden bu kadar uğraşıyorum  kendimle? ve benden başka böyle şeyler düşünen var mıdır bilmiyorum..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bunu daha önce yazmadığıma inanamıyorum!:O bikaç gün önce araba çarptı bana.. hayatımda ilk defa başıma böyle bişey geldi, çok garip bi his.. bi saniyede oldu bitti.. ciddi bişey değildi allahtan, aynası göbeğime çarptı sadece.. yavaş gittiği için bi sorun olmadı ama canım acıdı yine de ve çok korktum:/ bi de işin garibi kaldırımdaydım ya.. kendi halimde karşıdan karşıya geçmek için ışıklarda bekliyodum yani.. geldi çarptı adam.. deli mi ne?&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- omzumdan yüklendiğim her ağırlığın bir bir kalktığını hissediyorum.. insanlar beni üzüyo ve sinirimi bozuyolar, kazık yiyorum ve başıma gelmeyen kalmıyo bazen.. ama sonunda kötü sandığım her olayda benim lehime olan bi durumla karşılaşıyorum ve seviniyorum.. böyle zamanlarda kadere daha çok inanıyorum.. ve allahın sevdiği kulu olduğuma da.. çünkü üzerinden zaman geçip, geri dönüp baktığımda öyle olaylar görüyorum ki, hepsi birbiriyle bağlantılı ve hepsi çok ince düşünülmüş gibi.. hiçbiri tesadüf diil sanki.. herşeyin bi anlamı var.. sadece ben yaşarken algılayamıyorum.. sonradan farkedebiliyorum yalnızca.. bu insana umut veren bişey..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- hayatımı adam etme yolunda son derece kararlı cat-walk adımlarla yürümekteyim sanırım.. aylardır ara verdiğim yoga'ya devam etmeye karar verdim.. hem fiziksel hem zihinsel olarak beni rahatlatan bişeydi o.. neden bıraktım bilmem.. ama bundan sonra üşenmezsem her sabah güneşi selamlayarak güne başlycam:Pp bu da milagro'nun sabahları beni bi yarım saat daha fazla bekleyeceği anlamına gelir -ki sanırım bu durumdan hiç hoşlanmycak!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bi de gidip kendime şu meşhur kitap secret'ı aldım.. ilk çıktığında devasa önyargımla deli gibi kaçmıştım o kitabı okumaktan ama bu aralar tam da böyle bişeye ihtiyacım var sanırım.. gidip okuyunca bi aydınlanma yaşamayı bekliyorum.. yaşamazsam çok pis bozulurum.&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bu da yetmedi abartıp şu kabala öğretisindeki gibi kırmızı bileklik olayına mı girsem dedim de şansımı fazla zorlamym ilk günden diye düşünüp vazgeçtim:P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- aslında tüm bunlar yazıya başlamadan önce çok daha mantıklı geliyodu bana ama şimdi ben de güldüm kendime.. iyice "küçük burjuva merve" oldum sanırım:)) yoga, secret, kabala falan.. işte insan neyden medet umcağını şaşırıyo böyle zamanlarda, naparsın..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bugünü sadece kendime ayırasım ve harika bi film izleyip saatlerce boş boş takılasım var.. şöyle şahane bi film keşfetsem, izleyince dünyam aydınlansa.. "nasıl izlememişim daha önce!" falan desem.. hala arıyorum, bakalım..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bi de yavaş yavaş tatile yaklaşmakla beraber içimdeki oyun sevdası yine türedi.. bu yaz için feci bağımlılık yaratan bişey keşfetmek istiyorum.. diablo ya da heroes3 tadında bişeyler.. bulduğum an yemişim secret'ını kabala'sını dicem.. o derece...&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-2553622731318745653?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/2553622731318745653/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=2553622731318745653&amp;isPopup=true' title='4 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/2553622731318745653'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/2553622731318745653'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/guys-i-love-you-but-i-love-myself-more.html' title='guys, i love you.. but i love myself more!'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TAz8OpuYkFI/AAAAAAAAAgQ/Ey8U0mx0D8k/s72-c/Simple_Happiness__by_Sky_flame.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>4</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-4305228708104175717</id><published>2010-06-06T19:06:00.008+03:00</published><updated>2010-06-06T21:30:12.350+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>kaldığım yerden..</title><content type='html'>&lt;a onblur="try {parent.deselectBloggerImageGracefully();} catch(e) {}" href="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TAvdCow8kWI/AAAAAAAAAgI/DLNTYNDGGJM/s1600/c18525f0aeddc0b6.jpg"&gt;&lt;img style="display: block; margin: 0px auto 10px; text-align: center; cursor: pointer; width: 324px; height: 400px;" src="http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TAvdCow8kWI/AAAAAAAAAgI/DLNTYNDGGJM/s400/c18525f0aeddc0b6.jpg" alt="" id="BLOGGER_PHOTO_ID_5479716408998531426" border="0" /&gt;&lt;/a&gt;&lt;br /&gt;bugün canım hiç durmadan yazmak istiyo.. o halde yazıyorum...&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- en son ne zaman sinemaya gittim hatırlamıyorum.. sanırım alice in wonderland'e gitmiştik milagroyla beraber.. film başladıktan 20dk sonra türkçe dublajlı olduğunu farkettiğimizde çok pis bozulmuştuk.. işin garibi ben söylemesem milagro izlemeye devam etcekti ingilizce film niyetine:P&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bak bu huyuma ben de gıcık oluyorum mesela.. bi ortamda sinir bozucu bi ses, yamuk duran bişey, titreyen bi telefon, ya da herhangi rahatsız edici bi durum varsa önce ben farkediyorum.. farkettikten sonra görmezden gelmen imkansız bi de.. çok kötü batıyo o sana.. öyle bi durumda hemen yanımdaki kişiyi de duruma uyandırıyorum -ki bu kişi çoğunlukla milagro oluyo..  her seferinde de aynı tepkiyi alıyorum, "sağol be! sayende ben de sinir oluyorum şimdi!" şeklinde..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- o diil de sinema açığını kapatsam şahane olcak.. hazır vizyonda güzel filmler de var.. kaçırmadan gitmek lazım.. çok özledim, çok çok..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- şu dünyada en çok sevdiğim tatlardan biri de parmesan peyniridir.. bardakta mısırla başlayan bu tutkum hızla artarak devam etmekte.. sonunda gidip toz halinde satılanlardan aldım, yakışsın yakışmasın istisnasız her yemeğe döküyorum.. harika oluyo bence..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- biriyle tanışıyosun mesela.. kısa zamanda kaynaşıp, kafalarınızın uyduğunu hissediyosun.. insanlara güvenmemen gerektiğini bal gibi bilsen de, ona açıyosun kendini.. hakkında çok şey anlatıyosun ve onu tanımaya çalışıyosun.. varlığı mutlu etmeye başlıyo seni, saatlerce konuşabilir hale geliyosun.. ama sonra birden ortadan kayboluyo o.. arkadaşın bile olmuyo senin.. paylaştığınız şeylerle uzayın derinliklerine gidiyo o da.. işte insana en çok koyan şeylerden biri de o.. başına geldiyse muhtemelen iki seçenek var, ya sen çok aptalsın herşeyi yanlış anladın, ya da o olduğunu sandığın insanın yarısı bile değil! çoğunlukla ikincisi çıkar..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- hamile olmak bi kadının başına gelebilecek en harika şey bence.. içinde seninle büyüyen, senin ve sevdiğin adamdan bi parça var düşünsene.. dünyaya ayak uydurabilecek hale gelene kadar vücudunda taşıyosun onu.. mucize gibi bişey!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- insanlar şu anime çizimlere hasta biliyorum ama bence dünyanın en itici en çirkin çizimleri.. ölümüne nefret ediyorum! devianta her girdiğimde görünce sinirimi bozuyolar.. sanata bok atmak istemiyorum ama çok aptal çizimler bence..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- çok uzun zamandır hiçbi işim gücüm olmadan yatakta uzanıp tv izlerken uyuyakalmamıştım.. allahım o nasıl güzel bi duygudur! nasıl özlemişim!! gözünü bi açıyosun sabah olmuş.. sen herşeyden habersiz uyurken biri gelip ışığını ve tvni kapatmış, üzerini örtmüş.. şahane bi his..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- evde annem, kardeşim ve benim aramda gizli bi ampul savaşı var.. ve hayır bu siyasi bişey değil, bildiğimiz ampul.. annem gidip evdeki ampulleri enerji tasarruflu olanlarla değiştirmiş.. bi tanesi daha insani aydınlatıyo.. o yüzden onu ben çaldım. sonra kardeşim benim okulda olduğum bi gün gelip benden çalmış, odasına takmış.. eve bi girdim önümü göremiyorum iğrenç bi aydınlatma.. banyoya girmesini bekleyip, çaktırmadan çalıp yine odama taktım.. bikaç gün sonra yine aynı iğrenç aydınlatmayla karşılaştım, bu sefer de annem benden çalmış.. aynen alıp geri taktım. şu an kimde bilmiyorum ama odamda yine bok gibi bi ışık var.. en kısa zamanda değiştirmem lazım!&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- annem ve kardeşim cephesinde bunlar yaşanırken, abimle de aramda abur cubur savaşı sürmekte.. eğer kendime bişeyler alıp kazara onu masamda unuttuysam mutlaka abim çaktırmadan alıp yiyo onu.. çöpünü de masamda bırakıyo sağolsun. aynı şekilde ben de buz dolabında ona ait bi red bull ya da jelibon fln görürsem anında aşırıyorum.. bu şekilde süre gelen bi düzenimiz var, ikimiz de bu konuda tek kelime etmiş diiliz.. üstü kapalı bi iç savaş gibi bişey..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- kedime karşı yoğun bi annelik duygusu hissediyorum sanırım.. her anında yanında olmak istiyorum, olamayınca çok üzülüyorum.. mesela dün uyuyakaldığımda bissürü şebeklik yapmış o.. çok güldürmüş annemleri.. sabah kalktığımda yaptıklarını bana anlatırlarken içim burkuldu bi anda.. çok çalışan bi annenin bebeğinin ilk defa anne demesini kaçırması gibi bi duygu çünkü:/&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- yarına bi ödev teslimim, hafta içine bi sınavım, 14üne de 20paftalık bi uygulama projesi çizimim kaldı.. sonra bi haftalığına da olsa ölümüne serbestim!!! ne yapsam nereleri gezsem, kimleri görsem diye plan yaparken bile heyecanlanıyorum.. muhtemelen hiçbişey yapmak zorunda olmamanın şokuna uğrayıp bikaç gün kendime gelemycem ama olsun:) düşüncesi bile güzel..&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;- bi arkadaşım fotoğraflarımı çekmek istedi, çok sevindim.. üstelik bu sefer daha profesyonel bişey olcak çünkü çekimi abimin stüdyosunda yapmaya karar verdik.. aklımda çok ölümcül konseptler var:) becerebilir miyim ve bu suratla ne kadar olur bilmiyorum ama bakalım.. merakla bekliyoruz..&lt;div class="blogger-post-footer"&gt;&lt;img width='1' height='1' src='https://blogger.googleusercontent.com/tracker/1859839782100211982-4305228708104175717?l=thepoorpaperdoll.blogspot.com' alt='' /&gt;&lt;/div&gt;</content><link rel='replies' type='application/atom+xml' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/feeds/4305228708104175717/comments/default' title='Kayıt Yorumları'/><link rel='replies' type='text/html' href='http://www.blogger.com/comment.g?blogID=1859839782100211982&amp;postID=4305228708104175717&amp;isPopup=true' title='17 Yorum'/><link rel='edit' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4305228708104175717'/><link rel='self' type='application/atom+xml' href='http://www.blogger.com/feeds/1859839782100211982/posts/default/4305228708104175717'/><link rel='alternate' type='text/html' href='http://thepoorpaperdoll.blogspot.com/2010/06/kaldgm-yerden.html' title='kaldığım yerden..'/><author><name>paper doll..</name><uri>http://www.blogger.com/profile/08755605478566480084</uri><email>noreply@blogger.com</email><gd:image rel='http://schemas.google.com/g/2005#thumbnail' width='31' height='27' src='http://1.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/ShgHU46fvtI/AAAAAAAAAHo/urtHd_f3HL0/S220/logodeneme4.jpg'/></author><media:thumbnail xmlns:media='http://search.yahoo.com/mrss/' url='http://4.bp.blogspot.com/_NNrIcjfz3yk/TAvdCow8kWI/AAAAAAAAAgI/DLNTYNDGGJM/s72-c/c18525f0aeddc0b6.jpg' height='72' width='72'/><thr:total>17</thr:total></entry><entry><id>tag:blogger.com,1999:blog-1859839782100211982.post-446412447198708725</id><published>2010-06-06T14:18:00.006+03:00</published><updated>2010-06-06T14:48:35.465+03:00</updated><category scheme='http://www.blogger.com/atom/ns#' term='pink side of the blog..'/><title type='text'>aşk.</title><content type='html'>&lt;object width="640" height="385"&gt;&lt;param name="movie" value="http://www.youtube.com/v/uy0HNWto0UY&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;"&gt;&lt;param name="allowFullScreen" value="true"&gt;&lt;param name="allowscriptaccess" value="always"&gt;&lt;embed src="http://www.youtube.com/v/uy0HNWto0UY&amp;amp;hl=en_US&amp;amp;fs=1&amp;amp;" type="application/x-shockwave-flash" allowscriptaccess="always" allowfullscreen="true" width="640" height="385"&gt;&lt;/embed&gt;&lt;/object&gt;&lt;br /&gt;&lt;br /&gt;biraz önce bu kısa filmi izledim.. aslında son bikaç aydır feysbuku açtığımda birileri paylaşmış oluyodu bunu ama izlemekten ısrarla kaçıyodum nedense.. içgüdülerimde yanılmamış olduğumu bi kere daha anladım.. izlememeliydim..&lt;br /&gt;izlememeliydim çünkü tahmin ettiğim gibi sinirimi bozmaktan başka bi işe yaramadı.. başroldeki adamdan bi farkım yok çünkü.. yüzüme vurulması durumumu daha da beter bi hale soktu..&lt;br /&gt;neden hayatımda aşk yokken tatsızım ben? neden günlerimin hepsi birbirine benzemeye başlıyo ve ben o günleri üzerime düştüğü gibi tamamlamakla yükümlüymüşüm gibi davranıyorum sadece??&lt;br /&gt;mutsuz ve keyifsiz oluyorum.. okula gidip geliyorum, birileriyle konuşuyorum, sıradan işlerimi hallediyorum, anormal bişey olursa gülüyorum ama çizdiğim genel tablo eksinin altında.. kırmızı çizgiler gözümü alıyo her yerde.. &lt;br /&gt;canımı sıkıyo bu durum.. aşkın geldiğinde insanın hayatını güzelleştirmesi güzel bişey, evet.. ama yokluğunun hayatımın içine etmesi gerçekten sinir bozucu.. öyle olsun istemiyorum.. tek başımayken ve o üç harfin varlığını unutmuşken de çok mutlu olmak istiyorum.. çoğu zaman elimden geleni yapıyorum ama yenik düştüğümü hissettiğim anda sinirlenip kendime kızıyorum.. o zaman da resmen eziyet ediyorum işte kendime bu kadar güçsüz olabildiğim için.. kendimle ve duygularımla ölümüne uğraşıp
